Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir bayram düşlerim!
Mustafa İslamoğlu
mustafaislamoglu.com
09 Eylül 2010 Perşembe Saat 01:36

''Sevinci kursağında kalmak" böyle bir şey olsa gerek. Seyrânî "Ağlamak sayılır bu gülüşmeler" diyor. Ya şairini hatırlamadığım şu beyit: "Gören sanır ki sefadan sema-ı râh ederem / Döner döner bakaram kûy-i yâre âh ederem".
Böyle bir zamanda bayram yazısı yazmak ne kadar zormuş. Kelimelerin iniltisi kahkaha efektleriyle bastırılamıyor ki. Okurlarım bağışlasınlar. 4 yıl önce bu köşede yayımlanmış bir bayram yazısını, tekrar yayımlamak zorunda hissettim kendimi. Nasıl olsa yazmaya yelteneceğim her yazı, tam da böyle bir yazı olacaktır.

* * *

Bir bayram düşlerim: Ümmetçe başımız dik yaşadığımız. Sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği. Yediğimiz lokmaların boğazımızda kalmadığı…

Bir bayram düşlerim: Ümmetin anası kaçırılan, babası öldürülen, ocağı kundaklanan, çocuklarının her biri bir izbeye sığınan, harim-i ismetine namahrem eli değen bir viran haneye dönmüş topraklarında, çocuklarının öksüz, yetim ve boynu bükük girmediği…

Bir bayram düşlerim: İslam ümmetinin mazlum çocuklarının zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen, kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram. Nesne değil özne olduğu, onun yaptıklarına düşmanlarının hayalinin yetişemediği, kendisini öldürmek için gelenlerin kendisinde dirileceği kadar temsil kabiliyetine sahip olduğu bir bayram.

Bir bayram düşlerim: Yaralı ve bin bir pareli coğrafyamızın her yanından gürül gürül kanın gitmediği. Çocuklarının âh u enininin arşı titretmediği. Viran olmuş hanelerinde baykuşların ötmediği. Topraklarını ahlaksızların, soysuzların, sütsüzlerin, düzenbazların, madrabazların, hilebazların, mülhitlerin, müfritlerin, ifritlerin, çıfıtların, hainlerin ve zalimlerin yönetmediği bir bayram. Aksine, dinde kardeşleri olmasa da insanlıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine, kavimlerine mensup mazlum, mağdur ve muhtaçlarının yarasını sarmak, yüreğini onarmak, onlara müşfik bir ana eli olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram. İmanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin Afrika kıtasının açlarından, Güney Amerika'nın sokak çocuklarına, Harlem'in esrarkeşlerinden Manila'nın şehvet tuzağındaki kız çocuklarına dek; her bir mazlum, mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram.

Bir bayram düşlerim: Bir öndere sahip olan, önderi kendisine ana olan, kendisi ise insanlığın diğer toplumlarına ana gibi olan bir ümmetle girdiğimiz bir bayram.

Bir ümmet düşlerim: Bir organına, hatta bir hücresine yönelmiş bir tehdidi tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde ve canlı. Ayağına diken batsa onun acısını her tarafından duyabilecek kadar bilinçli. Kendi varlığına yönelik bir tehdide anında tepki verecek kadar hassas bir sinir sistemine sahip. Bedeni oluşturan her bir hücrenin kendi yerine razı olup, rolünü en iyi oynamak için irade sergilediği, fertleri silik, düz, sıradan, bir makinenin dişlisi olmaya teşne, edilgen ve mekanik bir 'birey' değil, farklı. Fakat farklılığı bir orkestrayı oluşturan enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren, sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan, kendi kendini gerçekleştirmek için yüreğinin çeperlerine tutunarak kapasitesinin sınırlarına çıkma savaşı veren, kendisiyle, Rabbiyle, çevresiyle, toplumla ve doğayla barışık, bilişik, tanışık şahsiyetlerden oluşan bir ümmet.

Bir şahsiyet düşlerim: Sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçası olan. Yük olmayıp yük alan. Kendini yad ve yabancı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini kendinde bulan. Hamken yanan, pişen ve olan. Olmanın sırrına erdiği için hamların elinden tutup, onların da olması için onların yerine yanmaktan çekinmeyen. Düşünce, duygu ve aksiyon dengesini varlığında gerçekleştirerek, 'muvahhid şahsiyet' olma kıvamına eren. Yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla gören. Kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, Allah'a karşı esas duruşunu ayağının altındaki topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet.

Bir şahsiyet düşlerim: Kendi kafasıyla düşünüp, kendi yüreğiyle duyan. Kesrette vahdet bulan. Ne dostları karşısında kapris yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı, hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz" bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler çukuruna yuvarlayıp, adil ve mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.

Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun verildiği bir bayram.

İşte o bayramın provasıdır bu bayramlar. O mutlak bayramlardan bir efilti taşıdığı oranda anlamlıdır bu bayramlar. Onun içindir ki, "bayram" anlamına gelen "ıyd" sözcüğüyle "ahiret" anlamına gelen "me'ad" sözcüğü aynı köke aittir.

Bayramınız mübarek olsun, bayramınız bayram olsun!

Ömrünüz Ramazan, akıbetiniz bayram olsun!

Bu yazı toplam 2285 defa okundu.
Yorumlayan:
suat söylemez
Tarih:27 Eylül 2010 Pazartesi Saat 10:19
hasan taştekin bir sorum var
hasan bey resulallah taiften mekkeye dönüşünde mekkeye ölüm korkusuyla giremezken, bir müşriğin himayesine girerek acaba mekke'nin anayasası olan himaye sistemine girerek islam davasına ihanet etmiş mi oldu. tabiki böyle bir şey düşünmek yanlıştır. bu naıl bir durumsa ben bizim laik türkiye devletinin (yani dinsiz tc nin) anayasasına oy vermemiz bence bir müslümanın itikadını bozmaması gerektiğini düşünüyorum. fakat yinede en doğrusunu Allah bilir.
Yorumlayan:
HASAN TAŞTEKİN
Tarih:24 Eylül 2010 Cuma Saat 00:41
islamoğluna 3
aa doğru siz, referandumda evet demek itikadi bir konu değil, ameli bir konudur diyebilecek kadar kur'andan nasipsizmisiniz bu nedek sayın islamoğlu itikadi konularda Allah'ın hükümleri geçer ama ameli konularda beşeri kurallar mı? bazı amellerin insanı kafir, müşrik,fasık yaptığını bilmiyor musunuz yoksa.
son olarak sayın islamoğlu
referandumda siz tek başınıza evet demiş olsaydınız diyecek bir sözüm olmazdı.ama siz milyonlarca müslümanı saptırıyorsunuz ve hepsini günahını yükleniyorsunuz.
ben merak ediyorum hiç kendi kendinize düşündünüz mü yaptığınız doğru mu diye? yarın mahşer günü Allah'a bunun hesabını nasıl veririm diye ?
Yorumlayan:
HASAN TAŞTEKİN
Tarih:24 Eylül 2010 Cuma Saat 00:27
islamoğluna 2
peki islamoğlu, hep kur\\\'an diyen bir insan olarak söyler misiniz bana referanduma evet derken neden Allahu tealanın bir ayetini delil olarak getirmediniz.
neden kur\\\'anın müslümanların tek anayasası olduğunu bildiğiniz halde başka bir anayasayı sözde bir parça özgürlük veriyor diye kur\\\'an hükümlerine tercih ettiniz. kur\\\'anı bir parça özgürlüğe neden sattınız.
müşriklerin peygambere gel bir sene bizim putlarımıza tap bir sene de senin ilahına biz tapalım derken istedikleri aslında rasulü sistemlerine entegre ederek savunduğu davayı yok etmek değil miydi? ya şimdi siz ve sizin gibi müslümanları bu tezgaha düşürenlerin amacı da bu değil mi? sisteme entegre ederek davalarını yok etmek.
peki cevap verin ey islamoğlu
artık islamı yeryüzüne hakim kılma diye bir davanız kaldı mı? acaba referandumda evet dediğiniz gibi bu soruma da evet diyebilecek misiniz? ben zannetmiyorum. ama eğer evet diyorsanız imanınızı sorgulamanız gerektiğini söyleyebilirim.
Yorumlayan:
HASAN TAŞTEKİN
Tarih:24 Eylül 2010 Cuma Saat 00:08
islamoğluna 1.bölüm
sayın islamoğlu özlediğimiz , hep görmek istediğimiz vahdet bayramımız olmadan bize her bayram , gerçekten bayram olmuyor. ama bundan başka aynı mahallenin insanı olduğumuzu zannettiğimiz, aynı hedefe yöneldiğimizi düşündüğümüz ve dik durmasını beklediğimiz kardeşlerimiz bizi gerçekten sırtımızdan vurdu.
sayın islamoğlu!
kur\\\'an baş ucu kitabımız, hayatı yaşama kılavuzumuz, rehberimiz değil miydi?
kur\\\'anın ve rasulün hayatın her alanına dair bir hükmü yok muydu?
sayın islamoğlu!
bizim her işimizi sormamız gereken, yolumuzu nurlandırıp bizi karanlıklardan aydınlıklara çıkartacak olan yoksa kur\\\'an değil miydi?
dünyevi veya uhrevi meselelerimizde tek kaynağımız,hastalıklarımıza şifamız yoksa kur\\\'an değil miydi?
biliyorum ki sayın islamoğlu tüm bu sorulara kur\\\'an tefsiri yapmış bir hoca olarak EVET diyeceksiniz.
Yorumlayan:
mahmut cevik
Tarih:09 Eylül 2010 Perşembe Saat 01:51
!!
çok güzel olmuş çok anlamlı
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI