
Kaldırıma düşmüş bir beden. Yüzüstü devrilmiş, sırtından vurulmuş. Üstünde muhtemelen günün gazetesi. Üçüncü sayfa haberleri kapatmış cesedini. Kanı süzülüp sokağı kırmızılara boyamış. Öldüğüne inanmak istemiyor birçoğu. 4 sene önce hayata gözlerini böyle yummuştu Hrant. Şimdi o kaldırımın üstünde değil, belki çok farklı ve tarif edemeyeceğimiz, bilemeyeceğimiz yerlerde. Ama öldüğünden bu yana kendisi dışında kendisiyle alakalı pek birşey değişmedi. O kaldırıma yığıldığından bu yana kötüler olduğu yerinde duruyor...
Bu Devletin en büyük sorunu hesap soramamak olsa gerek. Hrant Dink öldüğünden bu yana cinayetin hesabını sormaktan aciz kaldı. Müslümanlar bu trajediye Ermenilerden daha önce alışkın. Onlar da seneler öncesinde Metin'ini başka bir kaldırımda kaybettiler. Bir cami avlusunda. Aynı zihniyete kurban gitmişti Metin Yüksel. Katilleri şimdi malum partilerde aktif siyaset yapıyor. Senelerdir gelmeyen adalet Hrant için gelse, süpriz olurdu. Adalet bu topraklara çok uzak, ama bir çocuk umuduyla onu getirmenin hayallerini kuruyoruz.
Hrant Dink bir sembol. Faşizmin son kurbanı. Eli kanlı faşizmle, çarpık sistemle, adaletsizliklerle yüzleşmenin son fırsatıdır Hrant Dink. Bu fırsatı değerlendirip, katillerden ve sorumlulara göz yumanlardan halk olarak hesap sormak bizim elimizde. Böylelikle geleceği katiller ve onlara göz yumanlar değil, mazlumların, kurbanların, ezilenlerin tarafı belirler. Müslüman gençler olarak toplumda azınlık konumunda olan güçsüzleri ezen faşist blokun katilleriyle değil, mazlumlarla olmak tabi ki hem vicdani, hem ahlaki hem de imani sorumluluğumuzdur. Bu işin iki tarafı vardır. Ermeni olduğu için, iki ulusun barış içinde yaşayabileceğini düşündüğü ve savunduğu için öldürülen Hrant ve onun acımasız katilleri. Biz tüm kalbimizle Hrant'ın tarafında olup, katillerden hesap soracağız.
Vakit sistemin iki yüzlülüğü ile, çarpıklığı ile, göz yummacılığı ile yüzleşme vakti. Vakit katilleri gün yüzüne çıkarma vakti. Vakit tüm mazlumların, ezilenlerin birleşip egemenlerden hesap sorma vakti. Biz köle olan Zenci Bilal'i özgürlüğüne kavuşturup, takvasıyla eski efendisinden daha üst konuma ulaştıran bir Dinin gücüne inanıyoruz. Ezilenlerin birleşip adaleti ikame etme gücüne olan inancımız 1400 yıl öncesine dayanıyor. Bu yüzden umut vadediyoruz. Hrant için ne gerekiyorsa yapacağız. Meydanlarda olmamız gerekiyorsa meydanları dolduracağız, hesap sorulması gerekiyorsa hesap soracağız, bedel ödememiz gerekiyorsa bedel ödeyeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Çünkü biz ezilmek nedir iyi biliriz, mahrum olmak nedir, mazlum olmak nedir iyi biliriz. Metinlerimizi bizlerden alanlara öfkemiz hala dipdiri. Metin Yüksel'i öldürenler ile Hrant Dink'i öldürenler aynı canavarın yavruları. Metin Yüksel müslüman ve kürt olduğu için, Hrant Dink hristiyan ve ermeni olduğu için öldürüldü. Şimdi sıra bizde, bizim sıramız artık. Şimdi bu katil çetesi, maşaları ve yandaşlarıyla hesaplaşma vakti!
Hrant için..
Metin için...
Adalet için..
Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için hakkı ayağa kaldırıp Adaletin timsali olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah'tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Maide-8
Yorumlayan: |
Mücahid Akyol |
Tarih:06 Ocak 2011 Perşembe Saat 23:46 |
MÜSLÜMANA DA BU YAKIŞIR
Müslümanlar olarak ezilenlerin mahrumların mazlumların yanında olmak imani sorumluluğumuuzdur. Hrant dinkin katilleriyle hesaplaşmak boynumuzun borcu! Samed kardeşi kutluyorum.. |
||