Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bizim Bahanelerimiz Bahaneden İbarettir
Kübra Nur Ayar
qbra_27{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
04 Şubat 2012 Cumartesi Saat 15:11
Muhammed ikbal İtalya’da Mussolini ile görüştüğünde Mussolini ona şöyle demiş: “sen islamın üstünlüğünden bahsediyorsun, ama biz Avrupalılar bütün İslam ülkelerini ele geçirdik, sömürgeleştirdik. Küçücük Hollanda kocaman Endonezya’yı idare ediyor.” İkbal cevap vermiş: “siz bütün imkânlarınızı kullanarak ulaşabileceğiniz en uç noktaya ulaştınız. Biz Müslümanlar ise daha hiçbir imkânımızı kullanmadık.”

İmkânlarımızı kullanamadık çünkü imkânların farkına varamadık. İmanın en büyük imkân olduğunu bilemedik. İmkânları kullanabilmek için zihnimizin ve yüreğimizin özgür olması gerekiyor, ama değil, bâtıl anlayışlarla örtmüşler üzerlerini. Zengin değilim, genç değilim, bu halimle ne yapabilirim ki gibi bahaneler sunuyoruz. Bizim bahanelerimiz bahaneden ibarettir. Ben bir bayanım, elimden bir şey gelmez demek de bahanedir, kolaya kaçıp keyfini dert edinmektir.

Bizim kendimizi başıboş, örneksiz ve amaçsız hissetmemizin belki en önemli sebebi sahabe hayatlarını öğrenmiyor oluşumuz. Sahabe ütopik kahramanlar ya da melekler ordusu değil, efsane değildi ki örnek alınmayacak olsun. Allah’ın rıza makamını elde etmiş bir nesil, bize rehberdir; her sahabe bizim için bir mekteptir. Hz. Ali ilim ve mücadeleyi, Abdurrahman ibn Avf ticareti, Erkam b. Ebi’l-Erkame eğitim ve öğretimi, Ammar b. Yasir sebat etmeyi öğretir bize. Hz. Hatice’den fedakârlığı, Hz. Aişe’den içtihadı öğreniriz. Ve sahip olmamız gereken daha birçok özelliği, sadece ismini bilmekle yetindiğimiz nice sahabeden öğrenmemiz lazımdır.

Sahabeden mücadele ve vakar timsali diye anılan Esma binti Ebubekir’den bahsedeceğim. Kadın olması sebebiyle de çok tartışılan kadının görevi nedir sorusuna cevap oluyor onun hayatını. Bugünün sorunlarını, fitnenin ürettiği bir soruyu yine fitne araçları kullanarak çözemeyiz. Kadının görevini, alacağı rolü merak ediyorsak hanım sahabileri tanımalıyız. Hangi yazarın kadın konusunda ne yazdığını takip etmektense sahabe hayatlarını merak etmek gerekir.

Hz. Esma, Hz. Ebubekir’in kızı. Babası ile Hz. Peygamber hicret yolunda mağarada iken üç gün onlara azık taşıyor. Ve bu günlerde yedi aylık hamile Hz. Esma, 5 km uzaklıktaki Sevr mağarasına gidip dönüyor. İlk duyunca aklımız almıyor, olacak iş değil diyoruz ama iman insana neler yaptırıyor. “siz sahabeyi görseydiniz onlara deli derdiniz” sözü ile boynumuz bükülüyor bir kez daha.

Azık taşıma günlerinde elindeki kapları bağlamak için ip bulamayınca belindeki kuşağı  çıkarıp ikiye bölüyor, yarısıyla bağlıyor. Peygamberimiz kendisine "Allah bu kuşağın karşılığında cennette sana iki kuşak versin" diyecek ve Hz. Esma’nın lakabı ‘zatünni-tâkeyn’ (iki kuşaklı) olacaktır o günden sonra. İp bulma imkânı olmayınca belindeki kuşağı feda ederek imanın en büyük imkân olduğunu anlatıyor bize sahabi.

Medine döneminde ise sekiz çocuğu var iken mücadeleye devam ediyor. Evini bir ilim evi, infak evi, davet evine dönüştürüyor. Onun sekiz çocuğu evinin ilim evi olmasına mani olmuyor. Bugün ise bir çocuğu olan anne evladını bahane edip ibadetlerini bile aksatabiliyor. Çocuğu onu doğruyu emretmemeye sürüklüyor, tüm mesaisini alıyor. Evlatlarınız da sizin için birer imtihandır diye Kuran’da imtihan ayetlerinde geçer. ‘Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır’ (64,15) buyruluyor.

Sürekli dünya malının üzerimizde emanet olduğundan, imtihan olduğundan dem vurulur ama evlat ile imtihandan pek bahsedilmez. Oysa ayetlerde bir arada zikredilmiş ve imtihandır diye belirtilmiştir. Allah emrederken bir numunesini de Hz. Esma’nın hayatında gösteriyor bize.

Esma binti Ebubekir çağın hastalıklı anlayışlarından birçoğuna deva. Kadın çalışmalı mı, çocuğuna mı bakmalı sorusuna yukarıda aktardığım olay örnek olmuştur. Tesettür sınırları hakkında ise Hz. Esma’nın kendi aktardığı bir hadis var. Hz. Aişe’nin ablası olduğu için peygamberin evini rahatlıkla ziyaret ederken örtüsü ince olduğu için Hz. Peygamber onu uyarıyor ve tesettür sınırlarını fiilen göstererek yüz ve ellerin dışı örtülmelidir diyor. Bu uyarıyı kabul etmeyip, bahaneler sıralayıp, çağın fitnelerini aracı yapıp böyle olmasa da olur diyorsak peygamberi dinlememiş ve sahabeyi örnek almamış oluruz.

İman sahabe’nin yaşadığıdır. Biz bugün bu yazar kime ne söz söylemiş, şu konuşmacı kimlere çatmış, kim kime cevaben ne yazmış merakındayız. Günceli takip etmek diyoruz adına da. Kim kimi yenecek, kim daha çok konuşacak kavgasının gıybetten ne farkı kalıyor peki? Oturup bir kısım cemaat büyüklerinin birbiriyle atışmasını, onlara tepki olarak neler söyleyeceğimizi konuşup ismine bir de sohbet diyoruz, ders diyoruz. Gıybet hastalığı ve fitneden, cehennem yoluna döşenmiş hoşgörü taşlarından Allah’a sığınırım.

Yazının başında alıntıladığım konuşmada Muhammed İkbal’in bahsettiği imkâna, Hz. Esma’nın ‘zatünni-tâkeyn’ lakabı ve tüm hayatı örnektir. Hayatında daha birçok örnek vardır bizim için; oğlu Abdullah bin Zübeyr’in şehadeti karşısındaki tavrı da mutlaka okunmalıdır. Ben birkaçını hatırlatmaya çalıştım sadece.

Güncel tartışmaları bir kıylu kal görerek meselelerin aslıyla ilgilenmek ve imanın insana neler yaptırdığını görmek istiyorsak sahabe hayatı okumalıyız, dinlemeliyiz.

Bu yazı toplam 1150 defa okundu.
Yorumlayan:
Jacques Mesrine
Tarih:19 Şubat 2012 Pazar Saat 21:52
İsteyen Mus’ab olur. İsteyen Sümeyye olur.
İsteyen de; Esma binti Ebubekir olur...

http://www.sosyaldoku.com/tr/haberler/faaliyetler/450-ezanlarin-yukseldigi-sehirde-garip-olmak-varmis
Yorumlayan:
Kanafi Groundam
Tarih:14 Şubat 2012 Salı Saat 11:33
.....
Fitneden, ayrımcılıktan, ırkçılıktan kurtulup ÜMMET olabilirsek, bütün imkanlarımızı kullanacağız inşallah.
Yorumlayan:
hasan ayar
Tarih:09 Şubat 2012 Perşembe Saat 22:28
Örnek alınacak insanlar
Günümüz insanlarına ithaftır,hidayet vesilesi olur inşallah.Kalemin güçlü,zihnin açık,başarın daim olsun inşallah,sevgili kızım.