Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Toplumsal Yozlaşmaya Karşı Devrimci İslam
Samed Kahraman
abdussamedkahraman{x}gmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
30 Haziran 2011 Perşembe Saat 01:58
Müslümanlar için toplumda adaleti tesis etmek, iyiliği ve güzelliği hakim kılmak ilâhi bir buyruktur.  Müslümanın ilk görevi yaşadığı toplum içerisindeki kültürel ve ahlâki yozlaşmalara karşın; toplumsal dönüşümün öncülüğünü yürütmektir. Bu sebepten ötürü Müslüman sadece Allah'ın buyrukları ve elçilerinin örneklerini yaşamak konusunda 'muhafazakar' olabilir. Bilakis müslüman muhafaza eden değil, değiştirendir.

İslam'ı kendi ritüelleri çevresinde kuru bir tören inancına çevirenler, camilerin içine hapsedenler; dinin devrimci yüzünü yozlaştırarak, dini bir tahakküm aracı haline getirme konusunda sistemin maşası olmuşlardır. Adem aleyhisselam'dan son elçi Muhammed aleyhisselam'a kadar yeryüzünde Rabb, yozlaşan toplumları vahiy ile düzeltmek üzere hakiki dini sürekli vâretmiştir. Fakat insanoğlu, her dâim dini özünden kopararak kendine menfaat sağlayacak bir araç haline getirmek için çabalamaya devam etmiştir. Din amaç olmak halinden araç olma halini almıştır.

Avrupa'da oluşan özellikle Hristiyan gençlerin eğilim gösterdiğini duyduğumuz Anti-Kapitalist dindarlık modeli, doğu toplumlarına da sıçradı. Mezhebi farketmeksizin birçok Müslümanın çağın en büyük sömürü sistemi olan Kapitalizme karşı okumalar yaptığını görmeye başladık. Bu birden fazla sonuç doğurdu. Allah'ın insanlığın huzura ermesi ve iyileşmesine yönelik yazmış olduğu yegane reçetelerinden biri olan Aziz Kuran'ın çizdiği Sıratel Mustakim yolu üzerinde mücadele etmek yerine, farklı yollardan Kapitalizm ile mücadele etmek gerektiğini bilmeden savunanların İslam'ın hakikatlerini sömürmeye başladığını gördük misalen. Vahiyden uzaklaşanların hesaba katmadığı yahut unuttuğu tek şey, tıpkı Kapitalizmin kökünü oluşturan iktisadi doktrinlerden biri olan arz ve talep denklemiydi. İnsanlar sorunun sistemden değil, toplumdan kaynaklandığı gerçeği ile yüzleşip, nebevi metodu yol edinerek toplumu ıslah etme girişiminde bulunmadıkça tüketim toplumundan, ahlaksız sistemlerden, despotizmden, diktatoryalardan kurtulmamız kolay olmayacaktır. Sorunu sistem sorunu sanıp, eylem planını sisteme zarar vermek üzerine kuran mücadele sisteminin ne denli başarısız olduğunu Arap İsyanlarında görmüş olduk. Sadece bir diktatörü yollayıp, diğerinin gelmesine vesile olmak Müslümanın görevi değildir. Müslüman, başına diktatör getirilemeyecek derece dik duracak bir toplum oluşturmayı amaçlayan kişi olmalı. Yani tam anlamıyla bir muvahhid.

Arz ve talep ilişkisinin toplumsal yönünü Allah Ra'd Suresi'nin 11. Ayetinde şöyle açıklıyor: "Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez" Dolayısıyla ayetten de anlayacağımız üzere Müslüman'ın öncelikli görevi sömürüyü yoketmek için toplumsal yozlaşma ile mücadele etmektir. Sistemi bertaraf etmek için evveliyatında o sistemi istemeyecek güçlü ve iradeli; 'karşı koyan' bir nesil oluşturmak gerekmektedir. Bunun için de Kapitalizm, Emperyalizm ve her türlü sömürü düzenine karşın mücadele çizelgemizde Vahiy hep ön sıramızda olacak. Kuran'ı araç olma konumundan amaç olma konumuna yükselttiğimiz zaman toplumsal dönüşümün öncüsü olabilir ve İslam ümmeti ile birlikte tüm insanlığa huzur getirecek halifeler olabiliriz.

Küresel Kapitalizme karşı Müslümanların söz söyler hale gelmesi elbette önemli bir gelişmedir. İslam hem iktisadi, hem imani, hem düşüncevi, hem manevi özgürlüğün en büyük teminatıdır. Hem de insanlığın huzurunu temin altına alan hudutlara sahip bir özgürlük algısı. Sınırları olmayan bir özgürlük anlayışını benimsemediği gibi, hudutçu ve baskıcı bir yargıyı da benimsemez bilakis karşı çıkar.

İslam her yönüyle toplumu ve yeryüzünü işgallerden, yozlaşmalardan, açlıklardan, eşitsizliklerden, hukuksuzluklardan kurturacak ve uygarlığı sevgi ve iyilik ile ilerletecek en aydınlanmacı düşünce yapısıdır. İslam'ı toplumu düştüğü felaketlerden kurtarmaktan aciz olan kültürel ve ulusal geleneklerlerle bir gibi okumak, İslam'a en büyük hakarettir. İslam, doğduğu coğrafyanın tüm geleneklerini sadece bir kaç senede değiştirmiş; sert ve net bir devrim hareketinin adıdır. Bu yüzden artık uyanmış ve muhafazarklıktan devrimciliğe ulaşmış olan müminlere selam olsun! Rabbim bizi elçilerin yürüdüğü Sıratel Mustakim yolunun yolcusu kılsın. Şimdi Kuran'ı araç değil amaç yapma vaktidir. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Bu yazı toplam 5493 defa okundu.
Yorumlayan:
elisa esen
Tarih:05 Temmuz 2011 Salı Saat 09:07
islam adına
İslama en güzel yönüyle bakan ve şuanki toplumun hatası haline gelmiş bu konuyu çok güzel dile getiren,açıklayan çözüm önerileri sunan başarılı bir köşe yazısı....TEBRİKLER