
Erdoğan, Gazze'ye giden gemilere saldırıp katliam yapan İsrail'in saldırısı hakkında AKParti grup toplantısında konuştu. İsrail'e sert mesajlar verdi. Peki bu mesajlar, bu sözler yeterli mi? Erdoğan ne yapmalı? Ne söylemeli?
Aslında Türkiye'nin vermesi gereken tepkinin hangi ölçüde olacağını vereceğimiz şu örnekten anlayabiliriz:
İşgalci İsrail birkaç sene önce Gazze'ye saldırdı. HAMAS'ı bitirmek için saldırmıştı ve katliam yapıyordu. İslami Direniş Hareketi HAMAS'a gerçekten büyük zarar veriyor ve hatta HAMAS'ın o zamanki durumu yine ambargodan dolayı hiç iyi değildi bu yüzden etkisiz hale getirilebilme tehlikesi vardı. İşte tam da İsrail yüzlerce insanı öldürürken Hizbullah arka taraftan Lübnan'dan İsrail'in dikkatini dağıtmak, katliamı durdurmak ve HAMAS'ı kurtarabilmek için 2 İsrail askerini esir aldı. Gazze'de katliam yapan İsrail birden bire savaşı, katliamı, soykırımı bırakıp doğrudan doğruya Lübnan'a döndü ve Lübnan'ı bombalamaya başladı. Lübnan'da yüzlerce kişiyi öldürdü, BM'ye ait okulları, araçları vurdu. Dünyayı hiçbir şekilde takmadı. Bütün bunların sonucunda Hizbullah'tan sağlam bir tokat yedi ve yenildi o ayrı mesele.
İsrail'in bu hareketinden anlamamız gereken birşey var. Açık denizde İsrail'e karşı saldırma ihtimali olmayan, sadece insani yardım malzemesi taşıyan bir gemiye operasyon yapılıp 9 Türkiye vatandaşını öldürmek onlarcasını yaralamak ve daha sonra 400'ünü tutuklamak sizce yukarıda verdiğimiz örnekle bir mi? Hiç alakası yok. Ama İsrail'in Lübnan'a yaptığı ile kıyaslamak gerekirse Türkiye'nin, İsrail'in yaptığının katbekat daha fazlasını yapması gerekiyor.
Peki Hükümet gerekeni yapacak mı? Hiç sanmıyorum, tam anlamıyla gerekenin yapılacağı bir devlet sistemine sahip değiliz. Hükümetin daha önce İsrail'e One Minute çekmesinden sonra İsrail ile anlaşmalar imzalamaya devam etmesi, İsrail aleyhinde açıklamalar yapıp İsrail'e milyonlarca dolar yardım sağlayan Heron alımı yapması ortadaki çelişkiler. İsrail'e para kazandırılıp o paralarla önce filistinlilerin şimdide Türkiyelilerin vurdurulması mantığı anlaşılır olamayacağı gibi bu saldırıdan sonra da korkarımki bu anlaşılamaz tavır devam edecek.
Ancak bir noktayı es geçmek kesinlikle mümkün değil. Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı açıklamalar çok sertti. Erdoğan bu açıklamalarda İsrail'e adeta düşmanlık ilan etti. İsrail'e karşı çok yerinde tespitler yapan Erdoğan'ın en önemli, en vurucu iması ise "Türkiye, yeni yetme köksüz bir devlet değildir !" açıklamasındaydı. Bu açıklama 60 senelik işgal devleti İsrail'e karşı öyle bir ima içeriyorki, Ahmedinejad'ın, Halid Meşal'in, Nasrallah'ın İsrail'e bakışı ile Erdoğan'ın yani Türkiye'nin bakışının aynı olduğu anlamına geliyor. Yeni yetme bir devlet diyerek İsrail'in işgal devleti olduğu ve meşru bir devlet olmadığı mesajını veriyor Recep Tayyip Erdoğan. İşte bu açıklama Tayyip Erdoğan'ın tarihe geçecek bir açıklamasıdır ve bu mesaj İsrail'in çöküşünün ne kadar hızlı bir şekilde devam ettiğini gösteren bir açıklamadır. İsrail'i ilk tanıyan devletlerden olan Türkiye, İsrail'e çöküşünün başlangıcında da ilk büyük darbeyi vuracak gibi.
Akparti hükümetinden çok ses getirecek eylemler beklemenin mantıklı olacağını düşünmüyorum. Akparti'yi İsrail ile ilişkileri kesmedi diye, İsrail'e savaş açmadı diye suçlamak da kesinlikle mantıklı değil. Çünkü bugün Akparti hükümeti dolayısıyla Türkiye, Ortadoğu'da olan Batı-Direniş savaşında batıda diplomatik rol oynayacak taraf konumundadır. Bu savaşta Türkiye'nin İran'a karşı yapılacak yaptırımları engellemek için Uranyum Takası anlaşması yapması daha doğrusu İran'a böyle bir zafer kazandırması örneği Akparti'nin rolünü ve görevini çok açık ortaya çıkarıyor. Bu yüzden Türkiye'den diplomatik yollardan çekilmek gibi bir karar almasını beklemeyelim, bunu yapmadılar diye suçlamayalım. Ama bu Akparti'ye İsrail'e savaş aç, İsrail ile ilişkileri kes baskısı yapılmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Nasıl yani diyeceksiniz hem Akparti'den savaş veya ilişkileri kesmesini beklemeyelim hemde bunu yapması için baskı yapalım. Evet aynen böyle yapılmalı. Akparti hükümeti bunları yapamasa bile, bunları yapamayacak konumda olsa bile asıl yapılması gerekenin bunlar olduğu mesajını vermek için Akparti'ye bu yönde baskı yapılmalı ve kamuoyunda gündem oluşturulmalı. İsrail devletine karşı olacak bütün söylemler, bütün istekler dillendirilmeli, konuşulmalı ki İşgal devletinin meşru olmadığını, olamayacağını herkes anlasın.
Akparti bundan sonra uluslararası arenada elinde bulunan diplomasi gücünü kullanarak İsrail'e saldıracak. İsrail'i hem dünya kamuoyunda hemde çeşitli platformlarda sıkıştırıp, yıpratacak. Evet, Erdoğan'ın da dediği gibi; İsrail çok güçlü bir diplomatik düşman kazandı.
Yorumlayan: |
furaya |
Tarih:02 Haziran 2010 Çarşamba Saat 10:13 |
bundan sonrası...
bundan sonrası bizlere düşüyor artık.herkes bu olayları -üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin- gündeminde capcanlı ve taptaze tutmalı.bundan sonra yapılacakları bizlerin tavırları belirleyecek kesinlikle.eğer bir hafta sonrasında,olayın sıcaklığı geçince türkiyenin gündeminde,insanların dilinde yine eskisi gibi futbol maçları,bilmem hangi sanatçının konseri,tv dizileri,magazin haberleri yer etmeye devam ederse tabi ki başbakanın çıkışları sadece laftan ibaret kalacak.eskisi gibi ilişkilere devam edecekler.EY MÜSLÜMAN UYUMA,UNUTMA VE UNUTTURMA... |
||
Yorumlayan: |
tuğba |
Tarih:01 Haziran 2010 Salı Saat 21:13 |
....
evet toplum olarak üstümüze düşen görevleri yerine getirmeli, asla sessiz kalmamalıyız. tepkimizi göstererek hem davaya destek olmalı hemde atacağı adımlarda devletin arkasında koca bir millet olduğunu göstermeliyiz. tabii yazıda da belirtildiği üzere türkiyenin dünya üzerideki diplomatik konumunu göz önünde bulundurarak, bazı şeylerin yapılması gerektiğini bilmemize rağmen yapılamayacağını anlamalıyız. fakat ileride dengelerin değişmesinde bugünlerde alınacak kararların çok etkili olacağı bilincinde olmalıyız. bu şekilde hem sonuna kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermeli, hem de dünya milletlerine örnek olarak unutulmuş insani değerleri, duyarlılıkları hatırlatmalıyız... |
||