
“…zulüm yapmaya şartlanmış olanlar; (Kıyamet günü) azaba uğratıldıkları zaman görecekleri gibi, bütün kudreti yalnızca Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın cezalandırmada ne çetin olduğunu da keşke bilselerdi.” (Bakara:165)
Zalimler egoisttir
Öyle egoisttirler ki; varlıklarını, saltanatlarını başkasının kanı-canı üzerinde kurarlar.
Saltanatları için başkalarını yok ederler.
Çoğu kez, bu bir hastalık halini alır!
Saltanata gelebilecek en ufak bir halel için, binlerce cana kıyılır.
…
Firavun, gördüğü rüyayı yorumlatır.
Yorumcular, “bu gece bir çocuk dünyaya geldi ki o, gelecekte senin saltanatını yıkacak olandır” deyince; Firavun, saltanatına zarar getirir endişesi ile ve sadece,
bu rüyanın yorumundan hareketle, katliam emrini verir.
O yıl dünyaya gelmiş bütün bebeklerin kafası kesilecek.
Aynısı yapılır.
Ve o yıl dünyaya gelmiş bütün bebeklerin kafası kesilir.
Firavun’un saltanatına zarar gelir ihtimaline karşılık!
Öyle ya, bir ihtimal da olsa; ya zarar görürse saltanat!
O zaman binlerce sabi, bu ihtimale karşı katledilmeli!
İşte zalimlerin mantığı…
İşte Firavun mantığı…
Ama Rabbü’l Âlemin, o yıl dünyaya gelmiş Musa (a.s)’ı Firavun’un sarayında büyütür.
O şedit zalimin elleri arasında, büyütür Musa (a.s)’ı!
Sonuçta kar etmez, binlerce bebeği katletmesi…
Ve sonuçta, suya gark olur, boğulur gider o şedit zalim!
…
Nemrut da öyle bir zalimdi ki,
Saltanatı için, insanları ateşte yakarak cezalandırırdı.
Ve en korktuğu şey ölümdü!
Kendi ismini “Na murut” koymuştu.
“Na murut” ölümsüz demekti.
Putlarını kıran Hz. İbrahim’e, ateşte yakılma cezası verdi.
Ateşi gülistana çeviren kâinatın sahibi,
Nemrut’a ve ordusuna bir sivrisinek kaflesi göndermişti.
Sivrisinekler, bu askerlerin burnundan, kulaklarından
girer, beyne ulaşır ve orada ölümü gerçekleştirirlerdi.
Na murut’a bu kez, murut gelmişti..
Yanı, sözde ölümsüze, ölüm gelmişti…
O’nun da burnundan girdi, (rivayete göre topal bir sivrisinekti)
ve beynini zonklattı zalim Nemrut’un... Uzun zaman o acıyı tattırdı o zalime…
Yakınları, bu acıya dayanamadığını görünce, hayatına son vererek,
Ölüme gönderdiler, sözde ölümsüz zalimi..!
Ölümü uzaklardan bekleyen, bu uğurda nice canlar yakan;
Bu zalime, en yakını, yanı oğlu göndermişti o korktuğu ölümün kocağına!...
…
Zalimler birbirine benzer.
Çağdaşı, tarihtekinin aynısını yapar.
Firavun’un, Nemrut’un çağdaşlarına bakınız.
Hiç fark ediyor mu?
Şu Kaddafi’ya bakınız, nede benziyor tarihte kilerine…
Yapışmış saltanatına “gitmem” diyor.
Ülke bombalanıyor, her gün yüzlere varan insan ölümleri yanında, harabeye döndü ülkenin kaynakları!
Ama o, direniyor, yapışmış kene gibi, gitmiyor.
En haksız şeyi haklardan bir hak görüyor!
Behey zalim, kim verdi bu hakkı sana?
Kim verdi? Nerede doğuyor bu hak? Milletin sırtına binip, iliklerini emmeyi!
Direniyor da direniyor.
Mutlaka emmeye devam edecek milletin iliklerini!...
İşte zalimlerin vahşiyane yüzü…!
…
İslam Âlemi, tepesinde zalimler senfonisini yaşamaktadır günümüzde…
Mısırda son Firavun Mübarek, Tunus’ta Ali Bin Zeynel Abidin giderken,
Libya’da Kaddafi, Yemende, Ali Abdullah Salih direnmeye devam ediyor.
Fas kralı Muhammedi, Suudi Arabistan Kralı, Kral Abdullah,
Cezayir devlet başkanı Abdülaziz Buteflika,
Katar devlet başkanı, şeyh Hamad Bin Halife Tehani,
B.A.E devlet başkanı Şeyh halife Bin Ziyad El Nahyan,
Kuveyt Emiri el Ahmet el cebir el sabah, ümmetin sırtında saltanatlarını sürdürmeye devam ediyorlar.
…
Bir Kaddafi Güruhu da Suriye’de direniyor.
% 8’lik Nusayri destekli Beşşar Esad, Suriye’li % 90’lık Müslüman’ın başında boza pişirmektedir. Kırk yılı aşkındır; sömürüyor, zindanlara tıkıyor ve katlediyor!
Kırk Bir yıl önce yönetimi, dış güçlerin de yardımı ile bir şekilde ele geçirmişlerdi!
O gün bu gündür, kan-zulüm devam ediyor. Müslümanlar artık isyan ediyor, artık yeter diyor. Ama zalimler, zulüm saltanatlarını bırakmak niyetinde değiller. Binmişler silah zoru ile % 90’nın sırtına ve emmeye devam ediyorlar; kanlarını, iliklerini analarının ak sütü imiş gibi!
Orada ki Müslümanları, sanki Allah bu zalimler sırtına binsinler; sömürsünler,
ses çıkardıklarında da öldürsünler diye yaratmış!
Şu mantığa bakın, gitmemeye direniyor, katliam yapıyor!
Niye bunu yapıyorsun?
Sömürüye, ezmeye devam edecek! Tamam, da, kim verdi bu hakkı sana?
Silah zoru ile dış güçlerin desteği ile almış !
İşte zalimlerin vahşiyane yüzü!
İşte Firavun mantığı!!!
Allah aşkına, bunu savunabilen, bırakın Müslümanlığı insan olabilir mi?
…
Müminler, kendilerini savunmalı ve direnmeli.
Bakınız Âlemlerin Rabbi ne diyor;
“(Mümünler) öyle kimselerdir ki, Rablerinin çağrısına kulak verip, Namazı hakkı ile ifa ederler. İşlerini istişare ile yürütürler. Kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.
Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman (kahramanca birbirlerine yardım ederek) kendilerini savunurlar. (Şura:38-39)
…
Evet, nefret ediyorum bütün zalimlerden.
Kin duyuyorum bütün zalimlere
Müslüman zulmedenlere yakınlaşmaz.
Ne pahasına olursa olsun, ne makam adına olursa olsun ve ne menfaat karşılığı olursa olsun. En ufağında da olsa meyletmez ona.
Allah (cc),bakınız dikkatimizi nereye çekiyor ve ne buyuruyor.
“Sakın zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur.”
(Hud:113)
Ve kâinatın sahibi, zulmedenlerin kurtuluşunun olmadığını nasıl vurguluyor,
Nisa168-169 da:
“ O inkâr edip zulmedenler var ya, onları Allah, ne bağışlayacak, ne de bir yola iletecektir.
Sadece cehennemin yoluna iletecek ve orada ebedi kalacaklardır. Bu da Allah’a çok kolaydır.”
diye buyurmaktadır.
Ve Rabbul Alemin’in son bir ifadesi ile;
“İyi bilin ki Allah’ın laneti zalimler üzerinedir.”
(Hud:18)
…
Yorumlayan: |
ilhan Günaydın |
Tarih:02 Ağustos 2011 Salı Saat 00:11 |
Allah'ın laneti tüm zalimlerin üzerine olsun
O bombaları atanlarda onladan çok daha zalimler , ya kendimiz olup dirileceğiz ya da ancak oturduğumuz kucak değişecek ,Afganistan'da olduğu gibi. |
||