Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bedel Ödemek
Samed Kahraman
abdussamedkahraman{x}gmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
31 Mart 2011 Perşembe Saat 03:14

Kuran Meallerini başına yastık yapıp uyuyakalan çalışkan ilim gönüllüleri abilerim vardı benim. Hep örnek almıştık zamanında. Toplumu değiştirebilecek güçleri olduklarına inanırlardı. Bu muktedir inanç onlara inanılmaz bir mücadele azmi veriyordu. Kararlı, inançlı, ahlaklı ve aktivistlerdi. Işıksız odalarda gençlere İslam'ı daha güzel ve daha eğlenceli nasıl anlatabilirizin derdini taşımayanlar varsa da o sıralar Çeçenistan, Afganistan, Filistin'e maddi-manevi yardımı düşünenlerdi. Müslüman olmanın bedel ödemek olduğu zamanlardı bunlar...

Tabii ki bizler daha ufaktık. Kuytuda köşede aklımızda kalan şeyler 28 Şubat sürecinde yaşanan o sancılı dönemler. İlkokulu henüz bitirmemiş olmamızın verdiği saflıkla duvarlarda yazan "Bu şarkı burada bitmez" yazılarını albüm kapağı sloganı sanıyorduk. Belki de böyle bilmemizi istiyordu büyüklerimiz. Bayezid meydanında bir babanın omzunda meydanı izleyen o başı bandanalı çocuklardan birisi de bizdik. İşaret parmağımızı gösterince, sinirli yüzlerin bize tebessüm etmesi hoşumuza gidiyor olacak ki bunu sık sık tekrarlıyorduk. Izdırabı ve mücadeleyi idrak edemez yaştayken hepimizin odasında bir Filistin bayrağı vardı. Pek anlamasak da, Filistin'i koruyup kollayan, onla beraber üzülüp sevinen bir vicdana sahiptik. Öz yurdunda garipti müslüman. Evet öyleydi, artık bunu anlıyorduk ufacık yaşta. Tıpkı Gazze sokaklarında ufacık yaşta öz yurdunda garip olduğunu anlayan genç gibi. Sonra aslında Dünyanın her yerinde garip olduğumuzu anlamaya başlıyorduk ki büyüyorduk yavaştan o sıra. Sonra artık herşey daha net ve berraktı zihinlerimizde. Müslüman olmanın zor olduğu bir yerde yaşıyorduk; yeryüzünde.

Evet müslüman olmanın bedel ödemek olduğu zamanlardı bunlar. Allahtan başka ilah yoktur demenin senelerce hapse maruz kalmaya eşit geldiği garabet yılları. Ama aynı zamanda bedellerin ödendiği yıllar. Mücadele azminin, ciddiyetin, kararlılığın, çoşkunun, çalışma isteğinin olduğu zamanlar. O zaman biliyordu ki Müslümanlar; varolmanın gerekliliği mücadele etmek, direnmektir.

Müslümanlar arasından çıkanların bir kısmının seneler sonra parlementer zeminde başarı elde etmesiyle tüm dengeler değişiyor, Allah demenin dahi 'şeriat yönetimli ülke kurma hedefi suçu'ndan yargılanabilme sebebi olduğu yılları geride bırakıyorduk. Artık muktedir olan müslümanlardı. Bu şarkı burada bitmez sözünün albüm kapağı olmadığını biz yeni nesil gençler anlarken, bir yandan da o şarkının bitmediğini anlatmaya hazırlıyorduk belki de kendimizi. Lakin işler çok değişmişti. Artık eski ağabeylerimiz ve mücadeleleri yoktu. Birden, aniden, pat diye kayboluvermişler ya da değişivermişlerdi hepsi. Artık devir değişmiş, farklılaşmıştı.

Müslüman olmanın bedel ödemek olduğu zamanlardan, müslüman olmanın bambaşka tarif edildiği zamanlara geldik. Hülasa, seksenlerin-doksanların nitelikli islamcılığından, günümüz foseptik çukuruna gelişine şahit oluyorduk. En can sıkıcısı ise günümüz sosyopolitiği içinde iflas eden islamcılık fikriydi. Aslında hep varolan fikir ayrılıkları artık yerini bambaşka bir boyuta taşımıştı. Sosyal medya üzerinden şekillenen sanal müslümanlık yahut sanal islamcılık fikri, niteliksiz bir siyasetin doğmasında en büyük etken oldu. Başörtülü öğrenciler okullara alınmadığı zamanlar, yüz bini aşan kişiyi sokağa döken heyecan, adrenalin yerini eylemsizliğe bırakmıştı. Üç beş kişi biraraya gelen müslümanların fikir tapınakları inşa ettiği, birbirlerine sosyal medya üzerinden hunharca saldırdığı bir devir başlamıştı. Artık ne o sokaklara gece yarıları spreylerle slogan yazanlar kalmıştı, ne kitaplarını yastık yaparak uyuyanlar.

