Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eski Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’nun İrtidat ifadeleri
Fazlı Kayaduman
15 Ekim 2011 Cumartesi Saat 20:58


Allah’ın Resulü,

“…Gün gelecek, kişi evinde sabahleyin Mümin olarak çıkacak fakat akşamleyin kâfir olarak dönecek. Mümin olarak akşamlayacak fakat sabahleyin kâfir olarak kalkacak…” ifade buyurmaktalar. (Müslim)

Bu, şu demektir; Küfür Elfazı, günübirlik sıradanlaşacak. Kişi Müminken küfre götürücü bir ifade kullanarak İslam’dan çıkacak. Belki de çıktığının farkına varamayacak. Namaz kılacak,

Oruç tutacak Ve bir an gelecek, Kelime-i Şahadet getirerek yeniden Mümin olacak. Her Namazın Kaadin de, Tahiyyat duasının akabinde ki Kelime-i Şahadetle yeniden İman çizgisinin içine dâhil olacak. Ve yeniden bir an gelecek o ifadeleri kullanarak, İslam’ın dışına çıkacak Ve yeniden Müslüman olacak. Ve böyle devam edip giden, bir zaman gelecek!

İşte o günleri yaşadığımıza inanıyorum!

Eski Diyanet İşleri Başkanlarından Ali Bardakoğlu, bir gazetede, kendisi ile yapılan bir röportajda, “totaliter bir laikliği istemediklerini fakat özgürlükçü bir Laiklikten yana olduklarının” vurgusunu yapıyordu.

Her şeyden önce “Laiklik”  totaliter bir tutumla mı uygulanacak yoksa özgürlükçü bir tutulmamı? Onu iktidarların ideolojik yapısı ve tavırları belirleyecektir.

Fakat en özgürlükçü laiklikte de, devletin hiçbir yasası, “Allah’ın Dinini” REFERANS alamaz!

Yüce İslam Dininin, Dörtte bir oranında ki hükümleri devletle ilgilidir. Bu hükümler, İslami manada bir devlet mekanizmasını düzenler. Bunları yerine getirmemek günah kazanmamızı gerektirir. Lakin Rabbimizin tek bir hükmünü dahi, hafife almak, uygulanabilirliğini tartışmak

İma ile de olsa; Söz konusu devletle ilgili hükümlerin, devlet mekanizmasında uygulanamayabileceğini ifade etmek, Müslüman’ı inandığı İslam Dininin dışına çıkarır.

Yanı kişiyi küfre götürür.

Özgürlükçü de olsa, söz konusu ilke, “Devletin mekanizmasını düzenlemekte olan dini hükümleri, kabul etmeme manasına” işlerliği vardır. Bu ilkeyi savunmak; söz konusu işlerlikten yana tavır almaktır. O işlerlikte, Allah’ın hükümlerini bu mekanizmanın dışına atmak manasına geldiğine göre, Dolayısı ile siz yukarıda ki vurgunuzla Allah’ın Dinin dışına çıkmış oldunuz!

Söz konusu ilkeden yana, olmayı bir kenara bırakalım. Tarafsız olmak bile kişiyi, hiç şüphe olmaksızın Allah’ın Dininin dışına çıkarır.(Rabbim muhafaza etsin!)

Yukarıda ki ifadelerinizle, Allah’ın Dininden irtidat etmiş durumundasınız. Daha öncede bir tv kanalında benzer ifadelerinize rastlamıştım! İlahiyatçı bir Prof. olmanız hiçbir şeyi değiştirmez.

Sizleri yeniden Kelime-i Şahadet getirip, Allah’ın Dinine girmeye davet ediyorum.

Yukardan beri anlattıklarımı  pek ala bildiğinize de inanıyorum.

Bunları, “Birbirimize Hakkı ve Sabrı tavsiye etme..” Emr-i Mucibince Allah için uyarı, babından söylüyorum. Tek niyetim budur.

Şeytan bizi aldatmasın!

Müslüman, kendisini yaratan Rabbine karşı kulluk acziyeti içindedir. Kendisini yoktan var edenin; sağlık, akıl, hissiyat verenin Allah olduğunu bilir. O bizim şah damarımızdan yakındır bize! O her hareketimizi, her sözümüzü şüphesiz gözetler. Onun ilmi her şeyi ihata etmiştir. Ondan daha adil kim olabilir?

Yar ve yardımcımız olması  duası ile…!

Bu yazı toplam 1462 defa okundu.
Yorumlayan:
Rafi Çamlıbel
Tarih:18 Ekim 2011 Salı Saat 15:44
Dinden Çıkarmıyor, Dine davet ediyor.
Atilla beye
Her şeyden önce, hoca kimseyi dinden çıkarmıyor. Kendisi "irtidat" edici ifadeleri kullanarak dinden çıkma durumuna gelmiş birini, Allah'ın Dinine tekrar davet ediyor.Dinden, Dinin sahibi çıkarır veya kabul eder.İnsanlar kimseyi Dinden çıkaramaz.Fakat Müslümanlar, Müslüman kardeşinin itikaden tehlikeye düştüğünü görünce,Onu Allah için uyarır.Bu uyarı yapılmadığı takdirde, başkaları da aynı tehlikeye duçar olabilirler.Zira Müslümanın böyle bir görevi vardır. Hocanın yaptığı da bu görevi ifa etmektir.Yazıyı bir daha okuyun ve anlamaya çalışın.
Yorumlayan:
Atilla
Tarih:17 Ekim 2011 Pazartesi Saat 22:18
El İnsafff
Fazlı Bey, bir müslümanı dinden çıkarmak bu kadar kolay mı? Tekvir hastalığı size de mi bulaştı.Bir aydının, ilim sahibinin çeşitli konularla ilgili görüş beyan etmesinden hareketle onu İRTİDAT(mürted)-dinden dönmek ile mahküm etmek bir mümine yakışır mı?Ne diyeyim bu zihniyete sahip olanlara.Allah akıl,izan ve basiret versin...
Yorumlayan:
ÖNCÜ
Tarih:17 Ekim 2011 Pazartesi Saat 14:32
BAŞBAKAN DA TEVBE ETMELİ
Fazlı abi Allah razı olsun sizden.
Ben buradan Başbakanımız Tayyip Erdoğanın da tekrardan Kelimeyi Şahadet getirmesini gerekli görüyorum. Mısır da Libya da konuştuklarını hatırlayalım.

Ben anlamıyorum; Başbakanımız ve Diyanet işleri Başkanımız ve benzerleri, acaba islamı mı bilmiyorlar gerçekten, yoksa birilerine kendilerini beğendirmek zorundalar mı, yoksa biraz dünyalık için Allah gibi bir gücü bırakıp da malum güçlerden olmayı mı tercih ediyorlar?.
Yorumlayan:
mert aslan
Tarih:16 Ekim 2011 Pazar Saat 17:21
eline sağlık abi.....birde şunu ekleseydin.....
bu milletin dinini 1924-1934 arasındaki laikilerin kununları zorlaştırdı.şimdi o kanunu yapan öldü ancak onu savunun bile o inkilaplarını yerine getirmez buda şu demek laikçiler kendi nefsine göre bir ilah yapmışlar. Atatürk şimdi kalksa yerinden deseki: ben cehennemi gördün gelin islam tabi olun islamın kanunlarını isteyin dese, şimdiki laikler: sen nerden geldin yat aşağı derler...bunların derdi İslam düşmanlığı.allah'ın emrini yerine getirmeyende sorumlu millete zorla kendi kanunlarını kabul ettirmek Yüce Allah'tan korkmamak demektir.Benimde ahirette elim onların yakasında olacak....Allah'ın kanunları olmadığı için şimdi hırsızlar tecavüzler öldürmeler şiddet ne arasan var...Osmanlıda neden yoktu böyle pislikler...bu milleti uyandırmak istemiyorlar. istemeyen kim abd ve israil kafirleri...Allah'ın azabı islam düşmanlarına olsun......
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI