Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Evet Haklısın Yusuf Kaplan, Şu İran Gerçekten de Bir an Önce Durdurulmalıdır..!
Nureddin Şirin
nureddin{x}velfecr.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
23 Ağustos 2011 Salı Saat 17:18

Yeni Şafak yazarlarından Yusuf Kaplan, tarihli yazısında“Suriye’den önce İran’ı durdurmak lazım” başlıklı yazısında, Suriye’deki olaylarla ilgili asıl sorumlunun İran İslam Cumhuriyeti olduğunu ileri sürerek, İran’ın bir an önce durdurulması gerektiğini söyleyip İran’a lanetler yağdırıyor.

Sayın Kaplan her ne kadar bir sonraki yazısında, bu“lanetleme”den dolayı özür dilese de, İran’la ilgili iddialarının arkasında olduğunu belirtiyor.

Ama ardından "İran sorunu" başlığı altında yazdığı yazıda, İran sefaretinin yazılarına gösterdiği tepkiye şu şekilde karşılık veriyor:

“İran'ın Ankara Büyükelçiliği de tıpkı "komünist partisi gibi", tıpkı İsrail büyükelçiliği, tıpkı Amerikan büyükelçiliği gibi çalışıyor anlaşılan: Anında cevap yetiştiriyor ve kendi bildiklerini, ezberlerini, sloganlarını bozuk plak gibi tekrarlamaktan geri durmuyor.”

Yazılarındaki küstahlıkta sınır tanımayan Sayın Kaplan’ın İslam Cumhuriyeti’nin sefaretini “tpkı kominist parti gibi, tıplı İsrail büyükelçiliği, tıpkı Amerikan büyükelçiliği gibi çalışmak”la nitelendirmesinin ardından, kardeşlerimiz ve dostlarımızın da uyarısı üzerine, bu yazıyı yazma ihtiyacını hissettim.

Sayın Kaplan’ın “İran durdurulmalıdır”sözü ile ileri sürdüğü gerekçeleri değerlendirmeden önce birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Öncelikle biz bu “İran durdurulmalıdır” sözüne hiç yabancı değiliz, defalarca ve defalarca Washington ve Tel Aviv’deki emperyalist ve siyonistlerin askeri-sivil şeflerinden duyduk. Bu çağrının kaç kere yapıldığını tam olarak bilememekle birlikte, internet üzerinden yapılabilecek küçük ibr araştırma sonucu, kaç kez “İran durdurulmalıdır” dendiğini genel olarak tesbit edebiliriz.

Bu vesile ile yardımcı olmak için aşağıya bazılarını alıyorum:

Siyonist rejim dışişleri bakanı Aivgdor Lieberman diyor ki:

“Dünya güçleri uluslar arası kararlara itaat etmesini sağlamak için İran üzerindeki baskılarını artırmalı ve İran’ı durdurmalı” (Haaretz 21.08.2010)

Eski ABD Başkanı George Bush diyor ki:

“Dünya barışının önündeki en büyük tehdit İran’dır.” (Usa Today 13.11.2006)

İsrail eski başbakanı Ehud Olmert diyor ki:

“İran sadece İsrail için değil, bütün dünya için bir tehdittir” Usa Today 13.11.2006)

İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres diyor ki:

“Eğer dünya uyanıp İran’ı zamanında durdurmazsa, dünyanın geleceği tehlike altına girecektir.” (Jerusalem Post 32.09.2008)

ABD’nin İsrail büyükelçisi Jeremy Issacharoff diyor ki:

“İran tehdidinin kapsamı sadece İsrail ile sınırlı değil. Nükleer askeri kapasiteye sahip bir İra’ın teröre verdiği destekle ılımlı Arap rejimlerini de tehdit etmekte, bu tehdit bütün bölgeyi kapsam alanına almaktadır. İran’ın Hamas’a verdiği destek, onun Gazze’nin kontrolünü ele almasına yol açtı, İsrail’e karşı kullanmak üzere füzelerle donattı. Aynı şekilde Lübnan’da, 2006 savaşından beri Hizbullah’ı uzun menzilli füzelerle donattı. Böylelikle Hamas İsrail’i güneyden Hizbullah ise Kuzey’den tehdit ediyor.” (Washington post 09.02.2009)

ABD Başkanı Barack Obama diyor ki:

“Biz İran’ı izole etme çabalarımızı sürdüreceğiz”

İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu diyor ki:

“İsrail’in ve dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehlike İran’dır. İran İsrail’i ortadan kaldırmakla tehdit ediyor. Holocaust’u reddediyor. Terörü destekliyor. Afganistan ve Irak’ta Amerika ile savaşıyor. Lübnan ve Gazze’yi kontrol altında tutuyor. Arabistan ve Afrika’da köprübaşları kuruyor. Dünya İran’a karşı harekete geçmeli, İran durdurulmalı. İran’a karşı askeri seçenek masada durmalı.” (Onejerusalem 01.03.2011)

“İran İsrail devleti, Ortadoğu ve bütün dünyaya bir tehdittir. Bugün önümüzde duran en büyük tehdit İran’dır. Radikal unsurları harekete geçirih bölgenin istikrarını bozuyor.” (İnternational Free News Agency 16.08.2011)

“İsrail’in tarihinde karşılaştığı en büyük tehdit ve meydan okuma İran’dan kaynaklanıyor” (CNN 21.02.2009)

“İran lideri Hamenei global güvenlik için en büyük tehdittir. O ülkeye hükmekmekte ve fanatizmi aşılamaktadır. Eğer İran reimi atom silahına kavuşursa tarihi değiştirecektir. Dünyanın ve ortadoğunun geleceği kesinlikle buna bağlı” (The Jewish Chronicle 05.05.2011)

“İsrail İran’ı, nükleer programı ve balistik füzeleri dolayısıyla en büyük tehdit olarak görmektedir. İsrail’in yok edilmesinden söz eden İran füzelerine nükleer başlık takabilir. Belki bazılarınız İran rejiminin sadece Yahudileri tehdit ettiğini düşünüyor. Eğer böyle düşünüyorsanız, çok yanlış düşünüyorsunuz, kesinlikle çok yanlış düşünüyorsunuz.” (Msnbc 24.09.2009)

İsrailli General Ephraim Sneh diyor ki:

“Amerika tarafından terörist örgüt olarak tanımlanan Hizbullah Güney Lübnan’dan İsrail’e saldırdı. Onun silahları da Suriye üzerinden İran’dan geldi. İran terörizmi desteklemekte ilk sırada yer alıyor.” (Washington Post 07.11.2011)

ABD Eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice diyor ki:

“Amerika’nın ortadoğu’daki çıkarlarına en büyük tehdit İran’dır. Bunda hiçbir şüphe yok. Ortadoğu’daki çıkarlarımıza yönelik en büyük meydan okuma İran’dan kaynaklanıyor. Görmek istediğimiz Ortadoğu’ya yönelik en büyük tehdit yine İran’dır.” (BBC 31.06.2007)

Fransa Dışişleri Bakanı Douste-Blazy diyor ki:

“Bugün bizim üzerinde durduğumuz iki anahtar kelime: İran’a karşı birleşme ve uluslar arası toplumun kararlığıdır. Bu konuda uluslar arası toplumun birlik içinde olmamasından daha kötü bir şey yoktur.” (China Daily 17.05.2006)

Amerikalı Cumhuriyetçi Senator Wasserman Schultz diyor ki:
“Washington ile İsral arasındaki ilişkiler İran karşısında güçlük bir şekilde ve birlik içinde olunmalıdır. İsrail’in karşı karşıya kaldığı en ciddi tehdit Amerikalı ve İsrailli yetkililerin sıkça vurguladığı üzere, İran’dır. İran bölge için ölümcül bir tehdit olarak durmaktadır.” (Wassermanschultzhouse 29.04.2010)

Amerika Siyonist Kongresi temsilcisi Wasserman Schultz diyor ki:

“Yahudi devleti teröristlerden ve İran gibi düşman devletlerden büyük acı çekmektedir.” (Wassermanschultzhouse 29.04.2010)

Buraya sadece birkaç örneği alarak, ABD ve siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti karşısında nasıl bir kaygı ve panik içinde olduklarını, İran’ı durdurabilmek için, bütün dünyayı İran karşısında birlik olmaya çağırdıklarını gözler önüne sermek istedik.

Fakat bunu sadece Obama, Bush, Peres, Netenyahu, Lieberman demiyor ki! Birileri de buradan çıkıp aynı nakaratı tekrarlıyorb

Şimdi kendisini entelektüel, aydın, araştırmacı, gazeteci gören Sayın Yusuf Kaplan’a şunu sormak istiyorum:

Sen Obama’ların, Peres’lerin, Netenyahu’ların, Lieberman’ların borozanı mısın?

11 Şubat 1979’da gerçekleşen İslam devriminden bu yana 32 yıldır aralıksız İslam Cumhuriyeki’ne karşı askeri, siyasi, ekonomik ve psikolojik savaş cephelerinde başı çeken Amerikan ve Siyonist şeflerin gönüllü hizmetçisi misin?

Amerikan emperyalizminin bölgedeki çıkarlarının önünde en büyük tehdit ve siyonist İsrail rejiminin varlığının ortadan kaldırılması için en büyük tehlike olarak görülen İran’ı “tehdit” ve “tehlike” olmaktan çıkarmak için vazife üslenmiş “embedded gazeteciler”den biri de sen misin?


Sayın Kaplan yazısında, “İran ne yapar?” diye soruyor.

Daha ne yapsın? 

Eğer dünya emperyalizmi ve siyonizmini böylesine bir korku içinde yaşatıyorsa, eğer emperyalizmin bölgedeki çıkarlarına darbe indirip Siyonist rejime tarihinin en ağır yenilgilerini tattırıyorsa, eğer bütün dünyanın baskı, tehdit ve ambargoları karşısında bir adım dahi geri atmayıp Filistin’in özgürlük mücadelesi için askeri, siyasi, ekonomik bütün imkanlarını seferber ediyorsa, eğer İslam ümmetinin en azılı ve yeminli düşmanlarının dişlerini kırıp İslam dünyasından ellerini kesiyorsa, eğer istikbar ve tağut hegomanyası altındaki İslam dünyasında İslam’ın özgürlük meşalesini tutuşturup Kur’an nizamını tesis ediyorsa, İran başka ne yapsın..?!!

Rahmetli İmam Humeyni'nin şu sözlerini hatırlamamak mümkün mü?

"Ya Rabbi! Hiç kimse bilmese bile, sen biliyorsun ki biz sadece senin dinin için ve Resulünün yolunu sürdürmek için kıyam ettik. Bunun için de saldırıya uğruyoruz. senden başka kimimiz kimsemiz yoktur. Bin parçaya ayırsalar da bedenimizi yine de küfür ve şirk ile savaşmaktan geri durmayacağız. küfür ve şirk var oldukça biz de var olacağız, biz var oldukça da mücadelemiz devam edecektir.!"

Peki ya sizin gibiler ne yapar?

İran İslam Cumhuriyeti sefaretinin tepkisi üzerine “İran'ın Ankara Büyükelçiliği de tıpkı "komünist partisi gibi", tıpkı İsrail büyükelçiliği, tıpkı Amerikan büyükelçiliği gibi çalışıyor anlaşılan” ifadelerini kullanan sen, sende hiç arlanma, utanma yok mu? Vicdan, izan ve insaf gibi değerlerden bir zerre olsun hiç nasibin yok mu? 

Tıpkı Obama’lar gibi, Netenyahu’lar, Olmert’ler, Lieberman’lar gibi konuşan sen değil misin?

Washington ve Tel Aviv haydutlarının 30 yıldır tekrarlayıp durduklarını ağzında geveleyip duran sen değil misin? 

Siyonistlerin ağlayıp sızlandığı yerde, onların dertlerini, kaygılarını, korkularını yazdığın yazılarınla paylaşan, aynı sofraya oturup midesini dolduran bir haramzede değil misin?

Pentagon’dan, Tel Aviv’den İran’ı vurmak için hazırlık yapanlar mermilerini ve silahlarını doldururlarken, aynı hedefe atış yapmak için okkasını dolduran sen değil misin?


Sanki sen bütün bunları bilmiyorsun. Sanki sen İran’ın Amerika ve İsrail ile savaşını, bu savaşta ödediği bedelleri bilmiyorsun!

Sanki sen, İran’ın en büyük hedefinin Amerika’nın İslam dünyasındaki sultasına son vermek olduğunu bilmiyorsun! Sanki sen, siyonist rejimin kökünden sökülüp atılması için İran’ın bölgede bir direniş ekseni kurduğunu bilmiyorsun! 

Amerikan hegomanyası altında zillet içinde yaşamak, siyonist varlığın habis kokusunu koklamak sana zor gelmeyebilir! Siyonist rejimin 63 yıldır sürdürdüğü işgalin, yaptığı katliamların, döktüğü kanların hesabını sormak senin için önemli olmayabilir! Senin gibilerinin tiyneti bütün bunları kaldırabilir, mideleriniz bunları hazmedebilir, içinize sindirebilirsiniz..!

Ama bu İran’a çok zor geliyor. İslam devrimine, İslam Cumhuriyeti’ne, İmam Hamenei'ye, inkılab erlerine, İslami direnişe, yeryüzünün özgür ve pak fıtratlarına çok zor geliyor...

Siyonist rejim "büyük İsrail projesi"ni gerçekleştirmek için engel tanımaksızın dolu dizgin giderken İslam devrimi duvarına tosluyor ve dönemin siyonist rejim başbakanı Menahem Begin "İsrail için kabus dönemi başladı" diyor.

Ardından Lübnan İslami direnişi, siyonist rejime tarihinin en ağır yenilgilerini tattırmaya başlayıp 18 yıllık direnişle birlikte siyonist rejim güçleri hezimet içinde Lübnan'dan kaçmak zorunda kalıyor. Siyonistler bunun adını "Birinci Lübnan savaşı" koyuyor. Ancak Hizbullah savaşçılarının siyonistlere indireceği daha ağır darbeler sırada bekliyor. Temmuz 2006'ya gelindiğinde bu kez Hizbullah'ı bütünüyle ortadan kaldırma niyetiyle Lübnan'a saldıran siyonist rejim güçleri parçalanmış efsanevi tanklarını, batırılan gemilerini, düşürülen uçak ve helikopterlerini, ölmüş askerlerinin cesetlerini geride bırakıp tekrar geri kaçıyor. Bunun adını da "ikinci Lübnan savaşı" koyuyorlar. Aldıkları yenilginin Olmert hükümetinde açtığı sarsıntı üzerine "Winograd Komisyonu"nu kurup karşılaştıkları yenilginin nedenleri masaya yatırılıyor. Komisyon açıklamalarda bulundukça siyonist rejim bakanları, generalleri yenilginin sorumlusu olarak ard arda istifa etmek zorunda kalıyor.

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah "İslam ümmeti için yenilgiler dönemi kapanmıştır, zaferler dönemi başlamıştır" derken, İslam ümmetine çok daha büyük zaferlerin müjdesini veriyor...

Siyonist rejim güçleri bu kez Gazze'ye 22 boyunca karadan ve havadan saldırıya geçip çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 1.500 Filistinliyi katledip binlercesini de yaralarken, Hamas haükümetini yıkmayı, Filistin'deki İslami direniş güçlerini bütünüyle yok etmeyi hesaplamıştı; ancak üzerine yağan füzelerin Tel Aviv'in yakınlarına ulaşmasının korku ve paniğiyle tek taraflı olarak ateşkes ilan edip geri çekiliyor...

Ardından siyonistler yine İran'a yükleniyor: "İran Hamas'ı yeni füzelerle donattı...!"
Gazze zaferinin üzerinden günler geçmeden Hamas lideri Halid Meşal, Tahran'a, İmam Hamenei'nin yanına gidip "kazanılan zafer için" şüklanlarını sundukton sonra "kazandığımız bu zaferde asıl pay sizindir" diyor.

Şimdi ise siyonistler, bütün askeri ve ekonomik merkezlerinin, bütün yerleşim bölgeleri ve kurumlarının, limanlarının ve tesislerinin Lübnan ve Gazze'daki direnişin füze kapsamında olduğunu, çıkacak yeni bir savaşta İsrail'in her tarafına füze yağacağını söyleyip kendilerini korumak için dört koldan geceli gündüzlü çalışıyor. bir taraftan üst üste tatbikatlar yaparken, diğer taraftan yeni hava savunma sistemleri kurup denemelerini yapıyor. Bir taraftan yeni ordu birlikleri kurup konuşlandırırken diğer taraftan da dünyanın en büyük sığınaklarını kazıyor...

Gazze'ye silah ulaştırmak için yola çıkan gemilerin, konvoyların vurulması, Gazze'ye silah sevkilatı için görevli Lübnanlı Hizbullah savaşçılarının Mübarek rejimi tarafından tutuklanıp ağır işkencelere alınması, bundan dolayı da siyonist rejim şeflerinin sürekli olarak "İran'ın durdurulması" çağrısında bulunması, Yusuf Kaplan'lar için bir anlam ifade etmiyor olabilir...

Onun için onlan kendi tiynetlerinin gereğini yapmaya devam etsinler..!

Aslında Amerika’nın ve İsrail’in bu kadar da paniklemesine hiç gerek yok. İslam toplumları içinden böylesi borozanlar edindikten sonra. Beyezsaray, Pentagon, Tel Aviv kurmaylarının telaşlanmasına gerek yok, böylesi gönüllü silahşörler bulduktan sonra…

Şimdi iyi bir koro oluşturdunuz... Biriniz orkestra şefi, biriniz mızıkacı, biriniz zurnacı...

Meğer İran ne kadar da tehlikeli imiş böyle...

Allah Kur'an'da "insanlar arasında müminlere karşı en şiddetli düşman yahudiler ve müşriklerdir" buyururken, bu ben-i İsrail ifsad ve tuğyanına karşı öfke damarları kuruyan müslümanlar bizim karşımıza İran'ı çıkartıp duruyor. Amerikan beslemesi bölge rejimlerinin "asıl tehlike İran" dediği gibi...

Onun için İran'ın başını kopartması için Amerikan yönetimine yalvarıp duruyorlar. Onun için, İran'a saldırması için siyonist rejim savaş uçaklarına hava sahasını açma anlaşması yapıyorlar. Onun için yeni paktlar ve ittifaklar kuruyorlar. Amerika da hepsini toplayıp onlara güvence veriyor. Donanmalarını, nükleer silah taşıyan filolarını körfeze, Akdeniz'e gönderiyor.

Mızıkacılar burada boş durmayacak elbet. Bu çorbada onların da bir tuzunuz olsun.

Onun için hep birlikte, sakallarınızı sıvazlayıp bismillah dedikten sonra haydin vurun abalıya, boğazı sıkılan Amerika ve İsrail biraz olsun nefes alsın…Vurun abalıya vurun, canı yanan emperyalistlerin, işgalcilerin, katillerin, mütecavizlerin gönlü ferahlasın.. Vurun abalıya vurun, Amerikan bayrakları İslam topraklarında biraz daha dalgalansın…!

Latin Amerika ülkelerinden birileri çıkıp "emperyalmizm karşısında İran ile omuz omuzayız, ortak bir cephedeyiz" derken, müslüman olmasalar da, hiç olmazsa "insanlık onuru" taşıyorlar. Ama kendilerine "müslüman" deyip de "onursuzluk bataklığı"na düşenlerden benzer sözleri işitecek değiliz elbet.

"Yeşil kuşak" proeleri boşuna üretilmedi! Yeni karargahlar kurulacak, kışlalara yeni askerler alınacak ve "devşirme savaşçılar" önce abdest alıp ardından namlularına doldurdukları kurşunları İslam devriminin üzerine boşaltacak...!

Herkesin namlusunda bir kurşun var da, Yusuf Kaplan'ların niçin olmasın? Birisi İran'ın üzerine, birisi Hizbullah'ın üzerine, birisi Nasrullah'a, birisi Hamenei'ye ateş edip dururken Yusuf Kaplan'lar niçin arkada kalsın..!?

Tebrikler Yusuf Kaplan, tebrikler, bir adım öne çıkın da Washinton ve Tel Aviv boynunuza birer "üstün hizmet madalyası" taksın…!

Evet haklısın Yusuf Kaplan, şu İran gerçekten de bir an önce durdurulmalıdır..!

Yoksa bu dünya bir daha "Amerika"yı göremeyecek, "İsrail" diye bir varlıktan kimse artık söz edemeyecek..!

İster Amerika, ister Avrupa, ister NATO ve isterse onların bölgedeki kuklaları, ne kadar çırpınırsanız çırpının, ne kadar saldırırsanız saldırın, ne kadar bağırırsanız bağırın, Rabbimizin vaadi haktır ve gerçekleşecektir:

"Zulmedenler yakında nasıl bir inkılaba uğrayıp sarsılacaklarını bileceklerdir"

"Galip gelecek olan ancak Hizbullah'tır"

"kuşkusuz ki Hizbuşşeytan hüsrana uğrayacaktır!

Doğan güneşin ışıltıları, fecrin parıldayan şafağı "Amerika'sız bir dünya, İsrail'siz bir Ortadoğu"yu müjdeliyor...

Göreceğiz, göreceksiniz, görecekler...!

Evrensel kurtuluş ve adalet gününün önünü kim alabilir..?

Devam edecek

Bu yazı toplam 2659 defa okundu.
Yorumlayan:
ethem türkdönmez
Tarih:03 Eylül 2011 Cumartesi Saat 15:55
ANLAMAYA ÇALIŞMAK...
Nurettin abinin bir konuşmasında eğer herhangi bir mezhep yada meşrep taassubuyla bu konuya yaklaşıyorsam Allahın peygamberlerin meleklerin laneti üzerime olsun dediğini biliyorum...Olumsuz görüş serdedenler aynı laneti üzerlerine alabilirlermi...sadece gidecek olanların yerine gelecek olanların usa ve israil bağlantılarına dikkat çekiyor...mezhebi taassupla olaya bakanlar yanılırlar...bizim zalimimiz iyi sizinki kötü yok böyle bi mevzu...zalim zalimdir sakalının boyu kısa uzun farketmez..bide ayıp etmeyin iran bosna filistin v.b birçok beldedeki direnişlere olabildiğince destek vermiştir..israilin resmi belgelerinde bile filistine verdiği milyonlarca dolardan bahsedilmekte...bosnadaki ehlisünnetlere yolladığı silah dolu gemilere o dönemki yönetim el koymuştu hatırlarsanız...afganistandaki ırki mezhebi taasuplarıda hatırlayın...ruslardan sonra birbirlerini yemeye başlamıştılar...hamas irana siz olmasanız biz çok daha zor durumlara düşerdik diye açıklama yapıyor...görün artık...
Yorumlayan:
Erkam
Tarih:27 Ağustos 2011 Cumartesi Saat 04:44
Çok yazık
Şia'yı da İran'ı da severdim gerçekten.
Ama şu Suriye konusunda tavırları yok mu? İğreniyorum
gerçekten. Böyle müslümanlık, böyle kardeşlik olabilir mi ya?
Daha dün hafız esada verdikleri destek. Bu ne mezhebi bi
anlayıştır ya. Allah hepimize akıl fikir verin, hidayet etsin,
ıslah etsin.
Yorumlayan:
Malik ester
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 04:40
Mukemmel bı yazı.
Teşekkürler agacan iyiki varsın.
Bu arada yorumları okudum da zalim Esad'a lanetleri anladım iranin pek bı çekimser kalmsinin eleştirilmesini anladım.
İrana sırf sii diye nefreti de anladım.
Sia yi ve nusayri sapkinlari ile aynı kefeye koymanızı anlamadım.
Esad devrilsin evet anladım ve istiyorum sizler gibi ama yerine geçecek olan o muhalefetin kim ve kimler olduğunu ben anlamadım.
Bu adamların kimler için çalıştıklarını ne ve söylemlerinde hep İsrail'e güvence vermelerini ve iran ve Hizbullah düşmanı bı muhalefet olduğunu söylememenizi anlamadım ben.
Herkese bı soru Sizce Esad gecen sene iyi idi de bu yilmi kötü oldu.
Birde SiZce Esad iran ve islamı direnişe yan çizerse siZce olaylar devam eder mi
Yorumlayan:
Cemal kurt
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 04:12
Baris kardes hamaset japan yok
Şimdi senin söylemlerine bı bak islamı fanatizm diye ayırıyorsun ıslam rejimine baskı rejimi diyorsun.
Sahi iran da ne baskısı var milletin dinine mı karisiliyor.
Islam rejimi baskı yapmaz ama aklı islamda olmayanlar kendini baskı altında görür.
Kaldiki bı mezhep kelimesi girmiş ağzına her kelime mezheple başlıyor sende.
Yaw mezhep niye o kdar önemli.
Senin ulken niye mezheplere ve dine bu kadar baskı yapıyor.
Hem bu ülke dile dE baskı yapıyor bak kürtler ne halde.
İnsanların dillerini bile asimile eden bu ülkede yasıyoruz.
İranin bir sürü eleştirilecek yönü vardır mezhepci çirkef ve ayristirici mollalarida vardır.
Ama rejim ve yürütmesi mezhepci değildir bunu söylersen iftira etmiş olursun.
İranda ne kadar meZhepci varsa turkiyedede o kadar mezhepci vardır...
İranda sözüm ona baskı görenlerin derdi inkılabın islamı hareketlere aktardığı kaynalardir.
Onların derdi islamsiz bir hayat yasamaktir.
Lütfen hi daha baskı deme ve kendine yazık etme.
Vesselam
Yorumlayan:
Fazıl Agiş
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 01:07
Nureddin Şirin'e tebrik
Nureddin Şirin'in bu yazısından ötürü kutlarım. Konuyu her yönden alarak kaleme almıştır. Bu yazı okunmalı.
Yorumlayan:
harun eren
Tarih:25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 15:10
nasrallah ve hizbullah
ayrıca Lübnan hizbulalhının sevgili lideri Nasralllah efendi suriyenin sivil halkına bomba atılırken kafir suriye yönetimine desteklerini ifade ettiler. İsraille çarpışırken israil halkı rahat olsun biz sivillere bomba atmayız diyordu menfaatleri gereği sivil halkın katledilemsine destek veriyorlar.israil halkı demekki nasrallah için daha önemliymiş.
Yorumlayan:
harun eren
Tarih:25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 15:03
başlık yok
Yazıyı tekrar okudumda, iranı islamın , müslümanların merkezine koymuşsunuz. Tamam bizde istemeyiz tüm hatalarına ve yanlışlıkların rağmen iranın yıkılmasını ama her yapılan eleştiriyi de siz amerikancısınız israili destekliyorsunuz diye yaftalamak hiçte islami olmasa gerek. yapılan yanlışları söylemek müslümanalrın üzerine vazifedir. hataları söyleyince siz yıkmaya çalışıyorsunuz amacınız farklı demek alışılagelmiş TÜRK KAFA YAPISINA sahip olmaktan başka birşey değildir. Ahmedinejadın iranda hiçbir ağırlığının olmadığı bilinen bir gerçektir. iranı derin devlet yönetmektedir ve daha önce türkiyeyi karıştırmak için PKK ya verdikleri destek ne kadar islamidir.iran ve suriye türkiyeye karşı PKKyı destekliyor amerika ve israilde irana karşı PJAKı destekliyor ne fark var aralarında bilen söylesin. Kafir suriye yönetimine yaptıkalrı katliamdan dolayı bir kere bile uyarmamışlarıdr.katliamlar olsa bile düzenimiz devam etsin.
Yorumlayan:
Murat Aknar
Tarih:25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 11:12
Nurettin Şirin Hep Sloganik
Harun Eren'e katılıyorum.
Yorumlayan:
Barış Uzun
Tarih:25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 06:31
Hadi ordan!
Hamaset yapma Cemal Kurt.
Halihazırdaki yanlışları da tespit etmeyelim, susup oturalım mı yani ?
İran'ın ulus devlet milliyetçiliğini, mezhep taasubunu, baskıcı rejimini eleştirebilmek için önşartlar mı var ?
Hem senin koyduğun o "önşart"ları gerçekleştirmediğimizi ne biliyorsun ?
Bu kadar boş konuşulur ancak.
Anti-emperyalist cephede pozisyonu önemli diye her kusurunu görmezden gelip öpüp başımıza koyacak halimiz yok.
Esas sana insaf.
Yorumlayan:
Cemal kurt
Tarih:25 Ağustos 2011 Perşembe Saat 06:04
Haa diyeceksiniz ki Suriye'ye ses çıkarmıyor
Esad diktatör Esad zalim Esad aşağılık Evet haklısınız ama inanın Suriye'de olan olaylar öyle abartılı yansıyor ki ABD ve İsrail'in anlattığı ne ise ona inanıyoruz...

Ha abartilmasi Esad'ın alçak olduğunu engelliyo mu hayır...
Peki iranin Suriye'den başka dünyaya açılacak bı kapısı bı müttefiki var mı bizim Türkiye degilmi İran uçaklarını indiren silahlarına el koyan...
Dunyanın düşman olduğu İran avucunda ki tek müttefik olan Suriye giderse ne yapsın söyleyin...
Hem mesele mazlumun yanında olmaksa ve zulmü söylemekse...
O zamn Türkiye'den başlayalım Türkiye Bahreyn ve Yemen hakkında tek kelime ettimi bir kere bile kınadı mı tek bı açıklama yaptimi...
Suud gidip Yemen de ve Bahreyn de operasyon yapıp kan dökmedi mı tek kelime etmeyen ve görmeyen sizlere ABD ve İsrail gözüyle olaylara bakmak yakışıyor mü...
Sizinle aynı fikirde olmayan birerine hemen sii rengini belli etti sia yok bilmem ne deyip etiketlemek etik mı....
Tekrar diyorum el insaf
El insaf el insaf
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI