Kazandığı Güzel Sanatlar Fakültesini başörtüsünden dolayı okutmamışlardı.
O da elinin tersiyle itmişti birilerinin sahte gelecek yalanlarını.
Ailesi inancından dolayı hor görmüş, dışlamış, zulmetmişti.
O, vazgeçmemişti inançlarından, taviz vermemişti ilkelerinden.
Direnişinin en kutlu zamanlarında yazdığım yazılardan dolayı bir teşekkür maili almıştım ondan.
Sorular sordu... Çıkış yolu arıyordu...
Kur'an dedim, 'Elimden düşmüyor' dedi.
Yazar sordu, İslamoğlu dedim.
'Tanıştım' dedi, daha tanışmamışsın dedim.
Tanıştığında 'haklıymışsın', dedi.
Bir gün 'hastayım' dedi.
Kansere yakalanmıştı.
'Dün kendilerinden biri olarak gördükleri bana bugün misafirmişim gibi bakıyorlar', dedi.
'Kendileri ev sahibi mi olurlar?', dedim.
Sabır dedim, direniştir dedim.
Doğru dedi, direneceğim.
Ameliyat kararını verdiğini söyledi. Riskliymiş ama direniş ancak böyle olurdu…
Günler sonra haberi geldi. Ameliyat bitmiş, 4 gün sonra gerçek hayatı başlamış.
Öleceğim dedi, öldü.
Sabrederek, yani direnerek öldü.
Artık, inşirah vakti...