
Ezilenlerin dünyası karıştı. Uzun senelerdir hiçbirşeyin değişmediği, ilahların yerinde kıpırdamadığı bu ezilenlerin dünyasında son senelerde bazı değişiklikler olduğunu söylemiştik. Gerek Türkiye, gerekse diğer ülkelerde ‘devrim’lerin yaşandığını belirtmiştik. Aslında bu kıpırdanmaların 2 çeşit olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi genetiğiyle oynanmamış uyanışlar ve devrimler ikincisi ise tamamen hormonlu ve suni devrimler.
Birinci çeşide örnek verecek olursak Gazze’yi karşımızda bulabiliriz. Eğer müslümanlar devrim görmek istiyorlarsa Hasan El-Benna’nın öğrencilerinin Gazze’de yaptıklarına bakabilirler. Eğer örnek alınacak bir devrim var ise bu Gazze’dir. Bu devrim yaşanmadan önce milliyetçi ve vatancı bir anlayış hakim olan Gazze’de bugün bir müslüman nasıl olması gerekiyorsa öyle olan onbinlerce insan görebiliriz. Bize numune bir devrimci göstereceklerse bir Gazzeliyi göstermeleri gerekir. Gazze denen etrafı çevrili hapishaneye İsrail tarafından tonlarca bomba yağdırılırken o devrimciler Allah’a o kadar bağlılardı ki sınıra akın eden, kaçmak isteyen kimseyi bulamazdınız. Hatta Batı ve İsrail bütün gücüyle Gazze halkına ‘HAMAS’tan vazgeçmezseniz öleceksiniz, siz karar verin’ mesajı vermesine rağmen onlar ölmeyi, direnişi, şerefi seçmişlerdi.
Açlık, susuzluk, imkansızlıklar, yoksulluk ve işsizlikle senelerdir boğuşuyor Gazze halkı. Ancak bütün bunların sebebi olarak gösterilen HAMAS veya diğer direniş gruplarına sahip çıkmaya devam ettiler. İşte Gazze’de öyle bir devrim yapıldı ki bu Allahlı devrim, Allah’ın öngördüğü devrim idi. Gazze halkı seneler süren hem ilmi hem de sosyal çalışmalarla adeta Kur’an ile İslam ile inşa edildi. Müslümanların yapması gereken devrim buydu. Böyle bir devrimin karşısında Mübarek’in kıytırık polis gücü değil, Mübarek gibi 9 devletin ordularını 6 günde yerle bir eden İsrail dahi duramamıştır. İsrail’in senelerdir Gazze’ye girememesi, senelerdir bomba yağdırıp ambargo uygulayıp da direnişten vazgeçtirememesi bu devrimin eseridir. Bu devrim, Mübarek’in televizyonlardan açıklama yapıp ‘gidiyorum’ demesini haftalarca beklemeye de benzemez bu devrim kırılmaz, eğilmez, bükülmez, yok edilemez bir devrimdir.
İşte Amerika’nın istemediği devrim böyle bir devrimdir. Bu devrimi istemediği için bize senelerdir dertlerimizden demokrasi ile kurtulacağımız konusunda örnekler göstermektedir. Bütün arap dünyasında idol konumuna gelen Akparti bu örneklerden birisidir. Diktatörlerin devrileceği ülkelerde Türkiye özlemi ve Akparti örnekliği yaşanmaktadır. Amerika’nın bize sunduğu devrimi değil de Allah’ın sunduğu devrimi sahiplenmeli onun için çalışmalıyız.
Tunus, Mısır ve yakında gelecek olan Libya devrimi hatta sonraki gelecek olanlar bizi tatminkarlığa itecektir. Anlamsız bir ümit yaşamamızı sağlayacaktır, bu da Türkiye müslümanlarının uzun süredir içinde olduğu tembellik, yozlaşma, bozulma gibi kendini gösterecektir. Türkiye’de çalışmayı bırakan İslami Hareketler ülkeyi ne hale getirdi görmüyor musunuz? Sakallı dava adamları bir anda iş adamı oluverdi sadece hedefleri değil ahlakları gibi İslamdan edindikleri bütün güzel özellikleri kendilerini terk etti. Sakalları halen duruyor olabilir ancak sakal ve göbekten oluşan bir kapitaliste yani canavara döndüler. Dünya için yaşıyorlar artık, Türkiye müslümanları artık dünya için yaşamaya başladı.
Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. -Rad 11-
Türkiye’de bulunan toplum İslami açıdan çöküşe geçmiş, hiçbir devirde gözükmeyen bir kokuşmuşluk yaşıyorsa yukarıdaki ayette hatırlatılan Allah’ın yasası nasıl müslümanların iyi durumda olmalarına izin verir ki? Hem mantığa hem yasaya aykırı.
Toplumu ıslah etmeden devrim yapılabileceğini düşünmek Türkiye’de müslümanların particilik yapmaya başlamasından ve herşeyi bu metodla elde edeceğini sanmasından kaynaklanıyor. Allah’ın yasasını unutan -istisna hareketler dışındaki- İslami Hareketler vasıflarını gün geçtikçe daha da kaybediyor.
Bütün bunların suçlusu Tayyip Erdoğan değil, ıslah çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmasına rağmen görevini unutan İslami Hareketlerdir. Modern hayata kendi kaptıran dünyevileşen, sekülerleşen eski alimler-dava adamları-islam davetçileridir. Çocuklarına islam davasını anlatmaktan aciz babalar-annelerdir. Böyle olmadığını düşünen babalar çocuklarını önlerine alıp yıllar önce okudukları kitaplardan edindikleri dava esaslarını çocuklarına sorabilirler. Bakın bakalım Allah’ın davasını mı yoksa flört tekniklerini mi daha iyi biliyorlar.
İşte size bir ihtar daha:
İnsanlar dinar ve dirhemle cimrilik ettiklerinde; -kendilerini faizden kurtaracaklarını sanarak- birtakım hileli alışverişlere başvurduklarında, sığırların kuyruğuna takıldıklarında (1) ve Allah yolunda cihad etmeyi bıraktıklarında Allah onları zillete düşürür. Tekrar dinlerine dönünceye kadar Allah bu zilleti onlardan kaldırmaz.
Hz.Muhammed (1- Bundan maksat dünyaya dalıp cihad gibi farzları bırakmaktır.)
Malcolm X şöyle der:
“Hareketin en büyük hatası uyuyan insanları beli hedefler etrafında organize etmeye çalışmak olmuştur. İnsanları önce uyandıracaksınız sonra eyleme geçireceksiniz. “
Akparti’yi örnek aldığını söyleyen Tunuslu lider Gannuşi ve Mısırlı hareket İhvan-ı Müslimin’e, İhvan’ın kurucusu Hasan El Benna’nın şu sözlerini de hatırlatalım:
Doğu milletleri ictimai alanda bir çok hastalıklara yakalanmışlardır.Örf ve adetlerinden, ahlak ve faziletlerinden sıyrılıp çıkma hastalığına tutulmuşlardır. Kanını zehirleyen yılanların zehirlemesi gibi her hususta kendini çökerten batı taklitçiliği hastalığına kapılmışlardır.
Suçluları cezalandıramayan, saldırganları terbiye edemeyen, zalimi zulmünden alıkoyamayan, beşeri kanunları kabul etme hastalığına tutulmuşlardır. Bu beşeri hukuk hiçbir gün ilahi kanunların yerini tutamamıştır. Zira ilahi kanunları, bütün mevcudatın yaratıcısı, bütün varlıkların sahibi ve bütün nefislerin terviyecisi Cenab-ı Hak göndermiştir. Elbette ki, beşeri kanunlar ilahi kanunlar yanında hiç kalacaktır.
Hasan El-Benna (Risaleler - Müslümanların Yakalandığı Hastalıklar)
Müslüman Kardeşlerin en çok korktukları şey, müslümanların taklitçilik belasına düşmeleri ve kendi kabuğuna çekilmiş, faydasız ve yetersiz olduğu tecrübelerle isbat edilmiş o çürük, kokmuş düzenlerle kalkınmaya çalışmalarıdır. Günümüzde her müslüman milletin kendine göre bir Anayasa'sı bulunmaktadır. Aslında Müslüman bir milletin Anayasasının maddeleri Kur'an-ı Kerimin hükümlerinden alınmalıdır. Anayasanın 1.maddesinde "Devletin resmi dini İslam'dır" diyen bir devletin Anayasasının diğer maddeleri 1.maddeye uygun olması gerekmez mi?
İslamın kabul etmediği, şeriatın caiz görmediği her madde müslüman bir milletin anayasasından kaldırılmalıdır..!
Hasan El Benna - "Sakın Sapmayın" başlıklı madde.
Suçlu Tayyip Erdoğan değil, suçlu Tunus’ta meydanları dolduran , Mısır’da sokaklara dökülen halk değil, suçlu görevini unutan İslami Hareketlerdir. Şimdi yapılması gereken devrim felan olmadığını anlayıp, dünyadan sıyrılıp Allah’ın davasına sarılmaktır. Kapı kapı dolaşma vaktidir şimdi ! Allah’ın davasını haykıran İslam Davetçilerini harekete geçirme vaktidir. Yapılması gereken, bozulan toplumumuzu mahalle mahalle tekrar diriltmektir !
Yorumlayan: |
Hamza Er |
Tarih:03 Mart 2011 Perşembe Saat 03:36 |
Güzel tespitler var...
cihat kardeşim, güzel tespitlerinizin olduğuna bu yazınızda şahit oldum. Tebrik ederim... "Toplumu ıslah etmeden devrim yapılabileceğini düşünmek Türkiye’de müslümanların particilik yapmaya başlamasından ve herşeyi bu metodla elde edeceğini sanmasından kaynaklanıyor. Allah’ın yasasını unutan -istisna hareketler dışındaki- İslami Hareketler vasıflarını gün geçtikçe daha da kaybediyor." "Bugün suçlu, ıslah çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmasına rağmen görevini unutan İslami Hareketlerdir. Modern hayata kendi kaptıran dünyevileşen, sekülerleşen eski alimler-dava adamları-islam davetçileridir. Çocuklarına islam davasını anlatmaktan aciz babalar-annelerdir." doğru bir yaklaşımdır. Biz hangi ortamda yaşarsak yaşayalım, kulluğumuzun gereğini ortaya koymalıyız. Rabbim basiretinizi arttırsın... |
||
Yorumlayan: |
Bünyamin |
Tarih:28 Şubat 2011 Pazartesi Saat 19:24 |
Uyanmamiz lazim
Söylediklerinize katiliyorum. Gercekten yasadigimiz topluma bakarsak, ne kadar geri attigmizi görüyoruz, Bütün herseyi elimizden birakmisiz. Bu Ülkenin cogu müslüman ise, nasil insanlar, müslümanlara sövebilirki? Nasil degerlerimize dil uzatabilirler? Nasil müslümanlara hakaret eden filimler, karikatürler cikarabilirler. Annelerimiz babalarimiz ve biz degilmiyiz, ahlaki degerlerimize karsi cevirilen dizileri izleyen. Artik sevisme sahnesi görünce süzü kizarmayan biz ve bizim bacilarimiz degilmi? Islam düsmani olan ölmüs bir kadini, simdi bize hayir sever oalra yedirmiyorlarmi? biz yemiyormuyuz? ... Evet tüm suclar bizde, herkes biryerden tutup calismasi lazim. Dediginiz gibi kapi kapi dolasma vakti simdi. |
||
Yorumlayan: |
Kanafi Groundam |
Tarih:28 Şubat 2011 Pazartesi Saat 16:15 |
.....
AMİN, İNŞAALLAH... Çok güzel yazmışsınız... |
||