
Kar yağışı, oldum olası cezp etmiştir beni!
Cezp edilen yüreğimle, sanki yeniden dönüş yaparım, hayatın en tepesine...
Çocukluğumun o hülyalı günlerini hatırlatır; kışın dökülen, kar taneleri…
Semadan bembeyaz tanecikler halinde, süzülürlerdi yeryüzüne.
Yeryüzüne dediğime bakmayın, aslında incecik yüreklere dökülürdü lapa lapa…
Uzun uzun, derin bakışlarla seyrederdim; ard arda inen, yumrulara.
Bazen pencerenin önünde, kala kalır; takılırdım saatlerce…
Her şeyi tepeden örterdi, bembeyaz külahlar giydirerek;.tabiatın en kaba, en şekilsiz yapılarına.
Tabiatın o külahlarına yansıtırdım, çocukça bakışlarımı.
Narin ve dakik ilahi kudretin tabiata nazenin bir dokunuşu, bir başkalayışıydı kar tanelerinin düşüşü.
Yüce kudretin ihtişamını rakikçe belleğime yansıttığı, o hülyalı anıların taptazeliği hafızamda canlanırdı.
Bir de karanlığa süzülüşleri vardı kar tanelerinin;
sessiz ve sükûnetle, dur durak bilmeden inerlerdi bağrına yerin.
Ve ağarınca gün; diz boyu, her yeri kapatmış bir kar kütlesine şahit olurduk.
Kışınında bolca kar olan senenin, baharı; bol sular, rahmet ve bereket demekti.
Kar, tazelik, sadelik ve güzellik demekti.
Dağların üzerini, gelinlik edası ile süsleyen kar parıltılarının temaşası da;
uzaklık, tenhalık, aşılmazlık, sükûnet ve sessizlik yansıtırdı düşünce ufuklarıma…
Eski dağ yollarında kalakalmış; merak, heyecan uyandıran yolcu anılarının, gündeme oturuşu
ayrı bir esrarengizlik verirdi, uzun kış gecelerine!
Kar deyince, bir de babamı hatırlarım!
Babam deyince de kar taneleri gibi, mazinin sıcaklığını hisseder yüreğim!
O, bu gün kucak kucağa toprakla, sere serpe uzanıvermiş, kar yığınlarının altında..
Beyaz bir külah giydirilmiş, Onun da mezar taşına; kendisine giydirilmiş bem beyaz kefen bezi gibi, kapkara toprağa nispetçesine…
Neden, arabalar, kamyonlar, trenler ürkütür de, kar taneleri sıcaklar beni?
Soğuk bir çeşme şarıltısı dinlendirirken, sıcak bir şehir gürültüsü yorar beni!
İlahi kudretten fıtratıma, uyum ahenginin duyumudur bu!
Her şey fıtratının uyum ahengine koşar da,
Rabbinin İlahi kudretinden, fıtratına gelen Kelam-ı Kadimi, neden hep ürkütür birilerini!
Birileri neden hep kaçar, Rahmet deryasından kendisi için düzenlenmiş İlahi kudretin, Fıtrat Nizamından…?
Neden kaçar insan kendi kendinden? Anlamak mümkün değil bunu!
Dün sabah, penceremin gerisinde temaşa ederken, kâinatın İlahi letaif manzarasını; mazimle anımı, beni benimle buluşturuyordu;
yere süzülen nazenin
kar taneleri..
…