
“Devrimci Müslüman ” demek,
Zalim sultalar karşısında; korkmamak, susmamak ve onları zulüm yapabilme konumlarından alaşağı etmek için çaba harcamak demektir.
Müslüman haksızlığın, küfrün, şirkin ve zulmün olduğu yerde;
Sinemez..! Susmaz..! Duramaz..!
Müslüman, küfür saltanatını devirme,
Onun yerine Allah’ın Nizamı’nı ikame etmekle görevlidir.
Bu, O’nun İnancının emrettiği,
“olmazsa olmaz” olan temel görevidir.
O, canını Cennet karşılığı Allah’a satmıştır.
O,Şehid olmanın özlemi ile yaşayan ve bu aşk ile kavrulan insandır.
Onun görevi yeryüzü halifeliğidir. Ve dolayısı ile O Allah adına,
Allah’ın mülkünde, Allah’ın hükümlerini icra edecek olandır.
Bu O’nun tartışılmaz yeryüzü görevidir.
…
Bu gün İslam Âlemi bir dönüşümü yaşamaktadır.
Uyanık olmanın günüdür..!
Aktif olmanın günüdür…
Bu güne kadar, gelişen her olayın gerisinde,
“Batı Âlemi”nin bir entrikasının çıkmış olması, Müslümanlar da
haliyle, tereddütler yaşatmaktadır;
“Acaba, bu da Batının ve ABD’nin bir oyunu mudur?”
Diyerekten, aşırı spesifik düşünceler geliştiriliyor.
Tabi ki, bunlara katılmak mümkün değil.
Her şeyin altında Batılıları aramak, ancak bunların yapabileceklerini takdir etmek;
Aşırı komplocu bir düşünce olur ki, bu da her şeyden önce Mukadderat-ı İlahi’yi göz ardı etmek manasına gelir.
Bu gün gelişenler, hiç de Batı’nın ve ABD’nin lehine değildir.
Ve İnşaallah olmayacaktır da.
Sonuçta, hiç kimse özgürlüğünüzü altın tepside size sunacak değil.
Kendi öz gayretiniz, çabanız şarttır…
…
Bu gün Mısır’da ki İhvan-ı Müslim in’in devrim mücadelesi devam etmektedir.
1928’den beri, Seksen Yıldır mücadele veren İhvan,
Dünyada ki her İslami çalışmaya, fikren veya fiilen önderlik yapmıştır.
Zira Anadolu insanı bile, şu anki İslami Şuur seviyesini büyük oranda İhvan’a borçludur.
Çünkü bu Millet 50 yıl Dininden kopuk yaşatıldı;
Bu topraklar da, Allah’ın Dini’ni öğrenmek senelerce fiilen yasaktı!
Evinde, bir “Elif- Ba” cüzü bulunan sıradan bir vatandaş bile, jandarma dipçikleri altında karakollara çekiliyor, bunu bulundurmanın hesabı soruluyordu. Böylelikle İslami düşünce adına, Anadolu’da bir nesil heder edildi.
Ülkemiz insanının şuurlaşması; ancak, 70’li yıllarda İhvan Âlimlerinin, eserlerinin tercümeleri ile başladı.
Hasan El Benna’ların, Şehid Seyyid Kutub’ların, Şehid Abdülkadir Üdeh’lerin eserlerini bu gün her Müslüman’ın kütüphanesinde bulmanız mümkün.
…
Ne acıdır ki, Bu gün İhvan-i Müslimin mücadelesinde, bekleneni bir türlü verememektedir.
Anadolu Müslümanları olarak İhvandan, kararlı ve seri bir aktivite beklemekteyiz.
Senelerdir Mısır Müslümanları, bu zalimlerin tasallutu altındalar.
Hayatları işkence merkezlerinde, idam sehpalarında geçti..!
Artık yeter demenin günü değil mi?
Ey İhvan-ı Müslimin!
Sizlerden kesin çözüm beklemektedir İslam Âlemi...
Ya kesin hâkimiyet, ya da şahadet!
İşte beklediğiniz gün…
Ayağa kalkma gününüzdür bu gün.
Seksen Senelik faaliyetlerinin sonucunu alma günüdür bu gün.
Bir can borcunuz var, Allah’a.
Onu Allah yolunda vermenin günüdür bu gün.
Ve Allah canlarınızı mallarınızı cennet karşılığı satın aldığını söylemiyor mu?
Ve Cennet garantisi ile mahşere yol alacak olan Mü’minler neden, niye korksunlar?
Korkulacaksa, her şeyleri bu dünya hayatı olan ve geride hiçbir şeyleri olmayan,
zalimler ve kâfirler korksunlar!
Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim olabilir?
O halde tereddüt neye…?
…
Ey şahadet sevdalıları,
İşte O büyük alıverişin günü…
İşte Sevdaya kavuşmanın günü…
İşte Yar-ı Baki’ye vuslatın günü…
Ve Rabbe ulaşmanın günü…