Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Direniş Yeniden Sahada
Dört İsrailli yerleşimcinin öldüğü ve Kassam Tugaylarının 31.8.2010 Salı günü sorumluluğunu üstlendiği el-Halil operasyonu; direnişin devam ettiğini ve Ramallah ve işgal kuvvetleri
02 Eylül 2010 Perşembe Saat 08:44

Dört İsrailli yerleşimcinin öldüğü ve Kassam Tugaylarının 31.8.2010 Salı günü sorumluluğunu üstlendiği el-Halil operasyonu; direnişin devam ettiğini ve Ramallah ve işgal kuvvetleri tarafından yürütülen takip çalışmalarıyla güvenlik işbirliğinin, kapasitesini sınırlamaya ya da engellemeye çalışsa da direnişi durduramayacağını göstermektedir. El-Halil ve onun öncesindeki operasyonlar söylediklerimize en güzel delildir.

Bu operasyon gerektiği gibi değerlendirilmeyip doğrudan görüşmelerle ilişkilendirilecek. Müzakereler Filistinlilere haklarını altından bir tepside sunmayacak olsa bile burada hedeflenen şey müzakere sürecinin sabote edilmesidir. Üstelik bu müzakereler Filistin halkının çoğunluğu ve bunun Filistin haklarının yitirilmesi olduğunu düşünen güçler tarafından da reddedilmektedir.

Bu operasyon, tamamıyla İsrail kontrolünde olan bir bölgede gerçekleşti. Bu kontrol ise Ramallah hükümeti tarafından koruma çemberine alınmış bir kontroldür. Buna rağmen bu operasyonun başarıyla uygulanması, Ramallah güvenlik güçlerinin direnişi takibe alması sonucu oluşan huzur ve sukunet ortamını bozdu ve operasyon İsrail güvenlik bölgesinde olduğu için Filistin tarafı operasyonun sorumluluğunu ve başarısını üstlenecek olsa da İsrail ile Filistin tarafındaki güvenlik güçlerini kargaşaya sürükledi.

Bu operasyon anlık bir olay değil aksine çok çetin şartlarda yapılan bir hazırlık ve planlamanın sonucudur. Bu da operasyonun doğrudan müzakerelerle doğrudan ilişkisi olmadığının kanıtıdır. Daha önce el-Halil’de olan operasyonlar ve bu operasyonun zamanlaması da müzakerelerle alakası olmadığını göstermektedir.

El-Halil’deki askeri operasyon doğal bağlamında işgalin ve onun her yerde Filistin halkına karşı uyguladığı terörist operasyonlarının bir sonucudur. İşgalcinin Kudüs’te evleri yıkması, halkını göçe zorlaması ve mukaddesatını Yahudileştirmesi direnişi işgalcinin işlediği suçlara karşılık vermek için harekete geçmeye sevk etmektedir.

Müzakerelerin başlamasıyla eş zamanlı olsun ya da olmasın direnişi bu operasyonu düzenlemeye sevk eden saik budur. Mesele; imkânlar, koşullar, durumlar ve uygun fırsatın değerlendirilmesiyle alakalıdır.

Bir sonraki aşama Filistin halkı için hiç de kolay olmayacak. Batı Şeria ve Gazze’deki direniş güçleri için de bu aşama kolay bir aşama olmayacak. Herkes daha fazla İsrail saldırısına hazır olmak zorundadır. Ulusal çıkarlar; haklar ihmal edilerek, topraklardan feragat edilerek, işgal tanınıp işgalciyle yardımlaşılarak gerçekleşecekmiş gibi, el-Halil operasyonunu Filistin halkının çıkarına aykırı bir operasyon olarak tanımlayan işgalcinin yaverleriyle ilişkide de yeni bir döneme hazır olmak gerekiyor.

Bir sonraki aşama, başka cephelerde harekete geçmesi gerekse de direnişin doğal ve gerçek vatanı olan Batı Şeria’da yeniden hayat bulduğu aşama olacak. Filistin direnişinin, Filistin sınırları dışına taşınması stratejisinin açıklanmasından sonra diğer cephelerde de harekete geçmesi gerekiyor ve bu hareketlilik gelecek dönemde operasyonlarını Filistin sahası dışında yoğunlaştıracak olan İsrail işgalinin davranışlarına bağlıdır. Bu durum daha fazla dikkat, ihtiyat ve bütün seçeneklerin değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Çünkü biz kritik bir dönemden geçiyoruz ve bu dönemin riskiyle uyumlu kararlar almamız gerekiyor.

 Mustafa Savvaf

 İsrahaber

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..