Mülteciler ve Çocuklar

Sizin hep kanayan yaranız oldu mu?

Bir yara hep kanar mı?

Ne zaman kabuk bağlar peki?

Ne zaman geçer acısı? İzi kalmasa keşke…

Sahi ya sizin iziniz var mı, yara iziniz!!!

Baktıkça hatırladığınız… Bakmasanız da, unutamadığınız… Olmuştur elbette herkesin böyle yaraları ve izleri.

Sadece bizim olan yaralarımız olduğu gibi “evrensel yaralar da” vardır.

Mültecilik gibi… Herkesin yarası…

Tüm insanlığın,

ve ne zaman çıkacağı belli olmayan,

ve ne zaman yaşamaya başlayacağın belli olmayan,

ve ne yaşı, ne de mekanı olmayan,

yara…

Mülteci olmak ya da mülteci olmaya başlamak. Kim mülteci olmak ister? Sanırım hiç kimse… Kim istemeden gitmek ister ki, sevdiklerinden, okulundan, sokağından, evinden, ülkesinden… Diyelim ki gitmeyi istedin…

Kim ister ki, sevdiklerini toprağa gömüp gitmeyi,

kim ister ki, okulunun ve evinin yıkıldığını görmeyi,

kim ister ki, sokağını ve ülkesini bombalara teslim edip gitmeyi…

İstesek de istemesek de böyle insanlar var dünyada hem de milyonlarca. Bu yara belli ki hep kanayacak.

Diyelim ki yetişkinler olarak bu yaradan nasıl korunacağımızı biliyoruz!

Peki, çocuklarımıza bu yarayı nasıl gösterebiliriz?

Çocuklarımıza bu yaranın oluşumunu nasıl anlatabileceğiz?

Toplumsal sorunları çocuklara anlatmayı seçmeyen düşünceyi saygıyla karşılıyorum. Ancak bir de, toplumsal sorunlara duyarlı bireyler yetiştirmek isteyen eğitimciler ve ebeveynler de var. Çocukların, sorunları tam olarak anlayamasalar da, bilmesini ve görmesini isteyen yetişkinler de var.

Peki, nasıl anlatmalı?

Bombaları,

yıkımları,

yok olan insanları,

korkuları ve endişeleri,

yitip giden arkadaşları ve arkadaşlıkları…

Birçok yolu olabilir bunları anlatmanın. Ancak benim önerim, nitelikli iki çocuk edebiyatı örneği olacak.

Neden mi? Çünkü nitelikli bir çocuk edebiyatı örneği, çocuğun ve yetişkinlerin toplumsal sorunlara karşı duyarlılığını da artırmalıdır. Bu çok zor bir iştir. Hem seçilen toplumsal sorun, hem bu sorunun anlatılmasında kullanılacak dil hem de çizimleriyle üzerine defalarca düşünülmesi gerekir. Bu açıdan bakıldığında, seçilen konuyu anlatmak için ayrıca “yazarın duygu ve düşüncelerinin” dayatılmaması gerektiği noktası da katılınca, iş biraz daha zorlaşır.

Tüm bu özelliklerden hareketle, “mülteci” konusuna yönelik çocuklarda farkındalık geliştirmek isteyen kitaplardan bir tanesinin Taze Kitap yayınlarından çıkan “Yolculuk” isimli kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazarı Francesca Sanna… Mültecilerin yaşadıklarından oluşturulan kitap, mülteci durumuna düşmek zorunda kalan insanların yaşadıklarını anlatıyor. Eşini kaybetmiş bir annenin ve iki çocuğunun öyküsü. Bir gecede her şeylerini bırakmak zorunda olan insanların gitmelerini anlatan ve acısı çok olan bir kitap…

Gitmek eyleminde az da olsa bir umut vardır. Giderken hem korkarak hem de içlerinde umut barındırarak gidiyor anne ve çocukları… Yolculuk sürecinde olup bitenler, çocukların psikolojilerine zarar vermeyecek şekilde aktarılıyor. Deniz kenarında başlayan öykü, zorlu bir yolculukla sürüyor ve son olarak yeni bir yerle ve yeni umutlarla bitiyor. Elbette ki tozpembe hayallerle bitmiyor kitap bu durumda çocuğun yaşam karşısında daha da olgunlaşarak büyümesini destekliyor. Her sayfasında özenle çizilmiş resimler var. Resimler, her sayfadaki cümleleri de destekliyor. Bu şekilde hem yazı sanatıyla hem de resim sanatıyla çocuğun toplumsal sorun algısı artırılıyor.

“Sanki dünyanın tüm ışıklarını söndürüyorlardı,” cümlesi de içinde bir edebi değer taşıyor. Tabi ki bunda kitabı çeviren Zeynep Sevde’nin de etkisi var.

Bir diğer kitap ise çok yeni bir kitap…

“Evinden Uzakta (Mülteci)” adlı kitap Aralık, 2017 basımlı. Pimm Van Hest’ in yazdığı kitap, Aron Dijkstra tarafından resimlenmiş. Türkçe’ ye çeviren de Öznel Akdik İşli… Kitap Gergedan Yayınları’ndan çıktı.

 

Şiirsel bir dille yazılmış kitap. Yetişkinleri de eminim çok etkileyecektir. Mültecilerin çok olduğu ülkemizde ve ülkelerde, ilköğretim kademesinde okutulması gereken kitaplardan… Çünkü bireyin sempati dünyasında da olumlu etkiler bırakabilir. Bu da insanların daha kolay ve anlamlı iletişim kurmalarını sağlayabilir. Yani toplumsal dayanışmayla insanlar birbirlerini daha kolay kabul edebilir (mi?).

Kitapta mülteciliğin çocuk gözüyle anlatımı söz konusu…

Oyun oynamak, okula gitmek ve arkadaşlarla konuşmak gibi basit eylemlerin, yani aslında her çocuğun rahatça yapması gereken isteklerin, eskisi kadar kolay ve rahat yapılamayacağını gösteriyor kitap. Tek sorun gidebilmek mi peki? Sanırım hayır. Bir de gidilen yerde kabullenilebilme durumu söz konusu. Çünkü gidilen yeni yerlerin toplumları, mültecileri kolayca benimseyemiyor. Yani mülteciliğin hep devam etmesini sağlayan insanlar da var toplumda.  Kitabın en etkili yeri son sayfası, çünkü kitap Aylan Kurdi ve Muhammed Shohayet ile diğer mülteci çocuklar için yazılmış.

Sonuç olarak bu iki çocuk kitabı, mültecilik konusunu işleyerek bireylerde konuya yönelik farkındalık geliştirebilir. Bu da çocukların, yetiştiği toplumların sorunlarına duyarlı olmalarını sağlar.

Yaranın artık kabuk bağlaması dileğiyle…

 

Yaratıcı Drama Eğitmeni  Murat Moroğlu – Eğitimpedia

Oy verin

2 puan
Upvote Downvote

Total votes: 4

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 75.000000%

Downvotes: 1

Downvotes percentage: 25.000000%

This post was created with our nice and easy submission form. İçeriğinizi oluşturun !

Bir Cevap Yazın