Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsrail, Barış, Direniş, İlkeler
Cihad Kayaduman
cihadkayaduman{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
06 Eylül 2010 Pazartesi Saat 13:01

İsrail’de bulunan her İsrailli suçlu mudur?

Şuan İsrail denilen topraklar 1948’de İsrail Devleti ilan edilmeden önce Filistin toprağı idi. Dünyanın her tarafından Haganah yardımı ile getirilen Yahudiler Siyonizm mantığı ile Filistin topraklarına yerleştirildi. Ancak bir sorun vardı o da bu topraklarda yaşayan bir halk olması. İsrail bunun çözümünü Filistinlileri o topraklardan çıkartmakta buldu ve Filistin halkının yarısından fazlası kendi topraklarından sürgün edildi. Filistinlilerin evlerine el konuldu ve o evlerin yerine Yahudiler yerleştirildi, bahçelerine, arazilerine el konuldu oralara yeni binalar yapıldı. “2003 yılı sonu itibariyle dünyadaki Filistinli sayısının 9,7 milyon olduğu belirtilmektedir. Bu rakamdan sadece 3,7 milyonu Filistin topraklarında, bir milyona yakını ise İsrail sınırları içinde yaşarken, geriye kalan 5 milyonu aşkın Filistinli ise başta Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın değişik ülkelerine dağılmış vaziyette vatanlarına serbestçe dönecekleri günü bekliyor.” (1)

Bu yüzden Filistin topraklarını işgal eden Filistin halkının evlerini, arsalarını gasp eden bütün İsrailliler işgalci konumundadır ve suçludur. Vicdanı olan diğer Yahudiler gibi İsrail devletini reddederek Filistin topraklarını terk etmeli ve bu büyük suça ortak olmaktan kurtulmalıdır.

Peki, Barışçı İsrailliler?


Barışçı İsrailliler olduğunu biliyoruz, Gazze’de yapılan katliamlara Kudüs’teki yerleşimlere itiraz edip İsrail devletini suçlayan İsrailli gruplar olduğunu biliyoruz. Ancak, bu İsrailliler halen kendi devletlerinin işgal ettikleri topraklarda yaşıyorlar ve bu gasp olayına bu şekilde onay veriyorlar. Bu barışçı İsraillilerin bir an önce o toprakları terk etmeleri gerekmektedir ki samimiyetlerine inanılabilsin. Amerikalı bir Yahudi olan Rachel Corrie Gazze’de İsrail buldozerine karşı dururken öldürüldü işte, barışçı olmak bu demektir, barışçı olmak zalime, katile karşı durmaktır onun eteğinin altında durup onun işgaline ortak olmak demek değildir.


1967 sınırları kabul edilebilir mi?


Filistin’in bir karış toprağının İsrail’e verilmesi insanlık suçudur, bunu yapan birkaç işbirlikçi Filistinli olsa dahi. Çünkü, Filistin’in bir karış toprağından taviz vermeyeceğini söyleyen HAMAS hareketi halkın büyük çoğunluğunun desteğini almıştır aynı zamanda bir karış topraktan dahi taviz vermeyeceğini söyleyen başka büyük gruplarda vardır. Bu durumdayken desteğini İsrail’den alan birkaç Filistinlinin oturup İsrail ile anlaşması hiçbir anlam taşımıyor.

1967 sınırları yukarıda bahsettiğimiz sebepler yüzünden hiçbir şekilde kabul edilemez ancak, şu dönemde bu sınırlara da uymayan İsrail’e karşı ancak geçici bir baskı aracı olarak kullanılabilir.

60 senedir İsrail’de yaşamaları yetmez mi?


İsrail devleti değil 60 sene 120 sene dahi o topraklarda yaşasa İşgalci olmaktan, İsrailliler ise insanlık suçlusu olmaktan kurtulamayacaklardır. Çünkü topraklarını geri isteyen bir halkta 60 senedir İsrail ile mücadeleye devam ediyor. Ve bu mücadele grafiği 60 senedir hep yukarı doğru çıktı, çıkmaya da devam ediyor. 60 senedir İsrail’de İsrailliler yaşıyorsa yine 60 senedir vatanlarından uzak ülkelerine dönmeyi bekleyen 10 milyon Filistinli var. Aynı zamanda 60 senedir sefaletle, açlıkla, esaretle, ambargolarla, katliamlarla boğuşan bir halkta bu işgalin sona ermesini bekliyor. 


Filistinlileri desteklersek İsrail’de PKK’yı desteklemez mi?

Eğer mazlumları, ezilenleri desteklemek, haklının yanında ve zulmün karşısında olmak, menfaatlerimizle çeliştiğinde yapmayabileceğimiz şeylerse yani, karakterimiz buna izin veriyorsa ne Filistinlileri ne de başkasını savunmamız gerekmez.

Aynı zamanda İsrail devletinin meşru olmadığı tamamen ortadayken Türkiye ile İsrail’i bir tutmamız Türkiye’yi de gayrimeşru bir devlet saymamız anlamına gelecektir. İsrail varlığı itibarı ile kötüdür ve bu kötülük her şekilde maddeci bir mantıkla bakarsak eninde sonunda bize ulaşacaktır. Türkiye’de yaşanan iç karışıklıklar, yaşanan cinayetler, hukuk dışılıklar vs. hiçbirisi İsrail’den zaten bağımsız değildir. Ortadoğu’da yaşanan bütün sorunların olduğu gibi…


İsrail – Filistin arasında Barış yapmamız gerekmez mi?


Katil, pençesini kurbanının boğazına bastırmış durumdayken katil ve kurbanı ile barış anlaşması yapmaya çalışmak ancak Amerika’nın yapabileceği bir sahtekârlıktır. Senelerdir bütün ABD başkanları bu sahtekârlığı yapmaya devam ederler. İsrail Devleti Filistin topraklarından sökülüp atılmadıkça katil İsrail’in pençeleri Filistin’in boğazından çekilmiş olmayacaktır. Bu yüzden İsrail ile Filistin arasında yapılabilecek tek arabuluculuk geçici ateşkes, esir anlaşması vs. gibi savaş konularında olabilir. İsrail var oldukça kötülük var olacak kötülük oldukça da barıştan bahsetmek abesliğini koruyacaktır.


İsrail neden 1 numaralı düşman olmalıdır?

Çünkü İsrail, Amerika Devletinin Ortadoğu’daki karakolu konumunda tek dayanağı ve güvencesi durumundadır. İran’daki gibi bir devrimin gerçekleşme ihtimalinin her zaman olduğu Arap rejimleri yerine hepsi Siyonist olan devletiyle, rejimiyle barışık bir halka yani İsrail’e güvenmek, onu müttefik saymak ve onun üzerinden Ortadoğu’daki varlığını sürdürmek isteyen Amerika için bulunmaz bir nimettir İsrail.

Ortadoğu’da yaşayan Türkiye’de dâhil bütün halkların sadece insani değil stratejik olarak ta var olabilmek, kaynaklarını sömürtmemek, Amerika belasından kurtulmak için önce İsrail devletini ortadan kaldırması gerekmektedir.

İsrail devleti yaşamaya devam ettikçe Ortadoğu Emperyalistler tarafından yönetilmeye devam edecek, bütün Ortadoğu halkları insan dışı yaşam şartlarında yaşamaya mecbur kalacaktır. Bugün Amerika herhangi bir ülkedeki yönetim şeklini, gidişatı, gelişmeyi, büyümeyi beğenmediği zaman kendinde müdahale hakkı görmektedir. Ortadoğu’da bu müdahaleyi istediği ülkeye yapabilmesi için kendisine İsrail sadakati gerekmektedir. Çünkü Irak’a girmek istediği zaman Türkiye’den tezkere çıkmayabilir. Lübnan’dan direnişçi bir grup çıkıp kendisini zor duruma sokabilir. Mısır’dan bir cemaat çıkıp yönetimi baskıya alabilir ve hatta devirecek noktaya gelebilir. İran’da halk ayaklanıp Amerika karşıtı bir söylemle kendi yönetimlerini kurabilir. Bu tecrübeleri bilen Amerika'nın tek güvence kaynağı İsrail'dir, Amerika’nın egemenliğinin yıkılması için önce İsrail’in yıkılması gerekmektedir.




Düşmanımız İsrail Mi Yahudiler Mi?

Yahudiler, yani bugünkü kelime anlamıyla Ben-i İsrail ırkına düşman olmak ırkçılıktır. Aynı zamanda İsrail devletine dost olmakta ırkçılıktır. Yani, ırkçı güçleri desteklemekte ırkçılık yapmaktan farksızdır. Bugün bütün Yahudilere İsrail devleti yüzünden düşman olmamız hem İnsani olarak hem İslami olarak suçtur aynı zamanda mantıksızlıktır. Çünkü İsrail devletinin kurulmasında yaratılış özellikleri değil Siyonizm ve batılı emperyalist güçlerin ideolojileri etkili olmuştur.

İsrail devletine karşı olan bütün vicdanlı Yahudiler de insanlığın bir parçasıdır. İsrail devletine karşı durmamız gereken bütün sertlikle Yahudi karşıtlığına da durmamız gerekmektedir, aksi takdirde kendimizle çelişiriz.

Dipnot: 1-http://filistin.ihh.org.tr/insanhaklari/fillistinlimulteciler/fillistinlimulteciler.html

Bu yazı toplam 1583 defa okundu.
Yorumlayan:
Hüseyin ALIŞKAN
Tarih:29 Kasım 2010 Pazartesi Saat 20:36
İsrail ve İsrailliler
Her halkın dünya üzerinde her toprakta yaşayabilme özgürlüğü olduğunu düşünüyorum.İsrail devleti işgalcidir ve varlığı meşru değildir ancak İsrail sınırları içinde yaşayıp da siyonizme karşı olan Filistin halkına destek veren yahudilerin o topraklarda yaşama hakkı olduğunu,bunun Filistinlilerin ve Yahudilerin bir arada yaşayabildiği Bağımsız Filistin devletiyle mümkün olduğunu düşünüyorum.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI