Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PKK’yi takmamanın dayanılmaz ağırlığı
Roni Margulies
ronmargulies@btinternet.com
18 Ağustos 2010 Çarşamba Saat 14:33

Haydi bakalım, buyurun! Bu barış fırsatını bu sefer nasıl kaçıracaklar, merak ediyorum.

Kaçırmak çok kolay. Bahane çok.

Birkaç tanesini hemen sayıverelim.

En kolayı “terör”. “Bunlar terörist, teröristlerle masaya oturmam, görüşmem, önce terörizmden vazgeçsinler.”

Gel gör ki, “terörist” muğlak bir kavram, nereden baktığına göre değişir. Birinin teröristi, öbürünün özgürlük savaşçısıdır. Dünün teröristinin bugün başbakan olduğu ülkeler var dünyada. Dahası, senin kendi vatandaşlarının beşte biri bunları terörist olarak görmüyorsa, haklı buluyorsa, kendi oğulları ve kızlarıysa senin “terörist” dediklerin, o zaman “terörist, terörist” diye bağırmanın pek bir faydası kalmıyor.

Yine kolay, “Silah bıraksın, öyle görüşelim.”

İyi de, bir kavgada iki tarafın da yapmayacağı şey, durup dururken silah bırakmaktır. Yenilmemişse, niye bıraksın? Neye güvenerek bıraksın? Masaya oturduğunda, “Sen zaten silahsızsın artık, şimdi binerim işte tepene” denmeyeceğini nereden bilsin? Yılların biriktirdiği güvensizliğin ardından, karşılığında ciddî ve ikna edici bir taahhüt verilmeden silah bırakan örgüt olmuş mudur dünyada? Bunu beklemek anlamlı değil, gerçekçi değil.

Şu da kolay, “Tamam, bu adam silahsız, iyi, ama terörü lanetlesin, silahlılarla ilişkisini kessin, sonra bakarız.”

Harikalar diyarında makul bir talep. Ama bizim yaşadığımız diyarda olmaz öyle şey. Adam Belediye Başkanı. Oğlu 17 yaşında. Hergün tartışıyorlar, haklarımızı nasıl elde ederiz, bu baskıya nasıl son verdirebiliriz, ne yapmalı, nasıl yapmalı. Sen adamı hiçbir suçu yokken tutuklayıp kelepçeleyip cezaevine atıyorsun; adam tartışmayı kaybetmiş oluyor, oğlu dağa çıkıyor. Dağdaki oğlunu mu lanetleyecek? Benim onunla ilişkim yoktur mu diyecek? Demez. Sen demesini istedikçe, oğlunu daha da haklı kılarsın.

Geçenlerde Radikal’de Murat Yetkin iki basit soru sormuş:

“İnanılmaz hatalarla (haydi ilk denemesi diyelim) başarısız kalan bir Kürt açılımı, ABD’nin istihbarat desteği, İran’ın sınır ötesi desteği, Irak’a sınır ötesi operasyonlara rağmen 1 Haziran İskenderun baskınıyla çatışma düzeyini yükselten ve 12 Eylül halkoylaması sürecinde hükümetin yumuşak karnına indirdiği darbelerle süreci kontrolüne almış görünen bir PKK var ortada. Nasıl oluyor da geldiğimiz aşamada olayların akışı (mutlaka 12 Eylül’deki halkoylamasının AK Parti’nin elini kolunu bağlıyor olmasının da etkisiyle) PKK’nın eline geçmiş görünüyor? Yirmialtı yıl sonra bugün nasıl oluyor da Ankara, İmralı’da müebbet yatan PKK kurucusu Abdullah Öcalan’ın silahlı ve silahsız takipçilerine ne mesaj vereceğini dikkatle bekler durumda?”

Anlamayacak ne var yahu bunda?

Kürt hareketini 3-5 eşkıya, bir avuç terörist, İsrail’in maşası, Ergenekon’un taşeronu filan fıstık olarak görürsen, durumu çakamazsın. Hata yaparsın, Kürt hareketi büyür.

Kürt hareketini bir televizyon, iki güzel söz ve biraz ekonomik yatırımla tasfiye edebileceğini zannedersen, hata yaparsın, Kürt hareketi büyür.

Bu hareketin silahlı ve silahsız, az silahlı ve çok silahlı, “yasal” ve yasadışı” temsilcileri var. Seç seç beğen. Ama birini beğen artık. Beğen ve masaya otur.

Ve oturduğunda elinde bir şeyler olsun. Seçim barajını düşürmek mi, İmralı’daki koşulları değiştirmek mi, tutuklu Belediye Başkanlarını serbest bıraktırtmak mı, anadilde eğitimi tartışmaya açmak mı, sen bilirsin. Hangisi zor ki bunların?

Tepki gelir diye mi korkuyorsun? Evet, gelir. Çıkarsın o zaman meydanlara, eşitlik anlatırsın, kardeşlik anlatırsın, barış anlatırsın.

Kan dökülmesin, analar ağlamasın. Evet, ama mesele sadece bu da değil. Dahası var.


Bu memlekette silahlı çatışma bitmeden, askerin siyasetteki ağırlığı yok edilemez. Savaşan bir ordu her zaman ülkenin en önemli kurumu olmaya devam edecektir, her türlü hakkı kendinde görecek ve bunu meşrulaştırabilecektir.


Bu memlekette silahlı çatışma bitmeden, Ergenekon’un askerî ve sivil kanatları tümüyle temizlenemez. Derin devlet her zaman kendisine verimli bir alan, devşirilmeye hazır kadrolar ve dökecek kan bulacaktır.


Bu memlekette silahlı çatışma bitmeden, demokrasi güzel ama erişilmesi imkânsız bir hayal olarak kalacaktır. Vatandaşlarının beşte biriyle savaşan bir ülkede demokrasi filan olmaz.

Bu yazı toplam 545 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..