
Bir öğrenci tam vaktinde dersin işleneceği sınıfa gelir.
Ancak, sınıfta ne öğretmen ne de diğer öğrenciler vardır. Oturur beklemeye başlar. Bir süre sonra içine bir şüphe düşer ‘yanlış saatte mi geldim acaba?’ saatini kontrol eder, ders programına bakar ‘hayır’ der, ‘her şey doğru’.
Biraz daha bekler. Yine içinde bir şüphe: ‘Yanlış sınıfa mı geldim?’ tekrar ders programına bakar, o da doğrudur. Tek başına sınıfta beklerken aklından bu soruları defalarca geçirir.
İşte doğru tarafta durmakta böyle bir şeydir. Yalnızsındır, herkesten önce orada olması gerekenler dahi yoktur ortalıkta. Dışlanmış, garip görülmeye başlanmışsındır. Üstüne üstlük bir de suçlanmaya ve cezalandırılmaya başlarsın. Ne kadar doğruysan, o kadar acı çektirirler sana. Ne kadar ısrarlıysan doğrulukta, onlarda o kadar ısrarlıdır yanlışta.
Her şeyini kaybedersin…
Dostlarını, malını, kariyerini, emeklerini, hatta aileni, hatta ve hatta özgürlüğünü alabilirler senden.
Kimsenin yanında olmadığı bu zamanlarda, sende kendinden şüphe edebilirsin. Acaba ben mi yanlış zamanda yanlış yerdeyim? Yanlış konuşuyor, yanlışları mı savunuyorum? Diye…
Böyle zamanlarda sınıfa erken gelen öğrencinin açıp ders programına baktığı gibi sen de açıp hayat kılavuzuna bakmalısın.
Yani, Kur’an’a…
Öğrencinin ders programı ondan habersiz değiştirilmiş olabilir, fakat senin programının hiçbir zaman değişmeyeceği ve doğrulu ilahi garanti altındadır.
http://twitter.com/cihadkayaduman
Yorumlayan: |
Meryem Bingül |
Tarih:14 Aralık 2010 Salı Saat 00:13 |
Kimseye gitme! Kendinde kal! Kendine gel! Kendini bul! Kendini ve tarafını iyi bil...
Kalbe dönüş için davet mi gerek?Keşke gerekmeseydi! Ama öyle değil. Çünkü modern yaşam biçimi, hayatın kalbe açılan damarlarını ha bire kesip koparıyor.O damarlar insanın insanlığına açılan damarlar…O damarlar insanı aşkına bağlayan damarlar…O damarlar bize makine olmadığımızı, dolayısıyla fiyatımızın değil değerimizin olduğunu ihsas eden damarlar.O damarların koptuğu yerde "İnsan insanın kurdudur" anlayışı hakim oluyor, o damarların çalıştığı yerde "İnsan insanın cennetidir" anlayışı.O damarın koptuğu yerde insanın kutsalla olan bağlantısı kopuyor.Vahiyle bağlantısını koparan insanın hiçbir sabitesi kalmıyor. Her şeyi göreceleştiriyor.Doğru ve yanlış, iyi ve kötü arasındaki fark mahiyet farkı olmaktan çıkıyor.Hayat "ne koysan gider" diyen bir saçmalığa kurban ediliyor.Kur'an soruyor:"Ey insanlık ailesi!Bu kaçış nereye? "Kur'an cevap veriyor:"Ey insanlık ailesi!Allah'a kaçınız!" Yani "size şahdamarınızdan yakın olana",yani "şahdamarınıza" "kendinize"Yüreğine dönen yuvasına dönmüştür. |
||