
Yemen’in zalim ve diktatör rejiminin ülkenin kuzeyinde gerçekleştirdiği ve Suud
krallığının da tam destek verdiği katliamların resimlerine bakıp görüntülerini
izleyince insanlıktan zerre kadar nasibi olanların kanlarının donmaması mümkün
değil.
Bizler bu görüntüleri bu yılın başlarında Gazze’de de görmüştük;
siyonist işgal güçlerinin karadan ve havadan 22 gün boyunca sürdürdüğü
bombardıman sırasında aralarında çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere 1.500’e
yakın Filistinli kardeşimiz katledilmişti.
Siyonist rejim güçlerinin bu
soykırım saldırıları dünya kamuoyunda öylesine yankılanmıştı ki, bu terör
rejiminin şefleri “yahudi” olan "Gladstone" tarafından bile “savaş suçlusu” ilan
edilip haklarında soruşturma açılması için BM’ye rapor sunmuştu.
Aynı
şekilde siyonistrejim şefleri dünyanın her neresine giderlerse gitsinler, son
Güney Amerika ülkeleri gezilerinde olduğu gibi, “bebek katili faşist siyonist
defol” diyerek şiddet ve nefretle protesto edildiler.
Gazze’de tanık
olduğumuz bu sahnelere şimdilerde Yemen’in Kuzeyine yönelik sürdürülen
katliamlara tanık olmaktayız. Bedenleri parçalanmış, elleri kolları kopmuş, iç
organları dışarı çıkmış bebeklerin fotoğrafları, tarihin en acımasız
saldırılarının nasıl bir vahşete dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bu kez
bu katliamların emrini veren Shimon Peres, Ehud Olmert, Ehud Barak gibi siyonist
katiller değil de, bir İslam ülkesinin başında olan Ali Abdullah Salih adlı bir
cellat.
Lübnan’nın Kana bölgesinde ve Gazze’de gerçekleştirilen
katliamları çoktan geride bırakan Ali Abdullah Salih’in sanki dokunulmazlığı
varmış gibi, dünyanın ve müslümanların tepkisizliğinden yararlanarak vahşetini
sürdürmesi insanlık ve müslümanlık adına tam bir utanç tablosu olarak karşımızda
duruyor.
Ne oldu da, dünyanın sesi kesildi, soluğu çıkmıyor? Ne oldu da
insan hakları konusunda hassas olanlar bu insanlık dışı vahşet karşısında bir
adım atmıyor? Ne oldu da Ramazan ayında bile bebeklerin üzerine bomba yağdıran
kana susamış cellatlara karşı bir itiraz sesi yükseltmiyor?
Acaba, Yemen
savaş uçaklarının yanı sıra, sivil ve masum halkın üzerine fosfor bombası
yağdıran Suud katillerinin döktüğü Müslüman kanlarının hiçbir değeri yok mu?
Bırakalım onların Müslüman olmasını, gayri müslim olsalardı bile, sessiz
kalınması İslam’a sığar mıydı?
Hani nerede bizim aydınlarımız, nerede
kanaat önderlerimiz? Bize İslam’ın değerlerini, ilkelerini anlatıp duranlar
nerede? Yoksa hala daha yazlıklarından dönmediler mi? Yoksa kış mevsimine
girerken sıcak su kaplıcalarında kulaç mı atıyorlar?
Sorulmayacak
mı?
“Bi eyyi zenbin kutilet?”
Nedir bu insanların suçu? Niçin
katledildi onca bebek ve çocuk?
Parça parça olmuş yavrularını kucaklarına
alan annelerin çığlıkları, suskunluğumuza karşılık bir vebal olarak bizlerin
defterlerine de yazılmaz mı?
Dünya medyası Yemen’deki saldırıların
haberlerini aktarırken, Husi direnişçilerin “Zeydi-Şii” Yemen rejiminin ise
"Sünni" olduğunu söyleyerek, sanki Yemen’de bir “Sünni-Şii Savaşı” olduğu
intibaını verdirmeye çalışıyor.
Haremeyn işgalcisi Suud rejiminin
müftüleri de, Yemen’deki Husileri “Şiiliği bölgeye yaymaya çalışmak”la suçluyor?
Suudi Arabistan Başmüftüsü Şeyh Abdulaziz el Şeyh, Suudi Arabistan savaş
uçaklarının masum veve sivillerin üzerine fosfor bombaları dökmesinin ardından
Suud krallığının kendini savunma hakkının olduğunu söylüyor?
Acaba kimdir
bu Husiler?
Yıllardır Batı destekli Yemen rejiminin zulüm ve baskılarına
karşı insanca ve onurluca bir yaşam sürebilmek için en zorlu şartlar altında
diktatörlüğe karşı mücadele veren Husiler nasıl oldu da Amerika tarafından
desteklenen Yemen rejimini ve ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki bir numaralı
işbirlikçisi Suud krallığını tehdit eder duruma geldiler? Bu Husiler nasıl oldu
da her iki yandan süren ağır bombardımanlar ve denizden kuşatmalara karşı, Riyad
rejimini sarsmaya başladılar?
Bu Suud krallığının korkusu nedir acaba?
Siyonist İsrail rejiminin Hizbullah’a karşı savaşında İsrail’e destekleyecek
kadar alçalan bu Suud rejimi kendi gayri meşru saltanatını kaybetmekten mi
endişe ediyor?
Yemen rejiminin Husilere karşı saldırıya geçtiği döneme ve
gelişen olaylara bir bakalım;
Siyonist rejim şefi Ariel Sharon’un
Kudüs’te Haremu’ş Şerif’e girmesiyle başlayan İkinci İntifada sırasında,
siyonistleri protesto eden Husilerin karşısına Siyonistlerin tankları değil de
Yemen rejim güçlerinin çıkması ne anlama geliyor? Siyonistlerin katliamlarına
hedef olan Gazzeli kardeşleri ile dayanışmaya giren Husiler Yemen rejim
güçlerinin kurşunlarına niçin hedef oluyor?
Yine Husilerin, Siyonist
işgal güçlerinin Lübnan’a saldırısı sırasında Hizbullah’ı destekleyen gösteriler
düzenlemesi, camilerde ve meydanlarda Hizbullah bayraklarını dalgalandırması
Yemen rejiminin öfkesine niçin sebep oluyor?
Dünyanın bir ucunda ne olup
bittiğini yakından takip etmeye çalışan gazetecilerimiz Yemen’de olup bitenleri
niçin hiç görmüyor?
Tüm bu sessizlik ve tepkisizlik, Batı ve Suud
medyasının empoze ettiği üzere, Yemen’de “Şii-Sünni Savaşı” söyleminin bir
sonucu mu acaba? Husilerin Zeydi mezhebine mensup olmaları bir “suç” mu? Eğer
“Zeydî” olmak bir suç ise, öncelikle masum insanların bombalanması emrini veren
ve kendisi de bir Zeydi olan Yemen diktatörü Ali Abdullah “suçlu” olmuyor
mu?
Zeydi olan Husiler Yemen rejiminin muhalifi de Sünniler muhalifi
değil mi? Yemen’in en büyük Sünni İslami hareketi olan “İslah hareketi” rejimin
muhalifi değil mi?
Mezhebi kaygı ve saplantılarla Husi direnişine
kuşkuyla bakanlar, ya da Husilere karşı sürdürülen katliamlar karşısında sessiz
kalanlar, İmam Zeyd’in zalim Abbasi sultanına karşı kıyamı sırasında İmam-ı Azam
Ebu Hanife’nin İmam Zeyd’e kıyama katılmaya teşvik ve mali yardım noktasında
nasıl destek verdiğini, hatta İmam’ın Zeyd’in kıyamını Resulüllah’ın kıyamına
benzettiğini bilmiyorlar mı?
İmam Zeyd’in zalim sultana karşı kıyamı
meşru oluyor da, Zeydi Husilerin Ali Abdullah Salih diktatörüne karşı kıyamı
meşru olmayacak mı?
Husiler İmamlarının yolunu sürdürüyor, peki biz kendi
imamlarımızın yolunu niçin sürdürmüyoruz?
Husiler direnişlerinde
“Amerika’ya ölüm” “İsrail’e Ölüm” “Yahudilere lanet olsun” “Zafer İslam’ındır”
sloganlarını kendilerine bayraklaştırmışlar. Verdikleri mücadeleyi bu şiarlar
üzerine kurmuşlar.
Husi direnişçilerin lideri Abdulmelik el Husi ile
yapılan bir röportaj Velfecr ’de yayınlandı. Husi lideri mücadelelerinin
nedenlerini, ilkelerini ve stratejisini orada kapsamlı bir şekilde
anlatıyor.
İsra Haber Yönetmeni arkadaşımız İsa Eren, Yemen’de yaşanan
savaş ile ilgili uzunca bir dosya hazırladı. Önümüzdeki günlerde bir seri olarak
yayınlanacak olan bu dosya bütün gerçekleri gözler önüne
seriyor.
İletişim çağında yaşıyoruz; her şey en detayıyla ortaya çıkıyor,
kamuoyunun gündemine geliyor. Tüm bunlara karşın, Yemen’in kuzeyinde yaşananlar
sanki Jüpiter’de yaşanıyormuşçasına, olan bitenlere sessiz, tepkisiz ve ilgisiz
kalmanın insanlıkla, Müslümanlıkla, hakkaniyet ve adaletle bir izahı olabilir
mi?
Allah için şu videoları bir izleyin, şu resimlere bir
bakın.
İnsanlık onuru adına bunların bir tanesini kaldırabilmeniz mümkün
mü?
İki yüzlü, tutarsız, çifte standartlı bir Müslümanlık yeterince
utandırdı artık…
Bu utancı daha ne kadar taşıyacağız?
Bu, Allah’ın
zoruna gitmeyecek mi?
Mail:
nureddin@velfecr.com