Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nuh’un Gemisi ve Kürtler
Aydın Altay
zeydaydin@hotmail.com Dikkat! E-mail için {x} yerine @ işaretini yazınız.
23 Haziran 2010 Çarşamba Saat 21:37

Mavi Marmara, diğer adıyla “Nuh’un Gemisi” Sarayburnu’ndan demir almaya saatler kala, geminin etrafında uğurlamak üzere Filistin, Hamas, İslami cihad ve Hizbullah bayraklarıyla tekneler tur atıyordu. Liman kısmında ise yine Filistin, Hamas, İslami Cihad, Hizbullah, Doğu Türkistan ve Çeçenistan bayrakları büyük bir kalabalığın elinde yapılan konuşmaları dinliyor ve çalınan marşlarla coşuyorlardı.

Yapılan konuşmaların tamamında Gazze’ye uygulanan ablukayı kaldırmak, 2008 savaşında Siyonist İsrail terör şebekeleri tarafından katledilenler ve bu savaşta yaralananlara gıda ve ihtiyaç malzemeleri götürecek olan gemi’nin önemine vurgular yapılıyordu. 2008 Siyonist İsrail’in sınır tanımadığı bombalama ve yıkıma dair operasyonlar neticesinde evsiz kalan insanlara ev yapmak için götürülecek olan inşaat malzemeleri vardı o gemide. Yani tamamen insanlığın aynı şartlarla ve aynı düşünceyle yola çıkacakları bir hareketti. Ancak 2008’de onca katliamları görmezden gelen bazı çevreler, insani yardım götürecek olan gemilerin tabiri caizse “ne işi var gazzede” anlamına gelen açıklamalarda bulundular.

Televizyon ekranlarında sözde Teorisyenler, sosyologlar, siyaset bilimcileri, istihbarat uzmanları, tarihçiler, gazeteciler, köşe yazarları, sinema sanatçıları ve ismini saymakla bitiremeyeceğim çevreler tarafından adeta Gazze’ye gidecek gemiye karşı alttan alta eleştiriler ve akıl vermeye çalıştılar. Bu söylemlerle hareketi işlevsiz hale getirmeye yönelik propaganda dilini geliştirdiler. Kimileri de stratejik kaygıları dillendirmeye çalışıyordu. Türkiye ABD, Türkiye İsrail, Türkiye AB ilişkilerinin ne gibi tehlikeler beklediğini sorguluyorlardı. Buradaki amaç “Türkiye’nin yönü doğu’ya mı dönüyor?” sorusu üzerinde siyasi arenada kaygılar yaratmaktı. Nihayet bu gemi Filosu’nun Siyonist İsrail katilleri tarafından saldırıya uğraması, bu saydığım şahıslar televizyon ekranlarında boy göstererek İsrail’i aklamaya çalıştılar.  

İsrail de, elindeki kâğıtları oynamak istiyor. Bütün lobileri devreye sokan İsrail, Türkiye’yi siyasi arenada zora sokacak iddiaları da ortaya attı. Bunlardan bir tanesi ermeni soykırımı ile alakalı. Diğeri ise ve en önemlisi “Kürt Kartı”nı oynamak istemesidir. “siz bizim iç işlerimize karışırsanız biz de sizin iç işlerinize karışır ve Kürt halkına yaptığınız zulmü anlatacağız. Gerekirse gemilerle PKK’ya yardım göndereceğiz” diyor. Evet, Siyonist İsrail her yola başvuracağını açıkça söylüyor. Her konuda Türkiye’nin önüne konulan “Kürt sorunu” ne yazık ki Filistin davasında da önümüze konuluyor. Elbette bu gerçekler göz önünde bulundurulmalı, fakat burada üzerinde durulması gereken şeyler var. Ancak Siyonist İsrail ne zamandan beri mazlumun hakkını savunmasını kendisine vazife görmüş, üstelik bu kadar mazlum ve savunmasız yaşlı, kadın çocuk öldürerek? 

Son günlerde bu söylem daha da hız kazandı. Aslında pek de haksız değiller, çünkü İsrail sinsi düşüncelerini nasıl yürürlüğe koyacağını iyi biliyor. İslam dünyasının kanserli yarası haline gelen kavmiyetçilik ne yazık ki bu hassas konuda da önümüze konuluyor. Bundan birkaç yıl önce gündeme getirilen “Türk Yardımı” söylemi diğer Müslüman kavimleri rahatsız etmişti. “Müslüman halkların yaptığı yardımlar neden Türk yardımı olarak aktarılıyor?” giderek propagandaya dönüşen bu söylem ülke genelinde rahatsızlığa neden oldu. İHH başkanı Sayın Bülent Yıldırım da her fırsatta bunu dile getiriyor. En son gemileri uğurlama merasiminde yaptığı konuşma son derece mühim bir konuşmaydı.  Özelikle bu yardım hususunda Türkiye’deki Kürtlerin çabasını dile getirmesi var olan söylenti ve dedikodulara verdiği açık bir cevap niteliğindeydi. Yıllardır söz konusu Kudüs’ün fethi olunca haliyle dile getirilen kahraman Selahaddin-i Eyyubi oluyor. Ancak paylaşılmayan Selahhadin ne yazık ki Türkleştirilerek konuşuluyor. Bir türlü Kürt olduğunu kabul etmeyen anlayış Kürtlere karşı çok ciddi bir haksızlık yapıyorlar. İşte Sayın Bülent Yıldırım konuşmasında özelikle bu konuyu işledi ve Kürtlerin tarih boyunca yapmış oldukları İslami mücadeleyi, bu mücadelenin en büyük delili de Selahaddin-i Eyyubi olduğunu dile getirdi.

Belli ki Bülent Yıldırım’ın oynanmak istenen oyunların farkına varmış ve bu açıklamayı ısrarla dile getirmeyi doğru bulmuştur. Geminin İsrail eşkıyaları tarafından basıldığında da orada bulunan herkes aynı inançla direnmişler. Hatta İhh’dan Ayhan ağabey güvertede yapılan çatışmada Kürtlerin nasıl bir direniş gösterdiklerini anlattığında içim kabardı, işte ümmet ve tevhid bilinci budur, dedim. Çünkü ümmet bilinci ve İslami mücadele ruhu o gemide de hâkim olmuştu. Elbette böyle bir vahdet en çok bizi sevindiriyor. Şu da bilinsin ki, Filistin halkı bizim Kudüs ve gazze üzerinde ayrımcılık söylemlerinden ziyade vahdet bilincini istiyor. 

İsrail, gemi saldırısı sonrasında yaptığı açıklamalarda tutarsızlıklarına bir yenisini daha ekledi ve dedi ki; biz de Türkiye’deki Kürtleri ayağa kaldırırız. PKK’ya yardım gemilerini gönderir, Kürtleri kendi tarafımıza çekeriz. Siyonist İsrail’in bu çağrısını fırsat bilen çevreler aynı ağızbirliği içine girerek “Kürt kartını” gündeme getirdiler. 

Her şeyden önce şu çok iyi bilinmeli, Kürtler asla Kudüs davasında Siyonistlerle bir arada olamazlar, çünkü bu bir kere Kürt tarihine ve İslami mücadelede kendini inkâr etmesi anlamına gelir. Hiçbir şekilde onların kirli siyasetlerine alet olmayacak kadar asil bir millettir. Bölge devletleri ve İslam coğrafyasında kavmiyetçiliğin en üst seviyede olduğu halde kavmiyetçilik yapmayan Kürtler, acaba neden kavmiyetçilik söylemlerinden ve eylemlerinden uzak durduklarını biliyor musunuz? Söz konusu ümmet ve ümmetin vahdeti olunca akan sular durur. İslam tarihinde hiçbir zaman ihanetin safında yer almamışlardır. Asla harici kuvvetlerle işbirliği içerisine girmemişlerdir. İslam ve ümmetin salahiyeti için en büyük fedakârlığı yine Kürtler yapmıştır. Arap ve Türk milliyetçiliği karşısında “kardeş”liğe önem vermişlerdir. Şimdi İsrail kirli ve alçakça şekillendirdiği siyasetine Kürtleri alet edebileceğini mi sanıyor? Şunu çok net bir şekilde söylüyorum ve asla pişman olmayacağım bir iddiada bulunuyorum; İsrail gemileri Kürtlere yardım adı altında geldiklerinde o gemileri asil ve imanlı Kürt halkı tarafından yerle bir edilerek hem denizin hem de tarihin karanlıklarına gömerler. Aslında İsrail de bunu çok iyi biliyor ve böyle bir riske giremeyeceğini hepimiz biliyoruz. 

Haçlı seferlere karşı direnen ve zafere ulaşan Kürtlerdi. Batı dünyası bunun intikamını  çok acı bir şekilde aldı. Kürt bölgesini dörde ayırdı  ve her parçayı bir ülkenin egemenliğine bıraktı. Aynı  bölgede ama bir araya gelmeyen Kürtler. Bunun farkında oldukları halde yine batı dünyasının oyununa gelmemişlerdir. Siyonist İsrail şimdi de kendi çıkarı ve işlediği cinayetlerin üstünü kapatmak, sorgulayanları da bu gibi söylemlerle kendi safına çekmeye düşünüyor. Ama çok iyi bilinmelidir ki; Kürtler bu oyuna gelmeyecek ve Kudüs özgürleşene kadar da onurlu direnişlerini sürdüreceklerdir. Kürtler de çok iyi biliyorlar ki, Kudüs’ün özgürlüğü ümmetin vahdetiyle mümkündür. Kürtler çok iyi biliyorlar ki Kudüs özgürleştiği zaman Kürt halkının da özgürlüğü gerçekleşecektir. Çünkü Kudüs’ü özgürleştirecek olan inanç aynı şekilde Kürdistan’ın da özgürlüğünü kabul edecektir. Kudüs’ün özgürlük sevdası ancak gerçek manada Allah’a teslim olmuş yüreklerin mücadelesi ve direnişiyle mümkündür. Allah’a tam iman etmiş kalplerin kavmiyet diye bir derdi olmayacak ve Kürdistan ismini büyük bir sevinçle zikredecektir.

Özgür Kürdistan’ın yolu Mescid-i Aksa’dan geçiyor, tıpkı ümmetin vahdeti gazze’deki direnişle hayat bulduğu gibi. Bu nedenle bu iki önemli varlığı bertaraf etmek isteyen İsrail ve onun işbirlikçileri tarafından ortaya atılan bu iddialara en doğru cevabı mümin ve mazlum Kürt halkı verecektir. Kürtlerin bu geliştirilen söylemi boşa çıkarmaları gerekiyor, çünkü Kürt kimliğine saklanmış içimizdeki Siyonist kalemlerin tezgâhları çok ustaca kurulmuş bir tezgâhtır. Bilerek veya bilmeyerek o tezgâha düşmemek lazım. Özgür Kudüs seferberliğinde yola çıkmış özgürlük kervanını yarı yolda bırakmayacaktır. İnanmayana da hodri meydan, gelsin de Siyonist İsrail bunu yapmaya kalkışsın.

Bu yazı toplam 2039 defa okundu.
Yorumlayan:
Aydın Altay
Tarih:22 Temmuz 2010 Perşembe Saat 08:29
gerekli açıklama
yapılan bütün yorumlar ve sorulan soruların cevabını en kısa zamanda burada okuyacaksınız inşallah.
Yorumlayan:
muhabir
Tarih:21 Temmuz 2010 Çarşamba Saat 12:44
kürdistan??
böylesine güzel başlayan bir yazının son paragraflarında şok edici edici açıklamalar var.. öncelikle Tevhid kelimesinden yazarın ne anladığını merak ediyorum.. en basit ifadeyle tevhid kelimesi vahdet ten geliyorsa, yani bölünme değil bütünleşmeye, bir olmaya işaret ediyorsa, ve bütün ümmet tek bir millet ise, kürdistan kelimesini ortaya atmanın mantığı nedir..? topraklarında yaşadığı ülkeden kendi kendini yabancılaştırma gayretidir aslında kürdistan hayali.. tarihten gelen kültürüyle ve yaşam tarzıyla bu ülkenin hamurundadır zaten kürt halkı..türk milletinden kasıt orta asya şamanlığı olmadığı sürece kürt kardeşlerimin bir rahatsızlık duymaması gerektiğini düşünüyorum..
Yorumlayan:
veli şahduran
Tarih:21 Temmuz 2010 Çarşamba Saat 12:33
fecr nuru'na..
''Özgür Kürdistan’ın yolu Mescid-i Aksa’dan geçiyor, tıpkı ümmetin vahdeti gazze’deki direnişle hayat bulduğu gibi'' bu sözler savunduğunuz yazara ait.Yoruma mahal yok.Sevgili fecr nuru Türkler olunca herşey mübah,kürtler olunca neden her şey bölücülük manasına geliyor diyorsun.Söylermisin bana Türkiye de ülkesine başkaldıran başka hangi kavim var.Azeriler,nasturiler,ermeniler,lazlar,çerkezler mis gibi rahat bir tek çıbanbaşı sizler.huzursuzluğun kaynağı kürtlerdir bu ülkede başka kavim varmıdır söylermisiniz?Tevhid inancından bahseden sizler neden kavmiyetçilikten bahsedersiniz bunu bir açıklarmısınız?Medine toplumunda yahudide,hristiyanda,müslümanda vardı.Başkaldıran yahudileri resul o topraklardan sürgüne gönderdi?niye?çünkü toplumun yapısını bozucu hareketleri vardı.Egemen ülke bölücü unsurları elbette kabul edemez.tıpkı Kürt PKK lıların toplumun ahengini bozmaya çalıştıkları gibi.Sizin mantığınıza göre her kavim özgür olmalıdır ki böylelikle 72 fırkaya bölünmüş bir ümmet varolsun.
Yorumlayan:
fecrnuru
Tarih:20 Temmuz 2010 Salı Saat 12:44
Veli Şahduran Beye
Yazarın yazdıklarını okumadan, anlamadan yorumlayan Veli Şahduran Bey kardeşim, TSK, ergenekon ve PKK nın bu kadar herşeyiyle içli dışlı olduğunu belgelerle açıkça net bir durumdayken sizin böyle bir yorum yapmanız beni şaşırttı. Kudüs'ün özgürlüğünden bahsederken, bu ümmetin din, dil, ırk ayrımı yapmadan özgürlüğünü savunan biz Türkler, neden Kürtlerin özgürlüğü konusunda bu kadar ketum olabiliyorlar. Bu topraklarda Ayyıldız bayrağının dalgalanmasıyla özgür olduğumuza mı inanıyorsunuz?? Sözkonusu Türkler olunca herşey mübah, ancak bu topraklarda kaim ve köklü olan Kürtler olunca neden herşey bölücülük anlamına geliyor. Sizin zihninizde tevhit inancı nasıl bir inanç?? Tevhit, Adalet ve ümmet ne anlama geliyor??
Yorumlayan:
özgür dicle
Tarih:20 Temmuz 2010 Salı Saat 12:17
sapıtmak ve saptırmak...
Veli bey maksadınızı ortada. siz makaleyi okumamışsınız, makalede "kürt" ve "kürdistan" ifadeleri sizi rahatsız etmiş ve sırf yorum olsun diye yorum yapmışsın. yazar ümmetin birliğinden bahsediyor, bu birlikteliği yakalayan bir ümmetin kavimler üzerinde zaman harcamayacaklarını, bu ümmetin bağrına çizilen sınırların önemi kalmayacağını belirtiyor. siz ise bu makaleyi asıl maksadından uzaklaştırmak için olayı saptırıyorsunuz. israil ve abd destekli türkiye'den vazgeçtiniz mi ki; israil ve abd destekli kürdistandan geçilmesini talep ediyorsun? samimi olun lütfen!!!ne laik kemalistler ne de marksist pkk bu ülke halkının temsilcileridir. siz islamın ne anlama geldiğini hala kavrayamamışsınız. kendi faşizan düşüncelerinizi islami söylemlerle dile getirmeyin bence. yazdığını yorumlar da sizi komik duruma getiriyor, bunu da hatırlatayım...
Yorumlayan:
veli şahduran
Tarih:19 Temmuz 2010 Pazartesi Saat 00:54
özgür dicle ye
önce okuduğunu anlamaktan aciz olan kardeşim yazdıklarımı iyice bir daha irdele.ümmetin içinde bulunduğu durumla bağımsız kürdistan dediğiniz ütopyanın yakından uzaktan hiç alakası yok bu bir.Kürtlere eğitim vermeye giden öğretmeni vuran,hizmet getirmeye çalışan,şantiye yi yakan,dış güçlere karşı koruyacak askeri polisi şehit eden,başbağlarda masum bebeleri,yaşlı amcaları öldüren,bu ülkeyi bölmeye çalışan insanlar mı ümmetin vahdetini sağlayacak?Bu iki.PKK ile olan ilişkiniz var mı nmerak ediyorum.onlar da sizin gibi bağımsız kürdistan cı.Açık olun söyleyin.Saflarınız,beyin yapılarınız örtüşüyor çünkü.Bu üç.İslam adını kullanıp ta,Kudüs gibi kutsal mekanları bölücülük emelerinize alet etmeyin bu dört.Hangi kavim esaret altındaymış söylermisin?Kürtler mi?Bayrağımızı bayrak kabul etmiyorsanız,istiklal marşımızı kabul etmiyorsanız bir şey diyemem. ozaman başka vatan arayın.bu beşBeyninizdeki örümcek ağlarını kim örmüşse artık onları çözünİsrail,ABD destekli bağımsız kürdistandan vazgeçin.
Yorumlayan:
özgür dicle
Tarih:18 Temmuz 2010 Pazar Saat 11:31
veli şahduran'a
pardon veli kardeş, sizin kitabınızda ne yazıyor? tefrika yazmıyor,uslu uslu oturanın tavuğuna kışşt denilmiyormuş, el ele gönül gönüle yaşadığınız ülkenin her köşesine kan sıçramış,saçma sapan söylemlerle insana yaşatılan acı hayatı görmezden gelecek kadar kör olmak buna denir. islam ümmeti ve allahın dinini sınırlarla çeviren bazı zavallılar kalkmış bölücülükten bahsedebiliyor. evet, ben yazarın her söylediğine katılıyorum; özgür kudüs demek özgür kürdistan demektir. çünkü kudüsün özgürlüğü ümmetin yek vücut olmasına bağlı. böyle bir birliktelik sağlanıldığı takdirde her kavim özgürleşecek, bu özgürlük sizin kafanızdaki tel örgülerle çevrili bir özgürlük değil. kafaların kumdan çıkarılma zamanıdır...
Yorumlayan:
Veli şahduran
Tarih:16 Temmuz 2010 Cuma Saat 17:53
Bu mu dur sizin yaklaşımınız?
Yazıyı içerik olarak hiç beğenmedim.Bunu baştan bir söyleyelim.Bağımsız Kürdistan da ne demek?Iraklı kürtler bağımsız oldu biz hala olamadık mı demek istiyorsunuz.Size ne zana uslu uslu durdunuz da tavuğunuza kışşt denildi.Allah aşkına biraz mantıklı olun artık.Yedi milletin içimize burnunu soktuğu yetmiyormuş gibi sizde bizi içimizden vurmaya kalkışmayın.Hem islam kardeşliğinden dem vurup hem de bir milletin içine tefrika sokmaya çalışmak bizim kitabımızda yazmaz.El ele gönül gönüle yaşıyoruz şu ülkede.Bağımsız Kürdistanmış..nereyi içimizden bölüp nereyi devlet edineceksiniz?İnsan vücudundan bir parçayı bile bile kesebilir mi?Bunun akla ziyan olduğunu herkes bilir.Masum çoluk çocuğu öldüren kürtler,Kürtleri öldüren yine kürtler,sonrada bağımsız Kürdistancı kürtler.Kendi kendinizden şu insanları nefret ettirmekten uslanın artık.Bakın biz hala bu işleri bırakın,aramızda sorun yok dedikçe siz sorun var diye ortaya çıkıyorsunuz.Uzlaşmacı asla değilsiniz.Ecnebilere hizmet etmeyin artık !.
Yorumlayan:
Muhammed Safa
Tarih:08 Temmuz 2010 Perşembe Saat 12:08
Rabbim yardım etsin...
Sana kalkıp tarihi anlatacak değilim Fatih, bıktık türklük mukaddeslerinizden ve arapların ve farslarında...Ama bizim ırki mukaddeslerimiz yok sizin gibi...Tıpkı Kufe de Eşar Bin Makik gibi bizde sana rağmen bu kardeşliği Allah namına bozmayacaz...
Yorumlayan:
mustafa çelik
Tarih:28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 15:18
teşekkür
çok teşekkür ederim..yazınızdan çok istifade ettim..bu şekilde doğruları çekinmeden dile getirecek yazarların gazetecilerin sayısının artması temennisiyle..