Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Arınç: İran ismindeki İslam kelimesini çıkarmalı
'Eğer onlardan bir ses seda çıkmazsa ülkelerinin içindeki İslam kelimesini çıkarmaları gerekir.'
05 Şubat 2012 Pazar Saat 14:13
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hükümet olarak Suriye'de yaşanan bu olaylara seyirci kalmayacaklarını, mevcut yönetimin halka baskı uygulamasını ve öldürme olaylarının bir an evvel son bulması gerektiğini her defasında ısrarla söylediklerini belirterek, ''Ne yazık ki ana muhalefet partisi de muhalefet partisi de Suriye'nin iç işlerine karışmamak gerektiğini, Türkiye'nin böyle bir meselesi bize söylüyordu. Son Kandil gecesinde yaşanan vahşeti gördükten sonra sayın Kılıçdaroğlu'nun da sayın Bahçeli'nin de bu konuda neler söyleyeceğini merak ediyorum'' dedi.
Arınç, bir otelde iş adamlarıyla yaptığı toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Arınç, bir gazetecinin, ''Mevlit Kandili gecesi Suriye'deki saldırılarda 260 kişinin öldürülmesi vahşet olarak değerlendiriliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna Arınç, ölü sayısının 260 değil 500 kadar olduğunu bildirdi.

Olayın üzüntü verici olduğunu, Suriye'de devam eden ve adeta katliam haline gelen bu öldürme olaylarının uzun süredir Türkiye'nin gündeminde, en önemli yeri işgal ettiğini belirten Arınç, şunları söyledi:

''Hükümet olarak Suriye'deki yaşanan bu olaylara seyirci kalmayacağımızı, mevcut yönetimin halka baskı uygulamasını ve öldürme olaylarının biran evvel son bulmasını her defasında ısrarla söylüyorduk. Ne yazık ki ana muhalefet partisi de muhalefet partisi de Suriye'nin iç işlerine karışmamak gerektiğini, Türkiye'nin böyle bir meselesi olmadığını bize söylüyordu. Son Kandil gecesi yaşanan vahşeti gördükten sonra Sayın Kılıçdaroğlu'nun da sayın Bahçeli'nin de bu konuda neler söyleyeceğini merak ediyorum.''

Arınç, bu tür olayların yaşandığını ve daha da acıların yaşanacağını tahmin ettiklerini ve bu yüzden kaygı duyduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Maalesef bütün Müslümanlar için kutsal sayılan bir gece olan Mevlit Kandili gecesi, Esad ve askerleri Hama'yı Humus'u kuşattılar, bombaladılar. Sizin rakamlarınız çok eksik. 500'e yakın maalesef arkada ceset bıraktılar. Bir Kandil gecesinde hangi dine mensup olursa olsun insanlara insanlara ilişmemek, öldürmemek gerekir. Ama gözlerini kan bürümüş bu yönetim, emrindeki insanları, adeta tek tek öldürmek üzere görevlendirmiş bulunuyor. Biz bundan büyük ızdırap duyuyoruz. Türkiye'nin Suriye'ye karşı yürüttüğü diplomasinin de tutumun da ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz Mart ayından bu yana Suriye'de yaşanan olaylara, Türkiye en duyarlı tepkiyi vermiştir.''

-''Her ülkenin bu olay karşısında kendisini test etmesi gerekir''-

Arınç, ne yazık ki Türkiye'nin bu konuda hem içeride hem de dışarıda yalnız bırakıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

''Çok utanç veren, insana ızdırap veren husus da şudur; Birleşmiş Millerler Konseyi'nde bu vahşetin durdurulması için ülkeler karar tasarısı alıyorlar, Rusya ve Çin veto ediyor. Zaten BM'nin bu yapısı artık şiddetli bir şekilde sorgulanmalıdır. Herkesin ittifak ettiği bir konuda veto hakkı bulunan 5 ülkeden birisinin bu hakkını kullanması bütün ülkelere karşı bir duruştur. Savunduğu ilke adına insanların öldürülmesine göz yuman bir ülke, dünyada her zaman kınanacaktır ve ayıpla karşılanacaktır. Biz hükümet olarak bugüne kadar yaptıklarımızı bundan sonra daha yüksek sesle, bir taraftan Arap Birliği bir taraftan BM, bir taraftan Türkiye'de tek başına, hak, hakikat ve Suriye halkının yanında bütün adımları atacak ve üzerine düşen insani görevi kardeşlik görevini yerine getireceğiz. Suriye'de bir kandil gecesinde yaşanan bu vahşeti İran nasıl karşılıyor, duymak istiyorum. Lübnan nasıl karşılıyor duymak istiyorum. Irak üzüntü duyuyor mu, duymak istiyorum. Eğer onlardan bir ses seda çıkmazsa ülkelerinin içindeki İslam kelimesini çıkarmaları gerekir.

