
“Zulmedenler yakında nasıl bir devrilişle devrileceklerini bileceklerdir.” (Şuara:227)
Demiyor muydu Kâinatın sahibi, Âlemlerin Rabbi…
İşte, size bu hakikatin manzarası…
Çivileri sökülmüş bir inşaat karkası gibi, nasılda çöküveriyor sistemleri!
O işkenceci tiranlar…
O Allah’ın Dinini yasaklayanlar,
O zorba zalimler, nasılda kaçışıveriyorlar..!
“Kaçış nereye” (Kıyame:10)
Ey zalimler, Allah’ın mülkünden nereye kaçacaksınız..!
Kaçın kaçabilirseniz!
O’ndan kaçarak; varsa sığınabileceğiniz yer sığının!
“Hayır, yoktur sığınacak yer!” (Kıyame:11)
Yoktur, zira bu mülk Allah’ın dır.
…
Zeynel Abidin bin Ali.
Nasıl da kaçıyor, Tunus’un uşak diktatörü!
Efendilerinin hatırına, Dünya’da hiç yapılmayanı yapardı!
Cadde ve sokaklara bile başörtüsü yasağı koymuştu!
Kaçıyordu ve efendilerine sığınmak istedi.
Ama efendileri kabul etmedi bunu. Zira kendileri ile işleri bitmişti.
Öyle ya, uşaklığın raconu, akıbeti buydu.!
Yıllarca ABD’ye uşaklık yapmış olan Şah’ı hatırlayın…
Kaçtığı ABD’de dışarı kovulmamış mıydı?
Uşaklığın karakteri bu, ibret almak zordur, onlar için..!
Efendileri kabul etmedi ama kendileri gibi başka biri kabullendi.
Ve Suud hanedanlığına sığındı.
…
Hüsnü Mübarek.
Mısırın gururlu Firavun’u…
Yine, Müslüman’ın kanından beslenen;
Okyanus ötesi, İri Şeytanın uşağı bir Tiran!
Direnme gayretinde…
Mazlumlar kalkınca şaha,
Hangi zalim direnebilmiş ki, firavunlar direnebilsin…
Mazlumların kanı canı üzerinde saltanat kurmuş;
Ey Yeryüzünün azılı diktatörleri!
Hiç direnmeyin!
Artık gelmiştir sonunuz!
İşte saltanatınız buraya kadar, yok bunun ötesi!
Kaybettiniz beyler, kaybettiniz!
“Kâfirlerin bu halleri çabuk geçen bir zevktir. Sonun da varacakları
Yer Cehennemdir.” (Al-i İmran:197)
Gitti o zevk beyler, kaybettiniz!
“Hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri de kar etmedi.”(Bakara:16)
Kar edemediniz, bu hesabınız kitabınızla…
İflastasınız beyler!
Dünyalığınızı kaybettiniz!
Daha kötüsü Ahiret yurdunu da !
Var mı bundan daha kötü akıbet...?
Peki ne kaldı geriye…
………!
Değil mi, ne acınası bir hal..!
…
Siyasi uzmanlar şu tespiti yaparlar:
“Dünyaya hâkim olmak için orta doğuya hâkim olmak gerekir.
Orta doğuya hâkim olmanın yolu da, Anadolu ve Mısır’a hâkim olmaktan geçer.”
Onun içindir ki müstekbir güçlerin gözleri hep bu bölgeye yönelmiştir.
Çağdaş emperyalistler için Ortadoğu çok önemli. Ama Anadolu ve Mısır,
“olmazsa olmazıdır” bunların.
Ve dolayısı ile İri Şeytan, Mısır kartını kaybetmemeye çalışır.
Ve Firavun’u direndireceğe benziyor. Ve yeniden,
“..Çocukların katledileceği,kadınların dul bırakılacağı bir büyük imtihan…”(Bakara:49) beklemektedir Mısır’da ki müminleri…
Ama kar etmeyecek, Allah’ın izni ile akıbeti gidiştir Firavun’un.
Hangi Firavun kalabildi ki…
Rabbim güç versin, direniş versin, bu mazlum mü’minlere…
…
Ve ülkem.
Ve ülkemin mazlumlarını sömüren,
Beyni batının değerlerine endeksli, Yüz Yıldır, kalemini onların uşaklığına kiralamış,
Ve ülkesinin değerlerine cephe açmış, sekülerist basın kalemşorlerı…
Siyonist/haçlı emellerinin hâkimiyeti için çırpınan, medya sahipleri,
İş dünyasının, ilik emen patronları,
Ve onların rejimlerini savunan siyaset önderleri,
Aynı akıbet sizi de bekliyor…
Ve o vakitler çok yakındır,
Ahiret yurdu ile beraber, Dünyevi zevklerinizi da, kaybedeceksiniz..
Bir sabah kahvaltısında, bir aylık asgari ücreti tüketirken; işçisinin bir aylık emeğine bunu çok görenler, kaybedeceksiniz!
Açların, mazlumların, ayağı çıplakların, gurebanın ayağa kalktığı gün, işte o gün,
kaybedeceksiniz..!
Öyle bir kaybedeceksiniz ki; Yarını ve öte ki günü ve öteler ötesini ve ebediyetinizi kaybedeceksiniz..!
O devrileceğiniz gün pek yakındır!
Bi iznillah…