Kim bilir belki iktidarın verdiği güven, müslümanları konformist hale getirdi. Ama üzülerek söyleyebiliriz ki durum bu. Müslümanlar siyaset geliştiremez hale gelmiş ya da umudunu parlementoya bağışlamış durumdalar. Aylar önce Nato'nun füze kalkanına ses çıkaramayan biz, Nato Libya'ya girdiğinde de ses çıkaramadık. Çünkü tek umudumuz meclisi idare eden bir kaç yüz müslüman. Ne oldu da 60-70 senedir 'demokrasi' kavramı adı altında İslamla gizliden mücadele eden despotik faşizanların diliyle konuşur olduk. Yıllar önce Allahuekber diyenleri içeri alan zihniyete; yazılmayan kitaplara el koyarak benzemiş olmadık mı? İslam ile mücadele eden Ulusalcı zihniyet ile olan mücadeleyi bir karate maçına çevirmek hiçbir kimsenin haddi olmamalı. En azından yıllarca müslümanların bu faşizanlığa karşı vermiş olduğu mücadeleye yazık edilmemeli. Yazılmayan kitaplara el konulması müslümanlara maledilemez elbette. Belki de bahsedildiği gibi müslümanlara karşı yapılmış bir oyundur bu. Ama eğer malum kitabevinin basılmasında geçtiğimiz dönemlerde mağdur olan müslümanların zerre payı varsa çok yazık diyorum. Bedel ödediğimiz için müslümandık, bedel ödettiğimiz için değil.

Müslüman çağın her anında, her yerde devrimci ve mücadeleci kimliği ile birlikte varolmayı bilen kişi olmalıdır. Müslüman umudunu belli insanlara değil, Allaha ve kendine bağlayan kişidir. Müslümanlar vahyi hayatına tekrar oturtup, etrafında yeniden bir çiçek gibi açtırmak zorundadır. Böylelikle yeni çağın islamcılık fikri gayet nitelikli bir düzeye kavuşacaktır. Böylelikle insanlığın sorunlarına İslamcılığın çözüm üretebildiği anlaşılacaktır. Parlementoda yer alan müslümanların yaptıklarıyla yetinmek ya da onların ağzına bakmak densizliktir. Müslüman "sen oy ver biz yaparız"cı zihniyetin kölesi olamaz! Gençlik olarak müslüman olduğunu iddia eden fikir tapınakları kurmuş üç beş garabet ehline "asr suresi" ile cevap verecek seviyeye geleceğimize yemin etmeliyiz. Allahın istediği ve insanlığın hayrına olacak şey de budur. Bedel ödenmeden müslüman olunmaz...

Bu yazı toplam 1691 defa okundu.
Yorumlayan:
osman kara
Tarih:10 Nisan 2011 Pazar Saat 21:02
UZAKTAN KUMANDALI RUH İKİZLERİ
allah razı olsun fıkrıne kalemine sağlık işte bu hakikatı anlamamız gerek,8 sedir sırtını meclise dayadı ne değişti mucadelemizi yeniden yapılaması lazım mecliste olsun meclisi istekler doğrultusun dan harekete geçiremiyorsak bir sıkıntıvar sebeini bulmamız lazım saygılarla
Yorumlayan:
ali
Tarih:07 Nisan 2011 Perşembe Saat 09:52
allah bunun hesabını sormayak mı
evet na kadar acıdır ki ılımlı islamı savunanlar çözümü parlomentoda sanmaktadır.halbuki ALLAH KİTABINDA BU DİDİN NASIL HAKİM OLACAĞINI yazmamış mıydı .veyl olsun ılımlı islamla hakimiyeti geciktirenlere...
Yorumlayan:
celal kargı
Tarih:06 Nisan 2011 Çarşamba Saat 15:39
selamun aleyküm kardeş
yazını baştan sona zevkle okudum hatırlatmak istediğim bir nokta var müslüman kişi kınanmaz kınanacak olan eylemleridir.Allaha emanet ol inşallah başarılarının devamını diliyorum yaradandan