
“İnançlar konusunda sizi tarafsız bilirdim, ama yazınızda bizlere Darwin dinini övmüşsünüz. Bana Darwinizm din değildir demeyin, basbayağı dindir. Ben nasıl İslam dinine ve tek bir Allah’a ve peygambere inanıyorsam, Darwin dininin de peygamberi Darwin, tanrısı da maymun mudur nedir bilmiyorum. İnsanın nasıl ortaya çıktığı açık ve somut kanıtlarıyla biliniyor demişsiniz. İnsanı Allah yarattı, tıpkı diğer canlıları yarattığı gibi. Bizlere fosilden mosilden bahsetmişsiniz. Bırakın Allah aşkına, ne fosili! O fosili oraya Darwinist bilim adamlarının koymadığını ne malum? Hem bilim dediğiniz nedir ki? Her bilim adamının kendi inancı ideolojisi vardır ve bilim diye kendi inancını ideolojisini ispatlamaya çalışır. Yani bilim dediğiniz kutsal bir inek değildir.” Dinî inançlar konusunda tarafsız olduğum, hatta tarafsız değil, tümüyle kör olduğum doğru. Ama yukarıda alıntıladığım okuyucumla bir sorunum var. İnanç beni sadece siyasî bir konu haline geldiğinde ilgilendiriyor. Devletin resmî dini olup baskıyı meşrulaştırmakta kullanılırsa ilgilendiriyor. Tam tersine, günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi, devlet tarafından geniş halk kitlelerine karşı kullanılırsa ilgilendiriyor. Veya günümüzde Batı’da olduğu gibi, yabancı kökenli azınlıklara karşı ırkçılığın bir aracı olursa ilgilendiriyor. Diğer durumlarda, hiç umurumda değil. Tanrı’nın var olup olmadığını tartışmak aklımın ucundan bile geçmez; tartışıldığı ortamlarda ise acil bir randevum olduğu geliverir birden aklıma. Tanrı’nın olmadığını kanıtlamak için koca koca kitaplar yazan Richard Dawkins ve Daniel Dennett gibileri meseleyi tamamen yanlış anlıyor. Olmadığına ben eminim, ama bunun kitaplarla kanıtlanamayacağına da eminim. Daha önemlisi, Batı’da bugün, yani İkiz Kuleler sonrasında, yani Taliban ve Hizbullah ve Hamas ile savaşılırken, “Tanrı yoktur” diye kitap yazmak “Allah yoktur” anlamına geliyor ve herkes de bunu böyle algılıyor. Dawkins’le Dennett bunun farkında olmayabilir, ama benzer kitaplar yazan Christopher Hitchens bal gibi farkında; “İslam karşısında Batı’nın değerlerini koruma” gereğinden söz edecek kadar farkında hem de. Devlete karşı dindarın, emperyalizme karşı Hamas’ın yanında olmak gerektiğinden hiç kuşkum yok. Ama bilim düşmanlığını hoşgörmem de gerekmiyor herhalde! Şu okuyucumun düşmanlığını örneğin: “Siz maşallah 150-200 bin yıl önce Afrika’nın ormanlarında olup bitenlerden eminsiniz. Kimse 150-200 bin yıl öncesini ayrıntılarıyla bilemez. Zaten 150-200 bin yıl ne demek, arada 50 bin yıl var, bu bile bilinmezliğin bir kanıtı, verilen rakamda 50 bin yıl yanılma payı var. Dindar bir Taraf okuru olarak her şeyi Allah’ın yarattığına inanıyorum; evrim teorisi gerçek olsa da, olmasa da, bu inancımı etkilemez. Siz de aksine inanabilirsiniz. Ama bunu 150-200 bin yıl öncesinin bilinmezlikleriyle ispata kalkmayın, çünkü bu deliller bizi yanıltabilir, kaybolabilir. Bilim adamlarının söylediği doğru mu, yanlış mı, kimse bilemez. Geçmişi, geleceği, gaybı kesin ve doğru olarak bilen yalnızca onları yaratan Allah’tır.” Okuyucularımın ikisi de umarım antibiyotik kullanmak zorunda kalmaz. Antibiyotikler 1940’larda geliştirildiğinde bakterilerin neden olduğu hastalıkların yeryüzünden silineceği umudu doğdu. Verem, örneğin, gerçekten de silinir gibi oldu. Sonra geri geldi. Nasıl mı? Verem mikrobu mutasyonlar geçirdi, evrimleşti, bu mutasyonlardan bazıları mikrobun kullanılan antibiyotiklere dirençli olmasını sağladı. Doğal seçilim sonucu, mutasyonsuz mikrop ölürken, mutasyon sonucu ortaya çıkan yeni mikrop yaşadı ve çoğaldı. Ve verem yine aramızda. Üçüncü bir okuyucum da “Yaradılış teorisi gibi evrim de bir teoridir” demiş. Doğru. Yerçekimi teorisi de bir teoridir. “Teori” olduğu için “Ben yerçekimine inanmam” deyip beşinci kattan aşağı atlamayacağını umuyorum ama bu okuyucumun. Havaya atılan bir nesneyi aşağı çekenin Tanrı olduğuna nasıl inanmıyorsam, verem mikrobunun her gün Tanrı tarafından yenilendiğine de inanmıyorum. Başka işi mi yok Tanrı’nın?
Yorumlayan: |
derya demir |
Tarih:16 Temmuz 2010 Cuma Saat 13:33 |
Tanrı algılaması
Bizim inancımıza göre Allah c.c. yaratır ama yaratıp bırakmaz. Onun yaratması devamlı ve süreklidir. Yani sizi yarattı ve bıraktı mı zannediyorsunuz ki başka işimi yok diye bir tanımlamada bulunmuşsunuz. Evet Allah'ın isimlerini 'esma ül hüsna yı' bilseydiniz bu yazıyı yazmazdınız. Allah c.c. bizi oturup gökyüzünden seyretmez.Onun yaratması devam ediyor. Yoksa sizin ve hepimizin vücudundaki değişiklikler olmaz biz bebek olarak kalırdık. Saniyede milyonlarca hücremiz ölüyor ,milyonlarcası da yaratılıyor. Bunu biz yapmıyoruz kendimizi yaratmadığımız gibi.. O , yüce Allah c.c. ne diyor; Ben size Şah damarınızdan daha yakınım'. O hep bizimle ve bizden uzakta değil. Sizin evrim diye tanımladığınız maymundan gelen insan kavramının da Kur'anda bahsi geçen ve Allah tarafından cezalandırılmış olan Yahudilere ait kalıntılar olabileceğini de gözardı etmeyin. Allah c.c. onları Cumartesi yasağına karşı çıktıkları için maymunlara dönüştürdüğünü açıklamış Kur'anı kerimde. |
||