Bizim bildiğimiz İran İslam Cumhuriyeti diye bir ülke var. Yoksa İran filan mezhep grubu adına bir ülkenin ismi yok. Dolayısıyla bu dayanışma, Müslümanların göz göre göre öldürüldüğü bir gecede bir günde görmezlikten gelinecek bir şey değildir. Her ülkenin bu olay karşısında kendisini test etmesi gerekir. Dolayısıyla Suriye yalnız bırakılmalıdır, yönetim olarak. Halkını kucaklamalıyız, masum insanlarla kardeşlik hukuku içinde olmalıyız ama ülkeyi yöneten yönetimlerine ve onların emrindeki silahlı güçle karşı bütün imkanlarımızı kullanmalıyız. Yaşanan bu vahşet adeta devam edecek gibi görünüyor. Herkes üzerine düşeni mutlaka yapacaktır.''

***

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,''Biz gerçek sanatçıyı da sanatı da onlardan daha iyi biliriz. Önce kendilerine bir baksınlar, en azından referandum öncesi 'evet' demeyi düşünen sanatçılara karşı kullandıkları o utanç verici kelimelere bir baksınlar'' dedi.

Arınç, iş adamlarıyla yaptığı toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Arınç, bir gazetecinin, ''Sizin yazar Paul Auster'i Atatürk'e benzetmenizi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bülent Arınç sanattan ve sanatçıdan anlayan en son kişidir' ifadesini kullandı. Bu konuda neler diyeceksiniz?'' sorusu üzerine, kendisinin Atatürk ile Paul Auster arasında müthiş bir benzerliği ortaya koyduğunu belirterek, ''Fotoğrafa kim bakarsa baksın Bülent Arınç, ne kadar dikkatliymiş diyecektir'' değerlendirmesinde bulundu. ''Biz gerçek sanatçıyı da sanatı da onlardan daha iyi biliriz'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Önce kendilerine bir baksınlar, en azından referandum öncesi 'evet' demeyi düşünen sanatçılara karşı kullandıkları o utanç verici kelimelere bir baksınlar. Mesela sayın Kılıçdaroğlu, hemen sağ tarafındaki Süheyl Batum'a dönse, 'Aa sen Sezen Aksu'ya 'sazan' demiştin değil mi?' diye hatırlayacaktır. Bir başkasına dönüp baksa, Orhan Pamuk'a nasıl hakaret edildiğini görecektir. Bir başkasına dönse Orhan Gencebay için nasıl çirkin kelimeler kullanıldığın göreceklerdir. Onların sanat ve sanatçı adına düşündükleri ve anladıkları sadece, kendileri gibi düşünen ve hareket eden kişiler olmalı herhalde. Halbuki sanat evrenseldir, sanatçı takdir edilecek insanlardır. Sanatın gerçek sanat olarak her zaman başımızın üstünde yeri var. Ama referandum öncesinde en azından en yakın planda onu hatırlıyorum, 'Evet denmelidir bu Anayasa oylamasında' diyenlere nasıl hakaret ettikleri milletimizce çok iyi bilinmektedir. Benim için değerlendirme yapacağına sağındaki solundakine baksın ona göre konuşsun. Buradan da selam olsun Kılıçdaroğlu'na.''

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Yorumlayan:
Islamovic
Tarih:07 Şubat 2012 Salı Saat 11:40
.
Bunun yanında bazı çevrelerin,
1) Neden Esad yönetimine karşı sessiz kaldığını ve sürekli başkalrını suçlamaya çalıştığını, topu sürekli başkalarına attığını,
2) "Direniş Cephesi" nin neden Esad'a gerekli yaptırımları uygulamak yerine (bu yaptırımların ille de fiziksel olması gerekmez) birkaç açıklama ile yetindiğini ve geçiştirildiğini
3) Hal böyle iken aynı çevrelerin bütün suçu neden Katar, Suudi ve Türkiye ye attığını ve inatla İran'ı masumlaştırdığını anlayamıyorum. Türkiye'nin tek farkı Batı ile işbirliği yapıp zulme ortak olması. İran ise Batı ile işbirliği yapmaksızın zulme ortak olmakta. ortada böylesine bir zulün varken bir kelam dahi neden edemiyorsunuz da sürekli lafı baka yerlere çekiyorsunuz??? Daha fazla ileri gitmek istemiyorum.
Vesselam
Yorumlayan:
Islamovic
Tarih:07 Şubat 2012 Salı Saat 11:20
.
Paksoy kardeş,
Arap birliği gözlemcilerinin raporunu okudum.
Ancak bu raporda söylediğin tarzda bir yorum yok. yalnızca kısıtlı bir zaman aralığında gözlemcilerin tanık olduğu kısıtlı birtakım olaylardan bahsedilmekte, bu maddelerden birkaçında silahlı grupların hükümet güçlerine saldırısı sırasında sivil kayıpların olduğu yazmakta. bunun dışında birkaç yerde asılsız haber çıktığı, bazı yerlerde ölü sayılarının abartıldığı belirtilmekte. Ancak hükümet güçlerinin sivilleri korumaya çalıştığı yorumunu siz yapıyorsunuz. Bunun yanında toplu katliamlardan, basına sızan videolardan işkence görüntülerinden, Esad güçlerinin gözlemcileri kandırmak için çektiği kalitesiz "filmden". kısacası bizim bildiğimiz ve failinin de inkar edemediği olaylardan bahsedilmemekte. Ve Katar ve Suudi'nin bu raporu saklamaya çalışacağı ise akla yatkın bir iddia olacaktır.
Yorumlayan:
paksoy
Tarih:06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 18:40
arap birliği
Arap birliği gözlemcilerinin raporunda açık bir şekilde sivillerin bir çoğunun silahlı muhaliflerin eliyle öldürüldüğü Suriye rejiminin sivilleri korumaya çalıştığı yazıyorken neden Katar ve Suudi bu raporu saklama gereği duydu ?

Raporun tam metni burada okuyun. http://www.columbia.edu/~hauben/Report_of_Arab_League_Observer_Mission.pdf
Yorumlayan:
paksoy
Tarih:06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 18:37
islamovic kardes
Bu bölgede İran ve Turkiye onayı olmadan bir şey yapılamaz. O yüzden senin İran neden çözmüyor lafın havada kalıyor! Turkiye Suriye konusunda İran Cumhurbaşkanı'nın geçen ağustos ayında Erdoğan'ı arayarak "ABD'yi karıştırmadan beraber bu işi çözelim Esad'a doğru yolu biz gösterelim birlikte ortak arabulucu grubu kuralım batılılar çözüm istemiyor kaos istiyor" http://www.haberturk.com/dunya/haber/662000-ahmedinejaddan-erdogana-suriye-teklifi diye yaptığı çağrıyı redderek ABD İsrail, Suudi Katar çizgisinde hareket ederek kaos oluşturacak politikalarla Suriye'yi kan deryasına çevirdiler. Afganistan Irak Libya gibi ülkelerde ABD'ye müslüman toprakları işgal etmesi için üsler açan hatta asker yollayan hükümetin bir adamı İran'in müslümanlığını sorgulama yüzsüzlüğüne cüret edebiliyor.
Yorumlayan:
Islamovic
Tarih:06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 01:54
.
İran ağustos ayında ABD'siz bu işi çözebiliyorduysa şimdi neden çözemiyor? Muhaliflere silah dağıtmasaymış. Vay be, cidden muhaliflerde silah olmasa ölmezler miydi? Bu nasıl bir şey, bu mantığa bayılıyorum.

Arınç, marınç, ABD, maABD bunlar hikaye. Başkasına kusmadan önce dönün bir vicdanınıza sorun.Rahat rahat Esad yönetimine öfkelenebiliyor musunuz?Ya da zulme en az Türkiye kadar sessiz kalan İran rejimini de arınç denen adamı eleştirdiğiniz kadar eleştirebiliyor musunuz bir sorun kendinize! Hedefi şaşırtmak kolay tabi. Dönün bir kendinize sorun, şu ana dek İran Türkiye'den fazla olarak ne yaptı Suriye için? Pardon yanlış anlaşılmasın, Suriye YÖNETİMİ için değil, Suriye HALKI için? Tamam ikisi de konuşuyor, ikisi de yanlış diyor. Bana tek bir fark söyleyin. Söyleymezsiniz, o halde İran'ı neden masumlaştırıyorsunuz da arıncı tefe koyuyorsunuz, aradaki fark nedir???? Ben bu farkı biliyorum biliyorum, siz de bal gibi biliyorsunuz, ama söyleyemiyorsunuz!!!
Vesselam...
Yorumlayan:
muharrem demir
Tarih:06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 00:53
pensilvanya
pensilvanyanın sesi radyosunu dinler gibi oldum...
Yorumlayan:
MUHAMMED FATİH
Tarih:05 Şubat 2012 Pazar Saat 22:36
terbiyesiz
sayın arınç ırak ta namusu kirletilen binlerce müslüman bacının ve 1,5 milyon öldürülen insanın meşruluğunu acaba devletin laik olmasınamı bağlıyor.
Yorumlayan:
Esad Kafkas
Tarih:05 Şubat 2012 Pazar Saat 22:05
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
Yorumlayan:
Muhammed Ömer
Tarih:05 Şubat 2012 Pazar Saat 21:52
HERZAMAN
EHLİ SÜNNETİN DÜŞMANI OLMUŞTUR. ŞİA(FİTNE)
Yorumlayan:
paksoy
Tarih:05 Şubat 2012 Pazar Saat 15:38
arınç
Sen Suriye'li muhaliflere silah dağıtmasaydın barındırmasaydın bunlar olmazdı arınç ! İran size Ağustos ayında "ABD'siz bu işi çözelim Esad'a doğruyu biz gösterelim" dediğinde neden redettiniz? Neden her zaman ABD'nin kuyruğunda dolanıyorsunuz. İslam dünyasında olan katliamların hepsinde sizin vebaliniz büyük çünkü katliam yapanlarla her zaman bir oldunuz! Irak, Afganistan, Libya şimdi de Suriye hep şeytanın çocuklarıyla aynı yerde durdunuz. Şimdi de İran'ı mı suçluyorsun. Seni Allah'a havale ediyorum.