Yorumlayan: |
Alper Ard |
Tarih:11 Mayıs 2010 Salı Saat 11:02 |
Sosyalist yalanlara karnı tok olan arkadaşlara...
Dostlar elbette şüpheciliğinizde ve mesafeli tavrınızda haklısınız. Sosyalizm adı altında bugüne kadar Stalinist ve Kemalist Sol tarafından dindarlara karşı yapılanlar hırçın savunmanızı elbette anlaşılır kılıyor. Ancak aşağıdaki Lenin alıntılarını nereden alıntıladığınızı söylerseniz eminim bunun kırpılmış bir alıntı ya da Stalinist bir yayından alınmış çarpıtılmış bir Lenin okuması olduğunu ispatlayabilirim. Tartışmaya her zaman açığız tabi :) Ha bu arada, elbette unutmadan ve azımsamadan, Çeçenistan'a özgürlük hemen şimdi! |
||
Yorumlayan: |
nebiye arı |
Tarih:15 Nisan 2010 Perşembe Saat 12:19 |
Sevimli Sosyalistler-devam
Gulag’tan hayatta kalanlar, seçilerek gönderildi, Çeçenistan’a. 1991 yılında, Sovyetler Birliği çöktüğünde, Çeçenler diğer Sovyet cumhuriyetleri gibi bağımsızlık talebinde bulundu. Bağımsızlık yerine, Boris Yeltsin hükümeti, halı bombaları ve top atışlarıyla 100 bin Çeçeni öldürerek, Çeçenistan’ı işgal etti. Çeçen lider Cevher Dudayev, ABD Millî Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından Moskova’ya sağlanan telefondan hedef bulma desteğiyle bir suikaste kurban gitti. Rivayete göre, bunun karşılığında, Yeltsin, ABD’ye telefonla teşekkür etti. Başkan Bill Clinton, Boris Yeltsin’i,” Rusya’nın Abraham Lincoln’ü” olarak övdü. Moskova, Çeçenleri “İslâmcı teröristler” olarak damgaladıktan sonra, dünya 100.000 Çeçen’in katledilmesini bütünüyle gözden çıkardı. Stalin’in kitle cinayetlerini saymazsak, 1991’den 2010’a, Çeçenler ve Ruslar, Çeçen halkının dörtte biri öldü. Fakat Çeçen savaşı devam ediyor. (Eric S. Margolis) |
||
Yorumlayan: |
nebiye arı |
Tarih:15 Nisan 2010 Perşembe Saat 12:14 |
Sevimli Sosyalistler
Sadece çeçen müslümanlara bunları yaptılar: 1877 yılında, Rus yayılmacılığı, 220 bin kişilik Çeçen nüfusunun yüzde 40’ını öldürdü, 400 binden fazla Çerkesi ise, Rusya dışına sürdü. Komşu Gürcistan’lı olan Stalin, Çeçenlerden nefret etti. Çeçenistan’ı, İnguşetya Cumhuriyeti oluşturarak ikiye böldü. Daha sonra, 1937’de, Stalin’in gizli polisi NKVD 14 bin Çeçeni öldürdü. 1944 yılında Stalin, bütün Çeçenlerin toplama kamplara getirilip, kağnılarla Sibirya’daki çalışma kamplarına gönderilmesi, ölenlerin ise veya buzlar üstüne atılması emrini verdi. Bunu, İnguşlar, Tatarlar, Karaçaylar ve Balkarlar gibi diğer Müslüman topluluklar izledi. Stalin’in ölüm kamplarında, ne kurşuna, ne de gaz odalarına ihtiyaç duyuldu. Bu çalışma kamplarında, mahkûmların üçte biri, soğuktan, açlıktan veya salgın hastalıklardan öldü. 2,5 milyon Sovyet Müslümanı tamamen Stalin tarafından öldürüldü. Geride kalan Çeçen nüfusun arasında Stalin “Milletlerin kırıcısı” sıfatını aldı. (Eric S. Margolis) |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:36 |
soayalist gerçekler buyrun...8
Lenin'in "dine karşı ılımlı olmalıyız" taktiği, Bolşevik Devrimi'nden sonra koyu ve gözü dönmüş bir din düşmanlığına dönüştü. Önceki bölümlerde incelediğimiz gibi, Lenin, milyonlarca insanın hayatına mal olan 1920-21 kıtlığını dahi "insanların Allah'a olan inançlarını zayıflatacak" faydalı bir gelişme olarak görmüştü. Lenin, Allah'a ve dine karşı duyduğu bu isyankar ruh haliyle, acılar içinde kıvranarak ve akli dengesini yitirmiş halde öldü. Allah, insanlara yaşattığı zulmün ve dine olan düşmanlığının karşılığını dünyada verdi. |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:36 |
soayalist gerçekler buyrun...7
Leningrad'daki Kazan Katedrali anti din müzesine dönüştürüldü. Kiev'deki aziz Sophia katedrali ve diğer kiliseler anti dini merkezler oldu. Kharkov'da St. Andrey sinemaya çevrildi, diğer biri radyo istasyonuna, başka biri makine yedek parçası satan dükkana. Poltava'da ise iki kilise makine tamir atölyesine çevrildi. Bunlar bütün dinlere uygulandı. Kiliseler ve sinagoglar, Sovyetler Birliği'nde Avrupa bölümündeki kayıtlarda tutuluyordu. İslam da aynı şekilde baskı altındaydı. Komünist dönem boyunca binlerce cami kapatıldı ve çok sayıda din adamı "kulak" olarak damgalanıp öldürüldü veya Sibirya'daki çalışma kamplarına gönderildi. Robert Conquest, Harvest of Sorrow, s.200-212 |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:35 |
soayalist gerçekler buyrun...7
Kollektivizasyon ile tüm bölgesel ibadethaneler kapatıldı. Dini hatırlatan şeylerin hepsi yakıldı. 20 Şubat 1930 tarihli Batı Bölgesel Komitesinden kişiye özel bir mektup, sarhoş askerlerin köy kiliselerini nasıl kapattığını, dini sembolleri kırdığını ve köylüleri tehdit ettiğini anlatıyordu. Bu kapama tüm dinlere uygulanıyordu. Bununla beraber, kiliseler kapatıldığında, bunun anlamı dini işlerin dışarıda yapılmasına izin verildiği değildi. Kharkov'da dokuz büyük kilisenin kapatılması aynı zamanda "kiliselerin kapatıldığı şu günlerde özel evlerde dini toplantıların yapılması önlenecek" kararı alındı |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:34 |
soayalist gerçekler buyrun...6
1929 yılının 8 Nisanı'nda üyelerine yardım dağıtan dini grupların kurduğu yardım fonları, özel ayin toplantıları, çocuklar, kadınlar için yapılan İncil, edebiyat, el becerisi, iş, dini dersler, çocuklar için oyun yerleri düzenleme, kütüphane ve okuma yeri açma, tıbbi yardımı organize etmek de yasaklandı. resmi emirler kilisenin tüm aktivitelerini yok etti. 22 Mayıs 1929 yılında Anayasanın 18. maddesi düzeltildi ve "dini ve anti dini propaganda özgürlüğü", "dini ibadet yapma özgürlüğü ve anti dini propaganda yapma özgürlüğü" olarak değiştirildi. Aynı zamanda da Eğitim Komiserliği de "okullarda anti din propagandası" emrini verdi. |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:34 |
soayalist gerçekler buyrun...6
Din politikasının ana hatları Amerikalı tarihçi Robert Conquest The Harvest of Sorrow (Hüzün Hasadı) adlı kitabında Bolşeviklerin din politikasının bazı ana hatlarını şöyle belirler: 1918 anayasasının 65. maddesinde din adamlarının "burjuvazinin hizmetçileri" olduğu ilan edildi. Böylece maaşları kesildi, çocukları ilkokuldan sonra okullara alınmadı. 28 Ocak 1918'de çıkan bir kanunda okullardaki tüm dini eğitim yasaklandı. Daha sonradan 1921 yılının 13 Haziranı'nda 18 yaşın altındaki gençlere dini eğitimin verilmesi yasaklandı |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:33 |
soayalist gerçekler buyrun...5
Lenin, söz konusu "ılımlı" taktiği 1917'ye kadar, yani komünistler iktidara gelinceye kadar devam ettirdi. Ancak bundan sonra söz konusu ılımlılık ortadan kalktı, aksine tüm Sovyet topraklarında dine ve dindarlara karşı büyük bir baskı başladı. Daha öncesine kadar "ateist olduğumuzu açıkça belirtmemeli ve dine inananları bile saflarımıza almalıyız" diyen Lenin, iktidara geldikten sonra çok daha farklı bir yol izlemeye başladı. |
||
Yorumlayan: |
sosyalist yalanlara karnımız tok |
Tarih:15 Mart 2010 Pazartesi Saat 20:33 |
soayalist gerçekler buyrun...5
Lenin'in yazıları arasında bu sorunun cevabını da bulmak mümkündür. "Proleterya Partisinin Din Konusundaki Tutumu" başlıklı makalesinde Lenin, Marx ve Engels gibi ustalarının yorum ve uygulamalarından yola çıkarak, dinle açık bir savaşa girilmemesi gerektiğini, bunun gereksiz bir "siyasi kumar" olduğunu yazmıştır.106 Lenin, dine olan düşmanlıklarını açıkça ilan eden, dine karşı hakaret dolu kampanyalar yürüten diğer bazı materyalistleri ise (örneğin anarşistleri veya "burjuva ateistlerini") acemi ve saf bulmuştur. Bu kişiler tarafından Marxistler'e yöneltilen "ılımlılık ve "bocalama" suçlamalarını reddetmiş ve "Marxizm'in görünüşteki ılımlılığının" özenle düşünülmüş bir taktik olduğunu açıklamıştır. |
||