Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bazı mahkemeler, yargı ve hükümet
Roni Margulies
ronmargulies@btinternet.com
15 Kasım 2010 Pazartesi Saat 15:03

Bu yazıyı bitirince Kadıköy Adliyesi’ne gideceğim. Daha önceki bir yazımda Sayın Abdullah Öcalan’a “sayın” dediğim için yargılanacağım.

Şimdiden bir suç duyurusunda bulunayım. Haftaya, konu ne olursa olsun, yazımda yine “Sayın Abdullah Öcalan” ifadesi geçecek. Bildirir, sayın savcılara saygılarımı sunarım.

Bu, tümüyle önemsiz bir dava.

Bir de, Diyarbakır’da çok önemli bir dava sürüyor şu an.

Duruşmalarında Kürtçenin önce “Bilinmeyen bir dil”, ardından “Kürtçe olduğunu söylediğiniz dil”, sonra da “Kürtçe olduğunu düşündüğümüz bir dil” şeklinde tutanaklara geçtiği dava.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e “Milyonlarca vatandaşımızın anadili olan bir dille ilgili olarak ‘bilinmeyen dil’ demek yanlıştır ve ayıptır. Mahkeme Kürtçe savunma talebini provoke edici bulabilir, kabul etmeyebilir. Bunu anlarım. Ama Kürtçeye ‘bilinmeyen dil’ demesi kabul edilemez” dedirten dava.

Bu davayı merak edenler zaten izliyor. Bir de ben yazmayayım.

Ama şu kadarını söylemek isterim: Toplumsal bir konu herkesi tartıştıracak şekilde bir kere gündeme girdikten sonra, çözülmüş demektir. Artık gündemden düşürülmesi mümkün değildir. Diyarbakır’daki mahkeme başkanına ve onun gibi düşünenlere geçmiş olsun.

Üçüncü bir dava daha var ki, onu bilenler az.

En iyisi elimdeki bir mektubu kısaltarak aktarmak. Bana değil, herkese yazılmış çünkü.

Üstünde “Urfa Ceza İnfaz Kurumu - Görülmüştür” damgası var.

Kalanı şöyle:

“Bizler 1 Ekim tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan kadınlarız. Traji-komik suçumuz KCK’ye üye olmak ve dağa eleman kazandırmak! İşin aslını duyurmak için yazmaya karar verdik.

G. 17 yaşında bir kız çocuğudur. Babası 36 yıl ceza almış, annesi yaşamını yitirmiş.. Akrabalarının yanına yerleştirilen G. henüz 14 yaşındayken aile içi istismara maruz kalır.. Urfa’da oturan Ö’nün yanına kaçarak evlilik dışı bir yaşam sürmeye başlar.

Bizlere yaptığı beyanda Ö’nün uyuşturucu madde bağımlısı ve satıcısı olduğunu, gasp, hırsızlık, adam öldürme suçlarından arandığını söylemiştir. Ö. 17 yaşındaki G’ye hem şiddet uygulamış hem eroin parasını bulabilmek için G’nin bedenini kullanmıştır. Bu yaşadıklarını kaldıramayan G, komşusu olan kuaför aracılığıyla bizlere haber gönderip yardım talebinde bulundu.. G’nin yaşadıklarını bizzat kendisinden dinledik. O anlattıkça tüylerimiz ürperdi, kızdık, öfkelendik, canımız yandı..

G’yi Diyarbakır’da ilgili kadın kurumlarına gönderdik. Kadın sığınma evi DİKASUM’a girişi yapılan G, Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık taramasından geçirildi. Buradan uyuşturucu madde tedavi merkezi UMATEM’e götürüldü. Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevki yapılan G, kısa süreli tedavi sonrası yaşı küçük olduğundan Emniyet Md. Çocuk Şubesi’ne verildi, tedavi için Çocuk Esirgeme Kurumu’na yerleştirildi. Ancak buradan kaçarak yine Ö’nün yanına döndü.

G’nin gidişiyle beraber hırçınlaşan Ö. komşusu olan kuaför dükkânına saldırdı.. Gözaltına alındı, daha önce işlediği suçlardan dolayı arandığı ortaya çıktı. Kendisini aklamak için verdiği ifadede G’yi dağa göndereceğimizi öne sürdü.

1 Ekim’de kapı gümbürtüleriyle yataklarımızdan fırladık, 15-20 polis evin tüm köşelerini tutmaya başladı.. KCK’ye üye olmak ve dağa eleman kazandırmak suçundan gözaltına alınacağımız söylendi.

Urfa TEM şubesinde dört günlük gözaltı sürecinden sonra, savcılıkta ve mahkemede G’nin girişi yapılan kuruma ait resmî belge avukatlarımız tarafından sunulmasına rağmen.. tutuklanarak Urfa E-Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirildik..

G’yi yaşadığı cehennemden kurtarmaya çalışmak suç ise, evet biz bu suçu işledik..

Kadın olarak doğmanın günah sayıldığı, varlığının hor görüldüğü, bedeninin pazarlandığı tecavüz kültürünün yaşamın her alanını istila etmesine seyirci kalmamak suç ise, evet biz bu suçu da işledik!

Azize Yağız, BDP Kadın Meclisi üyesi; Aynur Şahin, Urfa Ses Yönetim Kurulu üyesi; Adle Fidan, Urfa BDP İl Eş Başk.; Mansure Engin, Diyarbakır BDP Kadın Meclisi üyesi; Fadime Silgir, Viranşehir Bld. Meclis üyesi; Nevrez Alataş, kuaför işçisi.”

Ben Hüseyin Çelik’in samimiyetine hiç kuşku duymadan inanıyorum.

Hükümetin barış konusunda niyetli olduğuna da inanıyorum.

Kürt olsam inanır mıydım?

Yarım saniye için bile inanmazdım.

Bu yazı toplam 345 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..