İngiliz İndependent Gazetesi yayımladığı bir haberde Türkiye’nin Hamas üzerinde güçlü bir nüfuzu bulunduğunu ve bu nüfuzu Hamas’ı yumuşatmak için kullanabileceğini yazdı. Yine başka bir gazetede çıkan haberde, Türkiye’ye gelen ABD’li senatörlerin Erdoğan ile görüştüğü bu görüşmede Erdoğan’dan Filistin sorununda 1967 sınırlarını temel alan ve İsrail’in hem Filistin direnişi hem de bölge ülkeleri tarafından tanınacağı bir çözüme aracılık yapması istendiği belirtildi. Erdoğan’ın bu teklifi kabul ettiği iddia ediliyor. Daha önce yazdığımız gibi (1)Erdoğan bu projeyi hayata geçirebilirse Nobel ödülünü de alarak dünya tarihine geçecek.
Geçtiğimiz günlerde ‘Hamas’a İsrail’i tanımasını söyledik’ açıklaması da Abdullah Gül’ün bu projeye ortak olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Başbakan Baş Danışmanı İbrahim Kalın’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada ‘Ortadoğu’daki zor oyuncular Hamas, Hizbullah ve Suriye’yi angaje ettik’ açıklaması da projenin ciddi boyutta ilerleme kaydettiğini gösteriyor.
Ak Parti’nin varlığının dahi bu projeden kaynaklandığını düşünebiliriz. Erdoğan’ın kazandığı karizmayı bozacak tek bir hamle yapılmaması da bu karizmanın proje kapsamında kullanılması gerektiği içindir.
AHMED YASİN’İN DAVASIBu proje şu anlama geliyor.
Dünyanın her tarafından toplanarak Filistin topraklarına getirilen ve Filistinlilerin evlerine, bahçelerine yerleştirilen işgalcilerin yaptığını meşru görmek.
Vatanlarından atılan ve dönüşü yasak milyonlarca Filistinlinin vatanlarına geri dönmesini imkânsız kılmak, çünkü dönseler dahi evlerinde, arsalarında, iş yerlerinde işgalciler oturuyor olacak.
Senelerdir mücadele eden ve bu yolda sakat kalan, yaralanan, işkence gören, ölen mücahitlerin davasını bir kalemde silmek.
Bölgede İsrail adıyla kurulan çetenin bir daha çıkarılmamak üzere kalıcı bir şekilde o bölgeye yerleştirilmesi.
Büyük İsrail Devletini kurana kadar bölgede fitne çıkarmaya, insanlar öldürmeye, diğer ülkeleri bölmeye devam etmesine göz yummak.
Felçi ve yaşlı adam Şeyh Ahmed Yasin’in vücudunu parçalara ayıran davaya, ideale tecavüz etmek !
Yatakta ölmek yerine uğrunda Apachilerle ölmeyi tercih eden Rantisi’nin davasını ırzına geçmek !
HAKLARINIZDAN VAZGEÇMENİZİ İSTEYEN LİDER Daha yalın bir anlatımla,
Bir ülkede güzel güzel yaşarken dünyanın her tarafından ayrı ayrı toplanmış bir ırk gelip sizin topraklarınıza yerleşiyor. Bir süre sonra büyük devletlerin yardımıyla sizin vatanınızda bir devlet kuruyorlar. Sizin hiçbir gücünüz yok ve bunlara direnemiyorsunuz. Vatanınızın %80’ini işgal ediyorlar ve oralara yerleşiyorlar. İşgal ettikleri yerlerde oturan komşularınızı da vatanlarından atıyor ve tekrar geri dönmelerini yasaklıyorlar. Komşularınız dünyanın çeşitli ülkelerinde en aşağılık koşullarda bir gün vatanlarına geri dönecekleri günün hayaliyle yaşamlarına devam ederken siz direnme kararı alıyorsunuz.
Örgütleniyorsunuz, örgütlenirken sıkıntılar çekiyorsunuz. Liderleriniz öldürülüyor, mücadele arkadaşlarınız öldürülüyor ama siz vazgeçmiyorsunuz. İşkenceler görüyorsunuz belki, çocuklarınızı kaybediyorsunuz. Annenizden babanızdan uzak kalıyorsunuz. Siz direndiğiniz için bir gün annenizi ve babanızı da öldürüyorlar. Vatanınızda yaşayan milyonlarca insana zulmediyorlar. Siz direndiğiniz ve işgali bitirmek için örgütlendiğiniz için bulunduğunuz şehirdeki insanların üstünde tonlarca bomba yağıyor. Binlerce insan acılar içinde can veriyor. Binlerce yetim, binlerce öksüz, binlerce evlat acısı doluşuyor bulunduğunuz şehre.
İçecek suyu dahi bulamadığınız zamanlar oluyor ama siz vazgeçmiyorsunuz !
Çünkü bu sizin en büyük hakkınız, daha dün geldiler ve evlerinize yerleştiler. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bu uğurda savaşmaktan vazgeçmeyeceksiniz çünkü orası sizin vatanınız, namusunuz.
Çünkü Allah size ‘sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın’ diyor. Çünkü Allah’ın mübarek kıldığı topraklarda yaşıyorsunuz ve Allah sizden mücadele etmenizi mübarek toprakları temizlemenizi istiyor.
Dünya size senelerdir sahip çıkmıyorken bir gün bir lider çıkıyor. Sizin topraklarınızı işgal eden çetenin liderini kameralar karşısında azarlıyor. Sonra sizin haklarınızdan bahsetmeye başlıyor.
Onu sevmeye başlıyorsunuz ve sevginiz gittikçe yükseliyor tüm dünya mazlumları onu sevmeye başlıyor. Çünkü onun ülkesinden size yardım etmek için gelen bir gemiye saldırı oluyor ve insanlar sizin için ölüyorlar. Sevdiğiniz lider çıkıp sizden vazgeçmeyeceğini söylüyor. Sahipsizlikten bir anda kurtuluyorsunuz, yıllarca babasız yaşayan bir çocuğun bir gün babasını görmesi gibi oluyorsunuz.
Sadece size değil başka ülkelere de zulmediyorlar ve onlar da bu yeni lideri çok seviyor, ondan ümitleniyor.
Bir gün bu lider geliyor sizin sorunlarınızı halledeceğini söylüyor. Size zulmeden çete ile sizin temsilcilerinizi çağırıyor diyor ki ‘bu çete sizin evlerinizi işgal etti, sizin topraklarınıza el koydu ya, işte onların yarısını size geri verecek siz de bu çeteyle ilgili bütün sorununuzu bitireceksiniz’.
İşte o gün senelerdir mücadele ettiğiniz davanızı bırakmanız isteniyor. Siz bırakmasanız da tüm dünya bu liderin kötü olmadığını, mazlumdan yana olduğunu söylüyor.
Karar vereceksiniz ya bu lideri dinleyecek ve topraklarınızdan vazgeçeceksiniz ya da davanız, idealleriniz, haklarınızı arama çabanız hor görülecek, sorun çıkaran-bozgunculuk yapan konumuna düşeceksiniz.
ERDOĞAN’I İKNA ETMELİYİZ Erdoğan’ı uyarmalıyız, bunun Müslümanların yararına olmadığını anlatmalıyız. Kitlesel gösteriler düzenlemeli bu ihanetin içinde olmaması için baskı yapmalıyız. Facia ile sonuçlanacak bu projeye ortak olacağına gerekirse her şeyden vazgeçmesi gerektiğini söylemeliyiz. Mazlumların yanında durarak elde ettiği bu sevgiyi, karizmayı, gücü mazlumların davasına ihanet etmek için kullanmaması gerektiğini anlatmalıyız.
İLKELERİMİZ Mİ ERDOĞAN MI?
Daha da önemlisi kendimiz için yapmamız gerekenler var.
Erdoğan’ı seviyor olabiliriz ama şu dünyada hiçbir insanın ilkelerimizin önüne geçemeyeceği,
Hiçbir sevginin Allah’ın buyruklarını görmemize engel olamayacağı,
İlkelerimizi hiçbir sevgi ile yenemeyeceklerini kanıtlamalıyız.
Lakin böylesi hayati bir zamanda ağzını açan hiç kimseyi göremiyoruz. Kudüs’ten bahseden, Filistin’den bahseden yazarlar neredeler?
Hepsi şuan Türkiyecilik oynuyor. Hepsinin kalbi Türkiye Türkiye Türkiye diye atıyor.
Ağabeylik duygusuna, asabiyet duygusuna sarılmışlar senelerdir yapılan mücadeleleri göremiyorlar. Asabiyetleri gözlerini kör etmiş.
Bazıları da Ak Parti’den peydahladıkları kaymağı yemekle meşguller o yüzden ağızlarını açamıyorlar.
ERDOĞAN, ABDULHAMİT OLABİLECEK Mİ?Filistin’i isteyen Yahudilere ‘Bu topraklar ancak kanla verilir’ diye cevap veren Abdulhamit’in kapısına gelenler bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın kapısına da geldiler. Ve işte Erdoğan’ın ne cevap vereceği bu günlerde belli olacak. Erdoğan ya Abdulhamit gibi şanlı bir cevapla tarihte yerini alacak ya da er geç anlaşılacak olan bu ihanetle yad edilecektir.
Allah Erdoğan’a basiret, feraset versin,
Hakkı söyleyenlere güç versin, davasının peşinde koşanlara yardım etsin,
Gözleri asabiyetle kör olanları kendine getirsin,
Menfaati için susanların ise cezasını versin !
Amin.
Dipnot:1) http://www.islamigundem.com/1967ye-bulasma-guvenimizi-suistimal-etme-erdogan-makale-2036.html