
Yaklaşık bir ay önce tanıdık bir dostum beni arayarak Siyonist İsrail rejimi televizyonu kanal 10 Nureddin Şirin ve benimle röportaj yapmak istediğini söyledi. Siyonist İsrail rejimini tanımadığımız ve muhatap olarak kabul etmeyeceğimiz için görüşemeyeceğimizi söyledim. Siyonist İsrail rejimi yeryüzünde yok oluncaya kadar da mücadele edeceğimizi her zaman dile getirdik. Bundan sonra da bu düşüncemize bağlı kalarak “İsrailsiz bir dünya” için son nefesimize kadar mücadele edeceğiz. Ancak yine de bu durumu Nureddin bey’e söylemek istedim, aldığım cevap şu oldu; böyle bir şey asla olmaz, oldu. Aracı olan arkadaşa aynı cevabı verdim. Aradan günler geçti, yaklaşık bir hafta sonra aracı olan arkadaş tekrar aradı ve “ısrarla” görüşmek istediğini söyledi. “görüşelim, tanışırsınız, dilersen yine konuşmayabilirsin” dedi. Bunun üzerine görüşmeyi sadece “neyin peşinde olduklarını” anlamak için kabul ettim ve kariye camiinin karşısındaki çay bahçesinde bir araya geldik. Bu görüşmeye hiçbir kurum ve kişi adına gitmediğimi, kendi adıma ve hiçbir düşüncemden taviz vermeden gittiğimi de beyan etmek isterim. Oraya gittiğimde kendilerine “sizi muhatap olarak kabul etmiyorum, olayın mahiyetini anlamak için bu görüşmeyi kabul ettim” diyerek onlara gerçek niyetimi de göstermiş oldum. Ancak bizden önce bazı sivil toplum temsilcileri ve şahıslarla yaptıkları röportajlar hakkında bana bilgi gelince tepkisel anlamda bir şeyler söyleme gereğini hissettim. Biraz da şahsımı ve Nureddin Şirin hakkında bir takım şeyler dillendirmeye başlayınca durum tamamen değişti ve maksatlarını anlamak için konuşmayı kabul ettim. Çünkü öğrenmem gereken şeylerin bana yöneltecekleri soruların içinde saklı olacağını düşündüm, nitekim öyle de oldu… Benim şahsıma yöneltilen soruları ve verdiğim cevapları sizinle paylaşmak istiyorum. Siyonist rejimin sözde uyduruk devlet televizyonu spikeri olan Ostar Koter’in kendisini tanıttı. Kendisinin bir demokrat olduğunu, savaştan yana olmadığını ve biran önce bu savaşın durmasını arzuladığını, bunun için çalıştıklarını söyledi. Burada hemen şuna bir açıklık getirelim ki bu ifadeleri okuyanlar bizim de bu ifadeleri inandırıcı bulduğumuzu anlamasın. Siyonist İsrail’in her ferdi bir katildir. Siyonist İsrail rejiminde “sivil” yoktur. Bakkalcısından tutun sütçüsüne kadar, elebaşlarından tutun alt kademede cinayet işleyen sözde“asker” ama bize göre katiline kadar rejimin bir tetikçisidir. Bu resmi gayri resmi kurumlarda da mümkündür. Bir doktor gündüz ameliyata katılır akşamları da gider savunmasız insanları katledebiliyor. Bir bakkal tezgâhının altında hazır bulundurduğu silahla sokağa çıkıp Müslümanları öldürebiliyor. Bir tv programcısı sunduğu programdan sonra bebekleri öldürebiliyor. Yani Siyonist rejimde herkes örgütün bir ferdidir ve o örgütün amirlerine itaat eder. Bu nedenle Ostar Koter bir Tv sunucusu olmakla beraber aynı zamanda Siyonist İsrail rejiminin eli kanlı bir tetikçisidir. Her Siyonist bir katildir, yüzlerine zaman ve ortama göre taktıkları maskeye bakarak yanılmayın “İsrail devletini tanıyor musunuz?” Sorusuna karşı verdiğim cevap tek kelimeyle “hayır” oldu. Sorunun cevabını bu kadar net ve kısa olacağını düşünmemiş olmalı ki; yüz hatları birden değişti. Yukarıda ifade ettiği sözde “demokrat ve barıştan yana” olduğunu söylediğini ve bunun da devamında kendi açıklamalarıyla çelişkiye düştüğünü ve benim “her İsrailli birer katildir” tezimi de doğrulamış oldu. Kendisinin de Siyonist rejimin bir temsilcisi olduğunu söyleyen Koter: biz barış istiyoruz, ancak Hamas barış sürecini baltalıyor. Sürekli sivil halka roket ve füze saldırıları düzenliyor, halk olarak tehlike altındayız. Barışmak istiyoruz ancak muhatap bulamıyoruz. Hamas saldırıları durdur da füze ve roketler fırlatmazsa insanlar ölmez”, diyor. Şimdi buna inanmamız bekleniyor. Anlaşılan o ki; konsolosluk önündeki gösteriler ve dalga dalga büyüyen İsrail karşıtlığı kendilerini ürkütmüş olmalı. Yıllardır kendi güdümünde bulundurmayı başardıkları yöneticiler yok, eskisi gibi kandırabilecekleri, ya da kendilerine hizmet eden uşakların bir hükmü geçmediğini anlamış olmalılar ki; kendilerini sarsan bu gelişmeleri yerinde görmek istemişlerdir. İkinci bir ihtimal ise değişen Türkiye gerçekleri ve bu değişimi sağlayan kişilerin tespiti içindir. Siyonist rejimin eli kanlı katilleri dünyanın neresinde olursa olsun elini kolunu sallayarak nasıl gezebildiklerini, onların çarkına çomak sokanları nasıl kalleşçe öldürdüklerini biliyoruz. Bu nedenle onların bu söylemlerine karşın biz sadece tebessüm eder geçeriz. Tebessüm etmemiz onları önemsemediğimiz ve kalleşçe planlarını görmezden geleceğimiz anlamına gelemez. Dolayısıyla sormak lazım; savaşır mı? Barışı isteyenler kendilerine ait olmayan toprakları işgal eder mi? Siz kalkın insanları yerinden yurdundan sürün, direnenleri hunharca öldürün, yayılmacı politikanızı ara vermeden sürdürün, şehirleri yangın yerine çevirin, ambargolarla sivil, yaşlı, genç, çocuk ve kadın demeden açlığa mahkûm edin, bu ahlaksızlığa karşı çıkanları susturun, yetmez dünyanın neresine giderse gitsin bulduğunuz yerde infaz edin. Uçaklarla, tanklarla ve teknolojik açıdan son derece modern olan ordunuzla binlerce insanı katledin sonra çıkın “biz barış istiyoruz ancak muhatap bulamıyoruz” yalanını ortaya atın. Ayrıca Siyonist İsrail’in diyalog çağrılarına koşar adım giden Arafat değil miydi? Onu bile nasıl bir kuşatmayla evine sıkıştırıldığını bütün dünya tanık oldu. Yetmedi yattığı hastanede bir şekilde infaz edildi. Halkın oylarıyla iktidara gelmiş meşru Filistin hükümetini tanımayıp Abbas yönetimini başa getiren yine Siyonistler değil miydi? Hangi muhataptan bahsediyorsunuz? Sizin bu zihniyetiniz Siyonist İsrail rejiminin kurulması ve Filistin halkıyla olan münasebetlerinden itibaren başlayan bir süreç değildir. Sizin azgınlığınız ve lanetlenen ruhunuz kendilerine gönderilen ve sizi hidayete, insanlarla barış içinde yaşamınıza çağıran peygamberleri de muhatap kabul etmediniz ve öldürdünüz. Siz barıştan bahseden ve sizinle masaya oturacak olan Filistinli bir siyasetçiyle mi barışı sağlayacaksınız? Kaldı ki döktüğünüz bunca kan varken “barış” kelimesinden bahsetmeniz ayrıca büyük bir hakarettir, bunların hesabını vermek yerine tamamen yok olduğunuzda “barış”tan bahsedilebilir. Uçaklarınız, tanklarınız ve modern ordunuzla şehirleri harabeye çevirdiğinizde, çocuk, yaşlı, kadın ve sivil insanların hayatını düşündüğünüz için mi binlerce insan hayatını kaybetti? Her defasında ağızlarında pelesenk hale getirilen “ahlak” vurgusu ne yazık ki sadece cinayetlerinize sözde demokratların uydurduğu bir kılıftan başka bir şey değildir. Ahlaksızlığın bile yaptıklarınız ve işlediğiniz cinayetlerin yanında ahlaklı duruyor, inanın... “Biz yaşadığımız yerde huzur ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Devletimizin bazı politikaları yanlış, biz demokrasiye inanıyoruz. Gazze savaşında o kadar sivil insanın ölmesi taraftarı değildik, çok üzüldük…” doğrusu ne kadar üzüldüğünüzü gazze bombalanırken dürbünlerle izleyerek sevinç çığlıklarınızı televizyonların ekranlarında görmüş olduk. Siyonist şeflerin Gazze’ye uyguladıkları ambargodan dolayı aç kalan çocukların ekranlara yansıyan görüntüleri gördük. Bu ambargodan sonra Siyonist rejimin havadan, karadan, denizden sivilleri nasıl bombalarla katlettiğini, yaralayanları ise hastanelerde nasıl öldürdüğünü gördük. “devletimiz” diyecek kadar arsızlaşan bir anlayış yıllardır gasp ettiği Topraklar olduğunu kabul edemeyecek kadar gasıp olabiliyorsunuz, bu gasp ettiğiniz toprakları geri vermediğiniz sürece, geldiğiniz gibi oraları terk etmediğiniz sürece, yaptığınız bunca yıkımın hesabını vermediğiniz sürece, katlettiğiniz bunca canın bedelini ödemediğiniz sürece huzur içinde yaşamanız mümkün değildir. O topraklara huzur gelecekse bu sizin oradan yok olmanızla mümkündür. “Türkiye’de çok seslilik var, cemaatler ve siyasi hareketler. Sizin ne bir cemaatiniz, ne de siyasi partiniz var. Ancak Müslümanları harekete geçirecek etkileyici bir diliniz var, bu dili bu kadar etkili kılmasını sağlayan şey ise hiç şüphesiz Siyonizme karşı kullandığınız söylemdir. Siyonist devlet kendi sınırlarına çekilse barışın sağlanması mümkün değil mi?” şunu bir kez daha altını çizerek söyleyelim ve bu şekilde de kabul edelim ki; orada Siyonist İsrail rejiminin sınırları diye bir safsata olamaz. Orada işgal edilmiş bir ülke var. Söz konusu işgal edilen bir ülke ise burada sınırlardan bahsetmemiz mümkün değildir. Gasıp ve kandan beslenen bir terör örgütünden bahsediyoruz. Bu terör örgütü yok edilmediği sürece, kansere dönüşen habis Siyonist şebekeleri bertaraf edilmediği sürece orada barış kelimesinden bahsetmek mümkün değildir. Türkiyeli Müslümanlar olarak da herhangi bir cemaat ya da partiye mensup olmak gerekmiyor. Burada bu kadar Müslümanların bir araya gelmesi Siyonist vahşetin katliam ve soykırımda sınır tanımamsından kaynaklanıyor. İşgalci terör rejimi tutumu karşısında İslami ve insani hassasiyeti taşıyanları aynı noktada birleşmelerine neden olmuştur. Söz konusu zalim ve uyguladığı zulüm ise ehl-i vicdan sahipleri de susmayacaktır. İnanıyoruz ki bu aynı zamanda İslam ümmetinin vahdetine hizmet edecektir. Kudüs ümmetin yeniden rabbine verdiği sözün yeri ve Muhammedi bir anlayışın yeniden dünyaya yayılacağı bir yer olacaktır. İşte böyle bir yer ümmetin dirilişine ve vahdeti olacaktır. “bağlı olduğunuz kurum veya grup Türkiye halkı üzerinde ne kadar etkisi var?” Bir ara www.kudusyolu.com internet sitesinde, daha sonra ve hala yazmaya devam ettiğim www.velfecr.com vewww.islamigundem.com sitelerde yazdığım hatırlatılarak, bizim gibi düşünenlerin sayısı ve bana bağlı olan kesimin sayısal olarak kaç kişiden oluştuğunu içeren sorusuna verdiğim cevap aynen şöyle olmuştur. Öncelikle bana bağlı bir cemaat olmadığı gibi, bana bağlı olan bir oluşum da yoktur. Ben özelde İslam âlemi, genel olarak da insanlık âlemine hizmet eden ve özelikle emperyalist ve Siyonist İsrail’in siyasetine karşı çıkan bütün oluşumların yanındayım. Ben bu erdemli duruşun safında yer alan bir bireyim. Benim gibi düşünenler oldukça da fazladır. Bu düşünce ille de bir cemaatin ya da bir grubun bünyesinde olması gerekmiyor. Siyonist İsrail’in gerçekleştirdiği soykırım ve katliamlar karşısında her geçen gün bu saf daha da kalabalıklaşıyor, daha da sıklaşıyor. Siyonist, gasıp ve katil rejim ortadan kaldırılmadığı sürece öfkemiz dinmeyecektir. Siyonist rejim bu ülkede ve başka ülkelerde kendine yandaş bulabilir, bizden önce konuşanlar da olmuştur, sizin de ifade ettiğiniz gibi (diğerlerinin çıkışları bu kadar sert değildi, rica etsem ifadelerinizde yumuşak bir dil kullanır mısınız?) başkaları yumuşak ve şirin açıklamalarda bulunabilir, ama bizden böyle bir beklentiye girmeniz bile hakarettir. O yumuşak ve şirin konuşanlar bugüne kadar hiçbir şekilde Siyonist katillere karşı bir zerre kadar öfkelenmemişlerdir, barıştan bahsederler ancak Gazze’li bebekler katledilirken bir kez olsun kılını kıpırdamamışlardır. Dolayısıyla yaptıkları açıklamalar sadece kendilerini bağlarlar. Benim şahsıma yöneltilen soruların arasına sıkıştırılan bir takım gizli soruların muhatabı da ben olmadığımı ve bu soruları yanıtsız bıraktım. O sorular her ne kadar bana sorulmuş gözükse de, aslında benim üzerimden başkaları hakkında bir takım bilgiler edinmek için olduğunu bildiğim için yanıtsız bıraktım. Bu hususta Nureddin Şirin kendi makalesinde genişçe yer vermiştir. Dileyenler orada okuyabilirler. Neticede şu bilinsin ki, maksatlı olarak hazırlanan bu belgesel bir takım istihbarat çalışmalarının bir parçasıdır. Biz o çalışmaların bir parçası olmayacağımızı, sonuna kadar da o çalışmaların karşısında olacağımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Son olarak da “şirin ve ılımlı” söylemleri sırf dostlarını rahatlatmak için dile getirenler bilsinler ki bu ülkenin Müslümanları adına olamayacağını ve bu açıklamaları günü geldiğinde yüzlerine vurulacağını da bilsinler. Bizim onurlu duruşumuzu da “militanist” bir tavır olarak da gammazlamaktan vazgeçsinler. Canımız da, kanımız da aziz İslam ve mescid-i aksa uğruna feda olsun.
Yorumlayan: |
ebuzer |
Tarih:27 Mart 2010 Cumartesi Saat 13:09 |
KAMİL BABA BEYE
KAMİL BABA BEY YORUMUNUZU OKURKEN ESEFLE KINADIĞIMI BELİRTMEK İSTİYORUM.YAZIDA GÖZDEN KAÇIRDIĞINI BİŞEY VAR, İSRAİL ÖLDÜRME DİLİNİ, YOK ETME POLİTİKASINI UYGULUYOR. AYRICA YAZIDA TARİH BOYUNCA İSRAİLOĞULLARININ İNSANLIK ALEMİNE VE PEYGAMBERLERE VERDİKLERİ ZARARDAN BAHSEDİYOR. YAZAR YAZIDA DİYALOG,BARIŞ VE BÜTÜN YOLLARIN TIKANDIĞINI DİLE GETİRMİŞ. BUNA RAĞMEN SİZ "BÜTÜN YOLLARI YAZARIN KAPATTIĞINI" DİYORSUNUZ. BU SİZCE ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ? ÖYLE BİR YORUM YAPMIŞSINIZ Kİ; SANKİ İKİ TARAF ARASINDA Bİ SAVAŞ VARMIŞ GİBİ, İKİ AYRI SINIRLAR VAR DA; İKİSİ DE BU SINIRI BAZEN İHLAL EDİYORMUŞ GİBİ YAZMIŞSIN. AÇIK KONUŞUN, SİZ İSRAİL'İ NE OLARAK BİLİYORSUNUZ, MEŞRU DEVLET Mİ? BU SORUYU LÜTFEN KENDİNİZE SORUN. VE VERECEĞİNİZ CEVAPLA VİCDANINIZIN NE KADAR RAHAT EDECEĞİNİZ DÜŞÜNÜN.TEKRAR TEŞEKKÜRLER AYDIN ÜSTADIM, ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN.. |
||
Yorumlayan: |
vuslat vasat |
Tarih:27 Mart 2010 Cumartesi Saat 00:46 |
Ey yahudi! uzlaşma/anlaşma mümkün değil, aramızdaki kemik kırılmıştır bir kere...
Sen, meleklerin: "Ya Rabbi, yeryüzünde kan dökecek, fesat çıkaracak birini mi yaratacaksın" diyerek Âdem'in yaratılışına itirazlarının sebebisin! Ey kardeşini öldüren Kabil'in soyu! Dünya kuruldu kurulalı atan Kabil'in izinden ayrılmadın hiç. Ey kendilerine gönderilen peygamberlerin katilleri! Ey Nemrut'un soyu, Ey Firavun ahfadı, Hazinesine tapan Karun'un torunları ey, Ey Bel'am'ın çocukları, Ey İsa'yı çarmıha geren hainler, Bastığı yeri kurutanlar hey, Ey ölüseviciler, Kelimenin bütün anlamıyla sapıklar ve sapkınlar, Tanrı'yı kıyamete zorlayanlar ey, Filistinli Müslümanların cenininden korkan hödükler, Ey bir türlü ölemeyen Şaron'un kavmi, Gücün köleleri ey, Silahların, bombaların kulları, Siz Tevrat'ı bozanlar, Siz Tanrı'nın ardından konuşanlar ey, Siz perçemlerini sallaya sallaya Tanrı'ya iftira edenler, Ölümden korkmuyoruz, ölmekten korkmuyoruz. Ey Yahudileri kınayanlar; Sizin kınamanız: "Biz kınıyoruz, zahiren kınamak zorundayız; ama siz bizim sözümüze bakmayın, öldürmeye devam edin" anlamına mı geliyor? Ey Medeniyetler arası diyalogcular; Yahudi medeniyeti sapkın, ölümcül, lanetli bir medeniyettir. Bunu artık görün! |
||
Yorumlayan: |
seyfullah sancaktar |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 23:51 |
KAMİL BABA BEY'E
ahmedinejad mantığı her onurlu insanın mantığı olmalıdır. ahmedinejad siyonist israil'in ne olduğunu anlayan biridir. ancak görüyoruz ki hala siyonizmden haberi olmayanlar var. orada bir işgal sözkonusu. gaspedilen topraklar ve katledilen insanlar sözkonusu...kimse yahudi düşmanlığı yapmıyor, ortada bir siyonist terörü var, son gazze savaşında bunu hala göremediysen demeki bir sıkıntı var. orada savunmasız o kadar insan öldürüldüğünde gıkını çıkaramayanlar şimdi çıkmış vicdanen rahatsız olduğunu dile getiriyorsun. bu da yetmiyor, siyonizme karşı çıkanları da hedef tahtasına koyarak karalıyorsun. AYDIN KARDEŞİMİZ ÇOK ERDEMLİ BİR TAVIR TAKINMIŞ VE GEREKTİĞİ ŞEKİLDE HAREKET ETMİŞTİR. BEN NUREDDİN ŞİRİN'İN YAZISINI DA OKUDUM, BURADA ÇOK KİRLİ BİR OYN VAR, ANCAK BU KİRLİ OYUNU BÖYLE YERSİZ YORUMLARLA GÖZLERDEN KAÇIRANLARI DA GÖRÜYORUZ. TEŞEKKÜRLER AYDIN KARDEŞİM, ALLAH SENİN GİBİLERİN SAYISINI ARTTIRSIN. |
||
Yorumlayan: |
yılmaz yavaş |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 19:39 |
yüreğine sağlık
aydın kardeş yazının başında dediğin gibi PEYGAMBERLERLE BARIŞIK OLMAYANLAR BARIŞ TAN ANLARLAR MI gerçekten de doğru israil oğulları tarihin HER safhasında insanlığa zülmetmek için uğraşmışlardır çocuk katilleri rabbim onları kahru perişan etsin RABBİM filistin de kudüs de zülüm gören MÜSLÜMAN kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun İNŞ |
||
Yorumlayan: |
KAMİL BABA BEY |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 19:20 |
bu kafa yapısıyla sorun çözümlenmez
çözüme yönelik hiç bir şey yok. hiç bir şey söylenmiyor. ahmedi nejad gibi bir mantık var. \\\'israil harita\\\'dan silinmelidir\\\' mantığı. bence bu yalnış. roportajı yapan arkadaş hiç açık kapı bırakmıyor. yorumları deseniz hepsinde savaş çığlığı var. uzun lafın kısası bu iş bu kafa yapısıyla çözümlenemez. |
||
Yorumlayan: |
AKIN-MALİK EŞTER |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 17:37 |
TEBRİKLER...
SİYONİST TERÖR REJİMİ MUTLAK ŞER,HİZBULLAH-HAMAS DİRENİŞ CEPHESİ MUTLAK İYİLERDİR...ZÜLFİKARIN,SİYONİST TERÖR VE YANDAŞLARININ BOYNUNU VURACAĞI GÜNLER YAKINDIR BİİZNİLLAH... |
||
Yorumlayan: |
sercan eyyüboğlu |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 15:02 |
duruş
çocuksal duruşlardan dolayı geldiğimiz nokta aşikardır. sizinde yazınızda belirttiğiniz gibi bir kaç söze kananlar ancak zihinsel aktivitelerini tamamlamamış olanlardır. ve bizim onlarla işimiz olmaz. sizin gibi duruşu sağlam ve sesini yükselten müslümanlar çoğaldıkça onların sesi duyulmayacaktır bile. Allah kaleminize güç ve devamlılık nasip etsin. |
||
Yorumlayan: |
AĞABEY ALGAC |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 10:12 |
tebrik
Aydın bey aziz islamın savunmasını yapanlar ümmetin onuru şerefi için yola çıkanlar bu yolda eğilmeyenler kudüs davamızda en önde yer alanlar siyonist rejim için her zaman hedeftir terör devletin 1948 beri izlediği yoldur şehid ettiği kişilerin çoğu seçkin yetişmiş yiğit insanlardı aziz islamın onuru şerefi için malını canını bu yola baş koyanlara selam olsun bu uğurda şehid olanlara rahmet diliyorum çalışmalarınızda başarılar diliyorun Allah yar ve yardımcınız olsun |
||
Yorumlayan: |
Ebuzer |
Tarih:26 Mart 2010 Cuma Saat 09:25 |
Teşekkürler..
Siyonistlerin hiçbir şekilde yılmadan uyguladığı politikalarının sadece maske değişmiş halini görüyoruz. Barıştan yana gibi görünen ama insanları katleden, haklı gibi gösterip haksızlığını örten hallerini görmek bizleri şaşırtmıyor. Önemli olan bu oyunlara gelmemek. Her zaman yanınızdayız. Dualarımız sizinle. Allah bu davada olan herkesin yardımcısı olsun.. Teşekkürler.. |
||