Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Evet, Demek İçin Bir Nedenim Var!
Aydın Altay
zeydaydin@hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
10 Eylül 2010 Cuma Saat 00:34

Bir yaz günün Rahmetli Anam ile birlikte otobüsle Van’a gidiyorduk. Asfaltlı yollar, kavurucu güneşin sıcaklığında buharlaşıyordu. İnsanlar koltuklarında bir ülke’den bir iç ülke’ye gidiyorlardı. Doğuya yaklaştıkça bütün dengeler değişiyor, insanların yüz ifadeleri de değişiyordu. Korku her halinden belli oluyordu. Endişe daha da belirginleşiyor ve herkes susuyordu. Bizden başka kimse konuşmuyordu. Anam ile ben muhabbetimize ara vermeden yolumuza devam ediyorduk. Bingöl’ün Solhan ilçesi yakınlarına vardığımızda aracın yavaşladığını fark ettim. Sanırım yemek ve ihtiyaç için mola verecekti, oysa etrafta ne bir sosyal tesis, ne de bir benzin istasyonu vardı. Yol kontrol noktası da bulunmuyordu. Yakınlarda ne bir karakol ne de bir askeri birlik vardı. Sivil giyimli 4 kişi aracın içine girdiler. Aşağıda ellerinde kalaşnikof marka tüfeklerle bekleyen birkaç kişi daha vardı. Otobüse binenler bizim kimliklerimizi aldılar, sonra araçtan inmemizi istediler, fakat çok sert telkinlerle muamele görüyorduk. Kendimi bir andan herhangi bir cezaevinin içinde hissettim. Araçtakiler, yaşlı, kadın, çocuk demeden iteklenerek indiriliyordu. Benden başka kimsenin yüzünde bir şaşkınlık belirtisi yoktu, çünkü ilk kez bu manzarayla karşılıyordum. Diğerleri çok sıradanmış gibi gayet normal karşılıyorlardı. Araçtan inenler o kavurucu asfaltın üzerinde yatırılıyordu. Yatmakta gecikenler iste iteklenerek yere atılıyordu. O sırada bizi de aşağıya indirdiler, üstelik sert bir şekilde. Açıkçası ben önce PKK olduklarını sandım, çünkü hep “yol kesip gençleri zorla dağa çıkarıyorlar” haberleri okuyordum. Zorla araçtan indiriliyordum. Direnmek istedim, ancak Anamın gözü önünde bana zarar verirler, Anamın buna çok üzüleceğini düşündüğüm için sessiz kalmak durumunda kaldım. Yol üzerinde yatırılan yolcuların yanına bizi götürdüler. Annem yere yattı gözlerimin önünde. Hayatımda hiçbir şey bu kadar kanıma dokunmamıştı. Şaşkınlıkla Anneme bakıyor ve yere yatmamakta direnerek, “beni asla yatıramazsınız, ana, kalk, kalk ana!” dedim. Annem, “oğlum yapma, sende bizim gibi yat, göreceksin bir şey olmayacak, şimdi bizi bırakırlar” diyordu. Ben kabullenemiyordum bir türlü ve direniyordum. “Bizi neden yatırıyorsunuz, bizim suçumuz nedir, siz kimsiniz?” Gibi sorularla karşı çıkıyordum. Kimlik göstermeden bizi araçtan indiren bu  kişiler, ısrarıma rağmen kimliklerini göstermiyorlardı. “sizin yaptığınız katliamları biliyorum, bizi de öldüreceğinizi biliyorum. Madem öldüreceksiniz, neden boyun eğelim?” dedim. Annem bana yalvarıyordu, “oğul n’olur, yere yat, bunlar kimseye acımaz, sana zarar verirler. Benim için, hatırım için yat” diyordu. Annemin o halde yerde yatıyor olması, bana o vaziyette yalvarması içimi parçalıyordu. Kanım donmuştu adeta. Bizim bu bağırtılarımıza şaşıran diğer yolcular yüzlerini bile yerden kaldırmıyorlardı. Korku iyice sinmişti o çaresiz insanların üzerine. Ben de korkmuyor değilim, ancak yere yatmamaya kararlıydım. İçlerinden biri bana bir tokat attı, daha sonra “biz pak’lı değiliz” deyip kimliğini gösterdi. “çabuk yat yoksa kurşunu kafanda bulursun” dedi. Bunlar polis idi. Sivil polis, Devletin memurları(!) yani. Bunlar PKK’lı değillerdi. Yol kesen, haraç toplayan, insanları tarayan PKK’lı(!) değillerdi. Bu daha çok koydu bana ve aynı şekilde direnmeye devam ettim, “beni asla yatıramazsınız, ancak öldürerek yatırabilirsiniz.” O sırada Anam ayağa kalktı ve onlara yöneldi, “siz utanmıyor musunuz Devletin size verdiği imkânları bu halka karşı böyle eşkıyaca kullanıyorsunuz, yazıklar olsun!”. Devletin memurlarından! biri beni tutup kendine doğru çekip sert bir tokat attı yüzüme ve neye uğradığımı anlamaya çalışırken bir tekmeyi de dizlerimde buldum. Toparlanmaya çalıştım ve bana ilk tokat atana bir yumruk attım, devamında bir tane daha. Tam o sırada diğer memurlar da bana saldırdı. Anam bir yanda beni korumaya çalışıyor, bir yandan da onları itekliyordu. Ortalık karışmıştı, biri ensemde, biri sırtımda, diğeri de karın boşluğumda saplanan dipçiklerden başka bir şey hatırlamıyorum. Gözlerimi bir askeri birlikte açtığımda tepemde asker üniformasıyla duran üç kişiyi gördüm. Gözlerimi açar açmaz biri sertçe elini yakama atıp yattığım yerden çekerek yere attı. Sonra bana öfkeyle “kalk, çabuk kalk!” küfürleri savurarak bağırıyordu. Ayağa kalkamıyordum. Dizlerimde, boynumda ve sırtımda aldığım darbelerden dolayı, ayağa kalkamıyordum. Zorla beni kaldırdılar ve bir yere sürüklediler. Kenarda duran sandalyeye oturdum, etrafımda olup bitenleri anlamaya çalışıyordum. Dudağımın patladığını ve ağzımın kanadığını yere tükürünce anladım. Beni dövenler polis kimliği ile dolaşıyorlardı, ancak götürüldüğüm yer askeri birlik, çok şaşırmıştım, bu işte bir iş olduğunu anlamaya çalışıyordum. Götürüldüğüm yer “JİTEM”in karargâhıydı. Polis kimliği öylesine bir şeydi. İçerde hakkımda konuşuyorlardı, bana ne yapacaklarına karar veriyorlardı. Yüzünü görmediğim biri “bu çocuk ölmeyi hak etti” diyordu. Korkmuştum, beni kesin öldürecekleri belliydi. Başka biri “ifadesini alın daha sonra serbest bırakın, yolda alır gereğini yaparsınız” diyordu. Gözlerim Annemi arıyordu, sağa sola bakıyordum ancak kimse yoktu. Anneme ne oldu, nerede olduğunu bilmiyordum. Çaresizdim, ölümü iyice hissediyordum artık, üstelik ölümümden kimsenin haberi olmayacak. Kardeşlerim aklıma geldi, annem ve küçüklüğüm… bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerimin önünden. Dua etmeye başladım, Rabbim bizi yüzü kara katına almaması için dua ediyordum. Bir kez olsun Annemi görüp helallik almak istedim. Allah’a sığındım, bana bir imkân ver dedim. Boğazım düğümlenmişti, Bir ara hıçkıra hıçkıra ağladım Aradan biraz zaman geçmemişti ki kapıdan iri yapılı biri girdi, elinde telsiz ve şarkı söylüyordu. Beni görünce yanıma yaklaştı, uzun uzun yüzüme baktı.  “Len! Ne işin var burada? Ne oldu sana böyle?”dedi. Tanımıyordum, tanımaya çalışsam da o an kim olduğunu bilmiyordum. İçeriye girdi, birileriyle tartışmaya başladı. Tartışmalar daha da büyüdü ve öfkeyle hızlıca içerden çıktı. “kalk, kalk. Kalk gidiyoruz” dedi. Dua ve Allah’a sığınmaktan başka bir seçeneğim kalmamıştı. Korku yerini metanete bıraktı. Ayağa kalkmak istedim ancak dizlerim aldığım darbelerden dolayı tutmuyordu. Kolumdan tutup kaldırdı peşinden sürükledi ve “Toros” diye bilinen beyaz taksiye bindirdi beni. Otobüsün bulunduğu yere götürüp orada kapıyı açıp beni arabadan attı. Annem orada ağlıyordu, otobüs oradaydı, yolcular orada oturuyorlardı. Annem üzerime kapandı, beni ölmüş biliyordu. Hareket edince ortalık sevince boğuldu adeta. Annem; gâvur oğlu gâvur, senin bu deliliğin beni bir gün öldürecek, Allah canımı alsa da kurtulsam senden.” Annam’ın bu bedduası onu her üzdüğümde bana kullandığı sözlerdendi, alışmıştım artık. Otobüse bindirildim ve Van’a doğru yol aldık. Van’a varır varmaz bir hastaneye götürüldüm. Hastanenin adını hatırlamıyorum ama iyi bir hastaneydi. Doktorlar benimle ilgilendiler ve üç gün orada tedavi gördüm. Hastaneden çıktıktan sonra Annam ile uzun uzun konuştuk, bu olayı kapatmaya karar verdik. Çünkü şikâyet edeceğimiz kimse yoktu. Yüzlerini, kimliklerini bilmiyorduk. Etrafta duyduğumuz “adamları alıyorlar ve bir daha da bırakmıyorlar” ya da “Toros’a binen ölü iner” söylentileri gözümüzü korkutmuştu. Böyle kurtulduğumuza şükrediyorduk. En iyisi içimize atalım dedik ve bugüne kadar herkesten sakladım. Son zamanlarda gündemi meşgul eden referandum süreci benim için bir fırsat olduğunu, o günün utancı ve lanetiyle hesaplaşmak için bir fırsat olduğunu düşündüm. Elime silah alıp dağa çıkmayı hiç düşünmedim, yaşadıklarımın intikamını birilerinden almayı düşünmedim. Allah’a havale ettim hep, o şahıslardan hesap sormayı Allah katına bırakıp “kalsın benim davam, mahşere kalsın” dedim. Yaşadığım bu olayı her gün lanetleyerek hatırlıyorum. Hayatım boyunca da unutamayacağım! O, günün hesabının bugün olduğuna inanıyorum. Bu yüzden yeterli olmamakla birlikte “evet” diyeceğim. Ak parti siyasetine karşı olduğum halde “evet” diyeceğim. “evet” demek için bir nedenim var çünkü…

Bu yazı toplam 1200 defa okundu.
Yorumlayan:
gökhan yeşilyurt
Tarih:12 Eylül 2010 Pazar Saat 18:13
birileri Allah'ın avukatlığına soyunmuş!
öncelikle sayın yazarın kaleme aldığı bu makaleden dolayı teşekkür eder, ülkemizde hiç kimse böyle bir olayı bir daha yaşamamasını dilerim. özgürlüklerin ve insan haklarının önünde engel konumunda olan bir kesim müslümanlar herşeyi eline yüzüne bulaştırıyor. yapılan referandumu da bir din meselesi haline getirmeye çalışan bu kesim acaba Allah rızası için bu güne kadar ne yapabilmişler? at gözlükleriyle dolaşan bu kesim slogan atmaktan öte bir şey yapamamışlardır. sayın sevim özkan, yaptığınız yorumu kendiniz bile inanarak mı yazdınız? sanmıyorum, yorumunuzun kelime itibariyle incelendiğinde çok farklı bir manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. tevhid ehli dediğiniz insanların iman derecesini ölçmeye yetkili olduğunuzu da anlamış olduk,,, hüküm yalnız Allah'ın ikenhangi hakla hüküm verebiliyorsunuz? sayın yazar tevhid'e aykırı bir şeyi mi savunmuş ki siz bu yorumu yapma gereği duyuyorsunuz? sahi, sizce tevhid ne demektir? inanın siz de tevhidi anlamış değilsiniz, sadece duymuşsunuz...
Yorumlayan:
Minik serçe
Tarih:12 Eylül 2010 Pazar Saat 17:31
Adil yasa Allahın emrettiği yasadır..
Sayın sevim özkan,
sizin yazara karşı özel bir kininizin olduğunu hissettim ve bu kini islam adına yorum yaparak kusmuşsunuz...
makaleyi tekrar okumanızı tavsiye ederim sanırım iyice anlıyamamissiniz..bir kere yazarın Allahın yasalarını değiştirme gibi bir yazı ve eylemde bulunduğunu göremiyoruz siz bunu nerden çıkarttıniz? 2. Her adil yasayı Allah ve Kur\\\'an destekler...3.yazar cennetlik olduğunu mu iddia etti ki siz itiraz bağlamında yorum yapmışınız..şunu da iyi bilinki Resulullah a.s peygamberlik süresince derin devlet , tagut, despot yönetime ve zalimlerle mücadele etmiştir ışte bu noktada Sağ elime güneşi sol elime ayı verseniz yine de bu davamdan geçmem demiştir.. Siz bunu yanlis yerde örnek vermişsiniz. Yazar zaten mustazaflarin hakkı sorgulanmasi için evet demek istemiş bu açıkça görünüyor..
Mazlumlardan yana olup adalet yolunda mücadele edenlere selam olsun...
(Allah rızası için bir reddiye )
Yorumlayan:
sevim ozkan
Tarih:12 Eylül 2010 Pazar Saat 12:18
anayasa yapmak ve buna teşvik etmek
bence bu sebebiniz gidip allahın kanunları üstüne kanun koymak için geçerli bir sebep değildir hic bir sebep anayasa yapıcı olmak için geçerli değildir bize açıklama yapcanıza rabbime acıklama yapın ama sizin zaten rabbime acıklama yapcak bir cok konunuz var dimi (onu benim kadar sizde biliyorsunuz)...
yani şu yazdıklarınızın daha çoğunu bir çok insan yaşadı peygamberimizde bir çok zulümler yaşadı ama bir elime ayı bir elime güneşi koysanız genede davamdan vazgecmicem dedi dimi peki sen kimsinki peygamber ve dostlerinin yaşadını yaşamadan cennete girceğini sanıyorsun...
kendini tevhidi müslüman olarak tanıtan sen nasıl bir savrulmayı temsil ediyorsun ??? rabbim senin gibi elenenlerden olmaktan korusun bizi amin
Yorumlayan:
AĞACAN ALGAC
Tarih:11 Eylül 2010 Cumartesi Saat 14:55
yetmez ama evet
evet ustat bu vatan için kurşun atanda kurşun yiyende kahramandır zihniyetinin temsilcilerinin sana uyguladıkları vahşet bu topraklarda isyanın başkaldırışın haykırmanın en büyük sebebi olmuştur devlete rağmen devlet adına işlenen cinayetler derin devlet yapılanmalarına ergenekonculara balyozculara on yılda bir bu topraklarda darbe yapan apoletli cellatlara ümmetin kardeşliğine vahdetine insanlığın barışına huzuruna birlikliğine dinamit koyanlara toplumun tüm bireylerin yararına yaşam koşullarını manevra alanlarını rahatlatacaksa neden evet olmasın
Yorumlayan:
Vuslat vasat
Tarih:11 Eylül 2010 Cumartesi Saat 13:43
Yargısız infaz ...
Selamlar..
Yaklaşık dört yıl önce buna benzer bir acı hadise bizimde başımızdan geçmişti. Askerligini başarı ile bitirip memleketi olan Batman\\\'a döneli henüz 3 hafta olmuştu dayımın oğlu mehmedin..
Arkadaşı ile birlikte batmanın kuytu köşe bir yerinde bulunan harbe bir evin çatısında güvercin uçururken nasıl olduysa radara yakalandilar ve harabe evde saklanan pkklilar zanni ile oraya polis baskın yaptı ve sorgulamadan yargılamadan 2 genci öldüresiye coplarla dövdüler kırılmadık kemik bırakmadılar kan revan içinde kalan gençleri öldü sani ile bırakıp gittiler.. Kuzenimi eve getirdiler onu kan-revan içinde gören anacazi yere yıkıldı..en acısı ana yüreği evladını tamamen kaybetme korkusu ve polisler ölmediğini öğrenirler diye hastaneye dahi götürülmesine izin vermedi, bir odaya kapatıp atadan deden kalma yöntemlerle aylarca evde tedavi ettiler.. Şimdi bu genç evli ve 2 çocuk babası ne hazindirki yaşadığı acı hadisenin etkisi altında kaldı her polis gördüğünde korkudan titreyen bir insan oldu oysa biz askeriye ve polis teşkilatını cangüvenligimizin kanatsız melekleri olarak biliriz değilmi .. Doğu halkı için geçerli değil bu galiba...
Yorumlayan:
aydın altay
Tarih:11 Eylül 2010 Cumartesi Saat 11:07
gerekli açıklama 2
KENDİ SİYASİ ÇIKARLARIN AHİZMET ETMEYEN KESİMİ "HAİN" OLARAK LANSE EDİLDİĞİ BU ÜLKE'DE BİR ŞEY YAZMA ÇABASINDA OLANLARI DA UMMADIK SÖZLERLE RENCİDE ETMEK MESLEK HALİNE GETİRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ. SİZİN "EVET" DEMENİZİN GEREKÇESİ BAŞKA OLABİLİR, ANCAK BENİM "EVET"İM BAMBAŞKADIR. BEN PARTİLİ DEĞİLİM, OLMAYACAĞIM DA. ANCAK ÜLKE İNSANINA, HALKIN KARDEŞLİĞİNE, BİRLİK VE BERABERLİĞİNE HİZMET EDECEK HER TÜRLÜ ÇABAYI DESTEKLERİM. AK PARTİ SİYASETİNİ TAMAMIYLA KABUL ETMİYORUM, ANCAK ATILAN BU ADIMIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ GÖREMEMEK İÇİN KÖR OLMAK GEREKİYOR. "EVET" DEMEK İÇİN HERKESİN BİR SEBEBİ OLMALI, BENİM DE ÇOK SEBEBİM VAR, AMA BİR TANESİNİ YAZMA GEREĞİ DUYDUM. ÇÜNKÜ BENİM İÇİN İNSANIN HAYATINI BİRE BİR İLGİLENDİREN BİR SEBEP. "HİÇ BİR ŞEY OLMAMIŞ, YAZDIKLARINIZ, ANLATTIKLARINIZ DEDİKODU VE İFTİRADAN İBARETTİR" DİYENLERE BİR CEVAP NİTELİĞİNDE OLDU BU YAZI. ANCAK YAZININ İÇERİĞİNE BAKMADAN ŞAHSIM ÜZERİNE YOĞUNLAŞMANIZ MANİDARDIR.
Yorumlayan:
aydın altay
Tarih:11 Eylül 2010 Cumartesi Saat 10:59
gerekli açıklama
geceyarısı evinizden alınırsınız, yolda giderken önünüz kesilir, evinizde yatağınızda alınır, bilinmedik yerlere götürülürsünüz. daha sonra kafanıza bir kurşun sıkılır yol kenarına atılırsınız...ölümü hangi kelime ile anlatabilirsiniz? biz acı ve ölümlerden bahsederken birileri ekonomik derdinde...kimsenin ölümü midenizin yanında bir değeri yoksa, hangi dili kullanacaksınız? derdimi bir kaç notayla dile getirdiğim zamanlarda şarkı söylediğimi sananlar, yazdığım şiirleri depresatif bir çıkış olarak algılınıyordu. bazılarının gözlerine ok gibi sokarsınız gerçeği, o hala bunca rezilliği temize çıkarma gayretine girer. herkes katilini övme çabasında...ben bir dönemler "yol kesenler"den bahs ederim, ki bu hangi kesimden olursa olsun fark etmez. ancak bu yol kesenler devletin himayesinde bulunuyorsa işte bu izah edilemez... siz dağdakine "terör, çapulcu, eşkıya ve katil" dersiniz, fakat üniformalı olunca adı ve itibarları değişiyor ve mubah görülüyor
Yorumlayan:
Aslı Selâm
Tarih:10 Eylül 2010 Cuma Saat 20:49
YARIN İÇİN EVET
Sayın Altay
Sebebiniz olmasa evet demeyecekmiydiniz?
Müslüman müslümanın kardeşi sizin sebebiniz olmasada bu din için bu millet için evet demenizi isterdim.
Daha önceleri bu ülkeyi peşkeş çekenlere Ordunun içinden bile halkı korumak adına sömürülen paralarımızın hesabı soruluyor olmasına ve tüm dünyada ekonomik kıriz varken bile elinden geldiğince ülkeyi kalkındırmak için çaba gösteren bir başbakanın politikasına hayır ama işinize gelenemi evet diyorsunuz!!
Yazık!
Gerçekten yazık...
Çok hesaplar soruluyor ve bu halkın çıkarları için Gerçek anlamda ilk defa sömürenlerden davamız hesabımız soruluyor
Yalnızca bu sebeple bile Evet demek çok yerinde bir karar iken,
Sadece Kendi sebepleri uğrunda Evet demek Acı duyum bana göre...
Nasrettin hocanın misali( İllede Damdan düşmenizmi gerekiyordu düşenin halinden anlamanız için?)
Düşmedende Acı çekenlerin haksızlıklara uğrayanların hakkını savunan bir Başbakanın ve bu halkın namına EVET hakkıdır...
Teşekkürler ve Saygılar ...
Yorumlayan:
fetullah önlü
Tarih:10 Eylül 2010 Cuma Saat 11:50
ZALİMİN ZÜLMÜ VARSA MAZLUMUN ALLAHI VARDIR.
aydın kardeş zülüm ilelebet sürmiyecek.ALLAH cc MUHAKKAKİ YER YÜZÜNE NURUNU TAMAMLIYACAKTIR.şunu unutma karın boşluğuna tekmeyi vuranlar ağ babaları şu anda farenin deliğe sıkıldığı gibi sıkıldılar.sözün özü yeterli değil sonuna kadar EVET.EVET.EVET.
Yorumlayan:
Veli ŞAHDURAN
Tarih:10 Eylül 2010 Cuma Saat 02:36
asıl yolkesen hancıları kim?
Sayın yazar iyi,güzel başından geçen münferit bir olaydan dolayı evet diyeceğim diyorsun.Hayılrı olsun 'Evet'in.Amma asıl yolkesen Hain PKK lılar bırak devletin polisinin sana tokat atmasını masum insanları otobüsten indirip torosa bindirmiyor kalleşçe kurşunluyor canına kıyıyordu.Keşke anılarını yanına asıl yol kesen hancılarının boykotuna inat olarak ta 'Evet'diyeceğim deseydin daha anlamlı olurdu sanırım.Orda ölenlerin de hesabı mahşere kalmıştır unutulmaya..