Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hakan Fidan 'cemaat' düşmanı mı?
Salih Tuna
stuna@yenisafak.com.tr
14 Şubat 2012 Salı Saat 13:20

Yargı skandalına neden olan savcı KCK dosyasından el çektirildi ama sebep olduğu tartışma son sürat devam ediyor.

Bu tartışmanın bitmesi veya küllenmesi için çok daha büyük bir "skandal" servis edilecektir.

Bunu da nerden mi çıkardım?

Valla şimdiye değin hep böyle oldu.

Birileri piyasayı şöyle bir yokluyor; beklediği sonucu alamayınca da gündemi değiştirecek başka bir "haber" piyasaya sürüyor.

Herhangi bir önyargım yok; belki de memleket enerjisinin boşa heba edilmesini istemiyorlardır.

Her şeyden evvel şunu belirteyim: "MİT", "savcı", "polis"ten yana değilim.

Siyasetten, siyasetin itibarından yanayım sadece. Çünkü ondan hesap sorabilirim; bu kadar basittir bu.

Biraz evvel "yana değilim" dedim ya, daha fazlasını söyleyecektim ama "Yeni Türkiye"nin hatırına vazgeçtim.

Zira ilk gençlik yıllarımda "savcı" veya "polis" veya "MİT" adını duymak bile tüylerimi diken diken etmeye yeterdi.

Kafamda yasak düşünceler vardı. Muhtemelen "eşkalimiz belirlenmiş", resmi ideolojinin "sakıncalıları" arasında bellenmiştik.

"Eski Türkiye" ne kadar eskilerde kalsa da, bu konudaki hassasiyetimi "dan" diye atmam imkansız.

İranlı büyük yönetmen Muhsin Mahmelbaf'ın (adı şimdi aklımda değil) bir oyunuydu galiba. (Yoo hayır, rahmetli Hasan Nail Canat'ın "ölüm"ü, Ulvi Alacakaptan'ın "generali" canlandırdığı "Başkasının Ölümü" değildi.)

Devrimin olduğuna, kendisini içeri atanların alaşağı edilebildiğine inanmayan siyasi bir mahkumun, devrim af çıkardığı halde mahpustan çıkmak istememesi anlatılıyordu.

Benimki de o misal...

"Eski Türkiye"den "Yeni Türkiye"ye çıktık diye, "Köyden İndim Şehire"nin Şaban'ı gibi önüme çıkan trafik polisini "öpecek" değilim.

Bu demek değildir ki, hakkaniyeti gözetmeyeceğiz.

Mesafe koymak hakkaniyetten sapmayı gerektirmez.

Nasıl ki Org. Necdet Özel Genelkurmay Başkanı oldu diye TSK baştan sona demokrat olmadı; Hakan Fidan da MİT Müsteşarı oldu diye, MİT sütten çıkmış ak kaşığa dönüşmedi.

Bütün mesele şu soruda düğümleniyor: Çürük elmalar mı ayıklansın isteniyor, yoksa çürük elmalar öne sürülerek Hakan Fidan'ın kellesi mi alınsın isteniyor?

Hürriyet gazetesinin bir köşe yazarı dünkü yazısında ne yazdı biliyor musunuz?

Hakan Fidan MİT Müsteşarı olunca önemli bir isim onu ziyaret etmiş ve "Gülen Cemaati devlette örgütleniyor iddiaları var" demiş. Hakan Fidan da "Paralel bir örgütlenmeye devlet içinde izin vermemek ana görevimiz..." cevabını vermiş.

Aferin.

"Fitne" böyle çıkarılır işte.

Nasılsa "İsrail fitne devleti"nin Savunma Bakanı Ehud Barak start verdi, vurun bakalım.

Hakan Fidan herhangi bir cemaatin dostu veya düşmanı olamaz. Başbakanımız'ın atadığı bir müsteşardır sadece.

Ve, ona vurmak, onu MİT Müsteşarlığı'na atayan siyasi iradeye vurmaktır.

Zaman gazetesinin değerli genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı dünkü yazısında "fitneye" karşı şöyle uyardı: "Ergenekon avukatları medyayı dolaşıp 'MİT soruşturmasının asıl hedefi Başbakan'dır' propagandası yaparken aslında yandaşlarını adaletin elinden kurtarmaya çalışıyor."

Gerçekten de çok güzel, çok yerinde bir uyarı.

Saygıdeğer insan Dumanlı, Ergenekon avukatlarına 'malzeme' veren malum 'soruşturmanın' vebali olduğuna da inanıyordur herhalde.

Öyle olmasaydı, "MİT müsteşarlarının ve çalışanlarının ifadeye çağrılması tabii ki hepimiz için şok gelişme..." demezdi.

Gerçi bu "şok gelişmeyi" yaptığı manşetlere pek yansıtmadı ama belki de bazı "şoklar" dışa vurulmayıp içe atılması gerekiyordur, bilemiyorum.

Neyse, "fitneye" karşı uyanık olalım ve safları sıklaştıralım; gerisi laf u güzaf.

Bu yazı toplam 3026 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI