Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir krizden diğerine
Roni Margulies
ronmargulies@btinternet.com
16 Ekim 2010 Cumartesi Saat 13:49

Bir krizden öbürüne sürükleniyor memleket!

Dayanılır gibi değil!

Krizlerin birinden çıkıyoruz, tam biraz nefes alacağız, bir diğeri patlak veriyor.

Gece krizsiz yatıyoruz, sabaha kalkıyoruz, kriz!

Dün gece, yağmura yakalanıp sırılsıklam olmak dışında hiç sorun yok sanıyordum, sabah kalkıp gazetelere baktım, yepyeni bir kriz: “PKK’da ‘evlilik’ krizi”!


Star
 gazetesinin haberine göre, ben uyurken “Terör örgütü PKK’da yaşanan dolandırıcılık, cinsel taciz, çeteleşme olaylarına bir de evlilik krizi” eklenmiş.

Terör örgütünden kaçarak Bürüksel’de örgütün sözde sorumlularından biriyle evlenmesi üzerine ‘özeleştiri’ için Kandil’e çağırılan çift, öldürülme endişesiyle kayıplara karıştı. PKK’nın dağ kadrosunda bulunan H.N. adlı kadın bir süre önce örgütten kaçtı. Belçika’ya giden H.N. Bürüksel’de bulunan yakınlarının yanına yerleşti. Terör örgütünün Bürüksel’de bulunan paravan derneğinin başkanlığını yapan F.Ş. bir süre sonra F.N. ile gönül ilişkisine girdi.

Bu evlilik krizinin patlak verdiği “Bürüksel” neresi diye merak ettim. Okul Atlası’ma baktım, yok. İnternete baktım, yok. Belki yanlış yazılmıştır, “Buruksel” demek istemişlerdir diye düşündüm, öyle baktım, Burundi çıktı. Doğu Afrika’da, Tanganika gölü kıyısındaki bu küçük ülkede PKK’nin bir “paravan dernek” kurmuş olacağına aklım yatmadı.

Habere göre, “bu tür ilişki yaşayan çok sayıda örgüt mensubu örgütten kaçmış”.

Herhalde PKK’nin yok olmasına çok az kaldı. Böyle bir krizden hiçbir örgüt kolay kolay kurtulamaz. Bütün mensupları kaçar. Hepsi birbiriyle evlenir.

Ve Kürt sorunu böylece çözülmüş olur! Hem de tek bir kurşun atmadan. Üstelik onyıllardır herkesi meşgul eden bu sorun binlerce mutlu evlilikle sonuçlanmış olur!

İçimden bir ses bu haberin ucuz ve anlamsız bir propaganda olduğunu bar bar bağırdı, ama bu mutlu sonu bir kez düşündükten sonra sevinmeden edemedim yine de.

Ta ki öbür krizin haberini okuyana kadar.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 ekimde Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılmayacaklarını bildirmiş.

“Başörtüsü Krizi” mi demeli, ne demeli, bilmem ki.

İnce, Gül’ün resepsiyonuna gitmeyeceklerini söylemiş, “Kızlar üniversiteye, türban takıp giriyor. Hükümet, Başbakan ‘kamuda, ilköğretimde, ortaöğretimde olmayacak’ diye niye bir açıklama yapmıyor? Sayın Cumhurbaşkanı niye konuşmuyor? Bu, kamuda çalışanlara da türban taktırmanın, ilköğretimdeki çocuklarımıza da türban taktırmanın Çankaya’dan başlangıcı mı acaba? Onun için katılmıyoruz” demiş.

Çok yönlü bir kriz bu. Kriz içinde kriz. Bir de “Davetiye Krizi” var çünkü içinde. İnce’nin belirttiğine göre resepsiyon davetiyesinde “Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül” ifadesi kullanılıyormuş! Olur şey değil! İnsan isyan ediyor!

İnce davetiyeyi gazetecilere gösterirken “Umarım bu bir matbaa hatasıdır” demiş.

Haklı olarak ve ana muhalefet partisinin Grup Başkanvekili’ne yakışan bir mantıkla, “TürkiyeCumhuriyeti Cumhurbaşkanı olması gerekiyor. Buradan derin yorumlar yapmıyoruz; yanlış olmasın. Cumhuriyet yoksa, Cumhurbaşkanı da yoktur” diye feveran etmiş.

Kılıçdaroğlu başa geldiğinden beri CHP bambaşka bir parti oldu ya, bu değişime uygun olarak İnce feryatlarına şöyle devam etmiş: “AKP’nin derdi, üniversitede türbanla sınırlı değil. Derdi, topluma tepeden tırnağa türban giydirmek.. İlköğretimde de, ortaöğretimde de türban taktırmak, kamu çalışanlarına da türban taktırmak. Ancak biz gerçek yüzlerini göstermiş olduk.

Düşünüyorum da, AK Parti sekiz yıldır hükümette. Sekiz yıldır her istediğini yapabilecek Meclis çoğunluğuna sahip. Gerçek derdini niye hâlâ gerçekleştirmiyor? Gerçek yüzünü niye hâlâ saklıyor? Kaçıncı hükümet döneminde getirecek şu şeriatı yahu? Bu ne atalet?

Bana sorarsanız, evlilik krizini de, resepsiyon ve davetiye krizlerini de bir kenara bırakmak gerek.

Pazartesi günü, KCK operasyonlarında tutuklanan belediye başkanlarının ve diğerlerinin davası Diyarbakır’da başlıyor. Beraat etmedikleri takdirde, Kürt sorununun çözümü doğrultusunda son haftalarda atılan tüm adımlar boşa gidecek. Kriz neymiş, o zaman göreceğiz.

Barış isteyen herkesin pazartesi günü ya Diyarbakır’da ya da saat 13:00’te İstanbul’da Sultanahmet Adliyesi’nin önünde olmasını öneririm.

Bu yazı toplam 471 defa okundu.
Yorumlayan:
berkay şensoy
Tarih:25 Ekim 2010 Pazartesi Saat 17:59
BU NE YAAAA
bu seviyesiz adama nasıl olur da adı islami olan bir sitede yazarlık yaptırısınız anlamakta güçlük çekiyorum.ya da okumuyomusunuz yazıları..lütfen dikkat yahu...Allah rızasına kaldırın bu adamı bu siteden yoksa okumam ve varsa hakkımı helal etmem...Üstada mahluk diyen KCK ya destek isteyen kürt milliyetçisi bu adama sitenizde yer varmeyin lütfen.bir çok arkadaşım da benimle aynı görüşte....okunma sayısına bakıp da aldanmayın neler saçmalamış diye baktığımız içindir...
Yorumlayan:
r
Tarih:22 Ekim 2010 Cuma Saat 13:12
roniye
pkk aleyhine yazılan en ufak yazı dahi nasıl roninin dikkatinden kaçmıyor nasıl savunuyor siyonist yahudi bir devlet olan israilin destek verdiği pkk terör örgütünü. hiç şaşırtıcı değil. necip fazıla geçenlerde hakaret edip ardından osmanlıya dil uzatıp demogoji yapan roni şimdide yahudi siyonist işnirlikçisi pkk yı savunuyor ... sonrada milliyetçilik yapmayacak kimse diyor... senden iyi milliyetçimi var