Üç yıl önce Gazze’de yaşanan, Siyonist rejimin “Dökülmüş Kurşun”, Filistin halkının “Furkan Savaşı” olarak isimlendirdiği savaş, kıyamete kadar sürecek olan ve (bir batı projesi olan) batıl ve şer cephesinin temsilcisi Siyonist terör rejiminin barbar ve vahşi saldırısına karşı (İslamî projenin temsilcisi olan) Filistin halkını hayır ve hak cephesinin öncüsü kılacak hak ve batılın ayrıştığı savaş olarak tarihe geçti. “ İnkar edenler peygamberlerine, 'Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz' dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: 'Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz' Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir."(İbrahim 13-14) Batıl, zaferin kaynağı olarak gücü gördüğünden ona güvenmektedir. “Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, 'Bizden daha güçlü kim var?' demişlerdi”(Fussilet 15) Halbuki Allah Teala onları uyarmakta “Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.”(Enfal 36) ve mümin kullarına yardım edeceğini “(Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. Ve onları yeryüzünün varisleri kılacağını vaat etmektedir…”(Nur 55) ve yeryüzünün varisleri kılacağına dair söz vermektedir. “Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar…" (Araf 128)
Furkan savaşı hak üzere olan mümin gruba arzu ettiği ateşkes yerine savaşa verdi “Ve o zaman Allah, size iki topluluktan birini va'd ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki güçsüz olan sizin olsun! Oysa Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu”.(Enfal 7), Allah dünyanın her tarafından bu mümin grubun hezimete uğramaması için milyonlarca elin semaya kalkmasını diledi ve “Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.…(Ali İmran 140) fermanıyla bu mümin gruptan şehitler aldı “Size ezadan başka hiçbir zarar veremezler. Eğer sizinle çarpışırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da kendilerine yardım edilmez”.(Al-İmran 111), müminlerin başına gelenin bir imtihan olduğunu “Eğer size bir yara dokunduysa karşı topluluğa da bir yara dokundu. Biz o günleri insanlar arasında evirip çeviririz. Allah'ın sizden iman edenleri bilmesi ve sizden şehitler alması, şahitler tutması için böyle yaparız. Allah, zulmedenleri sevmez”(Al-İmran 140). Onun için Gazze Hz. Peygamber (s.a.s)’in “Sizinle aynı değiliz. Sizin ölüleriniz ateşe bizim şehitlerimiz ise cennete girecek” sloganını yüksek sesle bir kez daha haykırdı. Ve sonuçta Allah’ın iyiyi kötüden, samimi olanı olmayandan ayırdığı deprem meydana geldi “O zaman hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte burada mü'minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir surette sarsılmışlar da sarsılmışlardı”(Ahzab 10-11).
Hz. Peygamber’in somutlaşan şu sözleri burada da bir kez daha zemin buldu: “Mü'minler müttefik düşmanları gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize va'd ettiği şeydir. Allah ve Rasulü doğru çıktı." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı”(Ahzab 122)
Furkan savaşında Allah, yardım ve desteğini esirgemediği Gazze halkına sekinet ve gönül huzuru verirken “İmanlarına iman katsınlar diye inananların kalplerine o güveni indiren O'dur. Öyle ya, Allah'ındır bütün o göklerin ve yerin orduları. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.”(Fetih 4); her türlü yıkıcı, yakıcı, tahrip edici güce ve dünyevi her türlü imkana sahip kafirlerin kalbine ise korku saldı “Hem de kitap ehlinden onlara arka çıkıp destekleyenleri, kalplerine korku düşürerek kulelerinden indirdi, (siz onların) bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir (alıyordunuz)”(Ahzab 26).. Bu korku ve dehşet cephede kendini daha da gösterdi “Kesinlikle onların yüreklerinde sizin korkunuz Allah'ın korkusundan daha fazladır. Bu, onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.”(Haşr 13)
Yine bu savaşta Siyonistlerin gerçek karakteri de ortaya çıktı “Onlar sizinle ancak müstahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler arkasında topluca savaşabilirler. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.”(Haşr 14) Güçleri yok oldu, safları dağıldı “Derken kumandalarını aralarında kitap kitap ayırdılar, her grup kendilerininkine güveniyor.”(Müminin 53)
Furkan Savaşı iman ile nifak sahiplerini de birbirinden ayrıştırdı. Bazıları savaşta direnişi suçlayarak, ateşkesin bittiğini, huzurun son bulduğunu, Gazze’nin ektiğini biçtiğini, halkın üzerine bela musibet getirdiğini seslendirmekten utanmıyorlardı. “Ey iman edenler, sakın inkar edip yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Yanımızda kalsaydılar ne ölür, ne de öldürülürlerdi." diyenler gibi olmayın! Allah bunu onların yüreklerini dağlayan bir acı olarak bıraksın diye böyle söylerler.” (Ali-İmran 156) Nifak ehli iman ehliyle ilgili söylemlerini bazen tehdit derecesine çıkarıp, Hamas’ın artık bittiğini, Gazze yönetiminin son bulduğunu, sayılı günleri kaldığını, daha fazla ölümün önüne geçmek için en kısa zamanda beyaz bayrak çekmesini istediler. “O vakit münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar. "Allah ve Resulü bize aldanıştan başka bir va'd yapmamış." diyorlardı. O vakit bunlardan bir grup: "Ey Yesrip (Medine) halkı sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı.”(Ahzab 12-13) Kendilerine bu savaşta ve soy kırımda neden Gazze halkı yanında yer alıp savaşmıyorsunuz, denildiğinde bu güruh "Haklısın, ama biz doğru yolu tutup seninle birlikte olursak yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız." dediler”(Kasas 57)
Furkan savaşı kalem ve siyaset sahipleriyle, yazar ve analistleri de ayrıştırdı. Bir kısmı haktan yana tavır alırken, bir kısmı da Siyonist rejimin dışişlerinin finans ve ikramıyla hak sahibiymiş gibi terör rejimini destekledi. “İnsanlardan hainliklerini gizlemeye çalışırlar da Allah'tan gizlemeyi düşünmezler. Halbuki, O'nun razı olmayacağı tezviratı tertip ederlerken, o yanı başlarındadır. Allah onların ne yaptıklarını çok iyi bilir” (Nisa 108), “Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" denildiği zaman: "Biz ancak düzelticileriz" derler” (Bakara 11) Bunlara şu ayet ne kadar da güzel uyuyor: “Şüphesiz Allah içinizden o savsaklayanları ve kardeşlerine: "Bize gelin!" diyenleri biliyor. (Onlar) harbe pek az geliyorlardı”, “Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, onları gördün, ölüm baygınlığı sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince size keskin keskin diller sıyırdılar; hayra karşı da kıskançlık ediyorlardı, işte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı.” (Ahzab 18-19).
Furkan Savaşı siyasi seçenekleri de aslında hükme bağladı. Ama buna rağmen bir grup hâla hayret içinde ve karar verememektedir. Bu grup, inanmadığı boykot kararıyla bir türlü ilke edinmeye cesaret edemediği halkın tercihi arasında gidip geliyor. Bunlar Fetih mensuplarıdır. Boyunları üstünde asılı duran kılıcın korkusuyla tercihlerini yapmaktan uzak duruyorlar “Arada (İman ile küfür arasında) bocalayıp duruyorlar; ne onlardan yana oluyorlar, ne de bunlardan. Kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen bir yol bulamazsın ” (Nisa 143) , “Diğer bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden güven içinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye sürüklendikçe de döner döner içine atılırlar. Eğer bunlar sizden çekinmez ve barışa yanaşıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. İşte bunların aleyhine size açık bir yetki verdik” (Nisa 93)
Furkan savaşı kahraman ve efsanevi direniş sayesinde kanın kılıca üstün gelmesiyle son buldu. “Sizler eğer gerçek inananlarsanız, daha yükselecekken gevşemeyin ve üzülmeyin!” (Al-i İmran 139) , ardından bütün dünyada Gazze’yi imar girişimleri başlatıldı. Münafıklar yine çıkıp, imar için toplanan paraların Hamas’a verilmemesi gerektiğini, böyle bir girişimin Hamas ve hükümetini güçlendireceğini seslendirmeye başladılar “Onlar: "Allah'ın Resulünün yanındakilere nafaka vermeyin ki, dağılsınlar!" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar” (Münafikun 7).
Furkan Savaşı bütün boyutlarıyla gerçekten bir Furkan; ayrışma ve saflaşmaydı. İki aşamayı birbirinden iyice ayırdı. Bu, izzet, şeref ve özgürce güzel gelecek için yeni bir sürecin başlangıcı oldu.
FİEM