Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Akif Emre: Atasoy Müftüoğlu...
YeniŞafak yazarı Akif Emre'den bir Atasoy Müftüoğlu yazısı...
10 Nisan 2012 Salı Saat 22:15

Tüm renkleri yeniden kuşanmak
Akif Emre - aemre@yenisafak.com.tr







Atasoy Müftüoğlu kendini İslam'a nispet eden entelektüel bir figür olarak çok farklı bir yerde duruş sergileyen isimlerin başında gelir. Ömrünün "tam 52 yılını yazarak, okuyarak" geçiren bir düşünce ve eylem adamı... Geçtiğimiz günlerde birkaç dostla birlikte Atasoy Müftüoğlu ile bir İstanbul sabahında birlikteydik... Hala coşkulu, diri bir heyecan ve hala düşünen, sorgulayan, okuyan bir zihin...

Atasoy Müftüoğlu gibi gönlü ve kafası açık, ufku geniş bir düşünür-yazarla, her an iletişime hazır bir kalemle diyalog hem çok kolay hem de çok zordur. Sözünü esirgemez; net ölçüleri vardır. Muhatabının sosyal ve manevi ağırlığı ne olursa olsun doğru bildiğini bütün açıklığıyla söylemekten hiç çekinmez. Bu nedenle sevenler kadar karşı olanlar, hatta sevse bile karşılaşmaktan kaçanlar çoktur.

Ömrünün tamamını okumaya ve yazmaya hasretmiş olmasının yanı sıra "dava"sı olan bir düşünürdür. Herhalde onu en iyi tanımlayacak ifade bir "dava adamı" oluşudur. Eskişehir'de Deneme Dergisi'yle başlayan yazı ve eylem serüveni Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Diriliş, Edebiyat, Mavera çizgisinde devam etti.

Özellikle 1980'den sonra düşünsel anlamda yeni bir döneme girdi. Bu tarihten sonra, kendi ifadesiyle: "Zihinsel anlamda yeniden doğdum. Bütün dünya, bütün renkler, yorumlar, hareketler ilgi alanıma girdi, bütün isimler ilgi alanıma girdi." Büyük bir şevkle umut aşılayarak, fikir devşirerek evrensel bir İslam anlayışını soluklamaya, bu aşıyı tutturmaya çaba gösterdi.

Ne var ki bunca çaba, bunca "bilinç kuşanması" çabasına karşın umutsuz değil ama kat edilen mesafeden son derece müşteki. Nasıl olmasın ki? Yıllarca birlikte okumalar yaptığı, benzer umutları yeşerttiği insanları bugün çok farklı düzlemlerde, farklı konumlarda görmek... dahası özlemlerini adeta unutmuş görünmeleri onun için hoş görülecek ya da sosyolojik açıklamasının yapılacağı bir konu değil. Görüşmemizden hemen sonra okuduğum Hece'nin son sayısındaki yazısı sanki tüm dertleşmelerin özeti gibiydi: "Türkiye'de kendisini İslam'a nispet eden entelektüel çevre kültürel bir muhalefet, kültürel bir direniş, kültürel bir öfke oluşturmayı başaramadı."

Neden bir kültürel muhalefet oluşturamadı?

Bunun cevabı Atasoy Müftüoğlu için çok net ve açık: "Her tür konformizm, her tür statükoculuk, her tür muhafazakarlık bilincin düşmanıdır." Hepimizi, yapıp ettiklerimizi yeniden düşünmeye çağıran şu acıtıcı tespiti çok önemli: "Müslüman entelektüel çevre için İslam referans olmaktan çıktı." Çok acımasız gibi görünen bu yargı aslında sarsıcı bir gerçeği haykırıyor. Müslüman aydınların, kanaat önderlerinin, kalem erbabının son on yılda gündemlerine ve referans aldıkları kavramlara bakmak yeterli. Hem Müslümanların kendi sorunlarına hem de tüm insanlık sorunlarına dair önerilen çözümlere, kullanılan dile baktığımızda Atasoy Müftüoğlu'nun feryadı çok daha iyi anlaşılır.


Bunca çabadan sonra gelinen nokta onu yılgınlığa, umutsuzluğa mı düşürdü? Hayır! Diri bir zihin, diri bir tecessüs, sorumluluk bilinciyle okuyor, araştırıyor, anlatıyor, tartışıyor. Vardığı sonuçlara katılmayanların bile saygı duymak zorunda hissettiği bir sorumluluk ve aşkla sürdürülen okuma ve eylemlilik onun hayatı. Coşkunun ve umudun hiç eksilmediği bir eylemlilik hali onda okuma, düşünme ve anlatma.

Bunca hareketli hayatına, dünyanın dört bir tarafını görüp evrensel bir muştu peşinde koşmasına, sürekli hareket halinde olmasına rağmen evinden ve bürosundan başka hiçbir yerde yazı yazmayacak kadar da ayakları bir yerlere sağlam basıyor.

Ve hala 40 yıldır yazı yazdığı daktilosunu kullanıyor. Ve hala "İslam ümmetinin bütün renklerine, çabasına, mücadelesine aynı hassasiyetle, saygıyla yaklaşmayı" sürdürüyor. Mezhep eksenli çatışmanın körüklendiği şu kritik günlerde Atasoy Müftüoğlu'nun çağrısına bilincimizi kuşanarak yeniden dikkat kesilmenin vaktidir.

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Yorumlayan:
mkemal güven
Tarih:08 Temmuz 2013 Pazartesi Saat 11:53
Müftüoğlu Yiğit ve Yaşayan Bir Adamdır.
Yaşamak sen gibiyse acziyettir.
Yorumlayan:
Ahmed
Tarih:22 Mayıs 2013 Çarşamba Saat 15:18
Kahrolsun ABD
ABD ve onun piyonu katil Suriye muhaliflerini eleştirmek en asil davranıştır.Katil ABD'nin en büyük uşağı BOP başkanının verdiği yeşil dolarlarla Suriyedeki pis savaşı yöneten siyonist ajanların (Mustafa ÖZCAN,Kenan ALPAY,Ahmed VAROL,Hakan ALBAYRAK vb. gibi)dışında kalan ve yerli tağuta yalakalık yapmayan ÖZGÜR MÜSLÜMANLARA SELAM OLSUN........
Yorumlayan:
can güven
Tarih:21 Mayıs 2013 Salı Saat 09:28
Kanlı yarasalar !
YUSUF BEY !DAHA SEN YANIBAŞIMIZDAKİ ÜLKEDE NELER OLUYOR,Kimler hangi planların hesapların peşinde,katliamları tezgahlayanlar kim ve KATLİAMCILAR kimlerin taşeronu OLDUĞUNU bilmiyorsun..Bu kapasite ile Atasoy müftüoğlu,Ali bulaç gibi yüksek bilinçleri anlaman düşünülemez..Yazdığın suçlamalar,ÖSO-EL NUSRA -İSRAİL-ABD-AKP nin kanlı tetikçi -iftiracıları olan "HAKSÖZ" Ekibi ve TESLİSÇİ kenanın iftiralarından başka birşey değil!"ÖZGÜRDER" VE "HAKSÖZ" kendileri gibi düşünmeyen tüm yazar-aydın-alim insanlarımıza karşı,İTİBARSIZLAŞTIRMA operasyonu yürütüyor.İnsanlarımızın abd-akp-fetula-katar-suut tarafından kurulan kanlı tezgahı,ümmete kurulmuş mezhepçi saldırıyı farketmesinden korkuyorlar..Atasoy ağabey ve ali bulaç ,Siyonist sorozun kanlı dolarlarından beslenmeden dik duran 5-10 aydınımızdan ikisidir.. Bu alçak tezgahı deşifre eden yazıları,yarasaları rahatsız etmekte..
Yorumlayan:
Yusuf YILMAZ
Tarih:20 Mayıs 2013 Pazartesi Saat 09:58
Atasoy Müftüoğlu ve Ali Bulaç Öldü
Evet başlık doğrudur.Her iki İslam aydını öldü.Ama nasıl öldüler.Suriye'de Müslümanlara çocuk, kadın, yaşlı denilmeden diri diri Esad denen kafir haydut ve yardakçıları İran ve Hizbullah başta olmak üzere olmak üzere ABD,İsrail,AB;Rusya'nın saldırı ve küfürlerine karşı sessiz oldukları için öldüler. Kıyamette de bu ölü seslerinin hesabını Yüce Rabbimize hiç kuşkusuz vereceklerdir.