Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vahiy toplumu
Mustafa İslamoğlu
mustafaislamoglu.com
10 Aralık 2011 Cumartesi Saat 15:15
Önce şu soruyu sormalı: Vahyin bir toplum talebi var mı?

Makalenin başlığını “Vahiy Toplumu” koyduğumuza göre, bizim bu soruya verdiğimiz cevap olumlu olmak zorundadır. Fakat bir an için biz konumumuzu göz ardı edip, bu soruya sıfırdan cevap aramaya kalksak, aradığımız doğru cevaba nasıl ulaşırdık?

Şu dört verilmiş cevabın/hükmün sırtından ulaşırdık:

1. İnsan sosyal bir varlıktır. Bunun aksi yanlıştır. Zira insan sosyal bir çevre olmadan “insan” kalamaz. Bakın, “yaşayamaz” demedim, “bireysel varlığını sürdüremez” demedim, “insan kalamaz” dedim. Nitekim bunun örnekleri görülmüştür. Ömrünü tek başına ormanda geçiren biri, “insan” gibi değil “hayvan” gibi tepki vermeye başlamaktadır. İnsan beşer doğar, insan olur. Erasmus “İnsan doğulmaz, insan olunur” derken galiba bunu kastediyordu.

2. Toplumun kalitesi onu oluşturan bireylerin kalitesidir. Bu da doğru. Bir toplumun kumaşının kalitesi, onu oluşturan bireylerin kumaşının kalitesidir. Bütünün özellikleri parçada tezahür ettiği gibi, parçanın özellikleri de bütünde tezahür eder. Bunun için Kur’an “Siz kendi benliklerinizde olanı değiştirmedikçe Allah da toplumunuzu değiştirmez” (Ra’d 11) derken, sosyolojik bir kanuna atıfta bulunmaktadır. Yani, “eğer toplumca iyi olalım diyorsanız, o zaman o toplumu oluşturan bireyler olarak önce siz kendinizi iyileştirin” demiş olmaktadır.

3. Allah hayata müdahildir. Bunun tersini söyleyenler vardır. Kur’an onlara müşrik diyor. Modern zamanlarda sekülarizmin dediği de aynısıdır. Fakat birileri Allah’ın hayata müdahalesini reddetti diye, Allah hayattan ve insandan el etek çekmez. Bir Müslüman Allah’ın müdahil olmadığı bir hayat alanı olduğunu düşünemez. Böyle düşünürse Müslüman kalamaz. Kur’an “O gökte de yerde de ilah olandır” derken, bu inkârı reddeder.

4. Din kendi cemaatini oluşturmak ister. Onun için de her dinin cemaat talebi vardır. Zira hiçbir din vicdana mahkûm olmak istemez. Hele insanlıkla yaşıt hak dinin adı olan İslam’ın bir cemaat talebinin olmaması asla düşünülemez. İslam’ın tüm peygamberlerinin ilk ve tek işi davettir. Davetin de sosyal amacı cemaat oluşturmaktır.

İşbu dört maddedeki önermeler doğru ise, İslam’ın bir toplum talebi vardır.

İslam’ın son vahyi olan Kur’an bunun en büyük şahididir. İlk ayetlerde emir tekil kipiyle gelir: “Oku, kalk, uyar” gibi. Fakat bu Kur’an vahyinin hitabının bireysel olduğu manasına gelmez. Aksine Kur’an vahyi bireysel gibi görünen ilk hitaplarının üzerinden bir toplum inşa etmeyi hedefler. Bunun için de inşa edeceği toplum için ilkönce bir “prototip” inşa eder. Buna “mostra” da diyebilirsiniz. Ama Kur’an buna “model”, orijinal ifadesiyle “üsve” diyor.

İşte böylece, Kur’an vahyinin ilk anlarda kullandığı şahsi hitap bile cemaat oluşturma amacına hizmet eder. Modeli/örneği inşa etmeden, toplum nasıl inşa edilir? Elbet önce model inşa edilecektir.

İlk indirilen Alak suresinin beş ayeti “doğru anlamayı inşa” içindir. Bilgiyi elde etme, üretme ve iletme problemini dile getirir. Ecnebiler bilgiyi elde etme, üretme ve iletme süreçlerinin tümüne birden “epistemoloji” adını veriyorlar. Bu durumda ilk inen ayetler, insanın epistemolojik sorununu çözen ayetler olmuş oluyor.

Demek ki, gönderiliş amaçları insanın Allah’ı, varlığı ve kendisini doğru anlamasını temin olan peygamberler, ilkönce kendileri anlama sorununu halletmelidirler. Vahiy de ilk ayetleriyle bunu amaçlamıştır. Müzzemmil suresi, modelin (Hz. Peygamber) iç dünyasını inşa etmeyi amaçlar. Gece kıyamına çağırır. “Gecenin bir yarısında kalk” der, “Yedire yedire, sindire sindire, anlaya anlaya, hissede hissede Kur’an oku!” der. Mesaj bellidir: “Geceye hâkim ol ki, gündüze hâkim olasın”. En genel manada mesaj şudur: Gecenin ağabeydi olmadan gündüzün şahidi olunmaz.

Duha suresi (buna İnşirah’ı da dâhil edebilirsiniz) “Yalnız değilsin” mesajıdır. “Sırtını öyle bir güce dayadın ki, dünya âlem gelse seni alt edemez” mesajıdır. Dahası, “Seninle doğrudan ilgileniyoruz” mesajıdır.

Kur’an bu model şahsiyet inşasının ardından, asli hitabına döner. O hitap şudur: Ya eyyühellezine âmenû! Bu hitap Kur’an’da yaklaşık 100 yerde gelir.

Yalınkat manası “Siz ey iman edenler!” demektir. Bu bir nida cümlesidir. Belağatta nida cümleleri “inşa” cümlesidir. Ortada bir nida” eden, yani bir ünleyen varsa, mutlaka bir nida eden (münadi) vardır. Münadisiz nida olmaz. Ortada bir nida ve münadi varsa, mutlaka bir münada (nida edilen) olmalıdır.

Soru edatı ve bitişik zamirden oluşan eyyuha kalıbı, “aile” vurgusu taşır. Bunun açılımı manaya şöyle yansır: Siz ey iman edenler ailesi! Şimdi söyleyin: Kur’an’ın bir toplum talebi var mıymış? Biz bir aile imişiz. Yaklaşık yüz yerde gelen bu hitap her müminden mutlaka bir cevap ister. Cevap isteyen Allah’tır ve bize “Siz ey iman edenler!” diye nida etmektedir.

Bizi cemaat olarak muhatap almaktadır. Bir sosyal organizma olarak muhatap almaktadır. Efendimizin “Müminler bir bedenin azaları gibidirler” demesi bunu ifade eder. Bizler, topyekûn bir beden gibiyiz. Daha doğrusu olmalıyız.

Peki, sözce öyle miyiz?

mustafaislamoglu.com- islamigundem.com

Bu yazı toplam 1944 defa okundu.
Yorumlayan:
Rahmi Er
Tarih:29 Aralık 2011 Perşembe Saat 10:15
Arif yılmaz'a
Kendi akli sezgilerimize göre yorum yaparsanız;çok şey konuşursanız. Ama hiç biri doğru olmayabilir.Ölçünüz vahiy olursa,şaşmazsınız!Şimdi sakin bir kafa ile düşünelim...Sahabe peygambere bile nezaket ölçüleri içinde,görüşünü seslendirebilmiş peygamberde buna cevap vermişse,bu sünnete uygun bir metottur.İkincisi,"hayvan gibi tepki vermek" ifadesinin insana yakıştırılması,kıyamet koparsanız dahi bu yanlıştır!Çünkü, her şeyden önce bu, Kur'anın ruhuna terstir.Allah(c.c)" Beni Ademi Mükerrem kıldık" demiyor mu? Yanı saygıdeğer üstün kıldık.Hayvan gibi tepki veren "mükerrem varlık" olur mu?
Üçüncüsü, "Bir cümleyi cımbızla çekerek yorumlmak" doğru değilede katılmiyorum.Siz "Kelimeyi şehadet" cümlesi ile müslüman oluyorsunuz.Başka küfür içeren bir cümle ile dinden çıkiyorsunuz.Cümle önemli bir ifade.
Dördüncüsü, Müslümanın müslümanı, uyarmak ve hakkı tavsiye etmek
gibi bir görevi var.Müslüman, yanlış bir cümle kullanacak sen bunu uyarmıyacaksın."Hakkı tavsiye etme" görevin nerede kaldı.
Yorumlayan:
izzet yılmaz
Tarih:19 Aralık 2011 Pazartesi Saat 03:42
arif yılmaza
aynen katılıyorum düşüncelerime tercüman oldunuz alimler kolay yetişmiyor ne zahmetlerle bilgi üretiyorlar insanlara ulaştırıyorlar biz teşekkür edip minnet duyacağımıza cımbızla hata kusur bulup koskoca makalede bir kaç kelimeye takılıyoruz..
Yorumlayan:
arif yılmaz
Tarih:18 Aralık 2011 Pazar Saat 22:25
davet metodu
Her insan hata yapabilir,alimlerin bilgisinde istifade ederken sorgulamak bizim görevimiz.Sahabe bedir savaşında peygambere savaş ile ilgili düşüncesinde sormuşlar bu kararınız vahiy mi yoksa kendi görüşünüz mü? Sorgulamak görevimiz elbette.Bununla birlikte peygambere( s.a.v) ümmi biri gelip yüzünü ekşitmesi uyarı olarak geri dönmüş.
biz müslümanlar, daveti diğer insanlara ulaştıracaklar,peygambere üslübunun en iyisini ortaya koyması istenmesine rağmen biz gördüğümüz ufacık bir hatayı alim bir insana bu kadar abartarak ortaya koyarsak diğer insanlara hiç tahamülüz olmaz davette yetersiz oluruz .eleştirininde üslübunun olması gerekmez mi müslüman kardeşler
Yorumlayan:
izzet yılmaz
Tarih:18 Aralık 2011 Pazar Saat 21:15
siz anlatmak istenilene bakmıyorsunuz
önce eger bir müslümansanız size bir laf söylendi diye terbiyesizleşmeniz gerekmiyor sizde eleştiriye açık olun eleştri elbette yapılmalı ama haksız eleştri ve itibarı sarsma amaçlı olmamalı, benim demek istedigim ufak şeylere takılmayın manaya bakın ne söylenilmek istendigine bakın herşeye inek gibi kafa sallamak degil bu eleştiriye açık olun sizde belki bende sizin yanlışınızı söyleyip tamir etme babından söylemiş olamazmıyım neden hemen hakarete başvuruyorsunuz..
Yorumlayan:
Rahmi Er
Tarih:18 Aralık 2011 Pazar Saat 17:57
Arif Yılmaz'a
Önce bir Müslüman, diğer bir Müslümanın hatasını düzeltmek, tamir etmek babından niye eleştiremezmiş, onu anlamış değilim.
Ayrıca, hoca Tefsirci, yaptığı tefsiri takdir ediyorum. Ama Yunan felsefesine girince işi karıştırıyor.Ben de ikaz ediyorum.Şu yunan felsefesine girme diyorum.Bunun neresi yanlış?
Şimdi, ömrünü bir ormanda yalnız geçiren bir insan, hayvan gibi mi tepki verir.Yanı siz buna inanıyor musunuz? Ben böyle saçma bir şeye inanmıyorum.İnsanda akıl, iz'an ve şuur var.Hiç bir zaman hayvan gibi tepki vermez.Bazı karakterleri değişebilir. Ama İnsan her zaman insandır.
Ondan sonra size ne oluyor ki? yanlış görüyorsa, yazının sahibi cevap verir.
Biz Müslümanız,bir şeyi okuyunca anlamak için okuruz.Yanlış gördüğümüze itiraz ederiz.Her şeye inekler gibi kafa sallamak mı gerekir?
Şu toplumu anlayamadım gitti...
Yorumlayan:
arif yılmaz
Tarih:18 Aralık 2011 Pazar Saat 11:00
rahmi er bey e cevap
kastedilen üzerinde iyice düşünmek gerekir.fatiha süresinde bireysel insandan yapılmasını değil çoklukla ifade eden dua ve ibadetler mevcuttur.İslamda bizden bireysel olmayı, bireysel olarak hareketi,bireysel ibadeti tavsiye etmiyor .buna bağlı olarak Hz Adem sosyal çevresini bilmiyoruz .sosyaş çevresinde insan haricinde diğer varlıklarıda bilmiyoruz.Dolayısıyla asosyal bir insan değildi Hz Adem(a.s).Ayrıca bahsedilen peygamber formatında bir insandan değil standat müslüman insandan bahsediliyor.Yani biz vahiyle muhatap olan müslüman insanlar bireysel takılamayız demek istiyor bence.
Yorumlayan:
izzet yılmaz
Tarih:18 Aralık 2011 Pazar Saat 03:10
rahmi er ve sizin gibiler
artık vazgeçseniz bir kaç kelimeye takılmaktan ,manayı birkaç kelimeye kurban etmekten ve ömrünü kur'anı anlamaya ve anlatmaya çalışanları haksız yere eleştirmekten siz bu makaleden acaba nasıl bir ders çıkarabilirim diye kafa yoracağınıza basit şeylere takılıyorsunuz kusur aramaya çalışıyorsunuz yazık ..
Yorumlayan:
mustafa aytaç
Tarih:16 Aralık 2011 Cuma Saat 14:08
Allah Razı Olsun
yine hocam söylenecekleri söylemiş ne eksik ne fazla yorum yapılacak bir şey yok
Yorumlayan:
rahmi er
Tarih:15 Aralık 2011 Perşembe Saat 08:55
Artık vazgeç şu Yunan felsefesinden
Keşke şu felsefe işinden vazgeçsen.Daha güzel şeyler söylersin.Şu cümlen e bak!
"Ömrünü tek başına Ormanda geçiren, "insan" gibi değil "hayvan" gibi tepki vermeye başlamaktadır." Nereden çıkardın bunu? "Batı felsefecilerin saçmalıkları" alıyorsun felsefecilerden ve aktarıyorsun, dimağlara!Bir kere insan, iz'an, şuur ve akıl ile hareket eder.Batılılar, insanı hep hayvan kategorisinde değerlendirmişler! Siz önce şu batılıların garip mantığını aşın.Felsefe yapacaksanız, bari İbn-i Sina'lara Farabi'lere gelin. Ama hep yunan filozoflarının çevresinde dolaşıyorsunuz.Yunan felsefesi denince, aklıma sadece saçmalamak gelir.tek başına yaşamış bir yığın kamil insan vardır tarihte.
Hz.Adem uzun müddet tek başına yaşamadı mı?
Yorumlayan:
Abdurrahman Özsaraç
Tarih:11 Aralık 2011 Pazar Saat 19:23
Ne yani?
Allah'ın hayata müdahilliğinin tersini söyleyenlere hoşgörülü hatta destekleyici yaklaşanlarla mı bir cemaat olacağız? "Oku, kalk, uyar" kısmının "oku" kısmını dahi halledememişlerle mi "eyyüha" olacağız?
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI