Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Durun! Bizim beklediğimiz devrimler bunlar değil
Cihad Kayaduman
cihadkayaduman{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
18 Şubat 2011 Cuma Saat 01:02

Birilerinin kendilerine belirledikleri hedeflerden korkuyorsanız, rahatsızsanız onların hedeflerine ulaşmamaları için birşeyler yapmanız gerekiyor.

Onları güçsüz kılabilirsiniz.


Bu onların hedeflerine yetişememesi için yeterlidir lakin bu insanlar gerçekleştirmek istedikleri hayalleri güçsüz olsalar da unutmayacaklardır. Bu yüzden onları belirli bir süre değil her zaman güçsüz kılmalısınız.

İnançlarını kırabilirsiniz. 


Onların inançlarını  kırabilir,  hedeflerinin hayal olduğunu sandırabilir veya kendileri için bu hedeflerin iyi olmayacağı propagandasını yaparsınız. Bu propagandalar için elinizde araçlarınız varsa (örneğin medya) bu yönteminiz de belirli bir süre başarılı olacak ve onları hedeflerine ulaşmaktan alı koyacaktır.  Bu propaganda  da sürekli olmak zorundadır ki insanlar hedeflerine tekrar inanmaya başlamasın.

Bütün bu yöntemler için çok çaba harcamalısınız. Ancak bu yöntemler etkili olsa da hiçbir zaman sizin korkunuz, endişeleriniz yatışmayacaktır. Çünkü oluşabilecek ani bir değişiklik, aksaklık halinde, en ufak dikkat dağınıklığınızda, arkanızı döndüğünüzde hedeflerine ulaşmak isteyen insanları canla başla çalışıyor bulabilirsiniz. Ve eğer geç kalırsanız korktuklarınızın başınıza gelmesini beklemekten başka çareniz kalmaz.

Ancak bütün bu yöntemlerin dışında başka bir yöntem daha vardır ki eğer başarılı olursa  en az zahmet ile kökten çözümü getirecektir.

İnanmış, hedefe kilitlenmiş, bilenen insanları yollarından döndürmenin yolu onları hedeflerine ulaştıklarına inandırmaktır.  Bu sayede hayatları boyu kendilerini hazırladıkları, hayalini kurdukları amaçlarını unutacaklar, hedeflerine ulaştıklarına inandıkları için çalışmayı bırakacak bir süre sonra da hiç birşeyin değişmediğini görecek ve hayallerinin aslında birer balon olduğuna karar vereceklerdir…

Bu sayede önce ideallerine ulaşma arzusu sonra da onlara bağlılıklarını öldüreceksiniz.  Zorbalıkla, şiddetle, rüşvetle sökülemez olan inançları bu şekilde bünyelerinden kopacaktır.

Artık içiniz rahat ve muhataplarınıza karşı kendinizi güven içinde hissedebilirsiniz.

Dünyanın en büyük, en başarılı emperyalisti olan Amerika işte bu yöntemle başarıya ulaşmak üzere.

Biz müslümanlar ve diğer tüm mazlum insanlar, yaşadığımız bütün zulümlerin yakında geleceğine inandığımız fetih ve devrimle yok olacağını biliyoruz.  Bizim neslimiz, önceki nesil ve daha öncesi yani dedelerimiz ve babalarımız o büyük devrimlerin, mazlumların ezilmediği, zalimlerin cezasını bulduğu, açların doyduğu, tüm adaletsizliklerin ve hukuksuzlukların son bulduğu günlerin hayalini kurdu. Hem hayalini kurduk, hem çalıştık.

Hatta bu yolda nice nice kurbanlar verdik. Bu yollarda verdiğimiz kurbanlara ‘şehid’  dedik, yani yolumuzun, idealimizin, hedefimizin kutsallığı bu şekilde belli edildi, biz de şehidlerimizi alnımızın akı olarak hatırladık. Şehidlerimiz, bize hep katetmemiz gereken bir yolumuz olduğunu hatırlattı. Onları her andığımızda içimizdeki inanç katlandı, bileğimiz kuvvetlendi.

Zaman bize, bu çile ve bir o kadar da inanç dolu günlerimizi unutturabilir miydi?

Peki ya dünyanın  çekiciliği, kendi kendimizi kandırmamızı sağlayabilir miydi?

Davamızın ‘şehidlerimizi hatırlamak’ olduğunu sanmamız belki bunların cevabıdır.

Dünyanın en büyük  ve yıldızı parlak emperyalisti bizi bu oyunla nasıl kandırdı bir bakalım:

Amerika Birleşik Devletleri senelerce ırkçılık dalgaları ile çalkalandı. Siyahilerin giremediği lokantaların, okulların, hastanelerin olduğu günler hatırlardan halen silinmedi! İşte böyle bir ülkenin başına siyahi bir adamın başkan olması herkes tarafından ‘Devrim’ olarak algılandı. Yani bu ‘devrim’ Amerika’da başlamıştı. En sağ duyulu ve en derin görüşlü fikir adamlarımız dahi “Firavunun sarayındaki Musa”yı  hatırladılar birden.

Daha sonra Türkiye’de kemalist sistemin azılı canavarları halkın sırtından indirilmeye başlandı. Yerine alnı secdeye giden, geçmişi  mücadele ile geçmiş halkın içinden birileri gelmeye başlamıştı. Türkiye halkı için bunlar hayal gibiydi ve her yaşanan gelişme aslında birer ‘Devrim’ idi.  ‘Devrim’ olduğuna inandırmak için canavarların ipi bir salıverildi  bir tutuverildi. Bu sayede ‘devrim’in heyecanı dinç tutulmaya devam ediliyordu.

Ortadoğu’da senelerce İsrail ve Batılı devletler zulmüyle inleyen, bütün liderleri o zalimler tarafından yenilgiye uğratılmış veya öldürülmüş olan, girdikleri savaşlardan yenilgiyle ayrılmış insanlar televizyonlarında Davos görüntülerini izlediklerinde bir devrim daha olmuştu. Kimsenin ses çıkaramadığı, çıkarana haddinin bildirildiği katillerin elebaşlarından birisi, kendi liderlerinden birisi tarafından azarlanıyordu. O gün Ortadoğu ve diğer ezilmiş halkların içinde de bir ‘devrim’ fırtınası kopmuştu.

Daha sonra bildiğiniz gibi Tunus ve Mısır’daki gibi ‘devrim’lerle süreç devam ettirildi, daha da ettirilecek.

Ezilmiş halklar devrim rüyaları görmeye devam edecek.

Bugün geldiğimiz nokta inançlarımıza ihanet etme aşamasıdır…  Eğer bu devrimlere inanacak olursak, daha sonrasında hiç bir şeyin değişmediğini görecek ve hedeflediğimiz şeylerin ‘kof’ olduğu fikrine varacağız. Aklı evvel bir çoğu bu fikre çoktan vardı bile…

Bugün hedefi olmayan her İslami hareket, her müslüman birey özünden kopmuş, inançlarına ihanet etmiştir. Bir dakikası dahi boş geçemez olan İslam davetçileri, alınlarındaki terler kurumadan o kapıdan öbür kapıya koşmayı bırakıp, modern hayatla yarışır hale geldiyse Allah’la hesaplaşacakları günü hatırlatmaktan başka çaremiz kalmıyor.

Devrim rüyaları  görmeyi,  çalışmaktan vazgeçtiğiniz halde birşeyler başardığınızı sanmayı bırakın da kendinizi ve giden nesli kurtarmak için iş başına koşun!

Bu yazı toplam 1539 defa okundu.
Yorumlayan:
Fravunların saptırdığından Allaha
Tarih:25 Haziran 2011 Cumartesi Saat 12:56
ozamanın Fravun gelse görse çağdaş fravuna Yuh derdi!!!!
Sözünü ettiğimiz laiklerin islami söylem ve motifleri müslüman ülkelerin ezilmiş halkları tarafından ne yazık kı islamcı olarak algılanıp islami olduğu algılanmakta hac malzemeleri satan laiki islamcı algılayıp satıcıyı islama teslim olan müslüman olduğunu zannederek ihanetin müşterisi oldular bu tutum ve hareket müslümanların islami hareket ve anlayışına ihanettir müşterisi çok olduğunu gören satıcının bunla şımarmakla yetinmeyip halkının demokrat çağdaş laik modern ve adı müslüman abtal sürü nesiller yetiştirdği gibi( Taha suresi 79,Zuhruf suresi 54.)müslüman görünümlü fravun satıcı sürüden aldığı destekle diğer müslüman ülkelere de ihanet ederek fitne tohumu ekmekte bunla de kalmayıp Yeryüzünden gökyüzüne Allah adını kaldırarak islamın özünden kökünden koparıp islamı yanlızca mescıdlere evlere gömmeyee çalışarak islami hareket kıyamlarının direniş ve islamı uyanışının belkemiğini kırarak felç edici uyuşturucu enjekte edilerek büyük ortadoğu projesi sessizce uygulanmaktadır!
Yorumlayan:
Cihad Kayaduman
Tarih:23 Şubat 2011 Çarşamba Saat 16:09
Eleştiri...
Başbakanı eleştirenlere hakaret etmedim kesinlikle. Ayrıca benim yazılarımın içinde Başbakanı eleştiren yazılar da bulabilirsiniz. Ancak Başbakan karşıtlığı- Akp düşmanlığı gibi bir konumum yok. Bahsettiğimiz bu devrimlerde ayaklanan halkları ya da Akparti örneğinde Başbakanı da suçlamadım. Kutublaşmanın bir tarafında değilim hakkaniyeti arama çabası içerisindeyim ve yazılarım arasında çelişki göremedim. Bu konuyla ilgili 3.bir yazı daha yazacağım inşaallah.
Yorumlayan:
cemaldurra
Tarih:23 Şubat 2011 Çarşamba Saat 10:38
Garip bir ikilem...
Sayın yazar "Bu Nasıl İslami Gündem" yazınızı hatırlıyormusunuz? Aktif ve sadece Türkiye'nin değil dünya siyasetini değiştirebilen bir başbakandan bahsediyor ve eleştirenlere insafsızca hakaret ediyordunuz o yazıda. Bugün kabul edemediğiniz sözde devrimler sürekli olarak Türkiye demokrasisi ve ABD yalakalığını örnek alarak yeni yapılanmalarına hazırlanıyorlar. Oraları eleştirip buraları benimsemek nasıl bir hakkaniyet ölçüsü olabilir merak ediyorum. Açık olun, İslam'dan yanamısınız yoksa Türkiye ve Dünya siyasetine yön veren ve şiddetle savunduğunuz kişiler gibi Demokrasi dinine mi mensupsunuz.
Önce safınızı netleştirin daha sonra İslam Dünyasını ve yukarıda bahsettiğim yazınızı bir kez daha gözden geçirin...
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI