Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Amerika kızdı, PKK saldırdı
Samed Kahraman
abdussamedkahraman{x}gmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
17 Ağustos 2011 Çarşamba Saat 13:21
Arap Baharı diye adlandırılan özgürlük ve demokrasi mücadelesi, Mısır'daki büyük kazanımdan sonra Suriye'ye sıçradı. Beşar Esed ve ekibi reform sözleri vermesine rağmen halk anlaşılamaz bir şekilde sokaklara döküldü. Suriye'deki yaşam standartlarının isyanların başladığı diğer ülkelere nazaran daha olumlu bir noktada olduğu gerçeği de bu anlaşılamazlık içinde önemli bir yer tutuyor.

Arap Baharı ile birlikte bölge halkları, ABD kuklası diktatörleri tahtından etmiş ve sözde demokratik bir kazanım elde etmişlerdir. Diktatörlerin halk tarafından tasfiye edilmesi her ne kadar olumlu bir tablo olarak görülse de bölgedeki İslami Direniş'in istikbali yönünde hiçbir değişim olmaması Arap Baharı'nı etkisiz eleman konumuna sokmuştur. Tabi ki bu etkisizlik Müslümanların nazarında mevcuttur. Batılı liberal demokratlar için Arap Baharı sonrası oluşan tablo cüretkar ve net bir şekilde 'olumlu' olarak nitelendirilebilir. Biz Müslümanlar ve bunun beraberinde bölgeden küresel emperyalizmin tasfiyesini isteyen tüm vicdan savaşçıları bu tabloyu değerlendirirken şunu göz önünde bulundurmalıyız: Arap Baharı Amerika, AB ve İsrail için bir tehdit unsuru olmuş mudur? Bu soruyu kendisine soran herkes Arap Baharı öncesi ve sonrasında ABD'nin memnuniyetinde zerre değişme olmadığının farkına varacaktır. 1979'da İran Halk İnkilabı sonrası Amerikan'ın ve Batının etekleri tutuşmuş ve Dünya Müslümanları olarak sekiz milyon kişinin şehit olduğu bu döneme açık bir dille "devrim" diyebilmiştik.

Bugün gündüz saatlerinde PKK, on kişiye yakın askeri öldürerek uzun süredir oluşan huzur ortamını tamamıyla sonlandırdı. Peki PKK'nın şu sıralar uzun süreli bir ateşkes sürecinden sonra bu kadar sert şekilde saldırmasının sebebi ne olabilir? Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki durumları görüşmek üzere Şam'a gitmiş ve Esed rejimi sorumlularıyla görüşmüştü. Ulusal bazda iktidar partisine muhalif bütün siyasiler bu durumu ABD'nin laf taşıyıcılığını yapmak olarak nitelendirdi. Fakat Davutoğlu'nun Şam'daki görüşmeleri sonrasında Hama şehrinden tankların çekilmesi sonrası çatışmaların yumuşayacağı gerçeği bu iddiaları boşa çıkarmış ve Clinton'ın hayallerini suya düşürmüştü. Bölgede ılımlı bir muhafazakar yapılanma kurmayı amaçlayan ABD, bu yolda kendine en yakın siyasi birlikteliği Türkiye Devleti ile yapabileceğini düşünüyor. Bu düşünceyle birlikte Amerika, Suriye'den Esed'in, bölgeden ise direnişin tasfiye edilmesi için Türkiye'yi itici bir güç olarak kullanmak istedi. Fakat Davutoğlu'nun Şam'da gösterdiği -eğer yanılmıyorsak- bağımsız irade İsrail, Amerika ve AB üçgenini fazlasıyla kızdırdı. Bunun hemen sonrasında Kürt illerinde TSK'ya saldırılar düzenlendi. PKK'nın uzun bir ateşkes sürecini bir anda çok sert şekilde bozmasının bunun dışında bir kaç izahatı olabilir. TSK'nın tek taraflı ateşkese rağmen operasyonları sürdürmesi, iktidar partisinin de buna sessiz kalması gibi. Fakat geçmişte ABD ile olan, şimdi AB ve İsrail ile olan güncel ilişkileri savımızı diğerleri arasında en güçlü konuma sokuyor. Malesef bugün 8 ocağa düşen ateşin sorumlusu Amerika - İsrail - AB - PKK bloğunun ta kendisidir. PKK saldırılarını sürdürecek ve Türkiye'yi Suriye konusunda tutarsız bir karar vermeye zorlayacaktır. Amerikanın isteği PKK yardımıyla Türkiye'yi ve iktidar partisini çaresiz konuma düşürmek. Ve bundan sonra Suriye'yi bir çıkış kapısı olarak göstermek. Son bir aydaki tablonun oluşmasında tek taraflı ateşkes sürecine rağmen operasyon üstüne operasyon düzenleyen TSK'nın da bu duruma gelinmesinde elbet payı var. İktidar partisi de operasyonları durdurmak adına pek birşey yapmadı. Ama bugünkü saldırıyı diğerlerinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum.

Bu süreçte Türkiye'nin tavrı ulusal bağımsız düşüncenin devam etmesi yönünde olmalıdır. Türkiye Ortadoğu konusunda düşünsel olarak bağımsızlığını yitirdiği an, Amerika'nın bölgede Irak işgalini aratmayacak hegemonya girişimi için düğmeye basılmış olacak. Kürt halkının da haklarını talep ederken kendilerine bağımsız bir temsilci seçmeleri ve tayin etmeleri gerekmektedir ki PKK'yı halk değil kendisi silah zoruyla (!) temsilci ilan etmiştir. Ayrıca iktidar partisini 'tehditkar' olarak nitelendirenler, İmralı ve Kandil'in sürekli Devlete gün tanıyarak ettikleri tehditleri hatırlamalılar. Bu konuda ve tüm kürt sorunu çerçevesinde itidalli olmakta fayda var.
Bu yazı toplam 1896 defa okundu.
Yorumlayan:
Ozan GÜZEL
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 04:33
Sn. Erdal Tanrıverdi...
İsimsiz, bir çok çevrenin ismini sayarak nitelendirdiğin için ve yazarı iyi tanıyan biri olarak yorum yaptığın için, bende bir kaç soru sorma gereği duydum...

Ben bahsettiğin çevrelerde tanınma diye bir iddia atmadım ortaya. Ki saydığın isimleri uzaktan yakından bilirim, uzaktanda olsa takip ederim. O söylediklerinin altına isimleri geçenler imza atabiliyorlar ise, aynı soruyu Onlarada soruyorum onlarlada tartışmaya hazırım.

Müstear isim hiç kullanmadım bugüne kadar. Resmimde orada duruyor, sosyal medyada da bu isimle yer alıyorum, oradan aratabilirsiniz, yazan mail adresimde güncel kullandığım mail adresi.

tekrar belirteyim, Yavuz Delal'ı takip ettiğim kadarıyla güzel çözümlemeleri ve bir duruşu var ama senin söylediğin gibi bir düşünceye sahipler ise aynı derecede yanlışlar.

Unutma ki başkalarının söylemeyeceği şeyleri onlar adına söyleyerek bir vebalin altına da girmiş olursun.

Saygılarımla
Yorumlayan:
kürt müslüman
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 03:41
...
İslamcı gençler kürt gündemine o kadar uzakki. en basiti site yazarı şurada yazılanların hangi düşünce evreninden çıktığını sanıyor ?http://rojevakurdistan.com/turkce/index.php/yazarlar/44-hasan-bildirici/2576-kuerdistan-muehuerue-
Yorumlayan:
Erdal Tanrıverdi
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 03:08
...
benim temsilcimin kürtler hakkında avesta , nubihar , hivda gibi yayınlardan çıkan bir tarih kitabını bitirmesini beklerdim.Hiç değilse yavuz delal'den siyeri nebi ve kürtleri okusun da nebevi metod istemine nasıl tarihsel köken bulunduğunu öğrensin. Hiç okuma yapmadan en rahat söz söylenilen futbol , din tartışmalarından sonra siyaset geliyor galiba.
Yorumlayan:
Erdal tanrıverdi
Tarih:26 Ağustos 2011 Cuma Saat 02:22
kürt müslüman.
Adımı merak eden aynı site yazarı niye merak ediyor ?
ben kürt müslümanlar adına değil kendim ve benimle aynı duyguyu paylaşan yavuz delal , sıtkı zilan , hüseyin ersöz adına konuşuyorum.
ben seni tanımıyorum. Nûbihar , Qijikareş ekibinden seni tanıyanda olmadı asıl sen kimsin bu isim müstear isim mi ?
Yorumlayan:
tuncer tuğ
Tarih:23 Ağustos 2011 Salı Saat 10:03
KÜRT MÜSLÜMAN
KENDİSİNİ MÜSLÜMANLIK KATEGORİSİNE DAHİL GÖREN HERKES, KENDİSİNİ "BİZ MÜSLÜMANLAR OLARAK" KATEGOSRİZE ETMESİ ONUN İÇTENLİĞİNİ VE TÜM MÜSLÜMANLARI ÜST KİMLİKLE , Kİ BU MÜSLÜMAN İNANCININ ŞARTIDIR- BENİMSEDİĞİNİ GÖSTERİR. KÜRT MÜSLÜMAN TÜRK MÜSLÜMAN SIFATI IRKÇILIK KATEGOSRİSİNİ ÖN PLANA ÇIKARIR VE İSLAM PEYGAMBERİNCE (S.A.V.) LANETLENMİŞTİR. KÜRT VEYA TÜRK KİMLİĞİNİNİ ÖNEMLE ÖNE ÇIKARILMASI IRKÇILIK VE İSLAM MİLLETİNE DÜŞMANLIK VE HATTA KAFİRLERE HİZMET ANLAMI TAŞIR. GAFLETİ VE İHANETİ İSE GERÇEK AKIL SAHİPLERİ ALGILAR.
Yorumlayan:
tuncer tuğ
Tarih:23 Ağustos 2011 Salı Saat 09:53
TAM İSABET SIRADIŞI
SON DERECE İSABETLİ VE OLAYIN PERDE ARKASINDAKİ GERÇEK GERÇEĞİ OKUYAN BİR YORUM YETENEĞİ, TEBRİKLER VE SELAM SAYGI İLE
Yorumlayan:
Azad Rahoz
Tarih:20 Ağustos 2011 Cumartesi Saat 01:47
Özgür Düşünce
Kürt Müslüman merak etme kimliğini çok iyi biliyorum ne yapmak istediğini de.Eğer itikadın sağlam olsa idi Kuran-ı Kerim'de fitne ile ilgili durumun "Allaha ve Rasulune savaş açmak" kadar ağır bir cezası olduğunu bilir ve çatallı dillerini olduğu yerinde bırakırdın.! Sizin gibiler taş koymaktan başka bişey bilmez. Barış ağzınızdan düşmez ama savaş bambamlarının arkasında durursunuz. Sen nasıl ki yüksekovalı bir kürt müslüman kimliği ile yazabiliyorsan yazar da müslüman genç kimliğiyle yazar. bu ülkede düşünce özgürlüğü var bunu senden öğrenicek değiliz. kendi içinde düştüğün tezatları otur bi gör bu sana 3 ay yeter zaten.
Yorumlayan:
Ozan GÜZEL
Tarih:19 Ağustos 2011 Cuma Saat 04:33
Yorum yapan isimsize ithafen.
Hiç bir şey yazmadan tek soru... Sayın Kürt Müslüman; Siz Kürt Müslümanlar adına yorum yapma hakkını nereden buluyorsunuz ki? Ben yazarın yazısına katılrım veya katılmam ama bir Kürt Müslüman olarak benim adıma konuşma hakkını sen nereden aldın?

bir daha ki yorumunda adını da benim gibi açıkça belirt de görelim nerede ve neyin içinde yaşadığını, neye dayanarak konuştuğunu...
Yorumlayan:
Kürt müslüman.
Tarih:18 Ağustos 2011 Perşembe Saat 20:07
Yazar ne uzmanı böyle ?
Sizi az çok tanıyan biri olarak ; ne disp'ten ne barış yurdu ekibinden ne de irancı abilerinizden etkiyle değil Diyarbakırın göbeğinde , yüksekovada bir kürt gibi yaşayarak yazmanızı bekliyor da değilim.
Sadece şunu istiyorum : ben bir müslümanım ve ne sizin ne fehmi korunun ne ali bulaçın nede islamoğlunun benim hakkımda konuşmasını istemiyorum. yazı yazan ne hakla "biz müslümanlar olarak" diyebilmekte.
y.ramazanoğlu - hilal k. başörtülüler adına konuşmanın iznini kimden nasıl aldı ? siz burada islami gündem'de yazınca bizim adımımıza mı konuşuyorsunuz ? bu yorumu yayınlamayacaklarını biliyorum lakin en azından okuyan biri şunu görsün :

İSLAMCI YAZARLAR DİNİMİ YAZDIKlARIDA SİYASİ YAZILARDA SİYASİ FİKRİMİ TEMSİL ETMİYOR.
yazar ise k.çamurcu da dahil.putlarınıza inanmıyoruz.İslamcılığınızıda irancılığınızıda lanetliyoruz. Sizin peşinizden gideceğimize pkknın ardında gitmeyi yeğliyoruz.hiç değilse din maskesi altında faşizm yok. Olayları türk medyasından takip eden islamcı genç yazar'a
Yorumlayan:
muhammed
Tarih:18 Ağustos 2011 Perşembe Saat 12:44
İngiliz ordusunda şehit düşmek..!
esadkafkas kardeş; şu şehitliğin düsturları ne imiş bir
anlatsan da bizde öğrensek diyorum..İslama ait ne varsa kapı dışarı eden bir orduda nasıl şehit olunduğunu bi izah ediver..Ki örneğin İngiliz ordusunda görev yapan müslüman askerler öldüğünde onlarada nasıl şehitlik payesi verilirmiş millet öğrensin...