Felsefe Çocuklara Google’ın Öğretemediklerini Öğretebilir

“Hiç olmadığı karmaşık, her şeyin birbiriyle ilintili olduğu ve belirsizliklerle dolu bir dünyada rahat ve sağlam adımlarla ilerlemelerini sağlamak için çocuklarımıza sunabileceğimiz en önemli araçlardan birisi felsefe eğitimidir”

Sürücüsüz araçlara biniyoruz, bir telefonumuzla bankacılık işlemlerini halledebiliyor ya da alışveriş yapabiliyoruz. Robotlar yolda, pek çoğu kullanılmaya başladı bile. 2013 yılında Oxford Martin School’daki ekonomistler mevcut işlerin yarıdan fazlasının yerlerini yirmi yıl içinde akıllı teknolojilere bırakacağını tahmin etmişti. Robotlarla birlikte yaşamayı sevin ya da nefret edin, bugün okullu olan çocukların ileride bambaşka bir iş hayatına atılacaklarını inkâr etmek aptalca olur, o da şanslılarsa. Fütüristler, Çin’den getirilen işler bir yana, beyaz yakalıların yaptıkları işlerin de mavi yakalıların işleri gibi dışarıya yaptırılacağını söylüyorlar.

Peki eğitimciler genç insanları dijital çağın bu medeni ve profesyonel hayatına nasıl hazırlamalılar? Hızla gelişen teknoloji yüzünden işsiz kalmaktan korkup teknolojiye ayak diremenin bir anlamı yok. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik konularına (STEM) iki kat fazla yatırım yapmak da meseleyi çözmüyor; ileri teknoloji eğitiminin hayal kurma konusunda sınırlı kaldığı yönler olabiliyor.

Yakın gelecekte mezun öğrencilerin başka becerilere ihtiyaçları olacak. Bu yeni dünyada teknik uzmanlık alanı giderek daralacak, disiplinler arasında hareket etme becerileri rağbet görecek. Google’da cevabını bulamayacağımız soruları sorup cevaplayabilecek insanlara ihtiyaç duyacağız, örneğin: Makine otomasyonunun sonuçları ne olacak? Dijitalleşmiş bir toplumda servet dağılımını nasıl düzenlemeliyiz? Yani, toplum olarak felsefeyle daha fazla ilgilenmemiz gerekecek.

2016 yılındaki politik belirsizliklere rağmen İrlanda devlet başkanı Michael D. Higgins bu konuda öncülük yaptı. İrlanda devlet başkanı Kasım ayında İrlanda Felsefe Derneği üyelerini ağırladığı bir davette, “Hiç olmadığı karmaşık, her şeyin birbiriyle ilintili olduğu ve belirsizliklerle dolu bir dünyada rahat ve sağlam adımlarla ilerlemelerini sağlamak için çocuklarımıza sunabileceğimiz en önemli araçlardan birisi felsefe eğitimidir” diyerek okuldaki felsefe eğitiminin “insancıl ve canlı bir demokrasi kültürü” sunacağını belirtti.

2013 yılında, İrlanda ekonomik kriz sonrası sancılarla boğuşurken Higgins, İrlanda’nın bir toplum olarak neye değer verdiği üzerine ülke çapında bir münazara inisiyatifine önayak olmuştu. Bunun sonucu olarak 2013 Eylül ayında İrlanda’daki okullar felsefeyle tanıştılar.

12-16 yaşları arasındaki öğrenciler için açılan yeni bir seçmeli derste öğrenciler –bugüne dek- müfredatta yer almayan sorular hakkında tartışıyorlar. İngiltere’de felsefeciler ve felsefe öğretmenleri hâlâ Uluslararası Genel Orta Öğretim Sertifikası muadili için uğraşırken, İrlanda çocuklar için felsefeyi ilkokul konuları arasına alabilmek için reform çalışmaları yapıyor.

Eğitimciler felsefenin işe yaramadığını ileri sürüyorsa bunda, matematikçiler ve dilbilimcilerin tersine, alanlarının fakülte koridorları dışında nasıl yaşam bulabileceği konusunda hâlâ içe kapanık ve cahil olan akademisyen felsefecilerin de payı var. Eğitimcilerin felsefe konusunda daha akıllıca davranması gerekiyorsa, felsefecilerin de kendilerini aşmaları gerekiyor.

Düşünme ve anlama arzusu, Aristo’nun inandığının tersine doğal olarak gelişmiyor. Bertrand Russell’ın dediği gibi; “Pek çok insan düşünmektense ölmeyi tercih eder, çoğu da öyle yapar.” Hepimizin felsefe kapasitesi bulunur ama bu kapasitenin eğitilmesi ve kültürel olarak harekete geçirilmesi gerekir. Amerikalı felsefeci Robert McCauley’in dediği gibi, bilimin peşinden gitmek nasıl bir bilişsel yapı kurmayı gerektiriyorsa, aynısı felsefe için de geçerlidir.

Felsefe zordur. Çok sert bir şefin idaresinde iki kat fazla emek harcamak gibidir. Önyargılarımızdan ve akıl yürütmenin gizli tuzaklarından kurtulmamızı gerektirir. Bu da hoşgörüye dayanan diyaloglar kurmamızı ve farklı görüşleri tartarak tahayyül etmemizi sağlar.

Felsefe sayesinde çocuklar –ve yetişkinler- sorularını dile anlaşılır bir şekilde dile getirebilir ve kendilerine dönerek ya da Twitter’da arayarak kolay kolay bulamayacakları cevaplara ulaşabilirler. Hepsinden iyisi, felsefe egoları değil fikirleri merkeze koyup öne çıkarır. Felsefenin sadece okullarda ders olarak okutulmakla kalmayıp her alana nüfuz etmesi gerekliliği de bu hassasiyetinden kaynaklanır.

Felsefe robotlara kaptırılan işleri geri getirmeyecek. Dünyanın mevcut ya da gelecekteki sıkıntılarına bir çare de değildir. Ancak özensiz yargılara ve dayanağı olmayan peşin hükümlere karşı bir bağışıklık sağlayabilir. Sınıflarımıza felsefeyi soktuğumuzda çocuklarımız çağımızın düşünce anlayışını kavrayıp zorluklarıyla başa çıkabilme konusunda çok daha donanımlı olacaklar.

theguardian‘dan egitimpedia aktardı

Oy verin

0 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın