Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Parlementer Sefalet
Samed Kahraman
abdussamedkahraman{x}gmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
11 Mart 2011 Cuma Saat 01:17

Yakın zamanda Türkiye'de İslami hareketin gelişmesi ve şekillenmesinde önemli ölçüde rol almış Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı kaybetmiş olmamız bizlere Türkiye'nin siyasi ve itikadi meselelerini tekrar gündemimize alıp, gözden geçirmemizde önemli vesile oldu.


Türkiye'de İslam'ın siyasallaşması ve müslümanların seküler ve demokratik sisteme bir şekilde entegre olma süreci Milli Görüş hareketi ile resmen başlamış oldu. Bu şekilde müslümanlar dini taleplerini yaşadıkları ulus devlet içerisindeki parlementer sistem mevcudiyetinde dile getirmeye başladı. Müslümanlar zamanla parlementer sisteme olan inancını daha da perçinleştirdi. En nihayetinde 28 Şubat darbesinden sonra siyasal islam; Milli Görüşün radikal öğelerini bir kenara bırakıp Neo-Liberal ve daha net demokratik söyleme bürünerek zirve noktasına ulaştı. Müslümanlar ulus devlet içerisindeki taleplerini tek başına iktidar olan AKP bünyesinde dile getirmeye başladılar. Müslümanların parlementer sisteme olan inancı, tek başına iktidar olan AKP'den sonra daha daha perçinleşmiş oldu.

Peki seneler önce Milli Görüş kurulduğu zamanki taleplerin ne kadarlık bir kısmı demokratik kazanımlar ile devlet tarafından yerine getirildi? Belki çoğu belki çok azı. Buna karar verecek olan kendini müslüman hissedenlerin yine kendisi olacak. Haziran ayındaki seçimlerde müslümanlar tavırlarını gösterecekler.

Gel gelelim "müslümanlar sandıklara giderek, oy vererek demokratik zeminde taleplerini ilettikleri sistemden birşey elde ettiler mi yoksa sistemin çarkına kurban mı oldular" sorusu cesurca sorulamadı. Koskoca kırk senelik siyasal islam sürecinde dâhi başörtüsü gibi çağdışı ve zorba bir yasağı ortadan kaldırmaktan aciz olan siyasal islam; müslümanların taleplerinin yerine getirildiği değil bilakis müslümanların sistem tarafından ehlileştirildi/evcilleştirildiği bir yer halini aldı. Mevcut iktidarın neo-liberal ekonomi politikaları bireylere aşılanmaya başladı. Anadolu geleneğinin ve İslam inancının içinde şiddetle barındırdığı paylaşımcı öğelere olan bağlılığını gün be gün yitiren müslümanlar; yerine rekabet piyasasının ve tüketim toplumunun birer modern köleleri haline geldi.

Milli Görüşten ayrılıp demokratik ve seküler söylem ile evrilen siyasal islam; yıllardır müslümanlara zulmeden mevcut sisteme muhalif bir yan barındırıyor yalanı artık fazlasıyla sıkmaya başladı. Zaten siyasal islamcıların söylemleri de müslüman cenahdan yayılarak tüm azınlıkların ve geçmiş Türkiye Cumhuriyeti dönemine muhalif tüm grupların söylemi halini alma gayesi benimsedi. Geçen haftalarda kaybetmiş olduğumuz Erbakan'ın aramızdan ayrılışının belki de en önemli yanı buydu. Sadece Erbakan'ı değil; parlementer sistem içinde müslümanların hak arayabilme potansiyelini yitirdik. Zira son dönemlerde dünyada gelişen olaylarla da azınlıkların ve mustazafların taleplerinin parlementoda değil meydanlarda aranılması gerektiği gerçeğini bize Tunus, Mısır, Libya, Yemen ve beraberindeki diğer ülkelerdeki insanlar göstermiş oldu.

Hülasa Türkiye'ye demokrasinin gelmesi hayaliyle beklenti içinde olan Neo-Liberal Türkiye Hükümeti'nin sözde müslümanları daha çok kandırılacaklar gibi. Gün be gün sabırla, yavaş yavaş, zamanla, gerektiği zaman taviz vererek politikasıyla güdülen müslümanlar demokrasiye olan inancını kaybediyor. Hala sınavlarda baş açıp kapama gibi absürd tartışmaların yaşandığını gördükçe; demokratik zeminde bu meselenin çözülmesinin mümkün olmadığı gerçeğine inanmaya başlıyorlar. Ama tabi ki içten içe.. Eminim ki mevcut iktidar sandıktan yine tek başına iktidar çıkacaktır ve yine senelerce aynı teraneyi üzüntüyle ve büyük bir kaygıyla izleyeceğiz. Fakat hakikati görmekten aciz modernitenin gizli köleleri bu müslümanlar; hala özlük hakları olan, yaşama gayeleri olan haklarını üç beş egemen neo liberalin eline verecekler. Benim oyum sana hakkımı savun ben de hayatıma bakayım o arada diyecekler. O hayat gün be gün siyasal islamı evrilttiği gibi bireyleri de tek tek evriltmeye ve boyunlarına vurulu modern tasmaların daha güçlü şekilde keskinleşmesine sebep olacak...

Geçen seçimlerde oy kullanma gafletinde bulunmuş bir câhil olarak; Türkiye'de demokratik zeminde azınlıkların haklarının aranamayacağı gerçeğini idrak ettiğim için hergün Rabbime şükrediyorum. Evet müslümanlar azınlıktır. %99 denilen güruh ile aynı inancı paylaşmıyorum. Ben müslümanım ve malesef azınlık olduğumu hissediyorum. Hakkımı, taleplerimi mecliste üç beş döneğe emanet etmeyeceğim; gerekirse Muhammed Buazizi gibi kendimi yakar yine de komik ve aciz bu çarkın dönmesine katkı sağlamam. Bir kere daha neo liberallere, sözde müslümanlara, seküler sisteme yamanmaya çalışanlara, despot çobanlara, egemen sınıfa, yeni-osmanlıcılara inat 'eskimiş' o sloganı söylüyorum; Başörtüsüne özgürlük! Müslümanlara özgürlük! Kürtçeye özgürlük! Alevilere özgürlük! ÖZGÜRLÜK! MEYDANLARDA görüşmek dileğiyle...

Bu yazı toplam 1087 defa okundu.
Yorumlayan:
behice
Tarih:31 Mart 2011 Perşembe Saat 14:09
alternatifsizlik
türkiyedeki müslümanlar gün geçtikçe dünyevileşmekteler tesbitinize katılıyorum.ama bu duruma katkısı olsa bile tek nedeninin mevcut iktidar oldugunu düşünüyorum.demokrasinin adaleti sağlayan bir sistem olmadığı kesin.oy kullanmamaktan bahsediyorsunuz,söyler misiniz oy kullanmamak nasıl bir çözüm getirecek?Tunustaki,Libyadaki ayaklanmaları örnek gösteriyorsunuz ancak gözden kaçırdığınız bir şey var:o insanlar da demokrasi talebiyle ayaklanıyorlar..söylemk istediğim,bu tür iddialarınız varsa alternetifleriniz de olmalıdır.bugün İslami kesim sizin gibi düşünüp oy vermezse sonuç ne olur;şu anki muhalefetin iktidarı.sonra seneler öncesine geri dönüş..
şu şartlarda elde edemediğiniz hangi hakkı oy kullanmayarak elde edeceksiniz.var olanlar da elinizden alınacak.velhasılı demokrasi İslami hedefe ulaşılana dek araç olarak kullanılabilmelidir.bu yapılırken müslümana düşen sistemin olumsuz etkilerine karşı uyanık olmak,ahlaklarındn taviz vermeden zararı en aza indirmeye çalışmaktır.
vesselam
Yorumlayan:
ÖNCÜ
Tarih:11 Mart 2011 Cuma Saat 14:49
RABBANİ DEĞİLLER
Ancak haklarımızı gerçek İslam hakim olduğunda , şu vatanda Allah'ın dediği olmaya başlarsa işte ozaman haklarımızı alırız. Kendi haklarımızdan önce Allah'ın hüküm koyma ,kanun koyma,ilahlık gibi hakları alınmış. Öncelikle gaspçılardan Allah azze ve cellenin haklarını almalıyız. Ondan sonra Allah da bize istediğimiz kadar özgürlük verecektir, haklarımızı verecektir. Bunun gerçekleşmesi içinde Peygamberi bir metod izlememiz lazım, stratejilerimizi ona göre geliştirmemiz lazım. Yani her tarafta siyasi bürolar değil de eğitim alanları kurulmalı . Bu cemaatler neyapıyorlar Allah aşkına çoğu sistemin uşağı olmuş. elbette ki çalışanlar eğitim öğretim veren cemaatler de var. Fakat azınlıkta. Oy vermekte neymiş ya. Kardeşim bu oy verdikleriniz Allah'ı davasını net bir şekilde ortaya koyabiliyor mu? Sizin dediğiniz değil her konuda Allah'ın dediği olmalı diyebilecek mi? Ancak köprü yapacak, yol yapacak, zina evlerinie kadın transferinde imza atacak, içkili yere ruhsat verecek.
Bu kadar net...
Yorumlayan:
serdar yücel
Tarih:11 Mart 2011 Cuma Saat 14:35
RABBANİ DEĞİLLER
Mekke müşriklerinin ileri gelenleri Efendimiz'e dediler ki; ''sen budavadan vazgeç, sana devlet başkanlığı verelim, seni en zeginimiz yapalım, istediğin kızlarla seni evlendirelim.'' O ne dedi?
''Güneşi sağ elime ayı da sol elime verseniz ben bu davadan vazgeçmem.'' Dikkatinizi çekerim... Bozuk bir düzenin başkanlığını üstlenmek istemedi. Peki ne yaptı? Halkı eğitti, onları murakabe ve ihlas makamına çıkarttı, ve sonrada halk hareketiyle devrim yaptı. Yani işe tavandan değil tabandan başladı. Peygamberi metod budur. Kimse kafasına göre metod uyduramaz. Allah rahmet eylesin Erbakan Hoca ne yaptı? Bozuk bir düzenin bozuk bir sistemin başbakanlığına talip oldu ve bunu bir ara da başardı. Yani işe tabandan değil tavandan başlamış oldu? Başbakanlığı döneminde kandine ait valiler, belediyeler, emniyet müdürlükleri içkili yerlere, zina evlerine ruhsat verdiler bir sürü günaha girdiler. Siz hiç Hz. Ömer'e bağlı bir kurumun veya bir kişinin böyle yerlere ruhsat vereceğini düşünebiliyor msnz
Yorumlayan:
çok güzel tesbit
Tarih:11 Mart 2011 Cuma Saat 10:37
ama unuttuğun bir şey var...
yüreğine kalemine sağlık kardeşim.ancak şunu da biliyorsun mutlaka ama hatırlatmakta fayda var.bizler(azınlık müslümanlar) oy kullanmama hakkımızı bile kullanamıyoruz bu ülkede malesef.adamlar sistemi öyle kurmuşlar ki zamanında, vermediğimizi sandığımız oylarımız bile her parti arasında eşit olarak dağıtılıyor.yani kimseyi desteklemediğimizi söylediğimizde dahi herkesi desteklemiş oluyoruz.nasıl çıkacağız bu işin içinden?hadi bakalım.
Yorumlayan:
ebubusayr
Tarih:11 Mart 2011 Cuma Saat 09:12
ayaklar
deve misali nerden başlasam,o hakkını alacağın adamlar varya,aynen senin böyle düşünmeni istiyor.akp den sp rahatsızlar.dış ve yerel uzantılar ...sen nasıl göreceksin