Televizyonlarda, gazetelerde ve internet sitelerinde hatta ve hatta İslamcı bazı internet haber sitelerinde Filistin’den, işgalden, İsrail’den bahsederken 1967 sonrası temel alınıyor. İğrenç bir propaganda Müslümanların elleriyle sürdürülüyor.
Bir haber sitesinde "Filistin işgalinin 44 yılı" başlıklı bir haber gördüm. Bu 44 yıla göre hesaplarsak Filistin işgali 1967’de başlamış gibi gözüküyor yani burada aslında İsrail yerilirken bir taraftan da İsrail’in de içinde olduğu o projeye destek verilmiş oluyor.
Filistin topraklarının işgali 1948 yılında İsrail devletinin ilanı ile başlamıştır. Dünyanın dört bir tarafından toplanan Siyonist Yahudiler Filistin’e yerleştirilmiş ve Filistin’de yaşayan tüm yerli halkın yarısı vatanlarından sürgün edilip dünyanın çeşitli yerlerinde çöllerde, kamplarda veya çok zor şartlar altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Hamas’ın ümit vaat eden liderlerinden Muşir El-Mısri’nin dediği gibi ‘Filistinlilerin yarısı vatanlarında yaşamamaktadır’.
Filistin davası dediğimiz dava İsrail’e katil demek değildir.
Filistin davası dediğimiz dava İsrail’i kınamak demek de değildir.
Filistin davasının temeli 1948 öncesi İsrail’in işgal ettiği bütün toprakların özgürlüğünü, vatanlarından çıkartılmış milyonlarca Filistinlinin vatanlarına geri dönüş hakkını savunmaktır.
Bu anlamda Filistin Davasını zaten en önde gütmekte olan HAMAS da İslami Cihad da ve diğer direniş grupları da Filistin topraklarının tamamen özgürlüğünü kabul etmektedir. Ayrıca dünyanın her tarafından tanınmış onlarca İslam âlimi bir araya gelmiş ve ‘Filistin'in Herhangi Bir Parçasından Taviz Verilmesinin Haram Olduğu’nu ilan eden bir ictihadda bulunmuşlardır. Bizleri yaratan, bize bu dünyada kurallar ve yasalar koyan Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “… sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın…” (Bakara 191)
ULUSLAR ARASI HUKUKUN CANI CEHENNEME!
1967 sınırları dediğimiz sınırlar BM vb. gibi güce tapan ve o güçle ayakta duran toplulukların-organizasyonların kabul ettiği sınırlardır. Buna uluslar arası hukuk denmektedir ancak bu hukuk güçlülerin hukukudur. Gazze’ye yapılan saldırılarda kınama kararı dahi alamayan bu güçlüler hukukunun gerçek adaletle uzaktan yakından alakası yoktur.
O yüzden Uluslar arası hukukun “canı cehenneme” diyoruz.
En büyük katil ABD’nin başkanı Obama 1967 sınırlarından bahsetmiştir ki zaten ABD’nin uzun dönemli planı bu yöndedir. Filistin-İsrail sorunu ABD tarafından komşularınca meşru kabul edilen bir İsrail devleti yaratarak çözülmek istenmektedir. Türkiye de bu planın uzun bir süredir parçasıdır.
TÜRKİYE’NİN ABD PROJESİNDEKİ YERİ
Türkiye son birkaç senedir Ortadoğu’da popülerliğini yükseltiyor. Ortadoğu halkları tarafından güven kazanan Erdoğan uluslar arası arenada İsrail’e fırçalar çekiyor daha önce yapılmamış, yapılmasına cesaret edilememiş açıklamalar yaparak Ortadoğu halklarının, Müslümanların kalbinde taht kuruyor ancak ne Amerika ne de Batıdan hiçbir tepki almıyor.
Erdoğan’ın popülaritesi ve güvenirliği İsrail-Filistin sorunun çözümünde Amerika’nın planladığı 1967’ye dayanan sınırlar içerisinde yapılacak bir barış planı için oldukça gerekli. Bu sebeple Erdoğan’ın aracı olacağı 1967 sınırlarına geri dönüş ve İsrail’in meşru kabul edilmesi üzerine imzalanacak bir anlaşma tüm Müslümanlar tarafından kabul edilecektir. Erdoğan ve Türkiye’ye güvenin bu denli büyük olması Filistin Davasının temellerinden bî-haber olan Müslümanlar için oldukça tehlikeli.
Erdoğan’ın sayesinde hayata geçirilebilecek bu plan belki de Erdoğan’a Nobel Barış Ödülü bile getirebilir. Ancak Allah’ın kurallarına yani Müslümanların işgali kabul etmesi, gasp edilmiş haklarından vazgeçmesi, şehid edilmiş liderlerine ihanet edip onların davasını sürdürmemesine yani zillete düşmesine sebep olacaktır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın böyle bir barış planının içinde kesinlikle yer almaması, kendisine hakkı ve adaleti, mazlumları ve sahipsizleri savunduğu için verilen güveni suistimal etmemesi gerekmektedir.
Ancak Erdoğan’dan önce Filistin topraklarından taviz vermeyi Müslümanların, İslami enformasyon teşkilatlarının (Gazete, TV, İnternet Siteleri) kabul etmemesi ve karşı çıkması lazım.
Özgür Kudüs, Özgür Filistin ve 63 Senelik İşgalin Sona Erdiği İsrailsiz Bir Dünya!
Not: Erdoğan'ın içine çekilmek istendiği bu projenin varlığı için Erdoğan'ı suçlayamayız. (Erdoğan bu projenin içine girerse farklı tabiki) Ayrıca Erdoğan ve Davutoğlu'nun Filistin ve Ortadoğu'da yaşayan Müslüman halklara karşı gösterdiği 'Kader Birliği' tavrını takdir etmezsek doğruya olan sadakatimizi de zedelemiş oluruz.