
En sonunda bu da oldu.
Artık doğu illerimizde, Cuma Namazları ayrı kılınıyor.
Biri, Diyanet İşleri Başkanlığının atadığı resmi görevli imamların arkasında, camilerde;
Diğeri BDP’nin görevlendirdiği özel imamların arkasında, meydanlarda kılınmaktadır.
Bu çizgiye, bu dramatik noktaya nasıl gelindi...
Cuma namazı gibi, Müslümanları birleştirmeye, bütünleştirmeye yönelik bir namaz, neden bölünmelere bir araç olarak kullanılmaktadır?
Bu, İnceden inceye sorgulanacak bir konudur.
Birileri çıkıp “BDP, zaten bölücü bir yapıya sahiptir.
Dolayısıyla Cuma namazı üzerinde de böyle bir ayrıştırmaya gitme çabası, tabiidir.”diyebilir.
Ama bu, işin ucuzuna, işin kolayına kaçmaktır.
Olay, sadece BDP’lilerin söz konusu istek ve taleplerine dayalı; sadece onlardan kaynaklanan bir sade vakaa değildir. Bu olayın kökleri, daha da geçmişe dayanmaktadır.
Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki,
Cuma Namazı ve Hutbesi, İslam’ın Siyasal ve Sosyal yapısının korunmasına yönelik bir
İbadetken; bu topraklarda, tam tersi, İslam karşıtı güçlerin propaganda sahası haline getirilmiş durumda!
Özellikle,“Tek tip özel hutbe hazırlama ve bütün camilerde talimatla okutma” olayı,’28 Şubat’ın bir dayatmasıdır!
Bu ülkede, senelerce Allah’ın Dini üzerinde, Din karşıtı rejimlerin propagandası yapıla geldi.
28 Şubat sürecinde dayatılan bu,”Tek tip hutbe okutma” olayında; hutbenin bir ateist tarafından hazırlandığı ortaya çıkmıştı.
Ki bilahare bu basına yansıdı.
Düşünebiliyor muyuz?!
Yetmiş milyonluk bir Müslüman kitle için ve Yetmiş milyon insanın inancına dayalı ve en önemli ibadetlerinden olan Cuma Hutbesini bir ateist (Allah tanımaz) hazırlayacak!
Ve bu hutbe talimatlarla; zorla, imamların okuması için dayatılacak!
Ve Cuma günleri, 80 bin Camii’ de bu hutbe okunacak!
Bir toplum için bundan daha hazin bir şey olabilir mi?
Seküler rejimlerin bekası için, Müslümanların Dini ve ibadetleri üzerinde, senelerce dinsiz ve müşrik yapıların propagandası yapıla geldi!
Allah’ın Dini, ırkçı ulusalcı bir yapının parçası gibi gösterildi!
Müslümanlar, kuzuların sessizliği içerisinde bu propagandaları sinelerine çektiler!
Senelerce bu uygulama devam etti!
Ve halen kısmi olarak devam etmektedir!
Koltuk ve maaş hatırı kendilerine, Allah’ın hatırından daha âli gelmiş olacak ki, Diyanet görevlileri, ne yazık ki sessiz kalmayı ve talimatlara uymayı tercih ettiler!
Bugün doğu illerimizde,
Seküler (din dışı) ve Şovenist(ırkçı) Rejimin sahiplerine karşın, başka bir sekülerist ve şovenist güç, işin ucu kendilerine dokununca , “Hayır” demektedir.
Cuma günü iniyor meydanlara,(değer yargıları arasında böyle bir şey yokken; diğer ırkçı emsali gibi, Müslümanlar üzerinde kendine güç devşirmek için) ve ayrı bir Cuma kıldırıyor! Ve kırıyor tekellerini diğerlerinin!
Haydi, bakalım…
Alın boyunuzun ölçüsünü!
Şovenistliğinize karşı başka bir şovenist güç!
Şimdi ne yapacaksınız?
Yapacakları hiçbir şey de yok.
“İttihad ve Terakki”’nin artıkları tarafından , “sun’i” olarak dayatılan ve dine sokulan, ulusalcı söylemleri; birileri sürekli, “asılmış” gibi millete lanse etmeye devam etti…
Ve bu güne geldik,
Milliyetçilik (ırkçılık) hastalığı, öyle bir hastalıktır ki, girdiği toplumu mutlaka böler ve parçalar!…
Osmanlıyı parçalayan İttihat ve Terakki zihniyeti, anlaşılan o ki İnsanımızı yeni yeni parçalara bölmeye kararlı!
Allah’tan duam odur ki;
Anadolu’nun ve bu bölgenin yiğit,aklıselim ve mü’min insanları,
Bu sekülerist ve şovenist güçlere meydanı bırakmayacak ve inşallah galip gelecek.
Ve İnşallah, İslam Kardeşliğinin sam yelleri yeniden esecek, İslam’ın Sancağı yeniden dalgalanacak.
Bu çakalların ve baykuşların sesleri boğazlarına tıkatılacak!
İslam’ın gür haykırışı hâkim olacak;
Ve her şey, yerli yerine oturacak,
Sukünet, huzur hâkim olacak …
Anadolu insanının, engin ferasetinde ve kararlı duruşunda, bunu görmekteyim!
Rabbim zafer kapıları açsın,
Yar ve yardımcımız olsun…
…
Yorumlayan: |
Yusuf MEMUR |
Tarih:28 Nisan 2011 Perşembe Saat 14:41 |
S.A.
Muhterem Üstad'ım zatı alinizinde malumu oldugu üzere bu ülkede halkın %99 u müslümandır denilerek 99 yıldır uyutulmaktrayız toplum olarak Ham yobaz veya Kaba softaların dedigini DİN olarak kabul etmemizin dışında Beşeri ola fikirleri bile adeta bir Din olarak addettik ve bir riyaset makamını işgal ede insanlara kudsiyyet addederek onları adeta bir veli makamında ALLAH(c.c.) dostu olarak gördük ki 3 günlük dünya hayatı için DİN ticareti yapar olduk hatta ve hatta biraz mürekkep yalamış olanlarımız ise KURAN ve SÜNET kavramları üstünde küçücük beyinleriyle beyin fırtınası yapmaya çalışır iken işte o %99 müslüman dedigimiz toplumda öylesine büyük çukurlar açtırdı ki bu açıkları kapatmaya ALLAH(c.c.)dan başka kimsenin gücü yetmez zira beyinlerde metamorfoz oluştu İSLAMİ konularda sadece kulaktan dolma bilgilerle yaşayan ve okuma konusunda sıkıntı çeken insanlar maalesef zatı alinizinde buyurdugu üzere İSLAM-KÜFÜR kavramlarının neyi ifade ettigi hususunda büyük yanılgıya düştüler... |
||