Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İran Suriye’deki Müslüman Katliamına Sessiz Kalmamalı
Fazlı Kayaduman
18 Şubat 2012 Cumartesi Saat 14:06
Batılı güçler, ismini “Ortadoğu” koydukları bu bölgeden, tarihin hiçbir döneminde vazgeçmiş değillerdir!
Herakleios, Halid Bin Velid’in komutasında ki İslam Ordusunun önünde yenilerek kaçarken, “Elveda Suriye” diyerekten, umutsuz bir şekilde bu toprakları artık terk ediyordu.
Ama ardında gelen, yeni nesil haçlılar, tekrar tekrar bu toprakların yolunu tutmuşlardı!
Bugün, Dünya petrol rezervlerinin, % 72’ sini içinde barındıran, Ümmetin yaşadığı bu coğrafyayı; haçlıların terk etmesi, bu bölge üzerinde ki emellerinden vazgeçmeleri olası şey değildir…
“İran, Lübnan Hizbullah’ı, Filistin ve Suriye” güç denklemi, bu bölgede istedikleri gibi at oynatmalarına engel teşkil edebilecek tek güçtür.
Bu bloğun başını İran’ın çektiği gayet iyi bilinmektedir.
Dolayısı ile bugün, Batılıların ana hedefi İran’dır!
Denklemde yer alan diğer güçleri diskalifiye ederek, İran’ı yalnız bırakma çabaları, olağanüstü gayretlerle devam etmektedir. Aslında batılı güçlerin, karakterleri itibarı ile tarihin her sahnesinde ve her yerde, perde gerisi sinsi planlarlarla hareket ettikleri, devam ede gelen bir durumdur. Bu olayın bir veçhesidir.

Diğer veçhesine gelince;
Suriye’de bir Müslüman katliamı yaşanmaktadır!
Bugün Batılıların haber ajanslarının, Suriye olaylarını daha da abartılı gösterdiği de doğrudur!
Ama Suriye’nin mevcut Baas yönetimi, bu katliama bugün başlamış değildir; 43 yıldır bu caniler, bu bölgede Müslüman katliamı yapmaktadırlar!..
Ve sonuçta bu, “katliamın yapıldığı realitesini” değiştiremez!
Hama ve Humus’da 40 Bin kişinin katledildiği günlerde; Batılılar, Suriye gündeminde hiç yoklardı!
Ne adına olursa olsun, hangi stratejik denklem adına yapılırsa yapılsın; bir Müslüman, yanı başında diğer bir Müslüman’ın katledilmesi karşısında sessiz kalamaz!
Fıkıhta bir kural vardır: “Haramda şifa olmaz”. Müslüman’ın kanı üzerinde cereyan edecek bir olay, lehte bir güç dengesi de sağlasa da, Allah’ın rahmeti ve inayeti oraya inmez!
Ayrıca, böyle bir sessizlik, Müslüman’ın inancı ile çelişen bir olaydır.
İran, bu katliamın durdurulması için, mutlak surette olaya bir yerinden; içerden barışı sağlamak için, müdahale etmelidir. Elin gâvuru binlerce kilometreden gelip müdahale ediyorsa; bir Müslüman’ın yanı başında sessiz kalması kabul edilir şey değildir.
Batılılar olmadan da bu sorunu çözmek mümkündür;
Geçmişin hesabının sorulabileceğinin korkusunu yaşayan Nusayri Baasçılar, ölümüne direnirken; Suriye İhvanı’nın ağırlıkta olduğu muhalif güçlerde ayrı bir direniş içindeler.
Şu gayet net biliniyor ki, bir seçim yapılırsa; İhvan’ın % 70’ ler gibi bir oranla iktidara geleceği kesindir.
İşte bu durumda, İran’ın devreye girerek; Basçıları, “tarafsız - entrikasız” bir seçim yapmaya ikna ederken;  İhvanı ‘da, “Eskilerin hesabını sorma” gibi bir düşünceden vazgeçirecek bir çizgiye ikna etmelidir. İhvan, bunu itiraz etmemeli. Batılıların ülkenin yönetimini, altın tepside kendilerine sunmayacaklarını gayet iyi bildiklerine eminim. Yerine göre bazı şeylerden feragat etmek, bazı felaketleri önler!
Her şeyden önce acilen bu kan durdurulmalı!
Zira aksi durumda; gelişenler, Batının timsahça “Ah-vahları” ülkeyi tamamen kan gölüne çevirecek olayların ipuçlarını vermektedir. Suriye’nin üzerinde ki emperyalist emeller; ne Libya’ya ve ne de Tunus’a benzemektedir. Burada, sadece Kuzey Atlantik senaryosu devrede değil; Çin ve Rusya’da gözlerini, buraya dikmiş durumdalar!
İngiliz başkan Winston Churchill’in “Bir damla petrol, bir damla kandan değerlidir.” deyişini hatırlayınız!
Bugün kü haleflerinin belleklerinde; “Bir damla petrol, bütün Müslümanların kanlarından değerlidir.” düşüncesinin kaim olduğuna, emin olunuz!
Bu senaryo böyle devam ederse; bölge daha da tutuşacaktır!
Bir de sorunun Müslümanlar tarafından, kendi içinde çözüldüğünü düşünün…
Bütün emperyalist senaryolar suya düşecek ve bunların bütün hevesleri kursaklarında kalacaktır!
Emperyalistlerin Müslümanların sırtlarında ki hegemonyaları zayıflayacak, en azında yeni hegemonyalar oluşmayacak!
Güç dengeleri, Müslümanların lehine şekillenmeye başlayacak; Müslümanlar, bölgelerinde yeni güç dengeleri oluşturmaya devam edecekler.
Müslümanlar açısında, yeni diriliş ve silkinişlerin neşvünema bulacağı zeminlerin varlığı ortaya çıkacaktır..
Ya bunu yapacak ve başaracağız, ya da Âlemlerin Rabbinin dediği gibi;
“Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizde yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinizi kuşatır.  Biliniz ki Allah’ın cezalandırması şiddetlidir.”(8/25)
Rabbim Müminlerin yar ve yardımcısı olsun…

Bu yazı toplam 633 defa okundu.
Yorumlayan:
hasan mansur
Tarih:27 Şubat 2012 Pazartesi Saat 14:55
İran sessiz mi kaldı?
Keşke kalsaydı. Ama maalesef sessiz kalmadı, Baas rejimini canla başla savundu, hem de tam 11 aydır.. Dökülen bunca kandan sonra rejimin iflah olması mümkün mü?
Yorumlayan:
mustafa g.
Tarih:18 Şubat 2012 Cumartesi Saat 21:09
doğru söz
Hocam elinize sağlık gayet objektif ve doğru tesbitlerle dolu bir yazı. Allah müslümanlara feraset versin.
Yorumlayan:
murat nazlı
Tarih:18 Şubat 2012 Cumartesi Saat 20:36
basiret
yazarın dengeli tarafsız yorumu ve geleceğe yönelik temenni ve çözümlerine katılmamak mumkun değil.............
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI