
Sanayi Devrimi toplumu nasıl etkilediyse şüphesiz internet ve sosyal medya da o şekil de etkilemiştir. İletişimin en gelişmiş ve pratik yolu olan internet aracılığı ile saniyede dünyanın her yeriyle kontak kurabiliyorsunuz. Durum böyle olunca herkes bu muhteşem olanağı kendi leyhine kullanmaya çalışıyor...
Geçtiğimiz aylarda Tunus'ta başlayan isyan dalgası diğer adıyla Arap Baharı'nda en büyük rolü mâlumunuz internet ve sosyal medya oynamıştı. Facebook, Twitter, Blogger, Yahoo ve birçok yerde etkileşim kuran eylemciler kitleler halinde sokaklara dökülmüştü. Facebook üzerinden etkinlik düzenleyerek meydanlarda diktatörlere meydan okuyan gençler, iletişim çağının en güçlü silahıyla sisteme karşı mücadele başlattılar. Durumun böyle olması elbette toplumsal dönüşümün gerçekleşmesini ve sosyal adaletin tecelli etmesini isteyen birçok erdemli insan için umut vericiydi. Lâkin akılların her zaman bir köşesinde yatan bir soruyu cevaplamak oldukça güç oluyordu. Bu müthiş güç sistemin elindeyken, sisteme karşı ne kadar işleyebilirdi?
Facebook'ta grup ve etkinlik sayfaları kurararak Tahrir'de muhteşem bir aktivizm örneği gösteren gençler şanslıydı. Çünkü İran'da, Suriye'de, Bahreyn'de, Yemen'de ve birkaç Arap ülkesindeki gençler onlar kadar şanslı değillerdi. Sistem internet erişimlerini ellerinden almışlardı. Tahrir'de saman alevi gibi parlayan muhteşem devrim ateşi Mübarek'i cayır cayır yakmış lâkin sansür uygulayan devletlerde durum böyle olmamıştı. İran'da yeşiller hareketi haftalarca yaptığı hazırlıkları kimseler duyamadan usulca bitirmek zorunda kaldı. Çünkü ellerinde internet silahı yoktu. İnternet, termonükleer bir silah kadar güçlüydü ve onlar bu güçten mahrum Tahrir oluşturmak istediler...
Bu durumun biz müslüman gençleri ilgilendiren kısmını irdeleyecek olursak; dijital aktivizme bakışımızı ortaya koymalıyız. Sistemin elinde bulunan ve kimi zaman sisteme karşı müthiş şekilde işleyebilen bu silaha karşı net bir tavır takınmalıyız. Dijital aktivizm özgürleştirir mi yoksa sistemin denetiminde daha mı köleleşiriz bunu hesap etmeliyiz. Lakin Tahrir'de oluşan tabloyu örnek alarak sanal islam mücadelesi vermek, yanlış yâhut noksan bir mücadele olacaktır. Son zamanlarda artan sanal aktivizmden el etek çekmemiz de gerekmiyor ama Resullulah'ın 1500 sene önce ortaya koyduğu ve hala müthiş bir devrim planı olan ev yapılanmaları, ders halkaları planını önümüze koymalıyız. Toplumsal dönüşümün yolu bizatihi toplumun içinden geçer. Islah ve tebliğ çalışmalarını merkeze almalı, dijital aktivizmi ise sadece bunun bir parçası haline getirmeliyiz. Aksi taktirde 3 ay önce Tahrir'de Allahuekber sloganlarıyla devrim yapan cenâhtan kadınların hicabını açarak arama yapan bir yapılanma çıktığı gerçeğiyle yüzyüze biz de tanışabiliriz. İnşa olmadan, ilim olmadan yozlaşmış sistemlerle mücadele sadece sanal ve fantezi bir mücadele olarak kalacaktır.