Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul
Mustafa İslamoğlu
mustafaislamoglu.com
14 Mayıs 2010 Cuma Saat 20:40

Amman, Cidde, Mekke ve Medine'yi kapsayan, ışıklarını uzaktan hüzün ve hasretle temaşa ettiğimiz işgal altındaki Kudüs'e teğet geçen dolu dolu bir ziyaretin buğusu hâlâ yüreğimde tütüyor.

Bu yazıyı, söz konusu buğunun gümüş tülleri altında 'gurbet' ve 'sıla', 'hasret' ve 'vuslat' kavramlarının anlamlarını takas ettiği, sözün sınırlarına sığmayan eleğimsağma duygular eşliğinde kaleme alıyorum.

Mekke nedir, İstanbul ne? Medine nedir, Kudüs ne?

"Ne?" diye sordum, "Neresidir?" demeye dilim varmadı. Kurban kuşakların zihninde, yüreğinin haritası Misak-ı Milli'den ötesine uzanamayan küçük adamların zihninde bu isimler sıradan bir "mekana" indirgenmiş olabilir.

Değil, vallahi değil. Mekke'yi, Medine'yi, Kudüs'ü, İstanbul'u yalnızca mekanlardan bir mekana indirgemek, Kâbe'yi mimarinin konusu olan kübik bir taş yapıya, Haceru'l-Esved'i jeolojinin konusu olan bir granit parçasına, Fuzuli'nin Su Kasidesi'ndeki 'su'yu H20'ya, Nesimi'nin Gül Gazeli'ndeki 'gül'ü botaniğin konusu olan bir 'bitki'ye, 'Osman' adını "yılan yavrusu" mânâsına gelen etimolojik anlamına indirgemek kadar abes ve komiktir.

Bu kentler sıradan kentler değil; ruhu var bu kentlerin, onu ruhunu karartmamış olanlar fark eder ve onlarla diyalojik bir iletişime girebilir. Kalbi var bu kentlerin; onların nabız atışını duyabilecek bir kulağı olanlar bilir. Söyleyecek çok sözü var bu şehirlerin, tabi ki dilinden anlayana...

Eğer, gerçekten duysaydık bu şehirlerin sesini, ahu enininden yanına yaklaşmaya cesaret edebilir miydik dersiniz? Bendeniz, sanmıyorum. Çünkü bu şehirlerin ruhuna yapılan tecavüzler, hatırasina yapılan ihanetler kitaplara sığmaz. Amma ki bir ana kucağı gibi; haşarı çocuklarının ihanetlerine aldırmadan onlara şefkat ve merhamet kucaklarını açmayı sürdürüyorlar. Bağırlarına basıyor, onları rahmet memelerinden kana kana emziriyorlar.

Mekke'nin Kur'an'daki adlarından biri de "Ummu'l-kura". "Kentlerin Anası" anlamına gelir. Onun için İstanbul Mekke'nin manevi çocuğudur. Üsküdar, onun için "Harem"dir. Harem adının kendisine Harem-i Şerif'i hatırlatmadığı insanların İstanbul'a bakışı, sıradan bir Gebze-Harem hattı dolmuş şoförünün bakışından ne kadar derin, ne kadar anlamlı olabilir ki?

Ya Kudüs? Kudüs adı ne anlam ifade ediyor bu günün "Şarkı görmez garbı bilmez görgüden yok vayesi / Bir utanmaz yüz yaşarmaz göz bütün sermayesi" dizelerinde tasvir edilen tuzu kuru kuşakları için?

Kudüs ki, bir değil bin 'ah' ile anılsa adı yeridir; yüreğe saplanmış bir hançerin acısı gibi bir acı Kudüs acısı. Osmanlı İslam ordularının yenilgisi üzerine Şam'a giren Fransız ordu komutanının Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi'nin sandukasını tekmeleyerek "İşte döndük ey Selahaddin!" dediğinin üzerinden 80 küsür yıl geçti. Fakat Selahaddin'e ve onun çocuklarına olan kin hâlâ bitmiş değil.

Bu kini, İsrail sınırından içeriye adım attığınızda eğer Müslüman'sanız bir terörist muamelesi görmenizden anlıyorsunuz. Bu kin bana bir yerlerden tanıdık geldi; bulmak için zihnimi fazla zorlamadım: Kendi öz vatanımdan... Kendi kendime şunu sordum: Türkiye'yi imanlı insanlar için yarı açık bir cezaevi haline getiren yönetici akılla İsrail'deki yönetici akıl arasındaki benzerlik huydan mı, soydan mı? Sahi, hangisi hangisinden besleniyor? Doğrusu ben bir karar veremedim.

Mekke, Medine acısı daha farklı bir acı; İstanbul acısına biraz benziyor. Faslı bir entellektüelle Harem-i Şerif'te sohbet ederken, benim yakındığım hususu o benden önce dile getirdi: Ümmetin kalbi burada atıyor, fakat buraya gelen ümmetin seçkin çocuklarını burada birbirinden haberdar edecek, bir araya gelerek müşterek sorunlarını konuşacak ortak bir mekan dahi yok. Suudi yetkililere buradan çağrı yapıyorum: Vebal altındasınız.

 Mukaddes mekanların emaneti geçmişte başkalarındaydı, şimdiyse sizde. Eğer emanete sadakat gösterilmezse emanetçi değiştirilir. Bu Allah'ın değişmez yasasıdır. En azından Mekke'de Medine'de, ümmetin müşterek sorunlarının konuşulacağı ortak mekanlar tahsis edilmeli. Oraya gelen alim, mütefekkir ve aydınlar birbirlerini tanımalı, düşüncelerini paylaşmalı, fikir alışverişinde bulunmalı. Bunu gerçekleştirmenin, eğer istenirse çok zor olmadığını düşünüyorum. Haremeyn'e hizmet, Kur'an'ın da ifade buyurduğu gibi müşriklerin de yapıp öğündüğü bir şeydi; asıl olan Allah'ın en muhteşem 'harem' olarak yarattığı yüreğin sahibi olan insana ve insanlığa hizmet ve sorunlarına çözüm üretmektir.

Her şeyden önce, bu mazlum ve mağdur ümmet birgün tekrar dirilecekse, bu dirilişte en büyük rolü Heremeyn ve tabii ki hacc ve umre ibadeti üstlenecektir. İstanbul'un, Kahire'nin, Tahran'ın, Kudüs'ün geleceği Mekke ve Medine'nin rolünü gereği gibi oynamasına bağlı.

Mekke hüzünlenirse, İstanbul ağlar: Siz duymuyor musunuz hıçkırık seslerini?


18 Ağustos 2000

Bu yazı toplam 3878 defa okundu.
Yorumlayan:
ramazan örnek
Tarih:28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 17:13
islamoğlu hocama
sevgili hocam.fethullah hoca hakkındaki nazik sözlerinizi duyduk.lakin yüreğimiz cız etti.hocaefendinin izmirdeki feryat eden bacılara çarşaf giymiş erkek ajanlar demesinemi yanalım.israilli çocuklar için ağlarken büyük şeytan amerikada keyif çatıp fosfor bombalarıyla yanan filistinlileri hatırlamamasınamı yanalım.islamın enbüyük düşmanlarından ecevitin pabucunu yalayıp her zaman islam düşmanlarının safında durmasınamı yanalım.hanımını boynuzlayan nzani baykalı savunmasınamı yanalım bilemiyorum.durduğu yer şerrin göbeği.fethullah efendinin savunulacak tarafı yok .allah için sizi seviyoruz mustafa hocam.onunla aynı safta olmadığınızada inancımız tam.saygı ve hürmetlerimle.
Yorumlayan:
saim bayram
Tarih:07 Haziran 2010 Pazartesi Saat 01:40
ZAFERİ GÖLGELEMEYİN
Selam ALLAH a verdikleri sözü yerine getiren ve bu uğurda ŞEHADETE kavuşan MAVİ MARMARA daki insan olma şerefine ulaşanlara ve Lanet şeytana onun işbirlikçisi İsrail ile israil yanlısı olan isimlerini zikretmenin zikredilen isme hakaret kabul ettiğim zalimlere.
Zira babalarının Müslüman olacağını zannederek İsimlerini Mustafa.Mehmet.Hüsnü yahudda Allahın fethi anlamında Fethullah olarak koydukları aslında hepsinin isimleri birer şaron olanlar yine bizi arkamızdan hançerlediler. Yazıkki koskoca bir medeniyeti ayaklar altına serecek kadar taviz kar politikaların sonucu ortaya çıkan bu tablo bizi birkez daha durum değerlendirmesi yapmaya sevk etmiştir. Düşündüm Yıllardır GAZZE halkını Refah sınır kapısını kapatarak İsrail ile birlikte inim inim inletenler Kapıları Mavi Marmara dan utanarak açıvermediler herhalde. Bence bunun altından yine İsrail manevrası çıkacak. Sorarım size bu zulüm kapısı açıkken siz bundan sonraki filonuzu hangi denizden göndereceksiniz. Size demezlermi açık duran kapınız varken denizden doğruca Gazzeye filo göndermek ancak ortalığı karıştırmak içindir diye.Peki ya biz alacağımızı aldık amaç gazze halkının ihtiyacını karşılamak diye düşünürsek İsrailin ambargosunumu yoksa Mısırın ambargosunumu kırmış olacağız.Ozaman ŞEHİTLERİMİZİ ne yapacağız. Onların diyetlerinide yıllardır kapıyı kapatan Mısırdan alalım.İsrail yine sıyırdı. Bence bu oyunu iyi tahlil edip Refah sınır kapısını kullanmamak lazımdır.İsrail planının bir parşası olan bu kapıyı protesto ediyorum. Mısıra minnet etmektense Akdenizin kanlı sularında ölmek daha iyidir. Ha belkide İsrailden izin almak daha kolay bir yoldur. Keşke daha önce düşünseydik akılda edemedikki Pesilvanyada çok uzak Neyapalım gözden uzak gönülden uzak. Halbuki Türkiyede olsaydınız efendim en azından İHH dan haberiniz oılurduda uyarırdınız. Yada abilerinizi arar bizim çocuklara dokunmayın onlar cici çocuklardır derdiniz. Bence siz İsrailede bi okul açın. Böylelikle gemilerimizi yürütecek Siyonist kaptanlarımız olur.
Yorumlayan:
sait çelik
Tarih:06 Haziran 2010 Pazar Saat 16:43
gazze
hocam içim yanıyor hocam kaç gündür hep senin gazze için bir açıklamanı arıyorum internette. biliyormusun hocam neden dedim ya hocam içim yanıyor. biz zulme karşı şehitlerimizle inkılap yapaeken hoca efendi sanki hiç israili tanımıyormuş gibi çıkıp izin alınmalıydı diyor hocam. bu ne gaflet hocam sanki hiç israili tanımıyor gibi. belki beni fitneci iki hoaefendiyi birbirine düşürmek için yazdığımı dşüneceniz ama öyle değil hocam içim yanıyor hocam kuranın ışığın allahın sözüyle vahvin penceresinden bakarak cevap verirmisiniz hocam. hürmetlerimle saygılarımı sunarım
Yorumlayan:
escorthbr
Tarih:03 Haziran 2010 Perşembe Saat 17:53
Musti
Elinize sağlık hoca
Yorumlayan:
Zeynep Gökçen
Tarih:19 Mayıs 2010 Çarşamba Saat 17:55
...
Yürekte duyulmuş ki ulvî ruhlara sahip olan yaşayan şehirlerin nîdâsı, duyduk biz de okurken hüzünlendik. Ola ki, Mekke hüzünlenmesin ve İstanbul ağlamasın diye âminlerim... Teşekkürler.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI