Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Politeizm'e Karşı Durmak
Samed Kahraman
abdussamedkahraman{x}gmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
24 Mart 2010 Çarşamba Saat 14:31

Birçok antik din, geleneksel tanrıların toplandığı panteonlarla, poliestik bir yapıyı oluşturmaktaydı. Bu panteonlar ve tanrılar, farklı zaman diliminleri içerisinde kültürel değiş tokuş ve deneyimle oluşturulmuştur. Toplumlar kendi geleneklerini, kültürlerini, arketipleri ile bilinçaltlarında yatan tapınma arzusunu yoğurarak kendilerine farklı farklı tanrılar yaratmıştır. Yani antik dinlerin çoğunda, aslı dinin tersine tanrıyı ve tanrıları insan yaratmıştır. 

İsa'dan önce (Miladdan Önce) batı medeniyeti özellikle Antik Yunan/ Roma gibi medeniyetler politeistik toplum yapısına sahiplerdi. Yüzlerce hatta çok daha fazla tanrıya tapınırlardı. Her tanrının bir görevi var ve birbirlerine karışamaz durumdalardı. Yani tanrılar arasında komün bir ortam vardı. Bazı şehirlerde, bazı tanrılara özel olarak ilgi gösterilirdi. Örneğin Atina, tüm tanrıları kabul eder ama Athena'ya törensel ibadetlerini yaparlar, onu daha öncelikli kılarlardı. Aslında toplum, geleneklere, kavramlara, örf-adetlere, hayat deneyimlerine birbir tanrılar yüklemiştir antik çağda. Örnek verecek olursak; toplum güç ve otoriteye tapınır, korku duyardı içten içe. Gücün, otoritenin bu denli görkemli ve karanlık yüzü, yanlışları meşru kılan tarafı, acımasızlığı, sürekli artan güç arzusu, kuralcılığı, feodalitesi; Zeus'u (Jupiter) yarattı toplumlara. Toplum Zeus'a tapınırken; aslında Gücün karanlık asaletine boyun eğiyordu. Sadece tapınma arzusu/korkular değil; dediğimiz gibi gelenekler de birebir politeist toplumun oluşmasında öncü rol oynamıştır. Demeter (Bereket Tanrıçası) , Hades (Cehennem Tanrısı), Ares(Savaş Tanrısı), Athena (Akıl, Sanat, Strateji, Barış Tanrıças) gibi örnekler de toplumun gelenekler ile oluşturduğu tanrılar olarak gösterilebilir...

Antik Çağdan, günümüze dönersek; Olimpos Kültü'nün yerle yeksan olduğunu söylebilir miyiz, tam olarak bilinmez. Belki törensel anlamda Olimpos Kültü yıkılmış olabilir fakat insanlar hala baş tanrı olan Zeus'a yani güç ve otoriteye tapınmıyor mu? Antik Çağ'da Zeus'a baş kaldırma korkusu halen insanların içinde yaşamıyor mu? Aman o büyüktür susayım, güçlüdür karışmayayım. Tüm hayatını kıskançlık, haset üzerine yaşayanlar Hera'nın kulu olmamış mı? Ya kendine artperest diyen Athenacılar, oraya buraya demokrasi götürmek amacıyla okyanusları aşan Ares'in kulları; savaşa tapanlar? 

Yeryüzünde hiç bir zaman, hiç kimse "Ben politeist bir inanca sahibim, Ben politeistim!" dememiştir. Ama yine yeryüzünde şuana kadar en yaygın ve en yüksek popülasyona sahip olan din de birebir politeizmdir. Özetle yaratıcıya şirk koşmak ya da tevhid akidesinin birebir zıttı bir inanca sahip olmak. Demeter ve Persephone'un kavuşmasından sonra küskün olan bereket Tanrısı Demeter'in toprağı yeşillendirmesi, ağaçlandırması, filizlendirmesi; baharın gelişi olarak kutlayan insanlar Demeter'e tapınırdı. Şimdi Nevruz'u binlerce yıllık bir geleneğin ötesinde törensel bir farziyet olarak görenler; Demeter'in kulu, kölesi olmuştur. Tabi ki nevruz kutlamak politeist bir gelenektir demiyorum, nevruzu gelenek olarak kabul edip, toplum ve barış adına kullanmaktır aslen onu güzel kılan; eğer dini bir tören halini alırsa bu Demeter'e tapınmaktır. Türbelere taş yapıştıranlar, ağaçlara çaput bağlayanlar, şeyhini Tanrı sayanlar, Kapitalizme boyun eğenler, Emperyalizme boyun eğenler, ötekiciler, ırkçılar; tümüyle politeisttir. Bunun farklı bir izahı mümkün değildir. Dün Ares'i zikrederek kılıç sallayanlar ile şuan Irak'ta, Afganistan'da ülkesinin marşını söyleyerek savaşanlar arasında hiçbir fark yoktur. Ya da dün Dionysos'u anıp kendinden geçen, şölenlerden şölene yaşayan insanlar ile şuan her gece kendini toplumdan ötekileştirip eğlenen, sabahın ilk ışıklarına kadar hiçlikle sarhoş olanların hiçbir farkı yok. Dün, aslında tanrısal sistemin adaletsiz olduğu bilen, farkeden fakat Zeus çok güçlü, acımasız diye ondan korktuğu için susanlar, Zeus'a isyan etmenin çok büyük günah olduğunu ve çarpılacağını düşünenler ile şuan Feodalite, Sistem, Haksızlık ve Adaletsizlik karşısında susanların hiç ama hiç farkı yoktur...

İnsan özünde değişmeyen bir varlık. Belli sınırlarını aşmakta çok zorlanıyor. Her insan içinde İbrahimi süreci (Tevhid) başlatamassa kendine onlarca şeyi tanrı edir. Birini, birinden üstün tutar elbet. Para, seks, zorbalık, savaş, eğlence, güç, makam, otorite vesaire.. Eğer insan, aklıyla Allah'ın birliğine inancını bulamazsa atası İbrahim gibi, topyekün sonu bu olur. Bizim inancımızın özü: "La" duruşunu benimsemek ve İbrahim gibi elimize aldığımız baltayla tüm sahte tanrıları, tabuları, gelenekleri, şirksel törenleri, ötekiyi kırıp İbrahim olmaktır. Tüm sistemlere "La" deyip, biricik Tanrı'mızın huzur, adalet, sevgi, barış isteğini inşaa etmek üzere yola koyulmak dileğiyle.Tanrı katında tek din; barış ve adanış olan (İslam)dır.


Ve Allah uğrunda üstün çaba sarf ederek gereği gibi mücadele edin: O (mesajını hayata taşımak için) sizi seçti; ve o din konusunda sizi zora koşmadı. (sizden tek istediği) atanız İbrahim'in inanç sistemine (tabi olmak). O sizleri bundan önce de bu vahyin (gelişinden) sonrada adayan ve adanan  olarak isimlendirdi ki, elçi sizin için iyi bir model ve tanık olsun, siz de insanlık için iyi bir model ve tanıklar olasınız. 22/78

Bu yazı toplam 2030 defa okundu.
Yorumlayan:
İbrahim Tevhid
Tarih:24 Mart 2010 Çarşamba Saat 18:34
harika çözümleme!!!
bugün insanlar paraya, sekse, güce, makama tapıyor. yüzlerce hatta binlerce tanrıları var. şirk koşmak sözümona sadece put yaparak önünde secde etmek değildir! be mutlu bir tanrıdan başka ilah olmadığına inananlara. ne mutlu tüm sistemlere inat "la" diyebilenlere..!!!
Yorumlayan:
**
Tarih:24 Mart 2010 Çarşamba Saat 15:33
*
yüreğine sağlık kardesm