Atasoy Müftüoğlu: İslamcılık, Arap Baharı, FETÖ ve Suriye

Üstad Atasoy Müftüoğlu, Medyascope’ta gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı.

Üstad Atasoy Müftüoğlu, Medyascope’ta gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı.

Türkiye’de ve dünyada İslamcılık”ın konuşulduğu programda, Atasoy Müftüoğlu’nun öne çıkan açıklamaları şöyleydi:

İslamcılık meselesi

– İslamcılık kavramı, dışarıdan üretilerek Müslümanlara tahmil edilmiştir.

– İslamcılık, İslam’ın yeniden bir dünya vizyonu kazanmasını isteyen/talep eden kesime işaret ediyordu; kimi zaman bu kavram çok istismar edildi… Ama hiçbir zaman gerçek durumun ifadesi olacak şekilde sağlıklı değerlendirmeler yapılmadı.  Maalesef, İslamcılık etkili bir sürece dönüşmedi.

– İran İslam Devrimi’nin tarihin son 500 yılının en özgün, en bağımsız hareketi olduğuna inananlardanım. Devrim, o zamanki İslam dünyası toplumları için bir düştü ve bu gerçekleşti.

– Hala devrimin çok önemli olduğuna inananlardanım; ancak bugün devrim kendisini Şii ufka ve perspektife kapatmamış olsaydı, oradan yeni bir model çıkacaktı. Yeni bir dünya tarzı, siyasal sistem, ekonomik sistemin imkanları konuşulacaktı. Maalesef evrensel bir model olma imkanını kaybetti, Ulus-devlet refleksi gösterdi. Devrimci düşünce geçmişte ahbari geleneğin baskısı altındaydı; bugün ahbari gelenek yeniden güçleniyor. Bu da, İslami anlamda işbirliğine imkân vermiyor…

– İslam dünyası toplumlarının çok hayati, derinlikli yapısal sorunları var. Zaman zaman kimi sorunlarla karşılaştığımızda, sorunların kendi zaaflarımızdan kaynaklanabileceği değerlendirmesini yapmak bize ağır gelir. Bugün karşılaşılan sorunlar, dışarıdan gelen sorunlardan ziyade içeriden yapılan saldırılarla ilgilidir. Ama düşünce ve kültür hayatımız, buna dair bir çözümleme yapmıyor. Akli ilimler, içtihatlar ve felsefe yasaklandığından beri, İslam dünyası toplumları kendisini dine nispet eden ama açıklaması olmayan çok büyük bir felakete duçar oldu. Sonra, bu felaket geleneğe dönüştü. Bugün biz bu felaketi iftiharla sahiplenmeyi sürdürüyoruz.

– Geçmişle hesaplaşmak, geçmişle kavga etmek değil; bir kültürün nasıl bu hale geldiğine ilişkin yanıtlar bulma çabasıdır. Bu, şu ana kadar yapılmadı; biz İslam’ın kendisi etrafından değil tarihsel tezahürü etrafından tanımlamalar yapıyoruz.

– Akademik hayat, kendisini daha çok modern/bilimsel rasyonalite ile konumlandırmak zorundadır; bunları tartışmaya cesaret edemez. Müslüman bir akademisyen, dinin ontolojik meşruiyetini nasıl kaybettiğini konuşamaz; nasıl kazanılması gerektiğine dair hiçbir öneride bulunamaz.

– Umuttan söz edebilmeniz için gerçeklerle yüzleşebilmeniz gerekir; umudun bir içeriği ve gerekçesi olmalı!

– İslam dünyasının, Batı modelinin çerçevesine hapsedilmesine dair herhangi bir hesaplaşma yapılmamışsa, orada bir sorun vardır. Örneğin kapitalizmle İslam arasında bir bağ kurmak hiçbir şekilde mümkün değildir. Bugün Müslümanlar, ahlaksız bir ekonomiye ikna edilmişlerdir; kapitalizmle iç içe geçmişlerdir… Bunun izahı yoktur; buradan bir umut çıkarılamaz. Keza, sekülerizmin İslam dünyası tarafından ihraç edilmesinin izahı da asla ve kata mümkün değildir…

– Felsefeye/düşünmeye hala şüpheyle yaklaşan bir geleneğimiz var; modern zamanlar hesap yapan düşünceyi öğretti. Hakikatin yerine matematik geçtiği günden beri, hakikate yabancılaştık. Dini olan bir şeyin bugün kamusal planda gerçeklemesine ilişkin özgüven sorunu yaşıyoruz. Müslümanlar bireysel dindarlığa ikna edilmişlerdir. Bu, kamusal alanı, kapitalizme, seküler/neoliberal iradeye bırakmak anlamı taşır.

Arap Baharı

– Malik bin Nebi dedi ki evet sömürgecilik korkunç bir şey; ama daha korkunç olanı sömürülmeye elverişli olmak.

– Bir medeniyet içerik ürettiği müddetçe yaşar, içeriden bir bayağılaşma meydana gelmeye başlayınca çöker.

– İslami dilin, kolonyalist/sömürgeci dilden bağımsızlaşması gerekmektedir.

– Medeniyet tasavvurundan bahsedenler, hizip/sınır dilini aşması gerekiyor.

– IŞİD gibi hareketlerin ürettiği içerik çok önemli; partizanlara yönelik içerik üretiyorlar.

FETÖ

– Kendimizi tek akla, tek yoruma hapsetmemiş olsaydık; dünya entelektüel hayatını takip ediyor olsaydık, bu meseleleri daha iyi anlardık…

– Küresel seçkinler, İran devriminin ardından paniklediler ve İran uzmanlarıyla görüştüler; bu uzmanlar, devrimin en fazla 1 yıl süreceğini söylediler. Bir daha devrim olmaması için ne yapmalıyız diye çözüm aradılar; devrimci duyarlılığı kontrol etmeliyiz diye karar aldılar. Amerika yeni bir din dili için bütçe ayırdı. Kader Üçgeni kitabında Chomsky, bu konudaki çabaların ve ilişkilerin mahiyetini anlattı. İlgili ülkelerde yeni din dilini temsil edecek memurlar aradılar ve buldular.

– O tarihten itibaren Neo-Nurculuk’tan bahsedip, bunun Amerikan projesi olduğunu yazdım.

– Türkiyeli Müslümanlar, bilinç düzeyinde bir İslami tercihte bulunmuş olsaydılar, bu harekete karşı teyakkuz halinde olacaklardı.

– Bugünkü teyakkuz şöyle: Şu ya da bu cemaate katılabilirsiniz, ancak bizim fiziksel ve bedensel varlığımıza yönelik katliamda bulunmamak koşuluyla… Yani zihinsel katliamlara devam edebilirsiniz… Ya da iktidar ortaklığına kalkışmamak koşuluyla…

– 15 Temmuz tarihte benzeri görülmeyen büyük bir alçaklıktır… Halkın direnişi çok anlamlıdır. Ancak, 15 Temmuz’a kadar İslamcılık iddiasında bulunan ne kadar isim varsa, bugün kokuşmuş bir sağcılığın ve milliyetçiliğin hizmetine girmişlerdir.

Suriye

– Suriye’de muhalefetin icat edildiğini biliyorum; ama bunu söylemek Baas rejimini desteklemek anlamına gelmez. Ben kendisini her şartta İslam’a nispet eden birisiyim; seküler ve milliyetçi bir rejimi desteklemekten beriyim.

İslami analiz

Oy verin

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın