Feda mı Heba mı?

“Önüne dava olarak konulan şeyler uğruna malını, gençliğini hatta canını feda etmeni istiyorlar. “

Feda etmek; bir amaç uğrunda bir değer ya da varlıktan bile isteye vazgeçmek, bir şeyi gözden çıkarabilmek. Heba etmek; yapılan bir işin hiçbir işe yaramadan yok olması, boşa gitmesi.

Ne kadar süreceği belli olmayan bir ömürde yapılanların kişinin sonsuz geleceğini belirlemesi tüm düşünce sahipleri için sarsıcıdır. Üstelik hangi zamanda ve mekânda yaratılacağı kendisine danışılmamış insan, sahip olduklarıyla nasıl bir ömür geçireceği onun cüzi iradesiyle yaptığı seçimlere bağlıdır. Bu konuda tek sermayesi süresini bilemediği zamandır.

Dünya hayatında her hangi bir şeye ulaşmak için harcanan zaman ve emek sonuç itibariyle bir şeylerden vazgeçmeyi veya uzak durmayı gerektirir. Ulaşılması arzulanana varılınca, tüm çekilen çilelere, yaşanamayan gençlik günlerine bunun değip değmedi sorgulanır. Yani feda ede ede menzile varan kişi, aslında feda değil de heba ettiğini anladığında yaşadığı yıkım yeni başlangıçları zorlaştırır. Üstelik bu sadece dünya hayatındaki kayıplarla sınırlı bir hüsrandır. Bunun bir de hesabı vardır.

Zamandan ve mekândan münezzeh olan sadece Allah’tır. Tüm insanlar zamanın ve mekânın getirdiği tüm zorluklara karşı doğru bir duruş sergilemek zorundadır. Zamanın moda cereyanlarının istediği fedakârlıkları yapanların sonunda heba ettiklerine tarih şahittir. En zor yanıysa tüm çekilenlere rağmen öğrenilenler yeni nesle devredilememesidir. Dünyayı ve ahireti bir bütün gören tevhid ehli, zaman ve mekân ne olursa olsun vahyin ilkelerinden vaz geçmez. Bu yolda feda ettiği her şeyin kat be kat karşılığı onları cennete beklemektedir. Seküler fedakârlıkların çoğunda birileri feda ederken diğerleri bundan kâr elde ederler.

Bir dava uğruna ömrünü feda edilmesinden bahsedenlerin büyük bir kısmı, yeni yönelimlerine uygun olarak gençlik günlerindeki düşünce ve eylemleri adeta boşa çıkarır surette o günleri heba etmişiz şeklinde dillendiriyor. Gelecekte de bu gün feda ettikleri için de aynı sızlanmayı yapıp yapmayacakları ise ömrü vefa edenlerce görülecek. Hesap gününe inananlar bilirler ki geçmişte yapılanların tümü onları gelecekte beklemektedir. Geçmişteki amellerini heba olarak görüp reddedenler hesap gününde yaptıklarıyla ilgili bir mükâfat beklentisine girmeleri abesle iştigaldir. Kişi için değersiz olan niçin Allah nazarında değerli sayılsın ki!

Sevgili kardeşim, küresel zalimlerce zamana ve mekâna müdahalenin her türlü vahşi metotlarını denendiği ve anlık moda cereyanların peşine takılmış tüm bedbahtlar senden fedakârlık bekliyor. Önüne dava olarak konulan şeyler uğruna malını, gençliğini hatta canını feda etmeni istiyorlar. Öte yandan bir meslek için gençliğini feda etmeni söyleyenler daha sonra kredi borçlarını ödemen için hayatın boyunca çalışmanı isteyecekler. Unutma zamanın dolduğunda tüm feda ettiklerinden ve sonuçlarından sorulacaksın. Bunun için namazda doğru yola ulaştırması için Rabbine yalvarıyorsun. Gerçekten, şu anda tuttuğun yol ve bu yolda feda ettiklerin sonu cennet olan sıratı müstakime ulaştırıyor mu? Yoksa fedandan kâr bekleyenlerce kandırılıyor musun?

“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumlu tutulacaktır.” (İsrâ / 36)

Şevket Hüner – Düşünce Mektebi

Oy verin

1 puan
Upvote Downvote

Total votes: 5

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 60.000000%

Downvotes: 2

Downvotes percentage: 40.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın