
Haydi Kızlar Okula, Kardelenler ve daha nice feminen slogandan sonra böyle bir sloganı duymaya tüm bünyeler alışmıştı zannedersem. Şimdi size seneler önce duyduğum bir kaç acı olaydan bahsedeceğim. Umut ediyorum ki başlık da yazı da tamamıyla mâna kazanacaktır. Böylelikle islam kadınının ülkemizdeki yeri hakkında daha net bir fikir sahibi olacağız şüphesiz.
Ben 89 doğumlu olduğum için 28 Şubat Post-Modern Darbesinde okulda okumayı ve yazmayı daha yeni öğreniyordum. Daha çarpım tablosunu bilmediğim için o süreçte neler yaşandı kavramayadım. Sadece bir çocuk gözüyle biliyordum olayları. Etrafımda küfredip duran insanlar, üzülenler, camlara asılan politikacıların posterleri, tüm günlük hayatın bir kaç aylığına aşırı politize olmasını kestirebiliyorum sadece. Seneler sonra liseye başladığım zaman, bazı şeylerin farkına varmaya başladığım zaman demek daha doğrudur ki sağımda solumda olayı gençken yaşamış insanlara sorular sormaya başladım. Çünkü sormalıydım.. Neden sırf meslek lisesinde okuduğum için katsayı denen zırvalıktan dolayı bir derdim var. Ya da neden sırt çantasında Che Guevara rozetiyle okula girebilen insanlara, "bu siyasi simge" demeyen zihniyet, sadece inancı yüzünden başını örten kızlara "çıkaracaksın" diye buyuruyordu? Anlamalıydım... Sonrası hikayeler, yaşananlar, anılar ve kafamda belirmeye başlayan gerçekler furyası oldu tabi ki...
Bir anı.. Bir ablamdan duyduğum kadarıyla naklediyorum. İmam Hatiplere başımızı kapatarak girdiğimiz zaman, karşı binaların çatılarında bekleyen keskin nişancılar, sınıfın penceresinden bakıldığında rahatlıkla belli oluyordu. Anladık ki herkesin gözü bizde. Korkmuyorduk çünkü onların istediğini onlara vermemeliydik, korkmamalıydık. Elindeki silahla her pencereden baktığımızda heybetiyle duran keskin nişancılar bizi korkutmuyordu. Çünkü yanlış birşey yapmadığımızın farkındaydık...
Böyle bir zaman, böyle bir baskı süresinde bir kızın isyan etmemesi için ortada aksi bir gerekçe var mı? İslami Camia'nın eylemsellik ömrü boyunca tertip ettiği en protest en kalabalık eylemlerden biri olan Bayezid eylemlerine inmeliydi kızlar. İkna odalarında kendilerine misyonerlik yapan kemalist dincileri o odanın duvarlarına yapıştırmalıydılar. Meydanlarda haykırmaları gerekiyordu bu zulmün şiddetli baskısına karşı direneceklerini. Amma ve lakin, biz müslümanların o çok bilmiş kanaat önderleri yok mu... Onlar izin vermediler. Çünkü kaos ortamı, sistemin işleyişine zarar verebilirdi. Çünkü eylemlerde tesettürlü kadınların zulme karşı direnmesi kaos doğurabilirdi, aman statükoya zeval gelmesin! Ama biz müslümanların kanaat önderleri ikna odalarında yapılan o ahlaksız misyonerlikten çok daha kötülerini yaptılar. Bir cemaatin lideri çıkıp "başörtüsü teferruattır" , daha muhafazakar, köktendinci bir tarikatın lideri çıkıp "kadının yeri evidir, kadınlar evine dönsün" diyerek ezilen kadınları meydanlarda ensesinden tutup evlerine fırlattı.
Bir kere en başta kim olursa olsun, bir kadın eziliyorsa onun hakkını sadece kendi savunabilir. Kadınlar toplu halde zulme mâruz kalıyorsa, kadınlar bir olup zulme karşı durabilirler. Kendi direniş teolojilerini uygulama hakkına sahiptirler. Hiçbir erkek, başörtüsü direnişi ile ilgili söz hakkına sahip değildir! İslam Alimi dahi olsa! Bu kadınsı bir durum ve kadınların hakkı ile ilgili bir zulüm. Bir erkek, tesettürü yüzünden zulüm gören bir kadının halinden ne kadar anlayabilir? İkna odalarında yapılanı ne denli anlayabilir. Meydanlarda polis tarafından taciz edildikleri zaman neler düşündüklerini nasıl kavrayabilir? O yüzden ne hakla "doğru evine, senin sokaklarda ne işin var!" diyebilir bir şeyh çıkıp kadınlara? Vallâhi onlar ne Fâtımayı, ne Meryemi, ne Hanneyi, ne Sümeyyeyi tanıyorlar derim ben de! Bizim için en kutsal kadınları tanımayan İslamcı otoriteler, müslüman bayan kardeşlerimizi meydanlardan söküp aldılar. Camilerinde erkek oligarşisi, erkek egemenliği kurdular. Kadınları camilerden uzaklaştırdılar. Evlerine hapsettiler. Ardından namahremdir deyip mutfaklarına hapsettiler. Mutfaktan yatak odasına gidemez hale geldi kadınlar. Çünkü namahremdi. Çünkü Meryem tek başına tüm ehli kitap yahudi ile savaşırken farklı savaşıyordu. Çünkü onlar ne Meryemin ne Fatımanın ne de ilk İslam Şehidesi Sümeyyenin izindeler. Peygamberimizin, izinde olduğumuz liderimizin kız çocuklarını gömen bir kavme indiğini ne çabuk unuttular. Kadınları yücelten zaten İslam değil miydi? Toprağın içinden söküp, sokaklara meydanlara tüm heybetiyle erkek egemenliğine ve zulmüne inat süren İSLAM değil miydi? Kendi egolarını ve kurdukları kirli oligarşinin gücünü yüceltmek için kendi kafalarından bir din yarattılar. Kadınların köle olduğu, mutfaklarına hapsolduğu, konuşmalarının, gülmelerinin, seslerinin duyulmasının haram olduğu bir din yarattılar! Camilerden kadınları kovdular ama kadınların yüreklerindeki Meryemleri öldüremediler asla...
Dr. Ali Şeriati Religion versus Religion (Dine Karşı Din) kitabında iki farklı dinden bahsediyor. Hak din, Tevhid dini yani İslam ve mücadele ettiği şirk dini. Şirk dini her zaman Statüko'ya gerekçe kılar. Statüko neyi isterse ona cevaz veren bir teoloji halini alır diyor Üstad. Sanırım sadece 28 Şubat sürecinde dahi kadınları meydanlardan çeken bir otoritenin neci olduğunu Şeriati'ye göre nitelendirebilmiş oluyoruz. Neyse ki bu kısmını Allah'a bırakmamız gerekiyor. Allah doğruyu ve yanlışı, haklıyı ve haksızı elbette biliyor. Elbette o meydanlardan alınıp evlerine hapsedilen müslüman kadınların haklarını savunmak size mi kaldı diye soracaktır. Unutmadan bir de şu var... Sahi size kaldı da ne oldu? Başörtülü öğrenciler hala üniversite kapılarından geri çevrilmiyor mu? Bir yandan "haydi kızlar okula" diyen sistemciler, tam kapının önüne gelince "hoop! siz hariç" diyor da neden sesiniz çıkmıyor? 100-200 kişi yıllardır sokaklarda düzenli olarak eylem yapıyorlar tağuta boyun eğmiyoruz, başörtüsüne özgürlük diye? O teferruatçılar ve tarikatçılar neredeler? İkna odaları galip geldi.. Malesef 5 metrekarede yapamadıklarını, bizi evlere tıkarak başardılar. Allahın belası statükocular. Müslümanı kemalisti farketmiyor, hepsi zalim! Zülmin dili ortakdır, rengi tektir. Allah zulme karşı biz mazlumlara direnme ve mücadele etme gücü versin. Ayrıca başörtülü müslüman kardeşlere de tavsiyem: kimseye aldırmayın. Sonuçta bu sizlerin davası. Erkeklere kalmadı ve kalmasın sizin hakkınızı savunmak. O yüzden Yök'e karşı, Anayasa Mahkemesin'e ve bilimum statükoculara karşı, haydi kızlar meydanlara! Hep beraber bağırın: "Kahrolsun tüm Statükocular!"
Yorumlayan: |
Murat Saltuk |
Tarih:11 Ağustos 2010 Çarşamba Saat 23:14 |
TEBRİKLER
Reyhan Rayhane ve Kamil Sever bu kadar saçma yorumlar daha görmedim. Amacınız nedir, \\\"Fitne\\\" mi çıkarmak istiyorsunuz anlamadım. Yazı içeriğinde bazı göndermeler dahi olsa son derece ittihatçı ve vahyi, sunni çizgide. Siz ilk başta kendinizi sorgulayın!!! |
||
Yorumlayan: |
Reyhan Rayhane |
Tarih:09 Ağustos 2010 Pazartesi Saat 17:22 |
Yeni Akımlar Bunlar !
Yazar'a ve fikir birlikçilerine, "Vallâhi onlar ne Fâtımayı, ne Meryemi, ne Hanneyi, ne Sümeyyeyi tanıyorlar derim ben de!" Dersiniz de,bu fikirlerin tümünü savunurken unuttuğunuz bir ayrıntı var sanırım!Başörtüsü "zulüm" olarak değerlendirileli beri meydanlara göre tesettüre büründü o Ümmetin Annelerini unutmayan(?) kızlar!Beyazıt'a ipek eşarp üstüne Lailaheillallah yazılı yeşil bandanaları takan yavrucaklar,Taksimde Vakko olmadan yürümediler!Hangi zulme karşı kendilerini savundu bu kızlar? Allah'ın yap dediğini yık diyen bir sistemin zulmüne karşı mı?Peki ya aynı mantıkla gidecek olursak Ali Şeriati,statükocuların ellerimizden aldığı meşru hakkımızı yani Allah'ın emrini yasaklayanlara karşı hakk-ı müdafaayı İslamî metoda uygun görmüş müdür? Ya da soruyu şöyle sorayım;Allah Rasulunun Kuranî metodunda böyle bir uygulama var mıdır?Kadınlar için en hayrlı olanı Allah ve Onun Elçisinden dahamı iyi biliyor bu genç fikirler akımına kapılmış yazarlar??? REKLAM KOKUYOR BU YENİ AKIMLAR ! |
||
Yorumlayan: |
kerem saltuk |
Tarih:04 Ağustos 2010 Çarşamba Saat 17:22 |
okulmmu? o da ne?
haydi kızlar evlerinize... |
||
Yorumlayan: |
Kamil Sever |
Tarih:04 Ağustos 2010 Çarşamba Saat 15:19 |
Haklısın da
Sevgili Samed Kardeşim, İçtenliğine inanmasan provakatörsün diyeceğim. Keskin nişancının okulu gözetlediğini --- bir ablamdan duydum diye açıklaman büyük hata. |
||
Yorumlayan: |
Kaba Sakal |
Tarih:31 Temmuz 2010 Cumartesi Saat 12:12 |
Başörtüsü cinssel bir dava değildir
Samed kardeş, islamın kurallarına karşı gelinmesi, Allah'ın emirlerinin yerine getirilinmesine engel olmak bunlar cinsiyetle alakası olmayan şeylerdir. Faşizan kemalist kukla beyinler küfür tek millettir kuralının sağlamasını yaptırıyorlar bize. O yüzden Allah'ın emri için savaşmanın, mücadele etmenin kızlara, kadınlara özel birşey olduğunu söylemek mantıklı değil. Eğer bu ülkede Allah'ın emri yasaklanacaksa bununla mücadele etmesi gerekenler bütün müslümanlardır. Hayata cinsiyetçi bir gözlükle bakmanın neticesinde böyle cümleler kuruyorsun bence aynı sosyalistlerin kadına islamoğlu'nun tabiri ile 'kandıralı' muamelesi yapması gibi. O yüzden 'kadın hakları' diye birşey yoktur, kadınların hakları da 'insan hakları' çerçevesinde ele alınmalıdır. Siz sol çevrelere belli ki yakınsınız ve dünyaya bakış açınız islamın öngördüğü şekilden marks'ın veya sol teşkilatlanmanın öngördüğü şekle kayıyor sanırım. Karakter yetmediği için devam edemiyorum selametle... |
||