Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsrail'i Kurtaran Açıklama
Cihad Kayaduman
cihadkayaduman{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
05 Haziran 2010 Cumartesi Saat 22:24

Bazıları gibi değerli ve büyük hizmetleri olan alimlerimizi bir-iki sözü ile kaldırıp çöpe atacak, ağzıma ne gelirse sayacak değilim. Bazıları gibi o ne derse doğrudur mantığı ile gerçeklere gözlerimi kapayıp bu aykırı sesin peşinden gidecekte değilim. Ve yine bazıları gibi dün başka söyleyip bugün sadece elinde bulundurduğu güç ve otorite yüzünden sırf yaranmak için destek verip şirin gözükmeyede çalışacak değilim.

Sadece durum tespiti yapmak lazım.  Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sözleri bir anda içinde bulunduğumuz sürecin yönünü değiştirdi. Rüzgarı henüz tam tersten estiremesede önemli ölçüde yönünü değiştirdi.

Bu açıklamadan önce durum neydi bir bakalım...

Filonun organizasyonunda bulunan İHH, durumu profesyonelce yönetmiş ve dünya basınına gereken mesajı vermeyi başarmıştı.

Türkiye de dahil bütün dünya medyası bu olayın tamamen insanlık dışı vahşi bir saldırı olduğunda hemfikirken Türkiye’nin vereceği cevapları konuşuyordu. İsrail hükümetinin düşürülme ihtimali dahi tahminler arasındaydı.

İsrail kaynaklarından da anladığımıza göre Obama, Erdoğan’ı ikna etmeye çabalıyor fakat Erdoğan bir türlü ikna olmuyordu. Bu sırada diğer ülkelerden de İsrail’e karşı çok büyük tepkiler yükselmiş ilişkisini kesenler olmuştu.

Dünyada ve Türkiye’de hiç kimse özgürlük filosunun amacını, yöntemini, yanlış yapıp yapmadığını tartışmıyor tamamen İsrail’e yükleniyor ve suçluyordu.

Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışlarına CHP Genel Başkanı’da dahil bütün partiler destek veriyordu. Akparti içindeki bakanlardan ardı ardına İsrail’den hesap soracağız açıklamaları geliyordu.


İsrail temsilcileri Türkiye tvlerinde katıldıkları programlarda sunucular tarafından azarlanıyor ve rezil ediliyorlardı.

Müslümanlarında uzun süredir ihtiyacı olduğu birlik için şahane bir ilaç gibi gelmişti şehidler ve bu Özgürlük Filosu. Partilerden tutunda bütün cemaatler, gruplar bu konu üzerinde ittifak etmiş İsrail’e karşı ilk defa tek yürek olunmuştu.

İsrail kesinlikle yenilmişti. Türkiye’de,  ilk defa  İsrail’in siyasi arenada, medya alanında, sokakta, kahvede, camide tamamen tuş olduğuna şahit olmuştuk.


Peki, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu açıklamalarından sonra neler değişti...

Özgürlük filosuna karşı tek çatlak ses çıkmayan siyasi arenada hemen Özgürlük  Filosu tartışılmaya başlandı. Bazıları içlerinde sakladıkları fakat tepkilerden çekinerek söylemediklerini şimdi rahatlıkla söyleyebilecek hale geldiler. Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi “Bu açıklama tartışmaya zemin hazırlayacaktır.”

Akparti içinde Ertuğrul Günay yaptığı açıklama ile Gülen’in sözlerini eleştirirken, aynı hükümetten Bülent Arınç “Hoca her zamanki gibi doğru söylüyor” diyerek destek verdi.
Yani hükümet içinde görüş ayrılığı başladı ve birlik havası tamamen bir ihtilafa dönüştü.


Televizyonlarda, gazetelerde filo hakkında konuşan 1-2 İsrail menşeili yazar varken şimdi eleştiri oklarını İHH’ya ve hükümete yönelten onlarca yazar çıktı. Yazarlar arasında da bulunan bu İsrail’e karşı olan birlikte bozularak her kafadan bir ses çıkma durumuna geldi.


Aynı zamanda Müslümanlar arasında da artık Özgürlük Filosu ve hükümetin tavrı tartışılmaya başlandı.

Cemaatin içinde olmadığı bir olayda, cemaatin iradesinin dışında gelişen bir olayda Türkiye hemfikir olmuştu ancak Hocaefendi’nin bu sözleri cemaatin kendi kendine şekillenen sürece yeniden şekil vermesi olarak yorumlanabilir.


Bu açıklamadan hiç kuşkusuz ki İsrail kazançlı çıktı. İsrail’i,  Fethullah Gülen’in bu açıklaması haricinde  hiçbir açıklama kurtaramazdı.

Peki Fethullah Gülen bu açıklamadan dolayı pişman olmuş mudur?

Umarız olmuştur.

Bu yazı toplam 3300 defa okundu.
Yorumlayan:
Hasan Mansur
Tarih:08 Temmuz 2010 Perşembe Saat 15:24
Hasan Gökçe kardeşe 2
Hasan kardeş, Mühim bir fıkıh kaidesidir:"zaruretler haramları mübah kılar"
Hayreddin Karaman hoca da Filistin'deki intihar eylemi denilen eylemlere zaruret demiş ve zımnen o eylemlere cevaz vermiştir.Bakınız:
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0082.htm
Hayrettin Karaman bu eylemlere caiz diyen alimlerden sadece birisidir. Bakınız:
www.vahdet.com.tr/filistin/dosya1/0001.html
(yukarıda verdiğim adreste çıkan uzun yazının alt bölümlerinde intihar eylemi dediğiniz eylemlerin meşruiyeti hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.)
Yorumlayan:
Hasan Mansur
Tarih:08 Temmuz 2010 Perşembe Saat 15:15
Hasan Gökçe kardeşe
Hasan kardeş, İslam\\\\\\\\\\\\\\\'a göre islam devletinin izni olmadan kimse kendi kafasına göre savaş çıkaramaz, bu doğru, ama işgal edilen islam topraklarındaki kardeşlerimiz ne yapsınlar, zarurete binaen kendi kurdukları örgütlerle vatanlarını savunmak zorunda değiller mi? Ne yani, sizin gibi konuşanların sözlerine bakıp da işgalci düşmana gül mü atsınlar?
Peygamber efendimiz zamanında Ebu Cendel ve Ebu Basir gibi sahabiler
-peygamberimiz savaş ilan etmediği halde- müşriklere karşı gerilla/vurkaç savaşı uygulamadılar mı? Onlar da mı teröristler?
Hasan kardeş,canlı bomba olmayı islami bulmuyorsun galiba. Oysa İslam tarihi boyunca bir çok intihar eylemi yapılmıştır ve bunların bir çoğuna da İslam alimleri cevaz vermişlerdir.Sahabe devrinde mücahidler kendilerini düşman saflarının ortasına-kurtulmak imkansız bir şekilde-atarak canlı bomba oluyorlardı. Şimdi ise-mecbur kalan mücahidler-üzerlerindeki bombayı düşmanın içinde patlatarak canlı bomba oluyorlardı.
Yorumlayan:
Murat KUBAT
Tarih:22 Haziran 2010 Salı Saat 00:35
Hasan Gökçe'ye-2
Bu arada müslümanların elbet seviyeli bir tavır takınmaları, hatalı ve yanlışta olsa, kendi unsurlarının üzerini çizmemelidir, zaten yazar bunu da vurgulamıştır. Hasan kardeşim, olayı tek açıdan ele alıp almamaktan bahsediyor; yalnız kendisi bu bahsettiği duruma düşüyor. Yani şu vurgulanmalıdır: Bu açıklamanın tepki alan kısmı olmamalıydı. Bu kesin! Evvela bunda hemfikir olmalıyız. Yanlış, usulünce ve üslubunca kimden sadır ederse etsin söylenebilmelidir. Yoksa tek açıdan değerlendirmenin dışarısına çıkılamayacaktır. Hele hele birilerinin, bu gemi gitmeseydi kimse ölmeyecekti, israilin yapacağı belli idi neden gidildi söylemleri, en ufağı ile Şehidlere, şehidlerin aziz ruhlarına ve kanlarına yapılmış bir hakaret olarak değerlendiriyor, açıkcası kanıma dokunduğunu belirtmek istiyorum. Adeta, eğer onlar da bizimle kalsalar idi, ölmeyeceklerdi şeklindeki 1400 sene öncesinden o meşhur ve kınanan ağızdan söylenmiş olan sözleri hatırlatıyor bana...
Yorumlayan:
Murat KUBAT
Tarih:22 Haziran 2010 Salı Saat 00:27
Hasan Gökçe\\\'ye-1
sevgili güzel kardeşim Hasan Gökçe, bazı durumlar vardır ki, siz muhatabınız hakkında siz haklıdır demezsiniz ama yukarıda, bize yorum yaptıran yazının ve yazarın güzel bir şekilde yaptığı gibi, fotoğrafın bütününü okumaya çalıştığınızda, demediğiniz şey vuku bulmuş olur. Bunu görmemek ise ayrı bir garabettir. 1.) İyi bir mutabakat sağlanmaya çalışılmadığını kim söylüyor? Bir taraftan Hocaefendi IHH yı tanımadığını söylüyor, diğer taraftan mutabakat sağlanmalıydı diyor. O zaman nereden biliniyor mutabakat sağlanma çabası güdülüp güdülmediğini? Bizler IHH yı tanıyor ve biliyoruz, bu yeter... 2.) Mutabakat sağlanıp sağlanmadığı hususunda kesin bir bilgiye dahi sahip olmadan, bu açıklamanın bu kısmını, yani mutabakat sağlanmalıydı kısmını açıklamaya gerek var mıydı kardeşim? Bu ifadeye neden gerek duyuldu? Bu büyük bir gaf olmuştur. Yazarın ise kalemine sağlık, çok dengeli ve seviyeli bir analiz yapmış. Kendi adıma teşekkür ediyorum.
Yorumlayan:
Emin
Tarih:12 Haziran 2010 Cumartesi Saat 13:38
Saim kardeşime ve ondan önce yorum yazmış sonra da yazacak kardeşlerime
Arkadaşlar lütfen sitenin Kürsü bölümünü ziyaret edin ve Hocaefendinin kısa sohbetini dinleyin. Bu sohbet hocaefendinin imani meselelerden ayrı,zaman zaman bahsettiği; iç alemimize yönelik değil de daha çok topluma bakan gündelik meselelerden ve benim de çok önemli bulduğum bir kesit. Konumuzla ne ilgisi var demeyip ne anlatılmak istendiğini feraset sahibi kardeşlerimin anlayacaklarından zerre kadar şüphem yok (cümle düşük olmuş olabilir affınıza sığınırım toparlayamadım). Herşeyin bir zamanı var. Müslüman işini ihtimallere bırakmayacak kadar sağlam bir sebepçi neticesini verenin kim olduğunu gayet iyi bilen Müsebbib-ül Esbaba da güveni tam bir tevekkül insanı olmalı. Selametle..
Yorumlayan:
saim bayram
Tarih:10 Haziran 2010 Perşembe Saat 23:54
YANLIZ SECCADEMİN YÜZÜNDE ŞEFKAT
İHH nın Mavi marmara zaferi sonrasında Tebük gazvesine katılmayanlar aklıma geldi ve Rabbime saatlerce dua ettim. Bu hareketin dışında kalmış olmam karşısında Rabbim in beni af edeceğini umarım. Zaman zaman şehitlerin bulundukları iklimi nasıl dirilttikleri konusunda sohbetler dinlemiştim.Rabbim şehitlerimizin hakkı için hepimizi yeniden dirililtsin inşallah.Allah yolunda kadınlarının sıcak yataklarını terk edenlere gıpta ile bakmamak mümkün mü.Hiç Dünya menfaatlerini , kendi heva ve heveslerini ellerinin tersiyle itenlerle; Konumları ister hoca efendi,ister iş adamı, ister benim gibi zavallı halktan biri olan, zamanlarını sıcacık yataklarda kabacık postlarda lüzumsuz işlerde geçirenler bir olur mu?. Herkesi ve her kesimi aklı selime davet ediyorum.Elimizi kıpırdatmayı bırak İHH yı tanıdığımızı bile itiraf etmemizin bize vereceği zararı düşünerek demeçler vermenin bu yiğit insanları ne kadar yaralayacağını bir kez daha düşünün. İsrail ve İsrail in iş birlikçilerinin ardına takılıp onların dilinden konuşanlar gibi olmayın. Yoksa Tebük ten dönen Resulullah a mazeretlerini bildirip mazeretleri kabul edilmeyen ve huzurdan kovulanlar gibi olmanızdan korkulur.
Şimdi bütün kalbimle dua ediyorum Ey Rabbimiz bizi yapmadıklarımız veya yapamadıklarımızdan dolayı affet. Duyarsızlığımızı yüzümüze vurma. Kalbimizin hastalıklarından bizi kurtaracak yolları bize göster. Kalan ömrümüzü tıpkı Affedilmeleri hususunda günlerce tevbe eden ve sonunda affedilen o üç bahtiyar gibi geçirmeyi bizlere nasip et.
Yorumlayan:
Bilocan
Tarih:10 Haziran 2010 Perşembe Saat 23:29
Bir Tavsiye
Özgün Duruş gazetesinin internet sayfasında düşünce-analiz bölümünde Mehmet Ali Yıldızın - Bir Cemaat Klasiği: Maslahata Feda Edilen Hakikat başlıklı yazısını okuyun.
Yorumlayan:
Emin
Tarih:10 Haziran 2010 Perşembe Saat 18:36
Son olarak
Bir de temas etmeden geçemeyeceğim bir mesele var ilk yazımı biraz Hocaefendiye olan aşkın muhabbetimle yazdığım için kardeşlerimin şahsımla ilgili söyledikleri adına -söylediklerimden cımbızlamalar ya da "Mutaassıp sorgusuz sualsiz nasıl da bağlanmış, yobaz seni.."- nevinden yorumlara da hakkımı helal ediyorum. Çünkü benim bildiklerimi bilselerdi eminim böyle söylemezlerdi öyle ise genel kaide kişi bilmediğinden mesul değildir. Ve de zahire göre hükmedilir kaidesince bilmediğiniz ve görünen hale göre hükmettiğinizden hiçbir şekilde yanlış söylemediniz. Allah hepimize uzuuunca ömür versin ki hep birlikte zamanla nelerin nasıl değiştiğini görebilelim. Herkesin bir planı var kurban olduğum Rabbimin de elbet bir planı ve bir vaadi var işte belki o zaman hak vereceksiniz ama belki o zaman bile farkedemeyeceksiniz. Vesselam..
Yorumlayan:
Emin
Tarih:10 Haziran 2010 Perşembe Saat 18:25
Devam olarak
Evet organizatör kardeşlerimizin ihlasından ve samimiyetinden zerre kadar şüphem yok. Hele mazlum oldukları noktasına gelince taş kalpli bir insan bile olsa buna zulümdür der.Fakat Mazlum olmak dikkatsiz davranılmadığı anlamını taşımaz.Biz kime neyi isbat etmeye çalışıyoruz İsrail'in canavar bir devlet olduğunu mu insanlığa göstermeye çalışıyoruz.Bu zaten vicdan sahibi herkesçe malum bir mesele vicdansızlara gelince o gemi tümden batırılsa idi de gene onlar için farketeyecekti.Kendimizi bu kadar ucuza hedef tahtasına oturtmamalıyız. Ya bir de İsrail esir düşmüş bütün kardşlerimizi salmayıp türlü türlü işkeneler yapsa idi bunun mesuliyetini kim kaldırabilirdi.İşte feraset basiret bunları görebilmeyi gerektirir. Devletimiz mevcut ordumuzla üç kuruşluk PKK ile mücadele edemiyor bütün bir süperleri karşısına alarak İsrail'e mi savaş açacaktı Hepimizin kanında milli bir gurur var; güçsüzlüğü acziyeti milli planda hazmedemiyorz ama bir de realite var arkadaşlar. Bilmiyorum anlatabildildim mi
Yorumlayan:
Emin
Tarih:10 Haziran 2010 Perşembe Saat 18:08
yorumuma itiraz eden arladaşlara
Arkadaşlar meseleyi düşündüğüm gibi anlatamadım ayrıca yazdıklarımın da doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Öncelikle şunu belirteyim ki Hocaefendi vakayı değerlendirirken İsrail'i haklı çıkaracak hiçbirşey söylemediği gibi yapılan müdahalenin yanlışlığını önemle vurgulamıştı. Israrla bu nokta görmezden geliniyor. Ayrıca da daha çok hükümet yetkililerinin üzerine alınabileceği bir nokta olarak durumun hükümetçe iyi yönlendirilememiş olmasını nazara vermiş diplomasinin testi kırılmadan önce işletilebilmiş olması gerektiğini nazara vermiştir. Son olarak da yorumumu beğenmeyeceğinizi bilerek şunu söylemeliyim ki yola çıkan kardeşlerimizin arkalarında sağlam bir devlet desteği olmaksızın tedbirsizce çakal sürüsünün yanından geçmeye çalışan bir ceylan misali avlanıyor olmasını müslümanın ferasatine yakıştıramadığı için organizasyonu düzenleyenleri de bir nebze eleştirmiştir. Burada vurguladığım üç mesele harmanlanmadan ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI