
1915-17 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da Ermenilere karşı bir “soykırım” gerçekleştirdiği iddiaları üzerine hazırlanan ve yıllarca Türkiye’ye karşı düşmanlık kozu olarak kullanılan “Ermeni Soykırımı Tasarısı”nın Amerikan Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmesi üzerine yüzlerden düşen bazı kirli maskelere değinmek istiyorum…
Ermenilerin yaklaşık yarım yüz yıldır ortaya attıkları, dünyadaki Ermeni lobilerinin ve destekçilerinin gündemden düşürmedikleri bu iddiaların tarihsel gerçeklik olarak neye tekabul ettiği üzerinde durmaya gerek yok. Kısacası, Ermenilerin Anadolu’daki ihanetlerinin, masum ve savunmasız Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği katliamların hesabı sorulmaksızın, “Ermeni Soykırımı” iddialarını ortaya atmak, öncelikle bu insanlık suçunun üzerini örtüp katilleri aklamak ve mazlumları suçlu ilan etmekten öte bir anlam ifade etmeyecektir…
Tarihi katliam, işgal ve soykırımlarla dolu olan Amerika’nın başka ülkeleri ve milletleri “soykırım” yapmakla suçlaması onun ne denli kirli ve iki yüzlü bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Elbet bir gün, zulümve zorbalığın simgesi olan Amerika, adalet ve insanlık vicdanı karşısında tüm bunların hesabını verecektir; hem gerçekleştirdiği katliamların, hem de sınırsız destekle arkasında durduğu soykırımların…
Ermeni tasarısının kabul edilmesinin en önemli yanı,Türkiye ile ilişkilerini germe pahasına Amerika’nın böyle bir şeyi niçin yaptığıdır. Beyazsaray yönetimi Türkiye’yi ve bunun yanı sıra Azerbaycan’ı derinden yaralayacak bu adımı niçin atma ihtiyacı hissetti acaba?
Bu noktanın açıklığa kavuşması için siyonizmin Amerikan politikası üzerinde etkisi ve yahudilerin Ermeni lobileri ile içine girdiği dayanışmayı ortaya koymak gerekiyor.
Daha önce de belirttiğimiz üzere, Gazze savaşı döneminde Türkiye Başbakanı Recep Tayyib Erdoğan’ın Davos’taki çıkışı ve ardından Türk-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerginlikler üzerine, “Türkiye’de anti-semitizm yükseliyor, bunun bir sebebi de İsrail’i sürekli katliamcılıkla suçlayan başbakan Erdoğan’dır” söylemini sıkça dillendirmeye başlayan Siyonist rejim şefleri bunun intikamını almak için Türkiye büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u aşağılayarak bir adım atmaya kalkmıştı. Siyonist kamuoyuna baktığımızda Türkiye büyükelçisine yapılan bu hakaret, Başbakan Erdoğan’dan ve halkın siyonizme karşı güçlü duruşundan bir intikam alma anlamına geliyordu...
Ancak bu arada siyonistler tarafından açılan başka bir kart daha vardı; İsrailli milletvekilleri, Knesset’te yaptıkları açıklamada, Ermeni soykırımı tasarısının Amerikan Meclisinde kabul edilmesi için Ermenilerle birlikte hareket etme, Amerikalı siyasetçilerini de Ermeni tasarısını kabul etmeye zorlama planlarını o zamandan dile getirmişler, ancak bu nokta pek de gündemde yer almamıştı.
Amerika Temsilciler Meclisi’nde “Ermeni Soykırımı tasarısı” kabul edildiğinde, yine de tartışmalarda bu nokta geri planda bırakıldı. Halbuki hem Amerika, hem de İsrail kamuoyunda, Ermeni tasarısının kabul edilmesinin arkasındaki "Yahudi lobileri"nin etkisine dikkat çekilmişti. Yahudiler oylama öncesinde bunu açıkça deklare bile etmişlerdi.
Amerika’daki Siyonist lobilerin başta gelenlerinden ADL (Anti-Defamation League) Şefi Abe Foxman yaptığı bir açıklamada “Türklerin Ermenileri katletmesi bir soykırımdır” diyerek, hem Ermeni lobilerine verdiği desteği açıkça ortaya koymuş, hem de Türkiye'ye karşı olan hınç ve öfkelerini pervasızca dışa vurmuştu.
Dolayısıyla, Temsilciler Meclisi’nde Ermeni soykırımı tasarısının kabul edilmesinde belirleyici olan “Yahudi-Ermeni-Amerika” şer üçgenidir. Bundan dolayıdır ki, Amerika’daki Ermeni Ulusal Komitesi Başkanı Aram Hamparian Yahudilerin kendilerine verdiği destekten dolayı şükranlarını sunmuştur.
Biz bu konuda daha önce "Azerbaycan'da Diktatörlük, İslam Düşmanlığı ve Milliyetçiliğin Utanç Seyri" başlığı altında yazdığımız yazıda şunları söylemiştik:
"İlham Aliyev’in babası Haydar Aliyev’in “tek millet, iki devlet” diyerek formule ettiği, Türkiye ve Azerbaycan halklarının birlik ve kardeşliği oğul Aliyev tarafından iğrenç bir şekilde çiğnenerek, bütün Türkiye halkı nezdinde menfur bir girişim olan “İsrail-Azerbaycan dostluğu”nu başlattı. Sadece dostluk başlatmakla değil, ülkesine davet ettiği bu cani ruhlu teröriste Türkiye aleyhinde çirkince saldırma fırsatını da tanıdı.
Bu utanç verici durum, İlham Aliyev adlı diktatörün aslında ne kadar ahmak biri olduğunu, “ne yaptığını bilmemekle” her haliyle ortaya koyuyor. Zira Türkiye’nin siyonist rejim karşısındaki eleştirel ve tepkisel tavırlarına karşı siyonistlerin Türkiye’ye karşı açtığı kartlardan biri de “Ermeni katliamı” kartıydı. İsrail milletvekilleri ve Amerika’daki Yahudi lobileri kendilerince Türkiye’nin cezalandırılması için Türkiye aleyhinde sürekli gündeme getirilen “Ermeni Katliamı” iddialarına karşılık bir daha Türkiye’ye destek vermeyeceklerini belirtmişlerdi.
Türkiye’nin Ermenistan’la ilgili birtakım politik açılımlarına tepki olarak sözde bakım gerekçesiyle Bakü’de bir Türk camisini kapattıracak kadar alçalabilen İlham Aliyev, Türkiye’ye karşı “Ermeni Katliamı” kartını açan katil siyonistlerle öpüşüp kucaklaşması ne anlama geliyor..?"
Ermenilerin Osmanlı dönemindeki ihanetlerini, Karabağ işgali ve Azerbaycan halkına karşı gerçekleştirdikleri sayısız katliamları göz önüne getirdiğimizde, Azerbaycan devlet başkanı İlham Aliyev ve onun yandaşı olan turancı ve sözde Azeri milliyetçilerine bir sorumuz olacak..?
Şimdi memnun musunuz…?
Soykırımcı, işgalci ve savaş suçlusu Shimon Peres’in önüne kırmızı halılar serdiniz? Arkasından Liebarman gibi Müslüman kanına susamış Siyonist canilerle kucaklaşıp öpüştünüz? Şaron’un varisi katil Olmert’i de şeref misafiri olarak ağırladınız..? Böyle yapmakla sadece İslam’a ve Müslümanlara ihanet etmekle kalmayıp aynı zamanda Azerbaycan halkına, onuruna ve milli şahsiyetine de ihanet etmiş oldunuz…
Bu ihanete tepki gösteren şerefli insanları, “kahrolsun İsrail” diye haykıran gençleri joplayıp karakollara topladınız… Çünkü kendinize stratejik ortak olarak seçtiğiniz yakın dostunuz Peres’lere, Lieberman’lara ne denli sadık olduğunuzu göstermek istiyordunuz…
Buyurun şimdi…
İşte siyonist İsrail rejiminin Amerika’daki lobilerinin yaptığı…
İşte Yahudi-Ermeni ittifakı..
Yani sizin dostlarınız, yani sizin stratejik ortaklarınız…
Siz onlarla kol kola girdiniz, omuz omuza verdiniz, onlar da Ermenilerle kol kola girdi, omuz omuza verdi… Bu zincirin bir ucunda da siz varsınız şimdi…!
Kendi ellerinizle onursuzca alnınıza sürdüğünüz bu kara lekeyi silebilecek misiniz..?
Yaptığınız bu ihanetten dolayı hem dünya Müslümanlarından, hem de Müslüman Azerbaycan halkından özür dileme erdemliliğini gösterebilecek misiniz?
Madem ki, sizin İsraillilerle olan dostluğunuz bu kadar önemliydi, stratejik bir derinlik ve anlam taşıyordu; o zaman, “Ermeni-Yahudi ittifakı” ve “Ermeni Soykırımı Tasarısı”nın Amerikan temsilciler Meclisinde kabul edilmesi öncelikle size kutlu olsun, hayırlı olsun…
Azerbaycan’da camileri yıkanlardan, siyonist İsrail rejiminin katliamlarına karşı feryadlarını yükseltenleri joplayıp tutuklayanlardan, Peygamberini ananları kana bulayanlardan, bir de kalkıp Azerbaycan topraklarının özgürleşmesi iddiasında bulunan iki yüzlü faşist yöneticilerden bundan başkası da beklenmezdi ki..!
Yorumlayan: |
Tarık Cebeli |
Tarih:10 Mart 2010 Çarşamba Saat 17:16 |
...
Zira o dönem ne bizim İslami misyonla yaslandığımız Osmanlı'nın ne de ulusal misyonla dayandığımız Cumhuriyet'in yönetimindedir. Müslümanların olaya devletçi ya da milliyetçi bir bakış açısıyla yaklaşma lüksü yoktur.Biz deyince sözlüğünüzdeTürk Milleti ya da Osmanlı Devleti İslamiyet ve Müslümanlıktan önce geliyorsa kendinizi sorgulamanız gerekir.İslami olarak ters düştüğümüz kişileri milli olarak aramızda problem olan kişilerle bir tutmak,bir Müslümanın bir milleti topyekün şer odağı ilan etmesi ve 'bizci' hezeyanlarla konuşması İslam dışıdır. Müslümanlar olarak en büyük hatalarımızdan biri de bulduğumuz her parçayı birleştirme gayretimizdir.Halbuki siyah ve beyaz değil herşey.Adaletli olmak aratonları da göreyi gerektirir. |
||
Yorumlayan: |
Tarık Cebeli |
Tarih:10 Mart 2010 Çarşamba Saat 17:15 |
...
Elbette Amerika'nın bu konu üzerinde fikir beyan etmesi gayet gülünçtür.Fakat devletimizin inkar politikaları Ermeni kardeşlerimizi de Amerika'nın kucağına itiyor.Böyle bir durumda bizim müslümanlığımıza tutunarak adaletli hareket etmemiz gerekir.Söylesenize devletin ahmakça bir gururla Talat Paşa'nın savunucusu olması trajikomik değilmidir. Hele bizim 28 şubatta (daha 10-12 yıl evvel) bize tüm hatlarıyla azı dişlerini göstermiş olan resmi söylemin,statükonun savunuculuğunu yapmamız psikolojik bir travmanın eseridir. Bu olayların olduğu yıllar yıkılan bir imparatorluğun Cumhuriyet'e geçiş dönemidir.Devlet politikamız yeni icraatları ve ifşaatlarıyla kırk elli yıl önceki tezlerine karşı gelirken neden bu konuda yönetimin bile sağlam olmadığı bir dönemin inatla savunucusu olmaktadır.Kendi kanaatim verilerin soykırım demeye yetmeyeceğini ancak 1915'te büyük çaplı bir ermeni katliamının olduğu yönündedir.Bunu söylemek bizi küçük düşürmez. |
||
Yorumlayan: |
Tarık Cebeli |
Tarih:10 Mart 2010 Çarşamba Saat 17:13 |
...
Bir müslüman olarak ermeni olaylarına (1915 öncesi ve sonrası) adaletli olarak eğildiğimde aslında olayların bu kadar siyah ve beyaz olmadığını görüyorum.Resmi Devlet söylemi 'Ermeni Soykırımı' lafı geçtiği anda kudurarak akıl selimiyetini kaybetmektedir.O halde bizim soğukkanlılıkla olaylara yaklaşıp insafı elden bırakmamamız gerekir.Yazınıza 'kendi yaptıklarının hesabını vermeden bunun peşine düşmeleri kendilerini haklı çıkarma çabasıdır'minvalinde bir giriş yaparak kestirip atıyorsunuz.Halbuki Ermeniler yaptıkları hiçbir katliamı inkar etmiyor.Ve 1915 olaylarıyla ilgili olarakta bizim kadar kompleksli değiller.Hatta 'tarih içerisinde böyle şeyler hep olmuştur,hemen hemen hiçbir millet bu konuda sütten çıkmış ak kaşık değildir' şeklinde düşünüyorlar.O halde neden 1915'i bu kadar büyütüyorlar.Çünkü Türkiye Cumhuriyeti 'Ermeni Soykırımı'nı kabul etmiyor.Yok sayma politikası yürütüyor.Ve basit jestlerle çözülebilecek bir mesele ahmakça bir inatlaşma politikasıyla gittikçe büyüyor. |
||