Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hormonlu Devrimler
Cihad Kayaduman
cihadkayaduman{x}hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
04 Şubat 2011 Cuma Saat 18:59

Devrim nedir –  ne değildir? Önce bunu anlamalıyız. Yani önce amacımızı-hedeflerimizi sorgulamalı hayatta değiştirmek istediğimiz şeylerin ne olduğundan çok nasıl bir şekle sokmamız gerektiği üzerinde durmalıyız.

Şikâyetçi miyiz? Rahatsız mıyız? Sinirli miyiz? Evet, elbette. Biz de dâhil herkes rahatsız ve sinirli. Sadece ilah edinilmişler bir şeylerin değişmesini istemiyor, statükonun yıkılmasını, tahtların parçalanmasını istemiyor  onun haricinde herkes bir şeylerin değişmesini istiyor.

Değişti diyelim. Birkaç sinirli adam çıktı sokaklara, birkaç ilahı alaşağı etti, tahtlarını parçaladı.  Sonra ne olacak? İlahların yerine yeni ilahlar gelecek, daha büyük ilahlara kulluk eden en küçüklerin ilahları gelecek. Peki, her geleni devirecek miyiz? 50 senelik periyotlarla bir ilah devirdiğimizi düşünün, devirdiğimiz küçük ilahların da ilah edindikleri bundan rahatsız olmayacaktır. Çünkü parçaladığımız her tahtın  yerine daha sağlamı kuruluyor.

Ortadoğu’da yaşananlar Tunus ve Mısır’da olanlar birer devrim midir? Evet devrimdir.  Sonuç itibarı ile hükümetler devriliyor, yönetim şekillerinde belirli bir değişiklik yapılıyor falan filan… Bunlar bir nevi devrimdir.  Ancak bu devrimler çözüm değil. Bize devrim değil çözüm gerekiyor. Bir sömürü düzenini yıkarız, bir firavunu cehenneme yollarız diğeri gelir, daha güçlü bir sömürü düzeni kurulur, daha rahat sömürür, ezer, öldürürler.

ÇÖZÜM NE DEĞİLDİR?

Sinirli adamların meydanlara fırlaması çözüm değil.

Sistemlere karşı kin kusmak, onların sömürü düzenlerini afişe etmek çözüm değil.

Birkaç küçük ilahı tahtından etmek çözüm değil.

İnsanlara yemek vererek sorunlarının hallolacağını düşünmek çözüm değil.

ÇÖZÜM NEDİR?

İnsanların kendi devrimlerini yapmasını sağlamak,

Yüreklerinde Allah’tan başka ilah bırakmamalarını öğretmek,

İnsanlığa karşı ilahlık taslayan kralların – sistemlerin  yerine Allah’tan başka bir şey getirmemeleri gerektiğini öğretmek,

Allah’ın  elçilerinin insanlığa getirdiği her şeyi bugün yeniden insanların inşası için kullanmak.

İşte çözüm bu ! İşte devrimin hası bu !

Bizi yardım hareketleri ile oyaladılar yetmedi, bizi makamlara gelmeyle oyaladılar yetmedi, bize okullara başörtüsü ile girebilirsiniz dediler yine yetmedi.

Şimdi bize diyorlar ki ne istiyorsunuz? Devrim mi?

Seyyid Kutub’un, Hasan El-Benna’nın öğrencileri alın size devrim !

Aklımızı başımıza alalım. Güzel arabalara binmek, müdür olmak, vekil olmak, başbakan olmak çözüm değil. Amerika’nın vurduğuna, İsrail’in öldürdüğüne ilaç götürmek, yemek yedirmek çözüm değil.

Biz değerlerimizi, Allah’ın öğretilerini, peygamberlerinin yaşantılarını  öğrenelim-öğretelim-yaşayalım. Ondan sonra gelecek olan devrim gerçek devrim olacaktır. Bizi hormonlu devrimlerle kandırmalarına izin vermeyelim.

KURTLAR VADİSİ  FİLİSTİN 

Geçtiğimiz günlerde Kurtlar Vadisi Filistin filmini izlemeye gittim.  Filmde verilen fikirlerden bazıları var ki İsrail’in senelerce İslam halkına ve insan kalabilmişlere benimsetemediği fikirler.

Örneğin bir Filistinlinin İsrail’i kastederek “Biz onları tanımıştık, onlar da bizi. Mutlu mutlu yaşayacaktık.” Cümlesi. Veya insaflı bir Yahudi olarak gösterilen başrol oyuncularından birisinin “Bütün dünya sizi tanımıştı ama siz öldürmeye devam ettiniz”, demesi. Burada özellikle vurgulanan ‘tanıma’ kelimesi yani İsrail işgal devletinin varlığının meşruluğuna vurgu yapılması film içindeki facialardan birisi.

İsrail devleti kendisine ‘KATİL’ denmesinden rahatsız olmaz, bilakis bunu istiyor. Çünkü herkes katil bir devletle muhatap olduğunu bilsin ve adımını ona göre atsın, bana direnmesin istiyor. Bu yüzden İsrail, kendisini ‘KATİL’ denip te ‘İŞGALCİ’, ‘GASIP (Gasp eden)’ denmemesinden memnun olacaktır. İsrail için en önemli tanımlama kelimeleri bunlardır: İşgalci – Gasıp.

Biz bütün gücümüzle bu işgalci devletin;

Bulunduğu topraklarda bir karış hakkı olmadığını,

O topraklarda yaşayan her İsrail devleti mensubunun işgalci olduğunu,

O toprakların tamamen Filistinlilere ait olduğunu,

Vatanlarından çıkarılan milyonlarca Filistinlinin vatanlarına geri dönmeleri için mücadele etmenin insanlık borcumuz olduğunu haykırmaya devam edeceğiz.

Kurtlar Vadisi Filistin’in içindeki bu ‘İsrail’in meşru olduğu’ mesajlarını  çıkarırsak tam anlamıyla mükemmel bir enformasyon zaferi-şaheseri olduğunu söyleyebilir, film ekibini içtenlikle tebrik edebiliriz. Kötü olana duyulan kin kutsaldır. Kurtlar Vadisi  Filistin, Yahudi karşıtlığına verdiği karşıt mesajların yanında tam bir İsrail karşıtı yapımdır bu yüzden de tebrik edilmesi gerekir çünkü İsrail karşıtı olmak insan olmanın gereğidir.

İsrail’in meşruluğu ve İsrail ile barış yapmak fikirleri yakında karşımıza çıkarılacak. Hem de bütün İslam dünyasında güvenilirliği-saygınlığı-hayranlığı artan bir lider üzerinden. Bu lider, oyuna alet olur ya da olmaz onu bilemeyiz ama İsrail’e meşruluk kazandırmaya çalışacak kişi kim olursa olsun onun karşısında durmalı, hayranlığın yerine ilkeselliği koymalı, hiçbir kulun ilkelerimizin önüne geçmesine izin vermemeliyiz. Bu konuyla ilgili yazımı son Gazze katliamından bu yana bekletiyorum yeni somut gelişmeler olursa yazacağım inşaallah.  

Bu yazı toplam 1205 defa okundu.
Yorumlayan:
ahmet görkem tosun
Tarih:07 Şubat 2011 Pazartesi Saat 00:49
clayman.agt@gmail.com
Çok güzel bir yazı olmuş

Rabbim ilmimizi arttırsız, bu gerçekleri insanlara
anlatabilmeyi nasip etsin inşaAllah
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI