
Ümmet-i İslam’ın, gün yok ki dökülmesin kanı, her gün bir bölgede kanar bu yara!
Bu kez Doğu Anadolu’nun dağ yamaçlarında, ümmetin yetim, sahipsiz, garip bir kesimi bu katliama tabi tutuldu…
!2-18 yaş arası 35 gencecik insanın vücutları paramparça edildi, kendi Milletine ait uçakların bombardımanı altında!
Kim bilir, hangi siyasi planda ki hangi tezgâhın, sırada ki kurbanları oldular bunlar!
Belki de yıllar sonra netleşecek, bu hain tezgâhın ayrıntıları!
Bir asır önce bu topraklarda başlatılmıştı, İttihad-ı Terakki çetelerince “kendi insanını katletme” üzerine kurlu serüvenleri!
Halen devam ede gidiyor, o çete artıklarının bu kanlı tezgâhları!
Hiç kafanızı yormayın; bu oyun, o oyundur!
Başbakan devlete artık hâkim olduğunu söylüyorsa da, nafile!
Bir devlet düşünün! Kendi insanını bombalıyor! Yanlışlıkla oldu, gibi kem kümler de hikâye!
Devlet halkını bombalamazmış, o eskidendi. İslami Ümmet, düşüncesinin hâkim olduğu günlerdeydi o!
Dersimi ne tez unuttuk! Sabiha Gökçen gibi kahramanelerimızi(!)…
Kendi insanını bombalayan bu hatunun, halen bir havaalanında övünç kaynağı olarak, ismi yaşatılmaktadır! Görünen o ki, bu çeteler halen hâkim durumdalar ülkeye!
Dersimli Kılıçdaroğlu, “o örgüt nerede üye olayım” demişti ya..
Şırnak’ın Uluderesin’e gitseydi birkaç gün önce, görürdü onların marifetlerini(!) ve gelmişken oracıkta da hemen üye oluverirdi, param parça olmuş gencecik cesetlerin üstünde; dedelerini katledenlerin Kulübüne üye olduğu gibi!
Ve sonuçta bu çete artıklarını anlıyorum da,
ama şu bizim zevatı hiç anlamış değilim!
Cumhurbaşkanı, sanki - paramparça olmuş 35 gencecik insan - eceliyle ölmüşçesine sadece baş sağlığı diliyor!
Başbakanın bu kez hiç te “ciğeri yanmıyor.” gibi geldi bana…
Paramparça olmuş kardeşlerinin hakkını değil, sistemin hakkını savunuyor!
Ha vurulan 24 asker!
Ha bombalanan 35 genç insan!
Dökülen Müslüman evladının kanı, vurulan Ümmetin evladıdır.
Allah aşkına! Nasıl olur bunların birbirlerinden farkı?
O asker dediğin, belki de bu gençlerin ağabeyleri; bu gençler ise yarın kendileri asker olacaklar; işin özü bu!
Ha doğulu, ha Egeli, ha Karadenizli, fark ediyor mu dersiniz?
Yoksa “Bölgesel milliyetçilik” mi sızdı damarlarımıza?
Yoksa farkına varmadan, terör örgütünün mantığını mı paylaşır olduk?
Hani İslam ümmeti idik! Hani fark etmezdi, dillerimizin renklerimizin farklılığı?
Eğer azıcıkta olsa, fark ediyorsa beyin melekelerinizde bu durum, İtikadi yapılanmanızı yeniden sorgulamalısınız!
Ve bu oyun mutlaka ve mutlaka bozulmalı ve mutlaka bulunmalı failler!
…
Elin Marksisti, liberali sahip çıkıyor da, ben nasıl kardeşime sahip çıkamazmışım!
Ne demek, izah edebilir misiniz bunu?
Bir Marksistle bir Liberalistle, Müslüman kardeşimin ne ortak yönleri olabilir ki?
Zıt kutuplar gibi, red ederler birbirlerini!
Hz. Muhammed (as) ‘da, Ebu Cehil’le, Ebu Leheb’le ile aynı dili konuşurdu, hatta akrabalık bağları vardı. Ama Kâinatın Efendisi, İman etmiş Habeşli Bilal ve Farslı Selman ile kardeşti!
…
“Müslümanlar bir vücudun uzuvları gibidir..” demiyor muydu Allah’ın Resulü?
Yoksa bu değerler, ırkçı yapılanmalarla yer mi değiştirdi?
Her konuda ahkâm kesen İlahiyatçı Prof.ler, medrese mollaları..! Bu alanlarda neden çıkamıyor sesiniz!
Yoksa sistemin ırkçı kültürel bombardımanı nihayetinde, dumura mı uğrattı sizinde beyin yapınızı; yoksa yitirdiniz mi itikadi yapınızda ki ümmet kardeşliğini?
Ulasalcı-ırkçı yönlendirmelere direnemediniz ve etkilendiniz mi, Nebevi ifade ile “cahiliye yapılanmalarından?”…
Şu hakikat net olarak belleklere oturtulmalıdır ki;
Ümmetin arasına çekilmiş hiçbir sun’i sınır, ırk kökenine dayalı hiç bir yapılanma, bağlamaz Müslüman’ı.
Yeryüzünde yaşayan her Müslüman fert, diline, rengine ve ırkına bakılmaksızın kardeştir.
Bu kardeşliği, Allah (cc) bizatihi kendisi tanzim etmiştir. Bir Müslüman’ın canı, malı, namusu diğer Müslüman’a haramdır. Kendini bu konumda bulamayanın, itikadi yapısında halel var demektir!
…
Bir vücudun uzuvları gibi olan Müslümanlar, bugün yeryüzü coğrafyasında, emperyalistlerin tezgâhları altında “Yaralı bir vücut” gibi, her gün başka bir uzvundan kanatılıyorlar!
Sahip çıkamazsak ümmetin her ferdine; biz, biz olamayız. Bu çok net bilinmeli ve kazınmalı beyinlere!
Sahip çıkalım kanayan yaralarımıza; sahip çıkalım her kanayan, sızlayan uzvumuza ki, yekvücut olarak ayağa kalkmayı, ayakta durmayı başaralım.
Akif’i seslendirmeden bitiremeyeceğim!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim.
Onu dindirmek için kamçı yer, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım…
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
…